23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun! 🇹🇷
İşte bütün mücadelesi bunun içindi! Bu ülkenin çocukları bağımsız ve çağdaş bir ülkede özgür ve onurlu biçimde, güvenlik içinde, rahat yaşasınlar diye tüm ömrünü türlü düşmanlarla mücadeleye adadı, kazandı. Sonunda bu toprağın çocuklarını, bu vatanın geleceğini kurtardı. O geleceği karartmayın!
18 Mart 1915, milletimizin bağımsızlık ve vatan sevgisinin tüm dünyaya gösterildiği eşsiz bir destanın tarihidir. Çanakkale’de vatan uğruna can veren kahramanlarımız, imkânsız denileni başararak tarihimizin en onurlu sayfalarından birini yazmışlardır.
Bu büyük direnişin ruhunu temsil eden ve “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum.” sözleriyle askerlerine cesaret veren ve silah arkadaşları, milletimizin kaderini değiştiren bir kahramanlık örneği göstermiştir.
18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun.
#ÇanakkaleGeçilmez #MustafaKemalAtaturk
🇹🇷 Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümünde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, bu büyük destanı yazan tüm kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz.
#18Mart#ÇanakkaleZaferi
“Peace at home, peace in the world!” (Mustafa Kemal Atatürk)
"İnsanlığın hepsini bir vücut ve her milleti bunun bir organı saymak gerekir.Parmağın ucundaki acıdan diğer bütün organlar etkilenir. Dünyanın filan yerinde bir rahatsızlık varsa bana ne dememeliyiz, tıpkı kendi aramızda olmuş gibi onunla ilgilenmeliyiz.” (Atatürk,17 Mart 1937)
“Harp zaruri ve hayati olmalı. Hakiki kanaatim şudur: Ben milleti harbe götürünce vicdanımda azap duymamalıyım. ‘Öldüreceğiz' diyenlere karşı ‘ölmeyeceğiz' diye harbe girebiliriz. Lakin millet hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça, harp bir cinayettir.” (Atatürk, 16 Mart 1923)
Şu sözler de Atatürk'e ait:
“İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak, insanlıktan uzak ve son derece üzünülecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek tek araç, onları birbirlerine yakınlaştırarak, onlara birbirlerini sevdirecek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. Dünya barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu, ancak bu yüksek ideal yolcularının çoğalması ve başarılı olmasıyla mümkün olacaktır.” (Atatürk, 25 Ekim 1931)
"Eğer devamlı bir barış isteniyorsa, kitlelerin durumlarını iyileştirecek uluslararası tedbirler alınmalıdır. İnsanlığın bütününün refahı açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları kıskançlık, aç gözlülük ve kinden uzak şekilde eğitilmelidir.” (Atatürk, Mayıs 1935)
Atatürk'ün 7 madede dünya barışını koruma formülü 👇
https://t.co/5U8au3k4Sf
➖Lösemi tedavisi gören bir çocuğu vardı Fatma Nur Öğretmen’in.
➖ Hem kendi çocuğunu hayata bağlamak hem de bizim çocuklarımızı hayata hazırlamak için bir çaba, bir mücadele içindeydi.
➖Okulunda giderek artan şiddet eğilimi nedeni ile kurula başvurdu geçen yıl, "Önlem alın" dedi, isimler verdi.
➖O isimlerden biri geçen yıl bir öğrenciyi bıçakladı, diğeri ise Fatma Nur Öğretmen’i katletti.
➖Açtığı YouTube kanalına şöyle yazmıştı: “Çabamı kayıt altına almak ve ömrüm yeterse oğluma; "Bak, seninle biz bu yollardan geçtik" demek istiyorum…"
➖Zor bir yoldu onun geçtiği, çok zor.
➖Ve yetmedi ömrü.
➖Bir caninin bıçak darbeleri ile hayata veda etti.
➖Atatürk: "Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" diyordu ve Fatma Nur Öğretmen işte o nesil için, o eser için hayatını feda etmişti.
