🎬 EĞİTİM TEMALI 10. ULUSLARARASI KISA FİLM YARIŞMAMIZA BAŞVURULAR BAŞLADI
Eğitimin birey ve toplum üzerindeki etkisini, öğretmenlerimizin ve eğitim çalışanlarımızın fedakarlığını sinemanın diliyle anlatmak isteyen yönetmenleri yarışmamıza davet ediyoruz.
Bu yıl ilk kez verilecek Seyirci Özel Ödülü ile yarışmamızın ödül heyecanı daha da büyüyor.
Yarışmada birincilik ödülü 150 bin TL, ikincilik ödülü 125 bin TL, üçüncülük ödülü 100 bin TL, Mehmet Akif İnan Özel Ödülü 80 bin TL, Erol Battal Sendikal Kadraj Ödülü ise 60 bin TL olarak belirlendi. Seyirci Özel Ödülü sahibi ise 50 bin TL ödül almaya hak kazanacak.
Eğitimin hikayesini beyaz perdeye taşımak isteyen tüm yönetmenleri, öğrencileri, öğretmenleri Eğitim Temalı 10. Uluslararası Kısa Film Yarışmamıza katılmaya çağırıyoruz.
⏳ Son başvuru: 14 Aralık 2026
Başvuru için:
https://t.co/OQ3GQNPlN0
https://t.co/5ZvuY267pI
Can Ataklı, Mehter marşından en az Yunanlılar kadar rahatsız oldu:
“Mehterin Ne işi var Cumhuriyet Türkiye’sinde.”
Bak John! Senin kimin torunu olduğunu bilmeyiz ama Biz Osmanlı torunuyuz! Bu gibi durumlara seve seve alışacaksınız !
AP’NİN KIBRIS KARARI RUM PROPAGANDASINA TESLİM OLMUŞ BİR İFTİRA METNİDİR
Memur-Sen olarak, Kıbrıs Barış Harekâtı’nı tarihsel ve hukuki bağlamından koparan, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni asılsız iddialarla hedef alan ve Türkiye’yi “işgalci” olarak tanımlayan bu kararı şiddetle kınıyor; Rum propagandasına teslim olmuş bu iftira metnini bütünüyle reddediyoruz.
https://t.co/KwAUwTmgrq
Mustafa Kamal ile ilgili 1 çift kelam edenin hayatı zehir ediliyor, anasından doğduğuna pişman ediliyor.
Ama Allah’a, peygambere, Kur’ân’a hakaret eden elini kolunu sallayarak dolaşabiliyor ortalıkta rahatlıkla!
Bu ülkede bu toplumun kutsallarına saldıran tipler de hukuk yoluyla anasından doğduğuna pişman edilmezse “yuh!” bu ülkeye diyorum!
Yuh!
***Pazartesi'den Pazartesi'ye****
▪︎▪︎▪︎HEPİMİZE TATİL ÖDEVİ▪︎▪︎▪︎
Yönetimde, insani çabadan çok sisteme inanırım. Bu durum, başarı ve istikrar için insan faktörünü yok saydığım anlamına gelmez. Sonuçları itibari ile başarısız, verimsiz ve problem üreten bir sisteminiz varsa, yapmanız gereken, insanüstü gayretle, çok çalışarak, tek tek insanlarla uğraşarak bu açığı kapatmak değil, dönüp sisteminizi gözden geçirmek olmalıdır.
Sistemin başarısı ise teknik bilgiden ziyade kuruluş felsefesinde, mantığında ve yaklaşımında gizlidir. Günümüz insanı disiplin, ceza, korku, yaptırımla vs. ile değil; ödül, teşvik, umut ve motivasyonla verimli çalışıyor. Yaptığınız düzenlemenin ruhu hangisine uygun olmalı önce buna karar verilmelidir.
Bu bilgiler ışığında, hazır yaz tatiline de girmişken kendimize ödev verelim ve biraz çalışalım derim.
Eğitim sistemimizde, bütün alt sistemleri etkileyen en önemli husus kademeler arasındaki geçiş sistemidir.
