Olay çok komik bir hal aldı, foncu hırsızların hepsinin Akp elitleriyle akra balık veya çantacılık ilişkisi var. O yüzden kimsenin mal varlığına el de koyamıyorlar. Kendi kuyruğuna dolanmış, kendi kendini felç etmiş bir kleptokratik tiranlığın iflasını izliyoruz...
Fon soygunuyla ilgili yürütülen soruşturmada AKP kurucularından, eski bakan ve halihazırda AKP Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın da mal varlığına tedbir konuldu.
TİP heyeti fon vurgunun siyasi ayağını açıklıyor. Çok çok önemli sorular var. TİP Milletvekili Ahmet Şık:
“Sadece Fatma Betül Sayan Kaya'dan ibaret değil, AKP içerisinde, devlet bürokrasisi içerisinde çok fazla isme, ‘danışmanlık’ yaparak bu soygun düzeninin bir parçası ve yurttaşın cebinden çalınan paralarla, gasp edilen paralarla çok büyük servet sahibi olmasını sağlamış kişi Erdin Özel’dir.
Erdin Özel’in daha önce soru önergemizde belirttiğimiz bürokrasi içerisinden birtakım isimlerle de ilişkisi olduğu iddia edilen Hayrettin Koç ile bir ilişkisi var mıdır? Hayrettin Koç'un yine AKP bürokrasisi ve devlet bürokrasisinde kimlerle ilişkide olduğu, bir mafya grubuyla da ilgisi olduğu araştırılabilecek midir?
Hayrettin Koç'un telefon trafiği, HTS kayıtları, bakın İBB soruşturmasında insanların tarlasına kadar kazdılar. Saç teline kadar araştırdılar. Her türlü altı boş iddiaya bir kanıt yaratmak için çok titiz bir soruşturma yürütüldüğünü gördük. Titiz derken bir şey bulabilmek kaygısıyla. Ben aynı titizliğin bu soruşturma için yürütülmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunudur arkadaşlar bu.
Bakın ısrarla, 100 yıllık Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunudur, adresi bellidir ve bunun bir an önce yurttaşa açıklanması bir borçtur. Yurttaş da sesini çıkarmaya devam etmek zorundadır. Dolayısıyla Erdin Özel’in ilişkilerinin irdelenmesi, özellikle Tera Yatırım Fonu'nun yurt dışında vergi cenneti olarak bilinen kimi yerlerde bankası olup olmadığı araştırılmalıdır.”
"AKIN GÜRLEK'İN ORADA BULUNMASI KÜMESİ TİLKİYE EMANET ETMEKTİR!"
Ahmet Şık: "Devlet bürokrasinde, AKP içerisinde bulunan sermaye gruplarının off-shore bağlantılı hesaplarla bağı olduğunu iddia ediyorum. Bunu soruşturacak bir mekanizma var mı?
Ben Akın Gürlek ile uğraşmıyorum. Soygun düzeninde şüpheli gözüken bazı isimlerle ilgili sorular soruyorum. Akın Gürlek'in bu soruşturmanın başında olması hatadır. Eşi, SPK yönetimindedir.
Mehmet Şimşek, manipülasyonlar yapılıyor diye açıklama yaptı. SPK, 'manipüasyonun farkındayız' diyerek 8.8 milyon lira para idari para cezası kesti kriz patlamadan birkaç ay önce. Peki sonra, hiçbir şey! Manipülasyonu görmüşsünüz herhangi müdahale etmemişsiniz.
SPK yöneticilerinin menfaat ilişkisi yoksa bile görevi kötüye kullanmaktan sorumludurlar. Davanın sanığı olmak zorundadırlar. Biri de Adalet Bakanı'nın eşi ise burada çıkar çatışması var, bunu vurguluyorum."
Kamuoyunun Dikkatine,
Milletvekilliği görevim süresince;
AKP’nin yaptığı yolsuzluk, usulsüzlük ve kamu zararları üzerine kamuoyunu aydınlatmaya çalışıyorum.
Bu nedenle AKP’nin ve türlü güç odaklarının hedefinde ve tehdidi altında olduğumun farkındayım.
Fon vurgunu konusunda yaptığım açıklamalar ve üzerinde çalıştığım dosyalar nedeniyle AKP’nin saldıracağını biliyordum.
Ama bunu eşim üzerinden yapacak kadar alçalacaklarını tahmin etmiyordum.
