📢 TÜM ÖĞRETMEN SAYFALARINA ÇAĞRIMIZDIR!
Öğretmenlerin uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik tazminatları ile ek ders ücretlerinin emekliliğe yansıtılması konusunu gündeme taşıyalım!
Öğretmenler görevdeyken emek veriyor, üretiyor ve geleceği yetiştiriyor. Ancak bu emeğin emeklilik dönemindeki karşılığı da düşünülmeli.
📌 Uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik tazminatları emekli aylığına yansıtılsın!
📌 Ek ders ücretlerinin emekliliğe esas kazanca dâhil edilmesi için düzenleme yapılsın!
📌 Öğretmenlerin emeklilikte yaşadığı gelir kaybı azaltılsın!
📣 ÖĞRETMEN SAYFALARINA ÇAĞRIMIZDIR:
Bu konu yalnızca birkaç kişinin değil, hepimizin meselesidir. Sesimizi daha geniş kitlelere duyurmak için bu paylaşımı yapalım, paylaşalım ve gündemde tutalım.
Birlikte daha güçlü bir ses olabiliriz!
🔁 Değerli öğretmen sayfaları, lütfen siz de paylaşarak destek olun.
#ÖğretmenHakları #UzmanÖğretmen #Başöğretmen #EkDers #EmeklilikHakları
Gelir Vergisi tarifesinin bu yıl 190.0000 TL olan ilk dilimi gelecek yıl için 240.000 TL olacak. Oysa 2000 yılından bu yana Yeniden Değerleme Oranı “KURUŞU KURŞUNA” uygulansaydı gelecek yıl için ilk dilimin 240.000 TL değil 665.000 TL’yi geçmiş olması gerekirdi.
Akaryakıtta ÖTV’yi tespit ederken virgülden sonra dört haneyi dikkate alan bu sistemi kuran ve devam ettirenler; konu işçinin, emekçinin gelir vergisi tarifesi olunca %5’lik küsuratlar dikkate alınmaz diyerek milyonlarca bordrolunun lokmasını dilim dilim almış, gizli gizli kırpmıştır.
TC vatandaşı yapılan ve "Barış" adını alan bu Suriyeli Mersin'de yaşıyor.
Arap ülkelerinde güç sembolü olan doğan ve şahinleri Toros dağlarında avlayıp Orta Doğu'da açık artırma ile satılan yerlere gönderiyor!
Doğa koruma memuru A.Ş. ile ortak!
Toroslarda çadır bile kurmuş!
MEB ‘in ek ders brüt ücreti rakamları haklı olarak öğretmenlerin Eleştrisine sebep oldu .
Bırakın net rakamı brüt rakam bile öğretmenin bir saatlik emeğinin asla karşılığı olamaz .
-eve bakım/kontrole gelen meslek sahiplerinin bir saatlik ücretinin 3-4.000 tl olduğu günümüzde öğretmenin okulda bir saatinin 160-185 tl olmasının savunulur /konuşulur tarafı olamaz elbette .
**net tutar vergi dilimine göre:
2026 Temmuz–Aralık dönemi için MEB’de kadrolu öğretmenin normal gündüz ek ders ücreti:
Brüt: 220,57 TL
%15 vergi dilimi: 185,81 TL net
%20 vergi dilimi: yaklaşık 174,78 TL
%27 vergi dilimi: yaklaşık 159,34 TL
Öğretmen arkadaşım, bir dur ve düşün...
📌 Öğle aralarında kendi cebinden yiyorsun.
Yemek ücreti alıyor musun? → YOK
📌 Köyde ya da uzak bir okulda görev yapıyorsun.
Yol parası alıyor musun? → HAYIR
📌 Şık ve örnek olman bekleniyor.
Giyim yardımı alıyor musun? → O DA YOK
Peki, bir çok farklı kurumda çalışanlar bu haklara sahipken, sen neden hâlâ bu haklardan mahrumsun?
Ve daha da önemlisi:
Üyesi olduğun sendika bu hakları senin adına talep ediyor mu?
Bu soruları artık sadece kendine değil, yetkiyi elinde tutanlara da sormanın zamanı gelmedi mi?
Hak verilmez, alınır! Birlik olursak, değiştiririz.
