🔴 Recep Tayyip Erdoğan, henüz milletvekili dahi değilken, hiçbir resmi devlet görevi bulunmazken ve hukuken siyasi yasaklı bir durumdayken, 10 Aralık 2002 tarihinde ABD Başkanı George W. Bush tarafından Beyaz Saray'ın Oval Ofis'inde en üst düzey protokol kuralları uygulanarak ağırlandı.
10 Aralık 2002
Altan Tan'ın 5.50'de söylediğine katılıyorum:
"Ben Türkiye Cumhuriyeti devletinin 40 yıldır bu işi kontrollü kaos şeklinde sürdürdüğü kanaatindeyim. Bitirmek istemedi. Dünyadaki dengeler, Ortadoğu'daki dengeler, Türkiye'deki dengeler değişince düğmeye basıldı ve bitirildi."
Benim okumama göre de PKK, Türkiye'nin dışarda yayılması, içerde otoriterleşmesi, silah sanayi için gereken devasa fonların meşrulaştırılması için gerekli olan "iç/dış düşman" ihtiyacını karşıladığı için yıllarca dirsek mesafesinde tutuldu. Yoksa taraflar arasında Türkiye lehine büyük bir güç asimetrisi vardı ve bunun sonucu Öcalan defalarca Türkiye'ye teslim bayrağını çekmişti. Ama o bayrak görmezden gelindi. Çünkü henüz misyonu bitmemişti. Kendisi de bu "sefer-görev emri"nin bu kadar uzun süreceğini öngörmemiştir. "Ayıyla dansa kalktığında ne zaman dansın biteceğine ayı karar verir" dersini unutmuş olmalı.
Hala da "dans" bitmedi ancak Türkiye'nin artık MEVCUT haliyle PKK'ye ihtiyacı yok. PKK ile mücadele adı altında ayrılan devasa bütçelerle Türkiye silah satışında önemli bir merkez oldu. 30 km derinliğinde 900 km uzunluğunda bir alanda Suriye ve Irak'a yerleşti. 130'u aşkın askeri nokta kurdu. Bazı bölgelerde idari ve kültürel açıdan Türk-Arap-İslam sentezi çoktan kökleşti.
Türkiye'de hem kimlik politikaları hem vatandaşlık politikaları açısından Orwell'in 1984'ü benzeri bir rejim inşa edildi.
27 Şubat 2025'ten sonra yaşananlar ise hepimizin gözü önünde oldu. Suriye'de Rojava sönümlendirildi, SDG/YPG yakında lağvedilecek. Suriye Kürtlüğü Arap denizinde boğulmamak için sürekli tavizler vermek zorunda kalacak. Ama her taviz yeni bir tavizi gerektirecek.
PJAK İran'da zaten ciddi bir tehlike değildi, hatta Türkiye-Irak-İran üçgeninde bir tampon olarak ilerde işe de yarayabilir. Bazı raporlara göre PKK'lilerin bir kısmı PJAK'a iltihak etmeye başlamış bile. Türkiye'nin bunu farketmemiş olması ihtimali yok.
Irak'ta ise operasyon biraz daha karmaşık yürüyor. Çünkü ortada uluslararası camiada tanınan IKBY var. Talabani partisinin Kerkük'e Türkmen vali ataması ile ivme kazanan ABD-Türkiye önderliğindeki çevreleme harekatı yakında Barzani partisinin de nefes borusunu kesecektir. Irak Federal Mahkemesi, özellikle 2023 ve 2024 yıllarında aldığı bir dizi yapısal kararla IKBY'nin anayasal statüsünün sınırlarını sert bir biçimde çizdi. Yazıyı uzatmamak için ayrıntıya girmiyorum ama Barzani'siyle Talabani'siyle IKBY'nin idari, hukuki ve ekonomik varlığı adım adım tırpanlanıyor ve bunun tersine çevrilmesi zor görünüyor.
Türkiye'de PKK-DEM, eğer lider tapıncından kurtulamazsa, Altan Tan'ın öngördüğü gibi iktidar bloğuna raptedilecektir. Artık anayasa değişikliği mi olur, seçim ittifakı mı olur, iktidarın ihtiyaçları doğrultusunda kendisine yeni bir "sefer-görev emri" takdim edilecektir.
PKK'li 50 yılın sonunda Türkiye dünya enerji ve ticaret hatlarının güvence altına alınması stratejisinin, jandarması, denetçisi, maslahatgüzarı, yer yer mimarıdır artık. Bundan sonrasında da "Kozmos Kerim!"
