This week we published an article critically assessing the work of @DAcemogluMIT. In response, the Nobel prize-winning economist has robustly defended his research and core ideas. Read his letter in full: https://t.co/9LXCR6T1L3
The Economist’in Daron Acemoğlu hakkındaki yazısını okudum. Bu yazıya zaten Daron Acemoğlu okkalı bir yanıt vercektir. Ancak ben burada yazı ile ilgili kısa fikrimi yazmak isterim.
1) Economist’in yaptığı akademik bir değerlendirme değil.
2) Bu bir yazı bile değil. Bu resmen bir Hit-Piece. Bu bir: tam hedefe ayarlanmış itibar suikasti denemesi.
3) İtibar Suikasti denemesi yaptıkları kişi DEV bir akademisyen olduğu için de yazının çoğu yerinde küçük ve çekingen geri adımlar var.
4) Yazıda Daron Acemoğlu’na yönelttikleri çoğu eleştiri, erken aşama bir doktora öğrencisinin değerlendirmesi tadında.
5) Falanca kadar data çıkarılırsa filanca bulgusu zayıflar tadında eleştiriler ayakkabısız boyunu ölçersen daha kısa çıkarsın ayarında.
6) Yazının Daron’a getirdiği en komik eleştiri: Daron Acemoğlu’nun çok kompleks matematik kullanarak nedenlerini bulduğu sorunlara BASİT çözümler önermesi. İyi de kardeşim: Simplicity is Beauty. Bu eleştirilmesi değil tam aksine övülmesi gereken bir yön.
Gelelim en önemli kısma. The Economist’in Daron Acemoğlu gibi DEV bir akademisyen için yönelttiği zayıf ve çoğu komik eleştirilerinden daha önemli bir şey var: Bu itibar suikasti çalışması NEDEN şimdi ve NEDEN Daron Acemoğlu.
Benim kafam burada çok net. Bunu anlamak için Dedektif S. Holmes olmaya gerek yok. Common Sense yeterli (Gerçi günümüzde Common Sense o kadar Common değil o ayrı !)
Bu itibar suikasti denemesinin NEDENİNİ bulmak için Daron Acemoğlu’nun akademik yayınlarının ve kitaplarının neyi ve kimi hedeflediğine bakmak yeterli:
Daron Acemoğlu’nun bulguları en başta:
1) Oligarkları
2) Diktatörleri
3) Otokratları
4) Verimsiz Büyüme aktörlerini
5) Yeni Monopolleri
6) Teknoloji Devlerini
7) Statükocuları
vuruyor….
Dolayısı ile bu Komik-Zayıf-Şeytani hit piece’i yazdırtan da yukarıdaki 7’li koalisyondur.
Nobel Ödüllü ve bu toprakların çıkardığı en büyük akademisyenlerden biri olan Daron Acemoğlu bu eleştirilere:
Tıpkı kitabına yapılan Çin eleştirilerine verdiği yanıtta yaptığı gibi ilmek ilmek dokuyarak yanıt verecektir.
Not: Bu arada bu olaydan sonra The Economist aboneliğimi dün itibari ile askıya aldım!
I am not happy about the Economist’s article, which feels like a hit piece. There is also a background to it, which is more troubling (as I will share at some point). I asked them to allow me to respond. I am waiting for their answer. If not in the magazine, I will share my response here.
Existing real estate apps like Zillow are great for searching for homes, but homebuyers can't actually take action because their business model involves selling leads to agents. We built @_TurboHome so that we control the entire transaction which allows us the redesign the experience from first principles with the homebuyer at the center.
Today we're rolling out our new buyer app which gives our customers direct access to world class AI tools with their expert real estate agent in the loop for the entire journey. A few things you can do with 1 click:
- Find properties
- Run a valuation
- Schedule tours
- Query live MLS data for insights
- Draft offers
- Chat with your agent
Available on web, mobile, and iMessage at https://t.co/TKaJPr95jj
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
@ProfKayaFinance Analizinizi bildiğim teknolojilerde (ie Snowflake , Salesforce) çok anlamlı buluyorum. Son dönemde salesforce ve snowflake in benzer hareketlerine (düşüş) sasirmistim. AI gelişmeleri biri için fırsat diğeri için tehdit. Hatta yolun sonu.
Boğaziçi Üniversitesi öğrenci kulüpleri ile uğraşırken Arizona'dan deprem araştırmacıları neden Kandilli Rasathanesi'nin İstanbul istasyonunu kapattığını sorguluyor.
"Fay hattının kuzey ve güney taraflarında iki kritik manyetometre istasyonu bulunuyordu. Biri kuzeyde İstanbul (İSK İstasyonu), diğeri güneyde İznik (İZN İstasyonu) idi. Fay hattından gelen sinyalleri karşılaştırmak için her iki istasyona da ihtiyacımız var. Talihsiz bir kararla, Kandilli Gözlemevi
@Kandilli_info İstanbul istasyonunu kapatmaya karar verdi. Şimdi sadece bir istasyonla, sinyallerin Marmara Denizi içinden gelip gelmediğini bilemiyoruz. Umarım yetkili birileri Kandilli'yi İstanbul İstasyonunu yeniden açmaya ikna edebilir."
Selimiye'de akıl almaz bir iş dönüyor. Elemanın biri çıkıp barok olarak gördüğü kubbe tezyinatını Selimiye'nin kubbesinden silip keyfince tasarladığı ve kendi imzasını da attığı tezyinatı Sinan dönemi diyerek uygulamak istiyor.