2008 yılında Çin'in 672 kilometrelik yüksek hızlı tren ağı vardı.
Bugün bu uzunluk 50.400 kilometreye ulaştı.
Bu büyüklükte bir demiryolu ağının inşası için yaklaşık 800 milyar ile 1 trilyon dolar arasında bir yatırım yapılması gerekiyor.
2008 yılında Pekin’den Şangay’a gitmek isteyen birisi, normal trenle yaklaşık 10 saat yolculuk yapmak zorundaydı. Daha yavaş trenlerde bu süre 15 saati bile geçebiliyordu.
Çinliler bu durumu değiştirmek için ülkenin dört bir yanına yüksek hızlı tren hatları döşemeye başladı.
2010 yılında tren ağı 5 bin kilometreye çıktı.
2015’te 20 bin kilometreye, 2020’de 38 bin kilometreye ulaştı.
2025’in sonunda ise 50 bin kilometreyi aştı.
Yani Çin, yaklaşık 18 yılda dünyanın en büyük yüksek hızlı tren ağını kurdu.
50 bin kilometreyi gözünüzde canlandırmak için şöyle düşünün. Dünya’nın çevresi yaklaşık 40 bin kilometre. Çin’in yüksek hızlı tren hatlarını uç uca ekleseniz Dünya’nın çevresini bir defadan fazla dolaşabiliyorsunuz.
Çin bu yatırımları sadece insanların daha hızlı seyahat etmesi için yapmadı.
Mesela Pekin ile Şangay arasında yaklaşık 1.300 kilometrelik bir demiryolu hattı var.
Aynı iki şehir arasında arabayla gitmeye kalksanız yaklaşık 12-15 saat yolculuk yapmanız gerekiyor.
Yüksek hızlı trenle ise bu mesafe yaklaşık 4 saat 20 dakikada tamamlanıyor.
Yani sabah Pekin’de kahvaltısını yapan bir iş insanı, öğle saatlerinde Şangay’daki fabrikasını ziyaret edip akşam tekrar evine dönebiliyor.
Eskiden bu kadar kolay değildi.
Bir de işin ekonomik tarafı var.
Çin’in yüksek hızlı trenlerinde yalnızca 2024 yılında yaklaşık 3,3 milyar yolculuk yapıldı.
Bu da günde ortalama 9 milyon yolculuk demek.
Bu sayede Çin, ulaşımda petrole olan bağımlılığını azaltabilecek büyük bir alternatif oluşturdu.
Çin yüzölçümü olarak çok büyük bir ülke olduğu için eskiden büyük şehirlere mesafeden dolayı yatırım çekemiyordu.
Yatırım çekmekte zorlanan birçok şehir, hızlı trenler sayesinde ekonomik merkezlere birkaç saatlik mesafeye indi.
Bir iş insanı sabah başka bir şehirdeki fabrikaya gidip toplantısını yapabiliyor, akşam kendi evine dönebiliyor.
Turistler daha fazla şehri gezebiliyor. İnsanlar başka şehirlerdeki iş fırsatlarını değerlendirebiliyor.
Hızlı tren hatları açılınca bu sayede eski demiryollarında yük trenlerine de daha fazla yer kaldı.
Yani Çin yalnızca insanları daha hızlı taşımakla kalmadı, fabrikaların ürettiği malların taşınmasını da kolaylaştırdı.
Tabii bu kadar büyük bir demiryolu ağının inşaatı, bakımı ve işletilmesi için ciddi paralar gerekiyor. Özellikle yolcusu az olan hatların ekonomik getirisinden çok götürüsü oluyor.
Ama 2008 yılındaki haritayla bugünkü haritayı yan yana koyduğunuzda Çin’in ne kadar büyük bir dönüşüm geçirdiğini görebilirsiniz.
Bir zamanlar şehirler arasında saatlerce yolculuk yapan insanlar, bugün aynı mesafeleri birkaç saatte tamamlıyor.
Bu sayede ülkenin sanayisi her yere yayılıyor.
Ve Çin çok daha fazla mal satıyor, aynı zamanda zenginleşiyor..
2024 yılında Çin'de yüksek hızlı trenlerle günde ortalama 9 milyon yolculuk yapıldı. Bu yolculukların ortalama uzunluğu yaklaşık 331 kilometreydi.
Şimdi bu insanların tamamının tren yerine otomobille seyahat ettiğini düşünün. Her otomobilde ortalama 2 kişi olduğunu ve araçların 100 kilometrede 7 litre benzin tükettiğini varsayarsak, günde yaklaşık 104 milyon litre, yılda ise 38 milyar litre benzin tüketilirdi.
Benzinin litresini 1 dolardan hesaplarsak yıllık yaklaşık 38 milyar dolarlık bir yakıt masrafı ortaya çıkardı.
Bu hesaba ithal araçlar, trafik, otoyol ve araç bakım masrafları dahil değil.
Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’nin bile yüksek hızlı tren ağı 735 kilometre uzunluğunda.
Çin’in yüksek hızlı tren ağı ise 50.400 kilometreye ulaşmış durumda. Yani Çin’in ağı, ABD’deki ağın yaklaşık 69 katı uzunluğunda.
Dünyadaki yüksek hızlı tren ağının yaklaşık %70,6'sı Çin'de bulunuyor.
Rakipsiz…