Oyuncu Kerem Arslanoğlu, ATV'de yayınlanan 'Gözleri Karadeniz' dizisinin set çalışanı Ahmet Emin Yavuk'un dövülerek öldürüldüğünü iddia etti:
"Sette düştü kafasını vurdu diye haberi yapılıyor ama kafa tası kırılana kadar dövülerek öldürüldü."
Tayfun’u bugün 1 saat cam ardından acı içinde gördüm!
Anayasa Mahkemesi kararı UYGULANMADIĞI İÇİN, masum yere hapiste olan eşim Tayfun Kahraman, sağlığını kalıcı biçimde etkileyecek çok ağır ve sancılı bir süreç yaşıyor.
Oysa 4 senedir kimseye bir zeval gelmeden, geri dönüşü olmayan bir hasar almadan bu haksızlık bitsin diye dua ediyordum…
Tayfun geçirdiği MS atağı nedeniyle dün bütün gün daracık havasız bir ring aracı içinde oradan oraya götürüldü.
Hastaneden koğuşuna geri götürüldüğünde ilaç dağıtım saati geçtiği için almak zorunda olduğu Neurotin adlı ilacı verilememiş! Tüm geceyi ağrı içinde bir başına geçirmiş!
Hastaneye tekrar sevki ve yatışı planlanıyor!
Ne yapalım biz? Kime anlatalım derdimizi?
Tayfun’un 4 senedir haksızca içinde barındırıldığı fiziksel ve psikolojik yaşam koşullarının hastalığının bugün geldiği seyre etkilerini hangi mahkeme değerlendirecek? Nereye başvuralım?
Masalarında Tayfun’un hastalığının ilerlediğine dair heyet raporu olmasına rağmen, AYM kararını uygulamayıp Tayfun’u tahliye etmeyenlerin ve hiç böyle bir şey olmamış gibi susanların hiç mi vicdanı yok, bu nasıl insanlık?
Resmi gazetede yayınlanmış AYM kararına göre dışarıda olması gereken Tayfun neden zırhlı araç içinde gün boyu şehirlerarası yolculuk yaparak tahlil, tetkik ve takip altında kalıyor?
Bizim daha ne yaşamamız gerekiyor?
Bu kadar zulüm, bu kadar gaddarlığı nasıl sineye çekelim?
Başımıza gelenlerin ve geleceklerin sorumluluğu kimde?
Leman dergisi protestolarına tepki gösterdiği için Akademisyen Psikolog Aslı Aydemir, tam 166 gündür, yaklaşık altı aydır, haksız, hukuksuz, adaletsiz gerekçelerle tutuklu.
#AslıAydemirSerbestBırakılmalı
AKP’li Bağcılar Belediyesi’ne ait parkta beş çocuk elektrik akımına kapılıp yaralanmıştı.
Kazadan kısa süre sonra belediyenin hazırladığı tespit raporuna ulaştık.
Meğer parkta, 500 TL’ye satılan kaçak akım röle yokmuş. Çocuklara bu yüzden elektrik çarpmış.
Belgesi👇
18 Aralık'ta çok ciddi bir davamız var.
68 yaşında vefat eden babam için #ramazankalkanicinadalet yazarmısınız.
1 kereliğine Babamı kendi babanız görün
Kimseye zararı olmayan 2 Yaşlı insana aleni şekilde 2 zulüm eden şahıs gerekli cezaları alması icin sesimi duyurmam lazım.
🚨ÖZEL | #SONDAKİKA | Şanlıurfa’da 15 yaşındaki Muhammed Kendirci’nin babasıyla az önce konuştum.
SORUŞTURMAYA GİZLİLİK KARARI GETİRİLDİ
Kendirci’nin babası, “Hayatımda ilk kez emniyet gördüm. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Hala olayın şokundayız. Dün gizlilik kararı elimize ulaştı. Biz talep etmedik.
Bu basıncın ne kadar etkili olduğunu biliyordu. Bu bir cinayettir. Çocuğumuz çok saygılıydı sessiz bir çocuktu. Oğlum çok efendiydi. MESEM öğrencisiydi, zorunlu olarak oradaydı.”
