Sevgili İstanbullular, can dostlarımızla ilgili hassasiyetinizi anlıyor ve paylaşıyoruz. Ancak itfaiye ekiplerimizin zamanı ve ekipmanı doğru ve verimli kullanabilmesi adına, gereksiz ihbarlardan kaçınmak çok önemli.
Bilhassa kedilerimiz, doğaları gereği yüksekte vakit geçiriyor, istediklerinde de inebiliyorlar. Serbest vakitlerinde onlara özgürlük tanıyalım. Gerçekten zor durumdaki canlarımız içinse her zaman buradayız.
Biraz uzun olacak; lütfen okumanızı ve okutmanızı istiyorum sizden..
Bakin ben 8 yaşındaki çocuğunu bilmem kaç kilometre uzakta kuran kursuna yollayan bir ailenin en başından beri masum olduğuna inanmadım, kimse de bana bunu inandıramaz! Diyelim ki dindarsin, o zaman dindar bir insan oğlunun köpeklere istismarda bulunmasını seyreder mi? Dindar bir insanın yetiştirdiği çocuk köpeklere bu şekilde saldırır mı! Bu yüzden de herkes anne ve baba olmamalı diyorum hep! Ne olursa olsun burada asıl suçlu kesinlikle aile, suçun en büyüğü çocuk yetiştirmeyi, sevmeyi bilmeyen, onlara yeterince sevildiklerini göstermeyen aileler…
Benim bahçe girişimde ufak bi oturma yeri var, televizyon var orada.. Üzerinde böyle kuş yuva yapmıştı; bi anne oturuyor yumurtanin üzerine bi baba, sırayla.. 2 hafta boyunca ben oraya çıkamadım korkutmamak için! Kaçırmamak icçn onları ordan..
Neden anlatıyorum bunu ben şimdi…
Aile böyle bir şey, ben ailemden bunu gördüm ve öğrendim!
Annesi çocuğu gerekirse canı pahasına korur diye düşünüyoruz ama korumuyor işte! Çünkü öncelikleri farklı, değer yargıları çarpık! Kendi değersizlik duygusu ile büyümüş bir kadin, kızına nasıl değer versin! Demek ki kuran kursuna göndermekle değil aile içinde çocuğuna ahlak dersi vermekle başlıyor her şey! En büyük düşmanın, çarpık ahlak sistemi olduğu bu ortamda, görün işte, kadınların eğitimli ve kendi ayakları üstünde durabilmesi ne kadar önemli…
Ben bu hikayade, yüzlerce Türk anasının yapabileceği gibi, oğlunu korumak için kızını harcayan bir ana görüyorum, maalesef... Sonuc korktugumuz gibi, aklımıza gelen olacak! Annesi zırıl zırıl ağlarken bile “erkek” çocuğunun durumunu düşünüp, bilgi saklıyormuş! Bu nasil olabiliyor diyorsunuz ama görüyorsunuz işte, eğitimin, ahlakın ve vicdanın önemini..
Hayvana şiddet insana şiddeti beraberinde getirir, bütün araştırmalar bunu gösteriyor dedik, "ittapar" gibi iğrenç kelimelerle aşağılandık burda! Şimdi ne diyecekler bakalim? Ben artik çocuklara ve hayvanlara üzülmekten helak oldum! Cemaat, tarikat peşinde koşarlar hep ama ne doğru düzgün erkek çocuk yetiştirirler, ne doğru dürüst kız evlatlarına sahip çıkarlar!
Demem o ki, sağ kurtulacağına inancım yok, zanlının yabancı olduğunu da sanmıyorum! O yüzden aile diyorum! Lütfen diyorum, çocuklarınıza sahip çıkın.........
#NarinGüran
Bazı çocuklar sandığınız kadar masum değil... bu videonun burası olmasa, Ve köpek artık ondan kurtulmak için ısırsa veya tırmalasa bu köpek suçlu olurdu... ve hemen öldürülürdü. sizler öncelikle çocuklarınıza merhametli bireyler olmayı öğretin.... Bu Çocuklarında talihsizliği sizler gibi ebebeynleri olması... Anne bana ne ise çocukta o olacak...
Türkçe dahil 8 dil biliyordu;
Almanca, Fransızca,
Farsça, Bulgarca,
Rusça, İngilizce, Arapça.
Düşün, sen şimdi "zamanım yok" diyorsun.
Adam 57 yıllık ömründe 11 savaşa katılıp, 10'dan fazla kitap yazıp, 4 bine yakın kitap okudu.
