Yıllar önce yapılan işler yeniden değerlendiğinde hoş bir sürpriz oluyor. 2000 ve 2001 yılında “Türkçenin en genç, hep genç şairi” İlhan Berk’le yaptığımız söyleşiler, Yalçın Armağan’ın derlediği “Aksak Çizgi” kitabında, ilgilisine, meraklısına..
“beni pınarlardan sonra bu paralı su otomatlarına
beni meşenin damarlarından, ıhlamurdan, kestaneden sonra
beni kocayemişin kızaran sonbaharda
ısırıklarından bu duraklara”
"sizde de cinayet var mı kuşlar
sakat civcivin ensesindeki gaga değil
değil atılması yuvadan
habil diyorlar kabil diyorlar çekiyor bıçağı
diğerine uzatıyorlar, taş çatlatıyor kafatasını
taş
çatlatıyor
kafatasını. ama değil av"
https://t.co/5gWfpAPN30
ufunet yaılıyor memleketin her yerinden, çürüyor vıcık vıcık. cılk, cıvık. nasıldı o söz, altımızdaki pisliği görmemek için başımızı yukarıya mı kaldırıyorduk. ahlaksız utanmaz bir güruh tarafından esir alındık.
https://t.co/uwbtKgjMaU yayında — Salt’ın @khasedutr ile ortaklaşa yürüttüğü arşiv ve araştırma projesi kapsamında hazırlanan web sitesi, Reşad Ekrem Koçu’nun yarım kalmış #İstanbulAnsiklopedisi’nin basılı ciltleri ile ilk kez erişime açılan arşiv belgelerini bir araya getiriyor.
Özlem gitmiş..ah!
Sevecen, iyi, candan, komik, çal��şkan, zehir gibi bir arkadaşımdı. Bu fotoğrafı göndermişti en son, “Friglerden kalmış” diyerek.
Ruhu şad olsun