Soruşturmada eksiklikler sürüyor
Esenyurt'ta 10 Ekim akşamı sokak ortasında ağır şekilde darp edilen ve 13 Ekim’de yaşamını yitiren gazeteci, çevre eylemcisi Hakan Tosun cinayetiyle ile ilgili soruşturma sürerken, avukatlarından yeni bir açıklama geldi
https://t.co/DYJEx3nQx8
Şüpheli kadın ölümleri her geçen gün artıyor
Bunların en dikkat çekeni ise yüksekten düşmeye bağlı ölümler. Yılın ilk 10 ayında 71 kadın ‘yüksekten düştü.’ En az 165 kadın ise evinde yaşamını yitirmiş halde bulundu
https://t.co/YEViDbh14d
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Bakanı @a_uraloglu 'na, Gebze'de 4 kişinin öldüğü bina çökmesinin metro kaynaklı olup olmadığını bizzat sordum. Bakan Uraloğlu; "Sen kim oluyorsun da bana bunları soruyorsun" diye yanıt verdi. "Gazeteci kimliğimle soruyorum" dedim. Bakan açık soruları yanıtlamadı.
ŞİMDİ ULAŞTIRMA BAKANI ABDULKADİR URALOĞLU ŞU SORULARA YANIT VERMELİ?
"Metro inşaatı sırasında yeraltı suyu boşaldı mı? Bu nedenle o binanın altında karstik boşluk oluştu mu? Ulaştırma Bakanlığı'na 26 Mayıs'ta yapılan 'binamızda çatlaklar oluşuyor' ihbarına rağmen neden önlem almadınız?"
Kocaeli'nin Gebze ilçesinde 7 katlı Arslan Apartmanı'nın 29 Ekim günü saat 06:57'de çökmesinin üzerinden 21 gün geçti.
Bu yıkımda 44 yaşındaki baba Levent Bilir, 37 yaşındaki anne Emine Bilir, 12 yaşındaki Emir Bilir ve 14 yaşındaki Nisa Bilir hayatını kaybetti. Geride 18 yaşındaki Dilara Bilir kaldı.
Aradan geçen 21 günde, 12 yıllık yeni bir binanın çökme nedeni yetkililer tarafından ısrarla açıklanmadı.
İlk günden itibaren gazeteci olarak "bu olayın peşini bırakmayacağım" demişti.
Özellikle ilk günden itibaren bu olayda Ulaştırma Bakanlığı’nın sorumluluğuna dikkat çekiyordum.
Bugün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın bütçe görüşmeleri vardı. Görüşmeler nedeniyle Abdulkadir Uraloğlu’nu Meclis koridorunda bekledim.
Bakan Uraloğlu geldiğinde kendimi tanıtarak ve gazeteci olduğumu söyleyerek, Gebze’deki yıkımı sordum. Bakan Uraloğlu, yanıt vermekten açıkça kaçındı.
Aramızda şöyle diyaloglar yaşandı.
SORU: Sayın Bakan merhaba. Gebze’deki yıkımın nedeniyle Ulaştırma Bakanlığı olarak soruşturma başlattınız mı?
Abdulkadir Uraloğlu: Bu konuda yeterince konuşuldu.
SORU: Ama yıkım nedeni halen açıklanmadı.
Abdulkadir Uraloğlu: Şuan bütçe görüşmelerine gidiyorum?
SORU: Bina metro inşaatı nedeniyle mi yıkıldı?
Bu sırada yanında Komisyon Başkanı Mehmet Muş da varken, yürüyüşünü durdurdu ve bana dönerek şöyle devam etti.
"Sen kim oluyorsun da bana bu soruları soruyorsun?"
Bu sırada yakamda asılı duran basın kartımı kendisine göstererek, “gazeteci kimliğimle soruyorum, orada 4 insan öldü” yanıtını verdim.
Abdulkadir Uraloğlu, yanıt vermeyerek korumalarının arasından Plan ve Büte Komisyonu’na girdi.
Ancak komisyonda CHP’li vekillerin sorusu üzerine, “Metroyla hiçbir ilgisi yok. Bunu net olarak söyleyeyim. Herhangi bir dezenformasyon, çatlak ya da benzeri bir durum tespit edilmedi” dedi.