Edebiyattan anladı; şiir yazdı,
Müzikten anladı; şarkı soyledi, enstrümanlara isim verdi, sanatı destekledi.
Ata bindi,
yüzdü,
koştu..
Dans etti.
Kaç devlet adamı gördünüz dans ederken?
Vals de yaptı, Zeybek de oynadı.
Hayvanı da sevdi, ağacı da toprağı da..
Matematikten de anlıyordu, fenden de tarihten de.
24 madalya 7 nişan alırken matematiği yazdı, medeniyeti yazdı..
Sadece kendi ülkesinde degil bir zamanlar savaştıgı ülkelerde bile anıtı var.
Ve hatta düşmanını bile ölüm döşeğinden kaldırıp cenazesinde saygı duruşunda bulunduran bir adam.
İşte O benim Ata'm.
#26Ağustos
Bir kafede oturuyorum, kalabalık, 18-20 yaşlarında kızlı erkekli gençler bir masada toplanmış, aralarında konuşuyor. Her cümlelerinde cinsel organları ağızlarında. Kızlar da aynı, erkekler de. Birincisi bu çocuklar kamuya açık alanlarda nasıl konuşulacağını hiç mi öğrenmemişler! Bunların anne babaları nasıl insanlar? İkincisi insanın annesine, kız kardeşine saygısı olur, dost da olsa insan dostunun anasına bacısına küfrederek konuşmaz! Konuşamaz! Ortam fark etmeksizin; sevgilisi de olsa küfür ederek konuşamaz! Bunun geyiği olmaz, olamaz! Cümle aralarına virgül yerine küfür, cümle sonuna yine nokta yerine küfür koymak nedir!!!
Kaldı ki kızlar da rahat, karşılarında oturan arkadaşları habire kızların anasına küfrediyor, kızın kendisine küfrediyor ve bu durum karşısında keyif alıyor gibiler. Ciddi ciddi soruyorum; ahlaktır, edeptir, adaptır, anaya bacıya hürmettir, eşe dosta saygıdır, geçtim bunları bu çocukların saçlarının yarısını aşağıdan yukarıya alırken beyinlerinin de mi yarısını aldınız da bu tür muhabbetlerin kendilerini ne kadar aşağıladığının farkında değiller?
Üstelik ellerindeki telefonda gördüğüm kadarıyla hepsi de bahisçi olmuş, kumarcı olmuş! Dahası da var ama demeye dilim varmıyor! Durum sandığınızdan daha ciddi.
Deniz kenarında, belki bir sabahçı kahvesinde. Kırık dökük ahşap bir masa. Omuza atılmış bir palto, belli ki biraz üşümüş, ayaklarını birleştirmiş. Yanındakiler el pençe divan değil. Sağındaki rahat rahat sigarasını telliyor.
Kahvec, ya sabah çayını ya da çok sevdiği Türk kahvesini getiriyor. Ne silahlı korumalar var etrafta, ne olağanüstü bir durum.
Öylesine. Sıcak, samimi. Oradan geçsen bir tabure alıp yanına oturup sohbet edebilecekmişsin gibi. Hani 10 Kasım'da bir dakikalık saygı duruşuna bile saygı göstermeyen ama bugünün muktedirleri karşısında utanmadan takla atanlar var ya, onlar merak ediyor;
"Bu adamın sırrı ne?" diye.
"Ölümünün üzerinden yıllar geçmiş, bu ne gözyaşı, bu ne anma? Niye duruyor bu arabalar bu insanlar yollarda caddelerde..!
"Ben de diyorum ki sır bu fotoğrafta gizli. Bakabilene, anlayabilene.
Ve ekleyelim:
Bizim seni neden bu kadar çok sevdiğimizi hiçbir zaman anlamayacaklar.
Yattığın yer nur, ruhun şad olsun Atam 🇹🇷
Şimdi sizlere hangi kanallarda verilmeyecek görüntüyü ben vereceğim .
Çünkü şayet saldırı olsaydı görüntüler size öncesinde yaşanılanları vermeyecekti .
AHaber Yeni akit En Sonhaber Trt1 Yeni Akit Anadolu ajansı size izletmez bu gerçekleri buyrun #KediKöpekKatliamınaDurde
Ölümün kokusu mu var, bilmiyorum. Orada yitip giden ruhları mı hissediyorlar, bilmiyorum. Ama orada benim anlayamadığım bir şey var, ve istisnasız her köpek o kapıdan içeri girmemek için inanılmaz bir direnç gösterir.
