Trabzonspor tribünlerinde “tek tribün, tek set, tek pankart, tek lider” anlayışına geçilmesi, kulüp yönetiminin ve bazı taraftar gruplarının aldığı bir karar olabilir. Tribünlerin tek çatı altında toplanmasına yönelik iradeye saygı duyarız. Ancak bu irade Trabzonspor camiasına herhangi bir ismi oldubittiyle kabul ettirme hakkını hiç kimseye vermez.
Tribünlerin birleştirilmesi başka, Trabzonspor tribünlerinin iradesinin tek bir kişiye teslim edilmesi başkadır. Hele ki bu kişinin kim olduğu, ne söylediği ve hangi değerleri temsil ettiği ortadayken, böyle bir tercihin sessizce kabul edilmesi bizden beklenemez.
Söz konusu kişi kamuoyuna açıkladığı görüşleri neticesinde ihraç talebiyle kulübümüz Disiplin Kurulu'na sevk edilmiş biridir. Böyle bir ismin bugün Trabzonspor tribünlerinin başına “lider” sıfatıyla getirilmesi yalnızca çelişkili değil, camianın ortak değerlerine ve hafızasına karşı da açık bir dayatmadır.
Buradan açıkça ifade ediyoruz:
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerleriyle ve Mustafa Kemal ATATÜRK’le meselesi olan hiç kimsenin Trabzonspor’u ve tribünlerini temsil etme ehliyeti yoktur.
“SADECE TRABZONSPOR” deniliyorsa bunun gereği camiayı ayrıştıracak bir ismi tepeden inme biçimde tribünlerin başına geçirmek değil, Trabzonspor’un ortak değerlerinde buluşabilecek, hiçbir grubun ve kişinin üzerinde gölge oluşturmayacak gerçek bir birlik zemini kurmaktır.
Trabzonspor tribünleri kimsenin şahsi alanı, makamı ya da nüfuz sahası değildir. Trabzonspor camiası da kendisine “uygun görülen” her ismi kabullenmek zorunda değildir.
Bu nedenle söz konusu görevlendirmeyi kabul etmiyoruz.
Kulübümüzü, bu yanlıştan derhal dönmeye ve süreci Trabzonspor’un tarihine, değerlerine ve camiasının hassasiyetlerine yaraşır biçimde yeniden değerlendirmeye çağırıyoruz.
Bu bir rica değil, açık ve tartışmasız itirazımızdır.
BordoMaviNet - Trabzonsporlular Birliği
Trabzon’un hikâyesi biraz da yoklukların içinden büyük sevdalar çıkarabilmenin hikâyesidir.
Abimiz, imkânı neye yetiyorsa onunla takımının yanında olmak istemiş. Geçen sezonun formasını almış. Heyecandan mağazada giymeyi unutmuş. Bir üst geçitte, babamızın küçükken bize aldığı Trabzonspor formasını giydiğimiz ilk heyecan ve mutlulukla formasını üzerine geçirip gururla yoluna devam etmiş.
Bu sevgiyi, bu ruhu parayla satın alamazsınız. Zaten bizden değilseniz anlayamazsınız; anlamak isteseniz bile mantığınıza sığmaz.
Bizim, yani Trabzon’un çocuklarının, doğduğu günden itibaren hayattaki en büyük varlığı Trabzonspor. Dünyevi başka bir şeye de isteğimiz, ihtiyacımız yok. Trabzonspor iyiyse biz de iyiyiz.
Salah bugün bu hikayenin en büyük yıldızı olabilir ama hikayenin asıl kahramanı yine Trabzon. Biz kendimizi olduğumuz gibi gösterdik. Ne olduğumuzu anlatmaya, ne olmadığımızı göstermeye çalışmadık. Babaannenin sofrası da, kuymak da, hamsikuşu da, ligarba da, delibal da, o sarılma da bizim hayatımızın kendisi. Çünkü bazı hikayeler bir reklam ajansında yazılamaz, bazı hikayeleri sadece yaşayanlar bilir.
Ünlü ikiyüzlülüğü diye bir şey var. Lan madem hepiniz adamın kumarbaz, dolandırıcı olduğunu ezelden beri biliyordunuz onca yıl neden iki kelam etmediniz, insanları uyarmadınız?
Görüntüler gerçekten nefes kesici.
Bayburt ve Trabzon arasındaki o meşhur Soğanlı Dağı ve Derebaşı Virajları..
Her viraj bir gizem, her metre bir sabır testi.
Doğanın kalbinde, sessizliğin sesini dinleyerek zirveye, Sultanmurat Yaylası’na doğru süzülmek.