Devletlilerimiz Apocu Hareket'e bu stratejinin başarıyla yürütülmesi ve sonuçlanmasındaki hizmetlerinden dolayı ne kadar teşekkür etse azdır.
Hoy contratar a Tony Robbins cuesta 1 millón de dólares por un solo día.
Esto es una cinta de 21 minutos grabada en su propia casa hace más de 30 años.
Ahí explica exactamente cómo lograr que cualquiera diga que sí.
El mismo material por el que ahora cobran fortuna… completamente gratis.
Es una grabación rara e sin filtros, de la época en que todavía no cobraba a multimillonarios solo por estar en la misma habitación.
Cuando alguien dice que no, da dos excusas:
“No tengo tiempo” o “No tengo dinero”
Ninguna es verdad.
La verdadera razón es que todavía no cree que valga la pena.
No es un problema de dinero. Es un problema de estado.
Tony enseña algo que llama “atacar y confesar”
En lugar de discutir la objeción, confiesas la tuya propia:
“Yo tuve la oportunidad de ir hace seis meses y no fui hasta hace dos.
No puedo ni imaginar el tiempo que perdí”
La sala se queda en silencio. Nadie discute.
Después mete a la persona en el “tren del sí”
Cada pequeño sí se suma al siguiente.
Hasta que decir que no al final se siente más difícil que decir que sí.
Cuando llega el momento de firmar, la persona ya ha aceptado cinco veces sin darse cuenta.
Solo 21 minutos.
Ahí aprendes las dos únicas jugadas por las que la gente paga 1 millón al día:
cómo leer el estado de cualquiera… y cómo moverlo.
La mayoría se pasa años adivinando en ventas.
Él lo escribió en un flipchart de su sala de estar en menos de media hora.
Un asiento en esa habitación costaba $125 dólares.
Hoy cuesta $1 millón de dólares al día estar frente a él.
La cinta está gratis ahora mismo.
Y la respuesta está en este video.
Bir Akp vekil daha vardı.
AKP'de yolsuzluğu anlatmıştı
Senmisin anlatan deyip, partiden istifa ettirilmişti
Yüreğinde vicdan taşıyanlar halen var
Geçelim asıl konuya
Eski AKP Milletvekili Muhammed Çetin'de, 2014 tarihinde partisinden istifa ederken bakınız ne demiş.
Buyurun⤵️
"BAŞIMIZA SİLAH DAYATILARAK FERAGATNAMELER İMZALATILDI"
Haluk Levent’in tutuklandığı "Ahbap suç örgütü" soruşturmasında Şaziye Kutlu, karşılıksız çeklerle başlayan süreçte silah zoruyla feragatname imzalatıldığını ve tüm mal varlıklarını kaybettiklerini öne sürdü:
"Haluk ‘Gölcük depreminde çadır yaptırdım, tefecilere borçlandım, beni öldürecekler, yardım rica ediyorum' dedi.
Biz Ümitköy'den Haluk'a üç daire verdik, sattığımızı zannettik. Çekler verildi ama bu çeklerin karşılığı çıkmadı, matbaada farklı çekler bastırmış.
Haluk bize ‘Benden hiçbir şey alamazsınız. Savcı da benim, hakim de benim' diyen bir adamdı.
Biz olan mal varlığımızı da sonuna kadar kaybettik ve bugüne geldik. Bugün hiçbir şeyimiz kalmadı."
Bugün Süleymancılara yönelik operasyonda dikkat çeken bir isim gözaltına alındı. Prof. Dr. Ahmet Gökçen.
Marmara Üniversitesi'nde Barış Akademisyenleri'nin ihracını talep eden disiplin soruşturması komisyonunda yer alan ve karara imza atanlardan biriydi.
▪️ 2005'te yürürlüğe giren yeni TCK’nın mimarlarından biri.
▪️ Eski HSYK üyesi.
▪️ 11 çocuğun öldüğü Aladağ yurt yangını davasında sanıkların avukatı.
▪️ Ergenekon sürecinde usulsüz arama yapan polislerin avukatı.
▪️Ünlü avukat Rezan Epözdemir'in avukatı.
@wyd_dol Some people are not meant to be amongst humans. They ought to punch him more so he can really feel what he tried to do to the kid.
https://t.co/R0GAl5NYlb
Devlet Bahçeli’nin seçim sonrası DEM Parti dönüşü yeniden gündemde! ❗
“Hiçbir namuslu ve şahsiyet sahibi ülküdaşım, P.KK ile HDP ile Türk’e kefen biçmek için fırsat kollayan alçaklarla yan yana gelemez, aynı hizada bulunamaz.”
A local African tribe that has never encountered any of the Abrahamic religions was interviewed—a community apparently untouched by the 124,000 prophets said to have been sent throughout history.