Köpeğiniz önce bağlanacak. Ne kadar güçlü olduğuna bağlı olarak, 1 ya da 2 veteriner teknisyeni tarafından sıkıca tutulacak. Sonra ötenazi teknisyeni ya da veteriner işleme başlayacak. Ön ayakta bir toplardamar bulacak ve öldürücü dozda bir pembe sıvıyı damara enjekte edecek.
Umarım köpeğiniz bağlı olduğu için panikleyip aniden bacağını çekmez. Ani hareketlerde bacağı delip geçen iğneler gördüm ben… Fışkıran kandan kıpkırmızıya boyanan duvarlar gördüm. Kulakları sağır edecek çaresiz çığlıklar duydum. Hepsi hemen oracıkta “tatlı bir uykuya dalmaz”, bazen bir süre kasılırlar ve solukları kesilir, nefes almaya çalışırlar ve kendi üzerlerine dışkılarlar.
Her şey sona erdiğinde, köpeğinizin cesedi, barınağın arkasında çöp gibi toplanmayı bekleyen diğer köpeklerin cesetleri üzerine istiflenir, tıpkı yakacak odunlar gibi.
Sonra ne olur dersiniz? Yakılır mı? Çöpe mi atılır? Başka evcil hayvanlar için mamaya mi dönüştürülür?
Bilemezsiniz, hatta hayal bile edemezsiniz. Zaten bilmek de istemezsiniz.
Nasılsa o sadece bir hayvandı. Hem istediğiniz zaman yenisini alabilirsiniz, öyle değil mi?
Umarım bunları okurken gözleriniz yuvalarından fırlıyordur ve umarım benim her gün tanık olduklarımı gözünüzde canlandırıyorsunuzdur.
İşimden nefret ediyorum. İşimin ve barınakların hala var olmak zorunda oluşundan nefret ediyorum. Sizler değişmedikçe barınakların var olmaya devam edecekleri gerçeğinden nefret ediyorum. Etkilediğiniz hayatların, sadece barınağa atıp gittiğiniz zavallı bir köpeğin hayatından ibaret olmadığını bilmiyor oluşunuzdan nefret ediyorum.
Her yıl sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde barınaklarda 11 milyon hayvan ölüyor ve bunu sadece siz durdurabilirsiniz. Her bir canı kurtarabilmek için elimden gelenin fazlasını yapıyorum, ancak barınaklar tıka basa dolu, ve her gün yeni hayvanlar gelmeye devam ediyor.
Söyleyeceğim şeye lütfen kulak verin:
BARINAKLARDAKİ KÖPEKLER ÖLÜYORKEN KÖPEK SATIN ALMAYIN. KÖPEĞİNİZE EŞ ARAMAYIN, KÖPEĞİNİZİ ÇİFTLEŞTİRMEYİN.
“BİR KEZ OLSUN ANNELİĞİ / BABALIĞI YAŞASIN” DEMEYİN. KÖPEKLERDE ANNELİK / BABALIK DUYGUSU İNSANLARDAKİ GİBİ DEĞİLDİR, AİLE KAVRAMI YOKTUR. DİŞİ KÖPEKLER, BÜYÜDÜĞÜ ZAMAN YAVRULARINI TANIMAZLAR BİLE… ERKEKLER İSE HİÇ BİR ZAMAN YAVRUSUNU BİLMEZ.
KISIRLAŞTIRILMAMIŞ HER BİR KÖPEK, 6 YILDA 67.000 KÖPEĞİN DOĞUMUNA NEDEN OLUR, BUNU UNUTMAYIN.
KAÇINILMAZ SONLARI BARINAKLARDA ÖLMEK OLAN YAVRULARIN DOĞMALARINA İZİN VERMEYİN.
“DOĞACAK YAVRULARIN HEPSİNİ DE SAHİPLENECEK GÜVENİLİR İNSANLAR BULDUM” DİYORSANIZ TEKRAR DÜŞÜNÜN. 6 AY SONRA GİDİP BAKTIĞINIZDA ARTIK O “GÜVENİLİR” KİŞİLERDE OLMADIKLARINI GÖRECEKSİNİZ, BUNDAN EMİN OLUN…
İsterseniz benden nefret edin. Ama gerçeği değiştiremezsiniz ve gerçek her zaman acıdır.
Belki bunu okuyanlar içinde köpeğini çiftleştirmek isteyen, köpeğini barınağa vermeyi düşünen, ya da köpek satın almaya niyetli bir tek kişinin olsun fikrini değiştirebilirim.
Belki bunu okuyan bir kişi bir barınağa gider, “bir yazı okudum ve bir köpeği kurtarmaya geldim” der.
İŞTE O ZAMAN BU YAZIYI YAZDIĞIMA DEĞER...