GERÇEKTEN METRO İLE İLGİSİ YOK MU?
Bakan Uraloğlu’nun “metro ile ilgisi yok” açıklaması bilimsel olarak ispatlanmış değil. Çünkü ortada metro ile bağlantısına işaret eden olgusal gerçekler ve yanıtlanması gereken gereken sorular var.
Ne Ulaştırma Bakanlığı ne de diğer araştırmayı yapan yetkililer metro ile sorulara tatmin edici yanıtler vermiyor.
Özellikle Ulaştırma Bakanı Uraloğlu, basının karşısına geçip bu yıkımla ilgili tüm sorulara yanıt vermek zorunda. Olay yerine dahi gitmeyen, aileye başsağlığı dilemeyen Uraloğlu’nun basından kaçması doğru değil. Kötü bir iletişim yöntemi kullanıyor. Sürekli sorulara agresif yanıtlar vermesi ve gazetecilerden kaçıyor görüntü vermesi de oldukça şüpheli bir hal.
Olaya dönelim.
Binanın metro etkisiyle yıkıldığına ilişkin şüpheyi de aşan olgular mevcut.
Resmi tespit: Karstik boşluk nedeniyle yıkıldı
Bölgede inceleme yapan resmi bilirkişiler, binanın yer altındaki “karstik boşluğun çökmesi” sonucunda yıkıldığını tespit etti. Bu boşluğun ise yer altı suyunun boşalması sonucu oluştuğunu belirtiyor uzmanlar. Ancak uzman bilirkişiler, bu noktada “O yer altı suyu neden boşaldı” sorusunun yanıtı veremiyor.
Deprem nedeniyle de kuraklık nedeniyle de metro inşaatı nedeniyle de o yeraltı suyunun boşalıp, yeraltında boşluk oluşturduğu yönünde tezler ortaya konuluyor. Ama bir sonuca varılamıyor.
Ama Ulaştırma Bakanı “baktık, metroda çatlak yok, o yüzden nedeni bizden değil” demeye getiriyor. Ama bu açıklama, gerçeği açıklamaya yetmiyor.
Çünkü o yer altı suyunun, metro tüneli kazımı sırasında boşalmış olabileceği tezi nedense araştırılmıyor.
Şimdi Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamında o metronun tüm kayıtlarına el koyup, metroda çalışan mühendis ve işçilerin ifadelerine başvurmalı.
O metro tüneli kazılırken yeraltı suyunun boşalması durumu yaşandı mı yaşanmadı mı? Bu araştırılmadan “metro ile ilgisi yok” denemez.
Avusturya Tünel Açma Metodu'nun riskleri
Çünkü Arslan Apartmanı, Gebze-Darıca Metrosu'nun durağı olan Akse Sapağı Metro İstasyonu’nun hemen yanında. Hatta metro tüneli, o binanın altından geçiyor. Temeli 2018'de atıldı. Akse Sapağı İstasyonu derinliği 29 metre, inşaat alanı ise 5.802 metre kare. Yani bu istasyon, o metro, doğrudan yıkılan binanın altından geçiyor.
Yaptığım araştırmaya göre, metro tüneli Avusturya Tünel Açma Metodu (NATM) yöntemiyle açılmış. Bu yöntemin de bazı riskleri olduğu açık kaynaklarda yazıyor. Tünel kazısı sırasında geçirgen bir zemin (kum, çakıl) veya çatlaklı kaya tabakasına girildiğinde bu tabakadaki hidrolik basınç tünel boşluğuna doğru akar, bu da ani su boşalmasına yol açabilir. Binanın çöktüğü yeraltı yapısı tam da böyle bir alan.
Ulaştırma Bakanı yanıtlamalı?
Şimdi Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, şu sorularıma yanıt vermeli?
1-) Akse Sapağı Metrosu inşaatı sırasında tünel kazma işlemi sırasında yeraltı suyuna denk gelindi mi? Bu sırada yeraltı suyu boşalması yaşandı mı? Bu durum yaşandıysa, hangi tedbirler alındı? İlgili kurumlar uyarıldı mı?