➖Peki, göz göre göre gelen bu cinayet kimin eseri, kimin ihmali, kimin aymazlığı, kimin sorumluluğu?
➖Mekânın cennet olsun, nurlar içinde uyu Fatma Nur Öğretmen…
#FatmaNurÇelik
#ÖğretmenSahipsizDeğildir
#ÖğretmeneŞiddet
Uzun zaman doktorlarımızı, hemşirelerimizi, sağlık personellerimizi vahşi saldırılardan korumak için çok mücadele verdik. Anlattık, yazdık, gündeme getirdik. Hiç değilse biraz yol alındı.
Eğitimin tüm çilesini çeken, siyasilerin yanlış kararlarını özveriyle kapatan, bazı veliler tarafından aşağılanmaya çalışılan, akıl öğretilen, arsızca taleplerle karşılaşan, emeğinin hakkını hiçbir zaman alamasa da çocukların gözlerindeki ışık için mücadele eden idealist, fedakâr öğretmenlerimizin de yanında olacağız. Fatma Nur öğretmenimize rahmet; ailesine, yakınlarına, öğretmenlerimize ve öğrencilerine sabır diliyorum.
Sevgili öğretmenler, değerli meslektaşlarım gelecek 24 Kasımlarda daha çok yüzümüzün gülmesini dilerim ama bu özlemin gerçekleşmesi her şeyden evvel bütün partilerin, bütün hükümetlerin, bütün yöneticilerin, bütün velilerin eğitim dünyasına daha ciddi yaklaşmasıyla mümkün olacak.
#ilberortaylı
Bugün 3 Mart, cumhuriyetin 3 büyük devriminin yıl dönümü…
🇹🇷 Hilafet kaldırıldı.
🇹🇷 Din ve devlet işlerinin birlikte yürütüldüğü, adaletin şeriat mahkemelerince dağıtıldığı yapı kaldırıldı.
🇹🇷 Eğitim ve öğretim birliği yasası yürürlülüğe girdi. Osmanlı döneminde hem dinsel eğitim veren medrese gibi okullar hem de çağdaş eğitim veren kurumlar vardı. Bu ikili eğitim sistemiyle iki türlü insan yetişiyordu.
Devrimlerin benimsetilmesi, ulusun düşünce ve duygu birliğinin sağlanması, bu ikiliğin ortadan kaldırılması amacıyla ülkedeki tüm bilim ve öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı.
Yaşasın Atatürk'ün "Tam bağımsız Türkiye" ideali
"Oysa hangi istiklal vardır ki yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir…” (Atatürk, 6 Mart 1922
"Tam bağımsızlık,siyasî,malî, ekonomik, adlî, askerî, kültürel vb. her hususta tam bağımsızlık,tam serbestlik demektir. Bunların herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, millet ve memleketin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından yoksunluğunu ifade eder." (Atatürk, Nutuk, C.I,s.834)
"Bugünkü savaşımlarımızın amacı,tam bağımsızlıktır. Bağımsızlığın tamlığı ise ancak malî bağımsızlık ile mümkündür. Bir devletin maliyesi bağımsızlıktan mahrum olunca,o devletin bütün hayatî kuruluşlarında bağımsızlık felce uğramıştır." (Atatürk-1922, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C. I,s.222-223
Yeniden hoş geldin Yaren
Günlerdir Adem Amca ile birlikte “Acaba görür müyüz?” diye güneye uzun uzun bakarken meğer o da bize çatıdan bakıyormuş; biz tanıyamamışız. İlk iki gün çatıda ve bahçede uzak ve çekingen durunca geleni eşi sandık. Hava şartları nedeniyle göle de açılamamıştık. Dün Adem Amca’nın kapısının önünde beklemeye başlayınca içimize bir şüphe düştü. Bu sabah buz gibi havaya rağmen şansımızı yeniden denedik…
Ve anladık ki gelen Yaren’miş! 🤍
Merak edenlere, soranlara, bir kuşla baharı bekleyenlere müjdeler olsun.
Buluşma 15. yılda da gerçekleşti.