Afşin Hatipoğlu: Bir süre paylaşım yapmayacağım.
Hatipoğlu, ölüm tehdidinden 6 gün sonra ilk açıklamasını yaptı:
Geçen hafta canlı yayındayken şahsıma yöneltilen ölüm tehdidini sizlerle paylaşmış, konu hakkında suç duyurusunda bulunduğumu da belirtmiştim.
Emniyet iki şahsı gözaltına aldı. Şahısların olayla ilgilerinin bulunmadığı kanaatine varılmış olacak ki adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldılar. Yetkililer, ismi kullanılarak tehditte adı verilen suç örgütünün olayla ilgisinin olmadığı kanaatini taşıyorlar. Ancak bana gönderilen tehdit mesajlarının kim tarafından gönderildiği henüz tespit edilebilmiş değil. Devam edecek mi onu da bilmiyorum, kaldı ki geçen hafta bir tehdit mesajı daha aldım. Bu aşamada henüz herhangi bir koruma tedbiri de uygulanmıyor.
Süreç boyunca beni arayan çok değerli dostlarıma, Meclis’te konuyu gündeme getiren kıymetli milletvekillerine ve soru önergesi veren İYİ Parti’ye ilgi ve alakaları için teşekkür ediyorum.
Bir süre daha herhangi bir konuda paylaşım yapmama kararımı sürdürüyorum. Yaşadığımız günlerin sıradan olmadığına ve seçime gidene kadar bizi daha zor günlerin beklediğine inanıyorum. Bu nedenle kendi pozisyonumla ilgili nasıl bir karar almam gerektiğini düşünüyor, biraz daha kendi iç dünyamda bunun muhasebesini yapmak istiyorum.
Bu süreçte hassasiyet gösteren herkesi yürekten kucaklıyor, desteğinizi yanımda hissediyorum.
Sağ olun, var olun, iyi ki varsınız.
KULİS | Başkent kulislerinde, Fon dolandırıcılığında siyasi ayağa girmek zorunda kalacaklar iddiası dolaşıyor..
Zaten başka çareleri kalmamıştı, AKP seçmeni dahil tüm toplumun tepkisi her geçen gün artıyor…
Yargıçlar hemen her gün sahte duruşma tutanağı yazdırıyor ve bu da esasen resmi belgede sahtecilik suçu teşkil eder. Duruşma tutanaklarının %99'u gerçeğe aykırı değil mi? Hangi duruşma tutanağı duruşmadaki beyanları eksiksiz ve doğru yansıtıyor? Peki gerçeğe aykırı resmi belge düzenlemek suç değil mi? Bu soruşturulmayan sahte tutanak suçu da sadece bizim ülkemize özgü. Neden? Çünkü bizden başka hiçbir ülkede duruşmada tutanağına ne yazılacağına yargıç karar vermiyor. Ya tarafsız katip ne duyarsa müdahale olmadan yazıyor ya da elektronik kayıt yapılıyor. Neredeyse her duruşma salonunda kamera ve mikrofon var. Buna rağmen bizde elektronik kayıt neden ısrarla açılmıyor? Çünkü duruşma tutanağını yargıcın yazdırması yargıcı duruşma salonunun diktatörü yapıyor. Yargıçlar da diktatörlüğü bırakmak istemiyor. Adalet Bakanlığı da yargıçların gönlü hoş olsun diye 1960 model duruşma zaptı yazdırılmasından rahatsız olmuyor. Yargıç duruşmada avukata "hödük" dese, avukat da "terbiyenizi takının" dese. Yargıç duruşma zaptına hödüğü yazdırmadan "avukat yargıca terbiyesiz" dedi diye duruşma tutanağı yazdırabilir mi? Elbette yazdırabilir. Böyle bir duruşma zaptı sistemi olur mu? Adalet bakanlığı yazsın bir genelge ve elektronik kayıt zorunlu olsun, yargıç diktası ve sahte duruşma tutanağı dönemi bitsin artık. Çok mu zor @adalet_bakanlik?
Bir Cumhuriyet savcısı hakkında resmî belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından dava açılıyor. Mahkeme beraat kararı veriyor. Hâkimler ve Savcılar Kurulu ise savcının mesleğin şeref ve nüfuzunu zedeleyen davranışlarını sabit görerek yer değiştirme cezası veriyor. Peki, böyle bir disiplin ihlalinin karşılığı yalnızca görev yerinin değiştirilmesi mi olmalıdır? @abakingurlek@fuzuliaydogdu
https://t.co/YKjrLJ9uVM
Korkut Kanadoğlu bu sözleri İstanbul Barosu genel kurulunda yani avukat sıfatıyla ve avukatlık göreviyle ilgili olarak ve mesleki faaliyet sırasında söylemiştir. Dolayısyla Başsavcılık Adalet Bakanlığı'ndan soruşturma izni almadan soruşturma başlatamaz. Eğer medyaya yansıyan "başsavcılık soruşturma başlattı" ifadesi doğruysa keyfi işlemleri eleştiren Kanadoğlu'na keyfi bir soruşturma açılmış demektir ve büyük bir hukuk skandalı söz konusudur.
— İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal:
“Meslektaşımız Av. Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu’nun yanındayız.
Hukuksuz ve keyfi uygulamalara karşı savunmayı savunmaya, tüm hukuksuzlukları not etmeye devam edeceğiz.”
🔴 Emniyette terfi kavgası: Terfi edemeyen müdürler, rütbeyi mahkeme kararıyla almaya başladı!