Sınava dayalı mevcut sisteme, akademik başarının dışında ilave edeceğimiz puan değeri olacak bütün alanlara öğrenciler, aileler, ilgili sektör ve yatırımcılar kendiliğinden yönelecektir. Sanat, spor, bağımlılıkla mücadele, sağlık, okuma vs. alanlarda projeler yapmaya, platformlar kurmaya, devasa bütçeler ayırmaya hiç gerek kalmayacaktır.
Muhataplarımızı iyi analiz ettiğimiz ve doğru yaklaşımı belirlediğimizde, kendiliğinden oluşacak başarının maliyeti düşük, verimi ise yüksek olacaktır.
Örneğin, dört veya sekiz yılı dolan eğitim yöneticilerine verilecek eğitimi; yüz yüze, sınıf ortamında, hafta sonu, il merkezlerinde ve yönetmelik gereği zorunlu olarak planlamakla; aynı eğitimi daha iyi şartlarda, daha verimli ve birçok alternatif sunarak, alındığında puan değeri öngörerek teşvik eden bir yaklaşımla planlamak arasındaki farkı fark ettiğimizde, doğru sistemi anlamış olacağız.
Örnekleri çoğaltabiliriz. Yine eğitim yönetiminden devam edelim isterseniz.
İş yükünün arttığı, angaryanın ve bütçesiz okul şartlarının boğduğu, eğitim değeri olmayan onlarca projeyle muhatap, her biri kendini ünlü pedagog zanneden yüzlerce velinin kıskacında kalan müdür ve müdür yardımcılarını; puan için belge peşinde koşturmayacak, her dört yılda bir koltuğuna göz dikmiş arkadaşlarını takip etmek zorunda kalmayacak, kazanılmış hakkının neden getirildiği anlaşılamayan sertifika sınırlaması ile kaybetmediği bir yönetmelikle muhatap etmek neden mümkün olmasın?
Sistemin zorlayıcı özelliğini kullanacağımız alanlar da yok değildir. Örneğin eğitimin ve dolayısıyla genç neslin kurtuluşu mesleki eğitimde deyip sonra da sınıf seviyesinin altında kalan öğrenciyi, on ikinci sınıftan mezun olacağı yaşa kadar akademik başarıya endeksli eğitime tabi tutan sistemle yürümek sisteme inanmamak demektir.
Unutmayalım ki yasaları bugünün insanları yapar, bu yasalar da gelecek nesillere şekil verir.
Talat YAVUZ
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri
[email protected]
Genel Başkanımız Ali Yalçın, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüştü
Milli Eğitim Bakanlığında gerçekleşen görüşmede 2025-2026 eğitim-öğretim yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Genel Başkanımız, yeni eğitim-öğretim dönemine dair eğitim çalışanlarının talep ve beklentilerini Bakan Tekin’e iletti.
@tcmeb | @Yusuf__Tekin
Kürt milletini kendi ideolojik ajandalarına malzeme etmeye çalışanlara söyleyecek sözümüz var:
DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca'nın, "Kürtler, LGBT'nin özgürlüğü için her türlü bedeli vermeye hazır." şeklindeki ifadeleri; Kürt milletinin ortak iradesini değil, yalnızca kendi siyasi ve ideolojik yaklaşımını yansıtmaktadır. Hiç kimsenin milyonlarca Kürt adına bu şekilde konuşma hakkı ve yetkisi yoktur.
Kürt milleti asırlardır inancıyla, örfüyle, aile yapısıyla ve kadim medeniyetiyle var olmuş bir millettir. Bu milletin uğruna bedel ödediği değerler; Allah'ın rızası, ezanı, ailesi, namusu, adaleti ve insan onurudur. Bunların dışında hiçbir ideolojik söylem, Kürt milletinin ortak değeriymiş gibi sunulamaz.
