Heyet geldi sözde duruşma tekrar başladı.
Kürsüdeki kişi İmamoğlu’nun susma hakkını kullandığı “tespit ettiğini” söyledi.
İmamoğlu’na “ya savunmanı benim istediğim sürede yani yarım günde yaparsın ya susma hakkını kullanmış sayarım” tehdidini geçirdiği zaptı okuyor.
Sıkıyönetim mahkemelerinde bile görülmemiş bir rezalet yaşanıyor şu an Silivri’de.
Hiç kimse korkmuyor tutuklanmaktan da konuşmaktan da. Bi yerinizi de yırtsanız değişmeyecek bir gerçek bu. Siz sahnede söylenen ve anlamadığınız şakalardan rahatsız oluyorsunuz ya insanların kendi aralarında sizinle nasıl taşak geçtiğini de duyma imkanınız olur umarım :)
@voiceofhellas Ardılda cümleleri kaçırmamak için bazen tek kelime bile not aldığımız oluyor. Not alma hatasına kurban gitmiş tercüman arkadaşımız. İki cümleyi birleştirmiş. Ana dili İngilizce olmayan ve maç heyecanıyla bu kadar hızlı konuşan birini çevirirken olmayacak bir hata değil.
competitive sudoku olayını kim çıkardıysa allah razı olsun sonra da belasını versin. bu kadar sudokudan sonra da Alzheimer olursam o da benim ayıbım artık
Bugün de bi konferansa çeviriye gittim, tam bi terasa hava almaya çıkarken ayağım kaydı ve yine düştüm. Yere bi şey dökülmüş. Düşen NBA oyuncusu gibi arkamdan parkeyi sildiler iki tur :(
az önce terliğime yamuk bastığım için yerde duran valizimin üstüne düştüm. bi ara odaya kamera takıp düşme videolarımdan try not to laugh içeriği üretmeyi düşünüyorum artık
“Soğuk Savaş” programında yaptıkları şaka nedeniyle “dini değerlere hakaret” iddiasıyla tutuklanan Boğaç Soydemir ve Enes Akgündüz’ün davasında ikinci duruşma görüldü.
Her iki isim de 32 gün sonra tahliye edildi.
Kamuoyuna Duyurulur!
Ortadoğu, tarihinin en hassas dönemlerinden birini yaşamaktadır. İran-İsrail gerilimi giderek tırmanırken, bölge istikrarsızlık, tehdit ve provokasyonlara daha açık hâle gelmektedir. Türkiye’nin güvenliği ve bölgedeki diplomatik dengeler büyük sınavlardan geçerken, içeride medyaya yönelik tartışmaları derinleştirip yayıncılık alanını kutuplaşma aracı hâline getirerek boykot çağrısı yapmak sağduyulu ve millî bir yaklaşım değildir.
Böylesine kırılgan bir dönemde, Ana Muhalefet Partisi liderinin ve @CHP_iletisim Kanalının; @trt, @atvcomtr, @KralPop, @ahaber, @beyaztv, @KanalD, @cnnturk, @ntv, @startv ve @tgrthabertv gibi Türkiye’nin köklü ve geniş izleyici kitlesine sahip yayın kuruluşlarını hedef alarak, kime ve neye hizmet ettiği belirsiz, en hafif tabirle aymazlık olarak adlandırılabilecek bir boykot çağrısında bulunmasını şiddetle kınıyoruz.
Bu tutum; toplumda gereksiz gerilim ve ayrışmalara neden olmakta, basın özgürlüğü ile halkın haber alma hakkına ciddi zararlar vermektedir. Medyayı sistemli biçimde hedef hâline getiren bu tür siyasi çıkışlar, halkın farklı kaynaklardan bilgi edinme hakkını doğrudan zedelemektedir.
Elbette eleştiriler, demokratik hayatın doğal ve vazgeçilmez bir parçasıdır. Ancak bu eleştirilerin kurumları doğrudan hedef göstermeye dönüşmemesi, kamusal tartışmanın sağlıklı ve yapıcı biçimde sürdürülebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yayıncılık sektörü; sadece ifade özgürlüğünü savunmakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmekle yükümlüdür.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) olarak biz, yayınların hukuka ve etik kurallara uygunluğunu titizlikle denetliyor; ihlal tespit edildiğinde yasal çerçevede gerekli müdahaleleri kararlılıkla gerçekleştiriyoruz. Amacımız, medya sektöründe özgürlük ile sorumluluk arasındaki dengeyi koruyarak, halkın doğru ve güvenilir bilgiye erişimini temin etmektir.