2-)Yıkılan Arslan Apartmanı’nın hemen yanında bulunan binada oturan bir vatandaş, Ulaştırma Bakanlığı’na 26 Mayıs 2025’te metro inşaatı nedeniyle binada çatlakların meydana geldiği yönünde şikayette bulundu. Belgesi ekte. Hatta o bina yıkılırken bu şikayette bulunan bina da ağır hasar aldı. Ulaştırma Bakanlığı 24 Haziran’da gerekli incelelemelerin ve çalışmaların yapılması için talimat verildiğini o başvurucuya bildirdi. Hatta o binaya gelinerek yetkililer inceleme yaptı ve rapor hazırladı. Şimdi o raporda hangi tespitlerde bulunuldu? Kamuoyuna açıklayacak mısınız?
3-)Ulaştırma Bakanlığı olarak bu riski bildiğiniz halde yaşanan yıkım nedeniyle kendi iç bünyenizde soruşturma başlattınız mı? Hangi bulguları tespit ettiniz?
4-)Gebze-Darıca Metro Hattı’na ait 2017 tarihli Akse Sapağı İstasyonu Kazı İksa Raporu'nda, yıkılan binanın karşısındaki yapıların kamulaştırılması ve tahliye edilmesi gerektiği belirtilirken kazı sırasında oluşabilecek sorunların yakından izlenmesi gibi ifadeler dikkat çekti. Akse Sapağı İstasyonu Kazı İksa Raporu'na göre bu istasyonunun çevresindeki binaların kamulaştırılması gerekiyordu? Aradan geçen yıllarda bu binalar neden kamulaştırılmadı?
5-)İnşaat nedeniyle oluşacak yer değiştirme hareketlerini izlemek için uygun bir enstrümentasyon sistemi kuruldu mu?
6-)Bilir ailesinden 4 vatandaş doğrudan ihmaller nedeniyle hayatını kaybetti. Ulaştırma Bakanlığı olarak siz, o binalardaki çatlakları biliyor muydunuz? Yeterli önlem alınsaydı bugün o insanlar ölmeyecekti. Şimdi Ulaştırma Bakanı olarak geceleri rahat uyuyabiliyor musunuz? İstifa etmeyi düşünüyor musunuz?
Türkiye'de, yasaklanmış pestisitlerin kullanımında ciddi bir artış var son yıllarda. Bu açıdan Böcek ailesinin başına gelen felaket münferit bir olay olmaktan çıkıyor, çok ciddi bir zafiyete işaret ediyor.
Böcek ailesinin sessiz tanıklığı https://t.co/AF8wMGbYj2
Muhammed Kendirci..
15 yaşında, çırak..
Şanlıurfa Bozova'da çalıştığı marangoz atölyesinde kalfa Habip Aksoy ile kalfanın bir arkadaşı tarafından elleri bağlandı ve makat bölgesine yüksek basınçlı kompresörle hava verildi..
İç organlarında ağır hasar oluşan Muhammed, beş gündür tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti..
#ÇocukİşçiliğiİleMücadeleye
Savcılık, yaptığı ilk açıklamada olayın bir işkence değil şakalaşma vakası olduğunu belirtmişti:
"Bozova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yaralama suçundan yürütülen soruşturma hakkında bazı basın-yayın organları ve sosyal medyada yer bulan yanıltıcı bilgiler nedeniyle basın açıklaması yapılması zarureti hasıl olmuştur. 14.11.2025 günü saat 16.30 sıralarında şüpheli H.A., iş yerinde şakalaşmak maksadıyla hava kompresörünü beraber çalıştığı M.K.’nin makat bölgesine doğru doğrultarak eliyle hortumu bastırmıştır. Yaralanan şahıs karın şişliği şikayetiyle hastanelere sevk edilmiş, hayati tehlikesi nedeniyle Harran Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi altına alınmıştır. Savcılıkça tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen şüpheli hakkında adli kontrol tedbirine hükmedilmiş, karara itiraz edilmiştir. İtiraz üzerine mahkemece şüpheli hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkartılmış ve yakalanan şüpheli tutuklanmıştır."