Türkiye'de en büyük satış hacmine sahip otomotiv şirketlerinden Toyota, Cumhurbaşkanı'na hakaretten hapis yatmış, sürekli toplumun bir kesimine hakaret eden, gazeteciliğinden çok yaptığı tetikçiliklerle bilinen F. Altaylı'ya sponsor olmuş. Bunun tercihlerimizde rolü olacağından şüpheniz olmasın @Toyota_Turkiye. Ayrıca sorarlarsa, bu ülkede diktatörlük var falan da dersiniz. Nasıl diktatörlükse, diktatöre hakaret edene, koca şirketler, ticaretlerinin baltalanmasından çekinmeden sponsor olabiliyor. Bu ne cesaret be Toyota! Tek başınıza diktatörle mücadele ediyorsunuz. Tebrikler.
ÇEKİLİŞ
Sahurda kazananı (06.00) açıklıyorum.
Katılmak için rtleyin ve bu tweet'in altındaki tweet'e bir göz atın. Dilerseniz onu da retweetleyin ama şart değil.
Çekiliş
Batı her alanda olduğu dini anlama, yorumlama ve yaşamamıza da etki edebiliyor. Dolayısıyla Batı'ya en azından aşina olmak gerekiyor.
Bu twiti beğenip rt eden iki kişiye Ketebe yayınlarından çıkan dört ciltlik eseri hediye edeceğim
@nevafera_ Selamünaleyküm, nasipse önümüzdeki bi kaç ay içerisinde düğünüm var ve bende bu süreci Allah'ın rızasını gözeterek yürütmeye çalışıyorum. Gelinlik modeli atmıştınız, onun başörtüsüyle ilgili bilgi verebilir misiniz? Nasıl o şekilde olabileceği ile ilgili. Teşekkür ederim:)
Sudan’da olan bitenler bir yanıyla çok karmaşık ama bir yanıyla basit bir hırsızlık. Olan masum halka oluyor.
Burası da Gazze gibi gündem edilmeli yoksa katliam bitmeyecek.
Sudan'dan gelen sivil katliam haberleri ve görüntüler, insanlığın bir kez daha derin bir yara aldığını gösteriyor. Devam eden iç savaşın faturasını yine en ağır şekilde masum siviller ödüyor.
Bu acımasız şiddeti ve savaşı kınıyoruz.
Unutmayalım ki; bugün "göçmen" veya "mülteci" dediğimiz milyonlarca insanın evini, yurdunu, sevdiklerini geride bırakmasının en temel nedeni tam da bu savaşlardır. Hiç kimse doğduğu topraklardan keyfi olarak ayrılmaz; insanlar hayatta kalabilmek için kaçmak zorunda bırakılır.
Sudan'da yaşanan bu vahşet, zorunlu göçün acı kaynağını hepimize bir kez daha hatırlatmıştır.
Sudan'da akan kan derhal durmalı, sivillerin güvenliği sağlanmalı ve bu insanlık suçuna karşı uluslararası toplum acilen harekete geçmelidir.
Allah’a inanmak yetmez, yasaklarından kaçınmak gerekir.
Günahtan sakınmak yetmez, Allah’ın emirlerini yerine getirmek gerekir.
Emredileni yapmak yetmez, güzel ahlakın sahibi olmak gerekir.
Ahlaklı bir insan olmak yetmez, insanların iyiliği için çalışmak gerekir.
İnsanlara faydalı olmak yetmez, kötülüğün engellenmesi için çalışmak gerekir.
Fesadı engellemeye çalışmak yetmez, Kur’an ve sünneti öğrenmeye teşvik etmek gerekir.
Sesim için kusura bakmayın. Birazdan ninemi defnedecekler de bu yüzden kötü oldum. Ben burada mahsur kaldığım için babam defnedecek.
Aslında benim hikâyem dokuz ay önce başladı.
Ben Mekke’de doğup büyüdüm. Ailem oraya 45 yıl önce Afganistan’dan gelmişti. 10 yıl önce de Türkiye’ye taşındık. Burada bir Türk vatandaşı ile evlenip aile sahibi oldum.
Bir süre önce pasaportumu kaybettim. Göç idaresine, avukatlara sordum. Afganistan’a gidip pasaport çıkartma mecburiyetinde olduğumu söylediler. Her defasında ıslarla, ‘Hiçbir sıkıntı olmaz. Bir Türk ile evlisin, aile birleşimiyle kolayca dönersin’ dediler.