Bu hassas dengeye katkı sağlamak ve toplumsal barışın güçlenmesi için siyaset kurumunun da üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekmektedir. Özellikle böyle zamanlarda, medyayı hedef göstermek yerine; birleştirici, uzlaştırıcı ve sorumlu bir dil benimsemek herkesin ortak görevidir.
Türkiye’nin köklü yayın kuruluşları görevlerini hukuka, etik ilkelere ve kamu yararına uygun şekilde sürdürmeye devam ederken; Üst Kurul olarak bu süreci büyük bir kararlılık ve hassasiyetle takip etmeyi sürdüreceğiz.
Değerli arkadaşlar ben Özgür Turhan. Güzel ülkemizde komedyenlik yapıyorum. Yarın Cübbeli Ahmet Hoca ile ilgili hakaret davasında ifade vereceğim. Cumartesi günü ise, Galatasaray tarafından şahsıma dava açıldığı için karakola imza vermeye gideceğim, yaklaşık 9 aydır gidiyorum. Yaşadıklarımla beraber, almış olduğum tehditler, yapmış olduğum işi engellemeler ise şu an burada bahsi geçirilmeyecek kadar hafif geliyor.
Eti atmış olduğum tweetten dolayı, yayınlanmayan reklamlarında oynadığım için zarara uğradıklarını söyleyerek sözleşmeyi tek taraflı feshetti. Tarafıma reklamdaki zararlarını karşılamak için tazminat davası açtılar. Reklam setinde içtikleri kahvelerden, beyran çorbalarına kadar benden talep ettikleri tutar, bütün masraflar yaklaşık olarak 5 Milyon TL. Dava anlayamadığım bir şekilde aleyhimde sonuçlandı.
Pazar günü yapacağımız gösteri çekimimizden önce ne suç ne değil diye söylediğimiz bütün kelimeleri gözden geçirdik. Yasalarımıza göre herhangi bir suç işlemediğime kesinlikle emin olduğum gösterimde, eşim dostum ne zaman içeri gireceğim diye gün sayıyor.
Arkadaşlarım, tanıdıklarım yalnızca espri yaptığı için tutuklular, davaları var.
Ben komedyenim, bu ülkede yalnızca esprilerimi sizlerle paylaştığım için başıma bunlar geliyor.
Artık çok yoruldum. Ülkemizin geldiği duruma üzülüyorum, çocuklarımızın geleceğine üzülüyorum, kendime üzülüyorum. Ne yapacağımı ne diyeceğimi bilmediğim garip bir durumdayım.
Soğuk Savaş isimli Youtube programında yapılan bir şakanın ardından program sunucusu Boğaç Soydemir hakkında soruşturma başlatıldı.
Sunucunun şakası şu;
- “İçki bütün kötülüklerin anasıdır” diyen bir kişiye ne denir?
- “Olsun ben milf seviyorum abi...”
İçki bütün kötülüklerin anasıdır ifadesi “hadis-i şerif” olduğu için, buradaki şakada Hz.Muhammed ile dalga geçildiği iddia ediliyor.
Böyle delilik olur mu?
İlgili şakada Hz.Muhammed ile hiçbir şekilde dalga geçilmiyor, bunu anlamak çok zor değil.
Sunucu “Ben bunun hadis olduğunu bile bilmiyordum” diye açıklama yapıp, özür de dilemiş. Fakat yetmiyor.
Çünkü Türkiye’deki en büyük suç: Şaka yapmak.
İnsanların öldürülmesi, kamu parasının çalınması, sokakta birini bıçaklamak, terör örgütü kurmak ve yönetmek şaka yapmaktan daha hafif suçlar.
Bilhassa sosyal medya ile birlikte, soyut olanın somut olanın önüne geçtiği bir delilik hali yaşıyoruz.
Bir kişinin dini, vicdani veya milli değerlerini “aşağılamak” ya da “incitmek”, o kişiyi bir sokakta çevirip dayak atmaktan, fiziki olarak ona zarar vermekten daha büyük bir cürüm gibi görünüyor.
Bu gerçek değil. Bu tamamen yalan.
Bu yalandan en çok faydalananlar gerçek suçlular.
Çok şey istemiyoruz.
Şarkı sözü yazmanın, şaka yapmanın,
konserde dans etmenin değil,
hırsızlığın, yolsuzluğun, torpilin, şiddetin, tacizin cezalandırıldığı bir ülke istiyoruz.
Bu deliliğe son verip istediğimizi eninde sonunda alacağız.
30 Ağustos, Türk milletinin emperyalizme başkaldırışıdır.
Yalnızca işgalcilere değil, işbirlikçilere karşı da kazanılmış şanlı bir zaferdir.
Bugün bu zaferi kutlamayanlar; 103 yıl önceki işbirlikçilerin bugünkü uzantılarıdır.
Onları çok uzakta aramanıza da gerek yok.