2 Temmuz 1993…
Ülkemizin hafızasında derin bir yara, vicdanlarımızda hiç dinmeyen bir sızı…
Sivas Katliamı’nda yitirdiğimiz canlarımızı rahmetle anıyorum.
Hatta hangi gruptansın sorusuna beklenen cevap verilmediğinde üstleri çıplak deri pantolonlu elleri eldivenli bir grup erkek meslektaşların üzerine işiyordu
Ocas sistemi üzerinden atama, manuel atama ifadeleriyle suyu bulandırmaya gerek yok. 19 mart sürecindeki eylemliliklerde ifadesi alınanlar zorunlu müdafiilik kapsamındaki suçlardan gözaltına alınmadı. Cmk 150/1 gereği talep halinde herkese müdafii görevlendirilebileceği yazılmış olsa da gözaltına alınan kişilere bu haklarının hatırlatılmadığını kolluğun çay mahallesi karakoluna götürdüğü kişilerden biliyoruz.
Manuel atama mı varmış, siz ne biliyorsunuz arkadaşlar?
Gece yarıları gözaltına alınıp günlerce gözaltında tutulan kişilere canhıraş destek olan her gün birden fazla kez görüşme yapıp, ihtiyaç listesi oluşturan, ihtiyaç gideren, işkenceyi raporlaştıran, ailesi ile görüşen para ile ölçülemeyen bir emekle aç, uykusuz mesleğini icra eden avukatların ortaya koyduğu değeri cmk ücreti ile kıyaslamak ölçülebilir bir emek değildir. Bu arkadaşlarımız bir kuruş ücret almamıştır. Üstelik bazılarınızın alıntılarda da bahsettiği gibi siz de ordaydınız. Bu işi ücretsiz yapmış olmanızın ağırınıza gittiğini düşünmek istemiyorum.
Gezi sürecinde var mıydınız bilmiyorum bu tür toplumsal olaylarda çok büyük çoğunlukla örgütlü, politik kişiler ne yazık ki devlet tarafından fişlendiği için onlar alınır ve onların zaten güven duyduğu dernekler, meslek örgütleri, partileri vardır. Ordan avukatların ilgilenmelerini isterler. Taraf olmak da biraz örgütlü mücadelenin sonucudur.
İzmir Barosu bu koordinasyonu göz dolduran, duygulandıran şekilde yapmıştır. İzmir Barosunu hep birlikte yönetme vaadini de yine koordinasyon sürecinde bir kez daha gerçekleştirmiştir.
İsmi İzmir Avukat Hareketi olan aşağıdaki yazı sahibi grup Ocas sisteminin bu süreçte ilk ne zaman kapatıldığını unutmuş olabilir, biz hatırlatalım. Görevini yapan meslektaşlarımız gözaltına alındığında onlar bırakılana kadar daha önceki kapatmalarda da olduğu gibi kırılgan gruplar haricine sistemi kapattığını duyurmuş mahkemelerden istenilen görevlendirmelere de gözaltındaki avukatları atamıştır. Manuel atama dediğiniz bu olsa gerek.
Hepsini geçelim genel kurulda tacizci Suriyeliler, tecavüzcü Afganlar gibi ifadeler kullanan ırkçı bir gruba biz insan haklarının önemini ve hassasiyetini anlatacak değiliz.
Avukat haklarından anladığınızı ise hiç sanmıyorum. Ancak siz yine de bize ekmek bulamıyorsanız pasta yiyin diyorsanız gelin birkaç gözaltı takibi daha yapalım. O halde bunun cmk ücreti ile ölçülemeyen bir emek olduğuna bir kez daha ikna olursunuz belki. Ne acı birçok meslektaşınıza sanki cebine bir kuruş para girmiş gibi kötü hissettirmeniz.
Şiirli paylaşımları gerçekten sevmiyorum :) E ama İzmir Barosundan fazlası olan emek veren meslektaşlarım için:
“İnan olsun dostlar, inan olsun
Dalından kopan sardunya
Bozulmadı bikez, eğmedi başını
Açmayı sürdürdü diktiğim toprakta.”
İzmir Avukat Hareketi adına Av. Rıdvan DURGUN tarafından, 19 Mart tarihinde yaşanan gelişmeler ( Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması, İstanbul Barosu davası, belediyelere kayyım atanması) sonrasında zaman zaman OCAS sisteminin kapatıldığı duyurulmuştur. OCAS sisteminin kapatılması ve manuel atama süreçleriyle ilgili şeffaflığın daha açık belirtilmesi adına İzmir Barosu’na bilgi edinme kapsamında başvuruda bulunulmuştur.
Şu aşağıdaki metni kendine hukukçu diyen herhangi bir kişinin yazdığını düşünmek istemiyorum ya. Skandal bir açıklama. Toplumsal olaylarda CMK atamasını doğru bulmamakla birlikte bu grubun bu açıklamasının makul herhangi bir tutar yanı yok. Toplumcu avukatlıktan bihaberler