Seni de mücadelemizde görmek istiyoruz.
https://t.co/ZerO0OLHxl
#Yemek #Yol #Giyim
#AnadoluEğitimSendikası
Okuldan artan zamanlarımda, Anadolu'da köy köy gezerek halk müzikleri kaydeden sıradan bir müzik öğretmeniyim. Kayıtlarımı tüm dünya tanısın istiyorum. Sizden ricam bunu retweetlemeniz. Ayrıca kanalıma abone olmanız için link:https://t.co/uGfixT0jMs
Siz kimsiniz???!!!!!
Kendinizi ne zannediyorsunu????!!!!!
Biz bu vatanı, bu toprağı çok seviyoruz ve beğeniyoruz. Beğenmeyen, değiştirmye/dönüştürmeye çalışan sizsiniz!!!!
O yüzden lafınızı siz ve sizin gibilere aynen iade ediyoruz….
Ne mutlu TÜRK’üm diyene!!! @CengizCandar
Eğitim öğretim yılına hazırlık ödeneği önceleri kurban parasına denk gelirken, şimdi üçte birine dahi denk gelmiyor.
Yemek ödeneği yok.
Ulaşım ödeneği yok.
Kıyafet ödeneği yok.
Bayram ikramiyesi yok.
En azından 1 asgari ücret kadar hazırlık ödeneğimiz olmalı.
Eğitim öğretim ödeneği bu sene 8 bin lira civarı oldu diye memnuniyet belirten ve kazanım diye anlatanlar var.
8 bini değilde 8 sene önce bir maaşın 1/3'ü iken bugün 1/10 oluşunun kazanımını konuşalım.
Keza ek dersler de büyük kayıplar var. Bir ek ders ücretiile bir bardak kahve içemiyorsun.
Daha akla mantığa sığmayan ise geçen sene toplu sözleşmeler yapılırken hedef enflasyon %16 baz alınarak artış oranları belirlenmişti. Dün hedef enflasyon %28 olarak güncellendi fakat artış oranları ise aynı kaldı.
Bunlar insanların aklıyla alay etmektir.
Maaş zammı %16 enflasyon hedefiyle yapıldı.
Sonra hedef %28’e çıkartıldı.
Çalışanın maaşı hedefe göre geride kaldı.
Aradaki 12 puanı kim ödeyecek?
#memur
Maaş zammını %16 enflasyon hedefiyle yaptın.
Sonra dönüp hedefi %28’e çıkardın.
Çalışanın maaşı hedefe göre kaldı,
Aradaki 12 puanı kim ödeyecek?
Bunun adı tahmin hatası veya başarısızlık değil...
Bunun adı çalışanın parasına çökmektir!
Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi’nde dışarıdan getirilen 4 muzlu süt, işletmeden satın alınmadığı hâlde adisyona eklendi.
♦️Takipçi şikâyeti:
“Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi’ne Amerika’dan gelen misafirlerimle birlikte gittik. Toplam 5 yetişkin ve 5 çocuktan oluşan iki aileydik.
Yanımızdaki 2 ve 3,5 yaşındaki iki çocuğun ellerinde, Avrupa Yakası’ndan yaklaşık 1 saat önce satın aldığımız ve büyük ölçüde tüketilmiş iki adet muzlu süt bulunuyordu.
Bir süre sonra işletme çalışanları masamıza gelerek dışarıdan içecek getirmenin yasak olduğunu ve çocukların ellerindeki sütlerin kaldırılması gerektiğini söylediler.
Çocukların elinden sütlerini almanın doğru olmayacağını belirterek, işletmenin ticari gelirine zarar vermemek adına çocuklar da dâhil olmak üzere masadaki herkes için birer içecek sipariş edeceğimizi ve ücretini ödeyeceğimizi söyledik.
Nitekim işletmeden toplam 9 adet içecek ve çeşitli atıştırmalıklar sipariş ettik.
Buna rağmen işletme sorumlusu masamıza gelerek, ‘Bu sütleri kaldırın ya da masanıza iki adet sütü adisyona ekleyeceğim.’ dedi.