Baktılar ki kimse gelmiyor, onlar da yolları böyle şenlendirdiler!
Trabzon Çaykara’nın ıssız köylerinde yalnızlığa çözüm.
'Yol gözleyen maketler.'
Köyden kente göçün en sessiz ama en çarpıcı protestosu bu olsa gerek.
Şehirlerin gürültüsü değil, köylerin huzuru iyileştirir.
Emeği geçenlere selam olsun.
Süper Lige siyasi amaçlarla çıkartılan bir takım, talimatla yaptırılan tebrik mesajları, detayını hiçbir zaman tam olarak bilmeyeceğimiz bir süreç ve arka plandaki illegalite..Sorsan tepkiyi faşizm diye yorumluyorlar ancak kimse aşiret-şıh-ağa konsorsiyumundan, üniversitelerimiz ve algı kanallarının ele geçirilmesinden hiç kimse bahsetmiyor. Güya bu da solculukmuş, ezilen-ezen muhabbetine. Güler misin ağlar mısın.
eğitim diye bir şey kalmamış, öğretmene saygıyı geçtim, tehdit var, akran zorbalığı denen şeyin önü alınamıyor, devletin okullara olan ilgisi sadece politik, televizyonda her gün aynı saatte şiddet var ve gençlerin geleceğe dair amacı veya beklentisi yok.
Ne mafya dizileri, ne savaş oyunları ne sosyal medya. Bu ülkenin birinci sorunu refah seviyesi düşüklüğüdür. Psikolojisi bozuk toplum çok sayıda çürük birey çıkarır. Makam arabalarınızdan inip otobüslere binin ve insanların birbirine nasıl baktığını görün. Her şeyi çözersiniz.
#Çekiliş
📚İstanbul'un hafızasını sokak sokak kayda geçiren Cemaleddin Server Revnakoğlu'nun anıt eseri Revnakoğlu'nun İstanbul'u, çekilişle 5 okurumuza hediye!
Yapmanız gerekenler:
📌Ketebe’yi takip etmek
📌 Bu gönderiyi RT etmek
⌛️Son katılım: 31 Mart Salı, 23.59
📢Kazananlar 2 Nisan Perşembe açıklanacaktır.
Fatih Altaylı, İlber Ortaylı ile yaptığı son programı yayınladı:
İlber Ortaylı:
“Ne demiş Cicero Hazretleri: Maecēnās, vēra amīcitia sempiterna est.
Gerçek dostluk ebedidir.”
Seni; yürüyemeyecek halde olmana rağmen, tekerlekli sandalyenle Mattia Ahmet için adliye koridorlarında verdiğin o onurlu mücadeleyle hatırlayacağız. Bu ülkenin entelektüel bilgi birikimine bıraktığın iz gibi vicdanına bıraktığın iz de silinmeyecek. Huzur içinde uyu hocam.
Öç böyük öç böyük diye diye milleti yıllarca zehirlediniz ondan.
86 Milyonluk ülke, 7 bölge, 81 şehir, rengarenk Türkiye varken üç tane geberik kulübün peşine takıldınız ondan.
Spor, rekabet, temsiliyet yerine teneke kupalara taptınız ondan.
Futbolcu gençler yerine müptezel sözde spor yorumcuları yetiştirdiniz ondan.
Şimdi 100 tane kupa alıp koyun müzenize 50 tane yıldız takın armanıza. Bugün Bodo konuşulur yarın Karabağ sizin büyük dedikleriniz ise nah konuşulur.
İsmet Özel, Konya'daki bir programda "Bakan olmak için ya dosyası olma ya da ahlâken düşük biri olma şartı vardır. Türkiye aleyhine alınacak kararlara itiraz ettiğiniz zaman sizi tehdit edebilecekleri bir koz olmalı ellerinde." Demişti.
Meğer kural dünya ölçeğinde yürüyormuş.
twitter aile mahkemesi kurulmuş bize laf söz düşmez de... bu özürlü komedyen tayfa sırf kart ekstresine aylık 500 bin harcayabiliyorsa sadece 13 bölüm süren dandik dizide oynayan bir oyuncu götünü dolarla siliyodur. ahhh sana memleket diyenin
Rahmi Koç'un özel beslenme programı olduğundan, kendi yemeğini yanında getirmiştir ki *artan yemeği eve götürmek- israf karşıtlığı da medeni gelişmiş insan için övünülecek bir tutumdur* bununla alay eden de cahiller, çomarlar, komplekslilerdir.
ARTAN YEMEKLERİNİZİ PAKET YAPTIRIN, ALIN -SİZ YEMEZSENİZ BİR SOKAK HAYVANINA VERİRSİNİZ