@RTErdogan Bu hesabı yöneten admin, tugvalı mısın, eski fetocu müsün ya da cumhuriyet düşmanı tarikatcı mısın bilemem, ama sike sike "Türkiye Cumhuriyeti" yazacaksın, öyle yüzyıl aa girsin admin.
@ifkoparan Abi hepimiz inandık, yalnız değilsin. Ve fakat devletin gerçekten güvenilir tek bir kurumu olsaydı, devletimize guvenebilseydik bu duruma düşmezdik, bu da bizim ayıbımız değil, ne kurum bıraktılar ne hukuk.
@pessetmezz61@istbassavcisi Seni hangi vakfın yurtlarında badelediler la ? Hangi tarikatın ürünüsün sen? Yoksa fetö dönmesi olduğun araştırılmasın istiyorsun ? Oe seni
@Barbaros269394@TCAyla35 Darbeyi yapan paşaları, emniyet müdürlerini, darbe yapacaklara yolu açan kumpas davalarının savcısı benim zaten demi? Sütte leke var bi sizde yok yüzsüz pislikler.
Kemal Kılıçdaroğlu "masraflarımı, arabamı bir iş insanı karşıladı, ismini söyleyemem" diyor.
📍Yahu bir araba tahsisi yüzünden hapis yatan belediye başkanı var.
Sen nasıl bir tipsin?
Merhaba ben Bukalemun Cüneyt. "Türkiye, Irak’a 1.471.000.000 Dolar tazminat ödeyecek" haberiyle ilgili tek bir şey yazmadım, gündemi Haluk Levent olayına çevirmekle görevliyim.
@finansalhedefim@cuneytozdemir Kardeş deniz feneri'ni bi tarafına soktun sanırım, yunus emre vakfı, menzil'in mal varlığı falan. Daha bir sürü sayarimda vakit israfı bi yobazsın belli.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Futbol Milli Takımı ve başarısız sonuç sadede TD inadı değil, Amerika’da yaşayan bir Türk olarak insanların bunu bilmesi lazım. Bir çok milli takım Amerika Futbol Federasyonu tarafından cüzi bir ücret karşılığı önerilen kamp yerlerini kabul etmedi. Lojistik, saha, konaklama ve hava sıcaklığının etkisiyle büyük çoğunluk kendilerince uygun olacak şartlarda yer tuttular. Eskiden TFF bize danışır biz de çalışıp olabilecek en makul lokasyon tercihlerini bildirirdik. Bu ölçüsüz, kifayetsiz, liyakatsız, yalaka başkan ve ekibi hava sıcaklığının 52 dereceyi gördüğü Arizona eyaletinin çölünde kamp kurdu. Olağanüstü sıcaklığın yanısıra antrenman sahası futbolcuları sakat bırakabilecek kadar rezildi. Bu kamp sahasından ilk maç için tam 3400 km uçarak iklimin çok farklı olduğu Vancouver, Kanada’ya gittiler. Sonra bu kadar yolu geri gelip henüz saat ve iklim farkına alışamadan 1350 km daha uçarak San Fransisco’ya geldiler. San Fransisco ile New York arası saat farkı tam 4 saat. Vücut daha uyum sağlamadan tekrar aynı yolu geri dönüp 1500 km daha yol giderek Amerika ile oynadılar. Bu basiretsiz beceriksiz yönetim son yılların en iyi kadrolarından birini hem politikaya alet ederek hem de süründürerek bu duruma gelmesine öncülük etti. Başkan olacak yavşak kendisini eleştirenleri henüz kendi mal varlığını bile açıklayamayan gayrimenkul zengini adalet bakanına şikayet edebilecek kadar da densiz biri. Bu rezilliği sizlerle paylaşmak istedim. Sesimiz çıkmadıkça daha çok ensemize şaplak yer lokmamızı teslim ederiz.