Perihan Koca'nın LGBT ideolojisine yönelik düşünceleri kendisini bağlar ve bu düşünceler kesinlikle Kürt milletine mal edilemez. Çünkü Kürt milletinin tarihi; aileyi koruyan, iffeti ve edebi esas alan, inancını hayatının merkezine koyan bir medeniyetin tarihidir. Selahaddin Eyyubi'den Bediüzzaman Said Nursî'ye kadar nice âlim ve devlet adamı yetiştiren bu millet, İslam medeniyetine ilimle, irfanla ve fedakârlıkla hizmet etmiştir. Böylesine köklü bir mirası, toplumun inanç ve ahlak değerleriyle bağdaşmayan ideolojilerin temsilcisi gibi göstermeye çalışmak, Kürt milletine yapılmış büyük bir haksızlıktır.
Ayrıca ülkemizin birlik ve beraberliğini tehdit eden her türlü ayrıştırıcı anlayışa karşı durmak ortak sorumluluğumuzdur. Dün silahlı terör örgütleri toplumsal huzurumuzu hedef aldıysa, bugün de aile kurumunu, çocuklarımızı ve milletimizin manevi değerlerini dönüştürmeyi amaçlayan ideolojik dayatmaların toplum üzerinde oluşturduğu etkiler aynı ciddiyetle ele alınmalıdır. İnanç, aile ve kültürel değerlerimizi aşındıran her türlü ideolojik baskıya karşı kararlı bir duruş sergilemek, sadece bugünün değil, gelecek nesillerimizin de meselesidir.
Bizler her insanın onuruna ve hukukuna saygı duyarız. Hiç kimsenin hakarete uğramasını, ötekileştirilmesini veya şiddete maruz kalmasını kabul etmeyiz. Ancak bu yaklaşım, toplumumuzun inanç ve ahlak değerleriyle bağdaşmayan ideolojik söylemlerin Kürt milletinin ortak iradesi gibi sunulmasına sessiz kalacağımız anlamına gelmez ve çağrımız nettir: Kendi siyasi ve ideolojik görüşlerinizi savunabilirsiniz; ancak Kürt milleti adına konuşmayın. Kürt kimliğini kendi ideolojik ajandanıza meşruiyet zemini hâline getirmeyin. Kürt milletinin sesi; kadim medeniyetinden, İslami hassasiyetlerinden, aile değerlerinden ve kardeşlik hukukundan yükselen sestir. Bunu değiştirmeye de, çarpıtmaya da kimsenin gücü yetmeyecektir.
EMEKLİLER TÜKENİYOR, HAKKI OLANI İSTİYOR
Emeğiyle, alın teriyle ve birikimiyle kamu hizmeti sunarak ülkemizin kalkınmasında önemli rol üstlenen, çalışma hayatındaki aktif görevlerini tamamladıktan sonra da tecrübe, birikim ve irfanıyla topluma rehberlik etmeyi sürdüren tüm emeklilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.
Ne yazık ki emeklilerimiz, hak ettikleri refahtan ve itibardan uzak bir şekilde bu anlamlı güne buruk giriyor.
30 Haziran Emekliler Günü; emeklilerimizin haklarının teslim edildiği, insan onuruna yaraşır bir hayat standardına kavuştuğu günlerin başlangıcı olsun.
https://t.co/1mZOfLpapI
@mehmet_uca Koltuklar gelip geçicidir; önemli olan geride bırakılan hizmettir. Memur-Sen, üyelerinin hak kaybı yaşamaması, özlük haklarının geliştirilmesi ve sorunlarının çözülmesi için dün de bugün de mücadele ediyor.
Sağlık-Sen teşkilatımızda yürütülen seçim sürecinin tüm sağlık çalışanlarımız ve teşkilatımız adına hayırlara vesile olmasını temenni ediyor; sürecin demokratik olgunluk içerisinde hayırla tamamlanmasını diliyoruz.
Sendikacılık; çalışanların hak ve menfaatlerini koruma mücadelesinin yanında, nezaketin, istişarenin, demokratik iradenin ve teşkilat ahlakının da temsilidir. Bu nedenle seçim süreçleri; kişilerin değil fikirlerin, gerilimin değil hizmet anlayışının yarıştığı dönemler olmalıdır.