Özbek’im ve sadece Özbekçe bildiğim için zorlanacağımın farkındaydım. Afganistan’a yabancıydım, burada hiç kimsem yoktu. Uçaktan iner inmez başvuruda bulunacak, hemen Türkiye’ye dönecektim. Fakat olmadı. Defalarca kez denememe rağmen başvurum hep reddedildi.
Bir ay önce ikinci çocuğum doğdu, ninem öldü ama hiçbirini göremedim.”
Bu cümlelerin sahibi Fazıl Ahmed şu an Afganistan’da evsiz, işsiz ve kimsesiz şekilde yaşıyor. Gidecek yeri olmadığı için ahırlarda, bodrumlarda kalıyor.
Üç kuruşa yaptığı işlerden kazandığı parayı vize başvurusunda harcasa da her defasında reddediliyor. Eşinin hamilelik raporu, çocuğunun doğum raporu hiçbiri karşılık bulmadı.
Fazıl Ahmed konuşurken dayanacak takati kalmamış gibiydi. Dokuz aydır çocuklarından, eşinden, anne ve babasından uzakta, bir belirsizliğin içinde yaşıyor. Nasıl hissediyorsun diye sorunca hep ağladığını söyleyerek,
“Bir insanın en büyük korkusu, yaşarken unutulmakmış. Ben de bunu yaşıyorum. Ailem orada ve ben burada yavaş yavaş siliniyorum.
Kurban bayramında ahır gibi bir yerde kaldım. Etraftan birileri yemek getirdi. Bu misafirlik uzun sürünce onu da kestiler. Bazı günler aç kaldım.
Bazen sabaha kadar bir köşede oturuyorum. Çocuklarımı düşünüyorum. Biri doğdu, hiç kucağıma alamadım. Bunu düşününce nefesim daralıyor. Ne olur bana kapıyı açın. Türkiye’ye bugüne kadar hiç yanlışım olmadı. Ben sadece aileme dönmek istiyorum.”
Fazıl Ahmed, şimdi yabancısı olduğu bir dünyada bu mutlu fotoğraftaki yakınlarına döneceği günü bekliyor. Bunun için de sizlerin sesine ihtiyacı var. Lütfen paylaşın, herkese duyurun. Bu insanlık dışı sürgüne bir son verilsin.
➕ “Global Sumud Filosu; Gazze’nin kararlılığını, Gazze’nin direnişini temsil ediyor.”
▪️ Gazze ablukasını kırmak üzere 7 Eylül’de Tunus’tan yola çıkacak olan Küresel Sumud Filosu’nun Türk üyelerinden insan hakları avukatı Gülden Sönmez (@Gulden_Sonmez), Fokus+'a konuştu.
Mevlidi Nebi vesilesi ile bazı hakikatleri hatırlayalım:
1. Allah peygamberimizi özel olarak seçmiştir ve bize örnek olması için göndermiştir. Hepimiz O’nun hayat metoduna, yani sünnetine uymalıyız.
2. En iyi kul olmasına rağmen Allah ona kader olarak en ağır imtihanları yazmıştır. O ise en güzel şekilde sabrederek Allah’a imanın nasıl olması gerektiğini bizlere öğretmiştir.
3. İbadeti ile Allah’a yaklaşmayı, tek başına huzura durmayı, dua ve zikirle kalpleri tatmin etmeyi öğretmiştir.
4. Toplumun baskısına rağmen dinden taviz vermeden, günaha bulaşmadan yaşamayı ümmetine göstermiştir.
5. Allah’ın dinine karşı çıkanlarla malıyla ve canıyla cihat etmeyi hayatıyla öğretmiştir.
6. Güzel ahlakın ne olduğunu, nefis terbiyesini, müminlere merhameti, kafirlere karşı izzetli duruşu net ve en güzel haliyle göstermiştir.
7. Allah O’nun ömrüne yemin etmiş ve hayatı üzerinden Kur’an’ı indirmiştir. (Hicr, 72) O da Kur’an’a bağlılığı ile bize örnek olmuştur. Böylece ahlakı Kur’an olmuştur.
8. Son nefesine kadar İslam’ı tebliğ etmeyi, zulme engel olmayı, bir insanın daha cenneti için çalışmayı bize miras bırakmıştır.
Rasulullah’ın izinden gidebilmeyi Rabbimizden niyaz ederiz.
O’na, ehli beytine ve ashabına salât ve selam olsun!