Ben de bebek arabasında diğer çocuklar için duran aynı sütten iki adet daha olduğunu söyleyerek, uygulamanın mantıksızlığını ifade etmek amacıyla ‘O hâlde onları da yazın.’ dedim.
Yaklaşık 20-30 dakika sonra hesabı istediğimizde, işletmeden satın almadığımız hâlde çocukların yanında bulunan toplam 4 adet muzlu sütün adisyona eklendiğini gördük.
Bunun nedenini sorduğumda işletme sorumlusu, bunun işletmenin kuralı olduğunu ve dışarıdan yiyecek veya içecekle girişe izin verilmediğini söyledi.
Bunların 2 ve 3,5 yaşındaki çocuklara ait olduğunu söylediğimde ise, ‘Çocuk dedikleriniz 3-5 yaşında, büyük sayılırlar. Çocuk da olsa elinde bir şeyle işletmeye giremez.’ cevabını verdi.
Bu uygulamanın hukuka aykırı olduğunu düşündüğümü ve durumu CİMER ile Ticaret Bakanlığı’na bildireceğimi söylemem üzerine tavrı değişti.
Bu kez, ‘Aslında içmediğiniz şeyleri yazmayacaktık. Ama bebek arabasında da iki tane daha süt var, onları da yazın diyen sizdiniz. Biz de sizin isteğiniz üzerine yazdık.’ dedi.
Oysa sütleri adisyona ekleme fikrini ilk olarak işletme tarafı ortaya atmış ve bunu bize bir seçenek olarak sunmuştu.
İşletmeden ayrıldıktan sonra çevredeki bazı esnaflarla görüştüğümüzde, benzer durumların daha önce de yaşandığını söylediler.
İşletmede yaklaşık 30 dakika kaldık. Ödediğimiz adisyon ile çocukların ellerinde bulunan sütlere ait fotoğraflar da elimizde mevcut.
Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi’nde gerekli denetimlerin yapılmasını, işletmeden satın alınmayan ve özellikle küçük çocukların yanında bulunan ürünlerin adisyona ücretli olarak eklenmesi uygulamasının incelenmesini ve yaşanan durumla ilgili açıklama yapılmasını talep ediyorum.”
Karayolları Genel Müdürlüğünde çalışan kadrolu sürekli işçiler 2026 yılı giyim yardımı 116.050 TL
Tarım bakanlığı memurlarına giyim yardımı 19.000 TL
Öğretmenler 0 TL başka ücret almayan memur var mı ?
Odysseus filminde bir hukukçu için en ibret verici sahne sirenler sahnesidir. Sirenler sesleriyle gemicileri cezbedip çıldırttığı bilinen yarı kadın ya kuş şeklinde canlılardır. Ambulanslardaki "siren sesi"nin adı oradan gelir.
Odysseus'un gemisi Sirenler arasından geçmek zorunda kalınca çareyi kulaklarını balmumuyla tıkamakta bulurlar ama Odysseus meraklıdır. Sirenlerin sesini çok merak eder: (Anayasa Hukuku ile ilgili kısma geldik)
Odysseus'un emriyle adamları onu geminin direğine sıkıca bağlarlar ve onun tembihlediği üzere, o ne derse desin ve ne yaparsa yapsın onu çözmezler.
Böylelikle Odysseeus bir 'kendi gücünü kendi eliyle sınırlama' örneği vermiş olur. Bu sınırlama sayesinde, sınırsız yetkili bir kaptanın yapamayacağını yapmış, Sirenlerin sesini duyup sağ çıkmıştır.
Egemen olan bir devlet de anayasa aracılığıyla kendi iktidarını kendi eliyle sınırlarsa, sınırsız yetkili iktidarların yapamadığını yapar: istikrarlı idareyi ve hukukun üstünlüğünü teminat altına almış olur.
🚨🚨 Korkunç bir olay! Yeni nesil, gelecekte her şeyi yanlış öğrenebilir!
Belli ki yakında ortalık çok karışacak!
Hollanda, Almanya ve İsviçre başta olmak üzere birçok ülkede yaşanan şok dalgası, siber dünyanın en karanlık fütüristik senaryolarından birini gerçeğe dönüştürdü.