Ancak son günlerde seçim sürecine ilişkin çeşitli değerlendirmeler tarafımıza ulaşmaktadır. Üyelerimizin tercihlerini etkilemeye yönelik ayrıştırıcı ve baskıcı tutumların teşkilat kültürümüzle bağdaşmadığını açıkça ifade etmek isteriz. Hiçbir makam, hiçbir adaylık ve hiçbir seçim hesabı; üyelerimizin özgür iradesi üzerinde gölge oluşturmaya kalkışacak girişimlere meşruiyet kazandıramaz.
Bu doğrultuda herhangi bir yönlendirmeye veya tercihinden dolayı sonradan bir mağduriyet yaşayacağı endişesine maruz kalan üyelerimiz hiçbir çekince duymadan özgür iradelerini sandığa yansıtmalıdır. Hiç kimse, kullandığı oy nedeniyle çalışma huzurunun, kurum içindeki konumunun veya geleceğinin zarar göreceğini düşünmemelidir.
Dün olduğu gibi bugün de üyelerimizin hukukunu ve emeğini korumak bizim en temel sorumluluğumuzdur. Seçim sürecinde veya sonrasında, tercihinden dolayı herhangi bir üyemizin baskıya uğraması, dışlanması ve görev yeri veya çalışma şartları üzerinden yıldırılmaya çalışılması mümkün değildir.
Sandıkta ortaya konulacak irade yalnızca kendi iradeleri değil, aynı zamanda sendikal demokrasinin de teminatıdır. Bu nedenle hiç kimse kendisini yalnız hissetmemeli ve tercihinin bedelini ödeyeceği düşüncesine kapılmamalıdır.
Seçim sonucunda oluşacak yönetim kurulunun kimlerden meydana geldiğine bakılmaksızın ortaya çıkacak iradeye saygı duyulmalıdır. Ancak seçim sürecinde veya sonrasında tercihinden dolayı herhangi bir üyemizin hedef hâline getirilmesine, baskı altına alınmasına, dışlanmasına veya mağdur edilmesine asla müsaade edilmeyecektir.
Öte yandan sağlık kurumlarımızda görev yapan üst yöneticilerimizin de seçim sürecine ilişkin azami hassasiyet göstermeleri gerekmektedir. Kamu yöneticilerinin herhangi bir ekip, grup veya aday lehine tavır alması, koruyucu-kollayıcı bir yaklaşım sergilemesi, çalışanlar üzerinde doğrudan ya da dolaylı baskı oluşturabilecek tutumlara yönelmesi asla kabul edilemez.
Kamu gücünü, makamını veya idari yetkisini kullanarak seçim sürecini etkilemeye çalışan, çalışanların tercihlerini yönlendirmeye kalkışan ya da herhangi bir taraf lehine pozisyon alan yöneticiler karşılarında yalnızca bireysel tepkileri değil, Memur-Sen teşkilatının kurumsal duruşunu bulacaktır. Hiç kimsenin Memur-Sen çatısı altındaki sendikalarımıza ayar vermeye, teşkilatlarımızın iradesini şekillendirmeye, seçim sonuçlarını etkilemeye veya herhangi bir yapıyı kendi nüfuz alanı hâline getirmeye hakkı yoktur. Sendikalarımızın iradesi; makam odalarında değil, üyelerimizin hür vicdanında ve sandıkta tecelli etmelidir.
Bu vesileyle seçim yarışında yer alan her iki adayımıza başarı dileklerimizi iletirken, başkanlarımızı ve kıymetli ekiplerini de suhulete ve teşkilat hukukuna uygun hareket etmeye davet ediyoruz. Sergilenen tavrın ve yürütülen çalışmaların seçim sonuçlarından çok daha uzun süre hatırlanacağını unutmamak gerekir. Bugün aynı teşkilat çatısı altında omuz omuza mücadele verenlerin, yarın da aynı davaya hizmet etmeye devam edecekleri unutulmamalıdır.