✳️ Emniyette geçen ağustostan itibaren geçerlilik kazanan 1. sınıf emniyet müdürlüğüne terfi kararları, teşkilatta yeni bir sorunlu sürecin habercisi oldu.
✳️ Emniyet, yetki kullanımda Bakan Çiftçi’yi hedefe koydu: “Biz yapmadık, Bakan yaptı!”
🔴 Fon skandalı valiler kararnamesini de etkiledi!
✳️ MİT’in yanı sıra FKK’dan gelecek “temiz kağıdı”
BÜYÜTEÇ’te salı yazısı
✍️ Tolga Şardan'ın yazısı...
🔴 Emniyette terfi kavgası: Terfi edemeyen müdürler, rütbeyi mahkeme kararıyla almaya başladı!
📌 Terfilerin açıklanmasıyla birlikte haklarına ulaşamayan polis müdürleri, soluğu mahkemelerde almaya başladı bir süredir. Emniyet Genel Müdürlüğü ise açılan davada yaptığı savunmada “İçişleri Bakanı”nı sorumlu gösterdi!
📌 FETÖ’yle bağlantısı bulunan personelle ilgili olarak yer verilen tespite bakıldığında, örgütsel bağı olan kimi personelin atama listesine alındığı ancak bakan tarafından uygun görülmediği anlamı çıkıyor. Hâlen FETÖ’yle bağı olduğu bilinmesine karşın görevde olan polis müdürleri mi var acaba, teşkilatta görev alabilmeleri nasıl mümkün oluyor?
🔗 https://t.co/7Au9LHppiz
➡️ https://t.co/zd2RrtgT98
➡️ https://t.co/EVuqivHroy
Osmanlı'yı nasıl batırdılarsa Türkiye Cumhuriyeti'ni de öyle batırıyorlar.
Lüks, şatafat, israf, görgüsüzlük, cehalet, yobazlık, liyakatsizlik o batış sürecinde de vardı, bugün de...
Kafa aynı kafa, zihniyet aynı zihniyet yönetim aynı yönetim.
Ey Ak parti seçmeni: İnandığınız Allah, sizi bu göz yumduğunuz kötülüklerden, haksızlığa ses çıkarmamanızdan, mazlumun yanında olmamanızdan ötürü sorguya çekmeyecek mi sanıyorsunuz?
İçinde bulunduğumuz bu rezalet durumun bir sorumlusu da sizsiniz!
HUKUKSUZLUĞU İFADE ETMEK SUÇ DEĞİL, SAVUNMANIN GÖREVİDİR!
Avukat Hakları Grubu başkan adayımız Av. Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu hakkında, İstanbul Barosu Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturma başlatılmasını kabul etmiyoruz.
Sayın Kanadoğlu’nun dile getirdiği husus açıktır: Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmaması ve gerekçesiz tutuklama kararları verilmesi karşısında avukatlar sessiz kalmayacak, bu hukuksuzlukları unutmayacaktır.
Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanmamasını konuşmamız gerekirken soruşturma açılması kabul edilemez.
Hukuksuzluğa “hukuksuzluk” demek suç değil; hukuka aykırı kararları takip etmek, belgelemek ve sorumlularını hukuka davet etmek savunmanın görevidir.
BİZLER GÖREVİMİZİN BAŞINDAYIZ!
Bu soruşturmayla savunmanın sesinin kısılmasına izin vermeyeceğiz. Yargı bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü ve meslektaşlarımızın söz söyleme hakkını kararlılıkla savunmayı sürdüreceğiz. Mesleğimizi layıkıyla yapacak, hukukun üstünlüğü için mücadele etmeye devam edeceğiz.
AHG Ankara olarak Sayın Kanadoğlu’nu yalnız bırakmayacak, meslektaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz.
Maalesef konuşmayı ilk dinlediğimde “Hoca’ya soruşturma geliyor” demiştim. Çünkü artık öğrendik ki iktidarın ve yargısının en büyük korkusu, -işlemişlerse eğer- işledikleri suçlardan dolayı yargılanmak. Buraya dokunan herkes yanıyor.
Ancak unutulmamalı ki bir yerde suç varsa zamanaşımı olmadığı sürece o suç orada öylece durur ve cezalandırılmayı bekler.
Yasalara uymamak, keyfi kararlar vermek suçtur ve yaptırımı vardır.
Ve çok temel bir kural vardır: Yasal bir hakkın veya hukuki yolların kullanılacağını söylemek, TCK kapsamında tehdit suçunu oluşturmaz.
Bugün yargı mensuplarının yasalara uymamak suretiyle suç işleyip işlemediği araştırılmıyor ve dolayısıyla cezalandırılmıyor olabilir. Zira, tuz kokmuştur. Bu mekanizmanın başındaki kişiler taraflıdır. Örneğin HSK Başkanı partilidir. Atamaları yapan Cumhurbaşkanı partilidir. Taraflı denetim mekanizması tarafsızlığı ve bağımsızlığı tesis edemez.
Ancak yarın yasalar objektif ve tarafsız şekilde uygulandığında hukukun tüm sonuçlarıyla yüzleşmek durumu gündeme gelecektir. Bunu belirtmek suç değildir. Hocamızın yanındayız.
@KKanadoglu
Devlet memurlarının birbirini ziyaret etmesinin, çay çorba içip sohbet etmesinin kamuyu ilgilendiren hiçbir yönü yok. Sosyal medya hesabı yapılan işler için var
Şu saçma alışkanlığı yasaklayın nolur ya
Çemişgezek ilçe tarım müdürünün kaymakamı ziyaret etmesinden bize ne abicim