Milyar dolarlık yapay zeka devlerinin telif yasalarını arkadan dolaşmak ve botlarını kimsenin bilmediği bilgilerle eğitmek için başlattığı endüstriyel bir kültürel tasfiye operasyonu ifşa mı oldu?
Sahaflardan gelen ihbarlar ve ABD’deki dava dosyaları, siber dünyanın bu yeni gizli operasyonunun tüm teknik anatomisini, gerçek amacını ve geleceği nasıl tehdit ettiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.
⚠️ Hollanda ve Avrupa’da neler yaşandı?
Olay, Avrupa'daki sahafların sistemlerine sabaha karşı (03.00 - 05.00 saatleri arasında) insan elinden çıkması imkansız olan, saniyeler içinde yağan binlerce kitap siparişiyle deşifre oldu. Hollanda radyosu BNR'nin raporlarına göre, Haarlem'deki De Vries & De Vries kitabevi gibi birçok noktaya Singapur merkezli 2077AI veya Kanada merkezli Zoom Books gibi paravan yapay zeka iştiraklerinden listeler gönderildi.
Sipariş edilen kitaplar piyasa değeri olan, koleksiyonluk popüler eserler değildi. Tam aksine; İrlanda folkloruna dair niş akademik tezler, 19. yüzyıldan kalma jeomekanik incelemeleri, yerel tarih kayıtları ve dijital dünyada taraması, PDF'i bulunmayan gölgede kalan nadir basımlardı.
Yapay zeka devi Anthropic'in (Claude) gizli iç yazışmalarından sızan ve siber davalara konu olan Project Panama (Panama Projesi), bu sürecin vahşetini gözler önüne serdi. Şirketler, sahaflardan ve kütüphanelerden milyonlarca dolar harcayarak topladıkları bu fiziksel kitapları devasa depolara yığıyorlar.
Ardından kitaplar "hidrolik endüstriyel kesim makinelerine" sokuluyor ve ciltleri dümdüz kesilerek sayfalar birbirinden tamamen bağımsız yapraklar haline getiriliyor. Cildinden koparılan sayfalar, dakikada yüzlerce sayfa tarayabilen endüstriyel, yüksek hızlı optik tarayıcılara gönderiliyor.
Taraması biten, dijital verisi alınan milyonlarca sayfalık o orijinal fiziksel kitaplar, geri dönüşüm makinelerinde yakılıyor veya kağıt hamuruna dönüştürülerek yok ediliyor.
⁉️ Peki asıl amaç ne? Gelecek nesillere yanlış tarih aktarmak mı?
Bu bir hakikat tekelleştirmesi ve tarihi yeniden yazma operasyonu olabilir. Amaç ilk aşamada kasıtlı olarak "yalan tarih üretmek" olmasa da, sonuç tam olarak buraya çıkıyor. Fiziksel kitaplar yok edildiğinde ve o niş bilgilere sahip tek kaynak OpenAI, Google veya Anthropic'in yapay zeka modelleri olduğunda ne olur? Tarihsel gerçeklik özelleştirilmiş olur. Gelecek nesiller ilerleyen yıllarda belki de 1900'lerin başındaki bir toplumsal olayı araştırmak istediğinde sahaf raflarına bakamayacak ve sadece yapay zekaya sorabilecekler.
Bu yüzden ne olursa olsun yapay zeka şirketlerinin devletlerin ve küresel sermayenin baskısıyla çalışan, "politik doğruculuk" filtrelerine sahip yapılar olduğunu unutmamak gerekiyor. Fiziksel orijinalleri imha edilmiş bir tarihi, yapay zeka kendi filtresinden geçirerek gelecek nesillere aktaracaktır. Şirket algoritması canı isterse tarihi bir gerçeği "hassas içerik" diyerek sansürleyebilir, canı isterse veriyi manipüle ederek geçmişi tamamen kendi ideolojisine göre yeniden yazabilir. Fiziksel bir kitabı ortadan kaldırdığınızda, dijital veriyi manipüle etmek resmen birkaç dakika gibi bir şey. Tıpkı George Orwell'ın 1984 romanındaki "Hafıza Deliği" gibi; geçmişe ait tüm rahatsız edici belgeler yakılır ve bakanlığın yapay zekası tarihi her gün yeniden, sıfırdan kurgular.
🤬🤬 Korkunç!