Bu nedenle kırıcı söylemlerden, üyeler üzerinde baskı oluşturabilecek girişimlerden ve teşkilatımızın birlik ruhuna zarar verebilecek tutumlardan uzak durulması hepimizin ortak sorumluluğudur.
Üyelerimiz herhangi bir yönlendirmeye ihtiyaç duymadan, özgür iradeleriyle en doğru kararı verecek bilgiye, tecrübeye ve ferasete sahiptir. İnanıyoruz ki seçim tamamlandıktan sonra kazanan veya kaybeden taraflar değil; Sağlık-Sen'in kurumsal gücü ve teşkilatımızın ortak değerleri olacaktır.
SAVAŞA HAYIR!
ABD Büyükelçiliği önünde Siyah Çelenk Bıraktık ve basın açıklamamızı gerçekleştirdik.
Memur-Sen olarak; bu eylemimizle, kan ve yıkım üzerinden güç devşiren, coğrafyamızı kan gölüne bulayan katil siyonist sürüsünü bir kez daha protesto ettik.
Soykırımcı İsrail ve sahibi Emperyalist ABD tarafından çocukların sistematik olarak hedef alındığı, insan hayatının yok sayıldığı bu savaşı asla kabul etmiyoruz.
Demokrasi ve özgürlük söylemiyle süslenen bu yıkım siyaseti, milyonlarca masum insanın ölümüne ve on milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açmıştır.
Bugün bıraktığımız siyah çelenk, bu çağın karanlığının ve insanlık dışı yöntemlerin kaydıdır.
Ve bir kez daha haykırıyoruz:
Zulmün karşısında susmayacağız, vazgeçmeyeceğiz, çocukların kanı yerde kalmayacak!
#SavaşaHayır
https://t.co/iymTWfXGga
BOMBA DÜŞMEYEN ÜLKE KALDI MI ?
Bu kanlı anafor; Lübnan’ı, Gazze’yi, Azerbaycan’ı, Suriye’yi, Irak’ı, Katar’ı, Bahreyn’i, Kuveyt’i, Ürdün’ü, Umman’ı, Güney Kıbrıs’ı, Birleşik Arap Emirlikleri’ni, Yemen’i, Suudi Arabistan’ı; hasılı tüm bölgeyi içine çekerek adım adım ateşe vermektedir. Ülkemiz dahil bomba düşmeyen toprak kalmadı neredeyse.
Biliyoruz…
Ortadoğu’da akan her damla kanın, dökülen her gözyaşının ardında; merhametsiz, hakkı tanımayan bu zalim zihniyet vardır.
Sözüm ona demokrasi ve özgürlük söylemleriyle üzeri örtülmeye çalışılan bu kirli savaş; milyonlarca insanın hayatına mal olmuş, milyonları yurdundan, ocağından, sevdiklerinden koparmıştır.
Bugün bıraktığımız siyah çelenk; sadece bir tepki değil, aynı zamanda tarihe düşülen bir kayıttır.
İnsanlık vicdanına bırakılan bir şahitliktir.
Biliyoruz…
Zulüm ile abad olunmaz.
Mazlumun ahı, er ya da geç zalimi kuşatacaktır.
Onun için; mazlumun yanında durmaktan, hakkı haykırmaktan, adaleti savunmaktan asla geri durmayacağız.
İlanımızdır:
Susmayacağız.
Geri durmayacağız.
Vazgeçmeyeceğiz.
Bu katil düzen hesap verecek.
SAVAŞA HAYIR!
ZULME HAYIR!
#SavaşaHayır
HAYSİYETLİ YERDE DURUYOR, SAVAŞA HAYIR DİYORUZ 🎙️
Bugün, ABD Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakarak coğrafyamızı ateşe veren bu cinnet haline itirazımızı haykırdık.
Siyonizmin ve İsrail’in azgınlığına, çocukları hedef alan, aileleri parçalayan, kadınları çaresiz bırakan bu vahşete “hayır” dedik.
Epstein çukurunda debelenenlerin gündem saptırmak için İran’ı hedef alıp, devamında coğrafyamızı ateşe atmasına da, bu kirli akla da “hayır” dedik.