They don’t even seem to realize they’re not Muslim. Just look at them.
Their names are difficult even to pronounce, and it would probably be fair to say that their beliefs have little, if anything, to do with Islam.
Members of the tribe, who have never heard of heaven or hell, most likely don’t know how to pray either.
Yet somewhere in the world, there are communities living without ever having encountered any Abrahamic religion, while still leading meaningful, moral, and orderly lives.
Is it really fair to say that these people deserve eternal punishment simply because they never heard of the “right path”?
Or should we rethink the very concept of faith?
🩸💥🔥2 dizinden 15 metreden uzun namlulu silahla vurulmuş‼️
Avukat: 2 dizinizden de vurulmuşsunuz, ZPT'nin ardından nasıl koştunuz?
Mahkeme Başkanı Melih Uçar: Avukat Hanım, bu soru değil, geçelim. Sordurmuyorum!
#Salı
Antalya”dan Ankara yönüne müzik yolculuğu yaparken Isparta-Afyonkarahisar sınırındaki şirin köylerden olan İncesu”ya uğradım ve orada yaşayan Kam ana, ustam Hatice Öztaş”tan kayıtlar yaptım.
Müzik, hepimizin ortak paydası.
Ahmet Altan ve Neşe Düzel'in programıydı. 1994 seçimlerine giderken. Hatta seçimden birkaç ay önce. Rahmetli Ercüment abi Refah Partisi'ni sert eleştirirdi. Erdoğan da ta o zaman partinin "yenilikçi" kanadının temsilcisiydi. Biz de onun tarafındaydık. Belediye başkanı seçildikten sonra tüm enerjimizle bu yenilenmeye katkı yapmaya çalıştık.
Yaptık da. Ellerinde ne birikim varsa 90'lı yıllarda seferber olduğumuz çabanın ürünü.
Peki, sonuç?
Eski Türkiye'de, ağır eleştiri yazıları yazdığım halde geçirdiğim hiçbir soruşturmadan ceza almadım. Erdoğan'ın yeni Türkiye'sinde hiçbir şey sayılmayacak basit eleştiri yazıları yüzünden hapis cezaları aldım. Belediyedeki işimden attılar. Maişet derdine düşecek hale getirdiler beni.
Kesmedi, hakim savcı sınavını art arda üç kez kazanan iki üniversite mezunu kızımı uydurma mülakatlarda reddettiler. Bizim eski gençlerden, AK Parti'nin kıdemli yöneticisi, benim yüzümden kızımın reddedildiğini açıkça söyledi.
Müslüman radikalizminin acımasızlığı diğer bütün zulümlerden açık ara ileridedir.
Umarım bu haksızlıkları muhakeme ve muhasebe edecek bir Tanrı vardır. Ateistler haklıysa ve yaptıkları yanlarına kâr kalacaksa ziyan olmuş bir hayat yaşamışız demektir.
🔵 Bir vatandaş, Rusya'da kızına cinsel istismarda bulunan kişiyi öldüren baba hakkında verilen dikkat çekici kararı anlattı:
▪️"Rusya'da adamın bir tanesi kızına bir pedofilin sarkıntılık ettiğini, tacizde bulunduğunu fark edince herifi takip ediyor ve adamı sırtından 30 küsur kere, 38 kere, 37 kere bıçaklayıp sonra, çok affedersiniz, takımlarını da kesip açık bir çukura, bir mezara atıyor."
▪️"Sonra da gidiyor, teslim oluyor. Savcı adamı serbest bırakıyor."
▪️"Basın açıklaması şöyle: 'Bu bir cinayet vakası değil, bu bir pedofilin intihar vakası' diyorlar."
▪️"'Bize göre bu pedofil kendini o mezara atmış, sırtından kendine 37-38 kere bıçaklamış, kendi fazlalıklarını ihtiyacı olmadığı için kesmiş ve intihar etmiştir. Adamı niye tutuklayalım ki?' diyor."
▪️"Bence gayet güzel bir ��özüm yani, mantıklı. Adam intihar etmiş bariz bir şekilde. Niye başkasını suçlayacaksınız ki?"
🎥 (chefkaandemirel)
Doktora tezini dünyadaki askeri darbeler üzerine yazan Prof. Dr. Mazıcı, katıldığı canlı yayında o dönem yaşananların klasik bir askeri darbe niteliği taşımadığını ifade etmiş ve "Bu olay kime yaradıysa fail odur" sözleriyle süreci değerlendirmiştir. Bu sözlerinin ardından uzun süre tartışılmış ve televizyon programlarından çekilmiştir