Biz; emeğin, vicdanın ve insanlığın tarafındayız.
Savaşa hayır, zulme hayır, adaletsizliğe hayır! #SavaşaHayır
Fevzi Çakmak İlkokulunu ziyaret ederek öğretmen arkadaşlarımızla bir araya geldik. Eğitim üzerine güzel bir sohbet yaptık, görüş ve önerilerini dinledik. Güler yüzleri ve misafirperverlikleri için öğretmen ve idarecilerimize teşekkür ederiz.
@Arslan__Burhan@mehmet_uca
Ahmet Yurtsever M.T.A.Lisesi ziyaret ederek öğretmen arkadaşlarımızla bir araya geldik. Eğitim üzerine güzel bir sohbet yaptık, görüş ve önerilerini dinledik. Güler yüzleri ve misafirperverlikleri için öğretmen ve idarecilerimize teşekkür ederiz.
@Arslan__Burhan@mehmet_uca
Zulüm sürdükçe isyanımız dinmeyecek, Savaşa Hayır! haykırışımız sürecek
ABD Büyükelçiliği önünde gerçekleştirdiğimiz siyah çelenk bırakma eylemi ve basın açıklamamızla; zulmü, işgali ve insanlık dışı saldırıları bir kez daha lanetledik.
Zulüm sürdükçe haykırışımız dinmeyecek, bu itirazımız susmayacak.
Memur-Sen olarak bu eylemimizle; kan ve yıkım üzerinden güç devşiren, acıyı siyasetin malzemesi hâline getiren o karanlık zihniyeti bir kez daha güçlü şekilde telin ettik.
Soykırımcı İsrail ve onun arkalayıcısı emperyalist Amerika Birleşik Devletleri tarafından yürütülen bu vahşet; sadece bir coğrafyayı değil, insanlığın vicdanını hedef almaktadır.
Çocukların göz göre göre katledildiği, annelerin feryadının göğe yükseldiği, masumların hayatının yok sayıldığı bu zulmü asla kabul etmeyeceğiz. Babasının gözleri önünde el kadar bebeğin bacağında sigara söndüren vahşiliğe, asla razı gelmeyeceğiz asla razı gelmeyeceğiz. #SavaşaHayır
Memur-Sen 9. Türkiye Buluşmamız Başladı
O zor yıllarda, yüreğini ortaya koyarak yola çıkan bir avuç inanmış insanın başlattığı kutlu yürüyüşümüz; bugün, inancın, emeğin ve umudun aynı idealde buluştuğu, milyonu aşan yüreklerin omuz verdiği büyük bir davaya dönüştü.
O gün atılan mütevazı adımlar, bugün güçlü bir irade; samimi gayretler köklü bir teşkilat bilinci; küçük bir topluluk ise heybetli bir aile oldu. Maziden atiye kocaman bir kale artık Memur-Sen.
Büyük yürüyüşümüzün 9. Türkiye Buluşması vesilesiyle aynı çatı altında bir araya gelmenin bahtiyarlığını, bu aziz ailenin bir ferdi olmanın gururunu ve onurunu derinden hissediyoruz.
Bu buluşma; sadece bir organizasyon değil, aynı zamanda ortak değerlerimizin, mücadele azmimizin ve kardeşlik hukukumuzun yeniden tahkim edildiği güçlü bir irade beyanıdır.
Memur-Sen olarak bizler; yalnızca emeğin savunucusu değil, aynı zamanda adaletin, hakkaniyetin ve kardeşliğin gür sesi olma sorumluluğunu taşıyoruz.
Kurulduğumuz günden bu yana, kamu görevlilerimizin temel hak ve özgürlüklerini artırmayı, haklarını geliştirmeyi bir görev bilirken; aynı zamanda milletimizin değerlerini önceleyen, toplumsal dayanışmayı büyüten ve insan onurunu merkeze alan bir sendikal anlayışı temsil ediyoruz.
#GüçlüMemurGüçlüTürkiye