Konu, bana dokunamadıklarından ailem üzerinden beni tehdit etmelerinden ibarettir.
Hem geçmişte hem de bugün, geniş bir kadroyla çalışmalarımı sürdürüyorum. Bunların arasında danışmanlarım, çeşitli alanlardaki uzmanlar, hukukçular ve siyasetçiler vardır.
Ortaya atılan asılsız iddianın amacı, fon vurgunu meselesinin konuşulmasını engellemektir.
Bana buradan, hem de eşim üzerinden saldırmak bir itibar suikastı ve susturma girişimidir.
Bu operasyonu yapanlar açıkça şunu diyorlar: “Sen ve partin, bu fon vurgunu meselesini daha fazla kurcalamayın!”
Benim üzerimden tüm milletvekillerine ve ailelerine verilmek istenen bu aşağılık mesajı reddediyorum.
Bu tehdide, bu alçaklığa pabuç bırakacak değilim. AKP’nin yolsuzluk, usulsüzlük ve kamu zararlarının üzerine gitmeye kararlılıkla devam edeceğim.
Malumunuz, iktidarın siyasi muhaliflerinin olur olmaz gerekçeler ve uydurmalarla hapse atıldığı bir ülkedeyiz. “Tutuksuz yargılama esastır” ilkesini savunmaktan vazgeçmedik, vazgeçmeyiz elbette. Yine de bu prensibin neden her seferinde alengirli işlere bulaşan, suç delilleri de sabit olan iktidar mahfillerine uygulanmadığının bir yanıtı verilmeli.
“Nereden edinildiği de açıklanmayan toplam 163 milyon TL’yi eşiyle tek bir hisseye yatırıp kısa sürede 2 milyar 200 milyon TL’nin üzerinde para kazandığı ortaya çıkan fon soyguncularından eski bakan ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya neden hala tutuklanmadı” diye sormak elzemdir mesela.
Bu önemli hatırlatmadan sonra diğer konumuza geçelim.
Süzer Holding’i bilirsiniz; bilmiyorsanız İstanbul’da yaşayan herkes gibi "Gökkafes" olarak anılan Süzer Plaza’yı bilirsiniz. Belirtmeden geçmeyelim, Türkiye’deki Ritz-Carlton otel zincirinin sahibi de Süzer Holding. Holdingin yönetim kurulu üyesi ve veliaht Ali Baran Süzer, 2025 yılının sonlarında İstanbul’da, Akın Gürlek’in başsavcı olduğu sırada düzenlenen uyuşturucu soruşturması kapsamında bir grup şüpheliye birlikte gözaltına alındı. İlk etapta adliyeye sevk edilen 3 kişiden birisi tutuklanırken veliaht Süzer ve diğer şüpheli adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı diye belirtip devam edelim.
Bu Süzer Plaza çok hareketli yer. CHP’nin İstanbul kayyımı Gürsel Tekin, defaatle bu Süzer Plaza’daki “Nobu” isimli restoranda görülüyor. Hem de kimlerle hem de kayyım olmasından önce... Ama daha önemlisi var: Son günlerin olaylı kurumu SPK de Süzer Plaza’da bulunuyor. Denilen o ki soruşturmalar vesilesiyle SPK ile yakından ilgili bakan da Süzer Plaza’daki en lüks dairelerden birinde kiracıymış. Hayli yüksek bir meblağ olan kirası ödeniyor mu? Ödeniyorsa memur maaşıyla nasıl oluyor bilmiyoruz. Bir de kiracısı olduğu lüks dairenin tadilat ve dayanıp döşenmesi kısmının da Süzerler tarafından karşılandığı söyleniyor. SPK’nin, Süzer Plaza’ya taşınmasına önayak olduğu kamuoyunda yaygın olarak kabul gören AKP’li iş insanı Davut Yasin Bilen var bir de… Bu dairenin sahibinin de o olduğu iddia ediliyor. Davut Yasin Bilen ile devam edelim. Bilen, Süzer Plaza’da yaşıyor (kaynak yaşatılıyor diye aktardı) ve iddiaya göre bir takım alengirli işlerin çözülmesinde ilgili taraflara yardımcı oluyor.
83 yaşında olmasına rağmen her gün işinin başında olan baba Mustafa Süzer’in büyük bir hayali var. İstinye sırtlarında kendisine ait olan çok büyük bir araziye içinde alışveriş merkezlerinin de bulunduğu “Marmara” isminde bir konut projesini hayata geçirmek istiyor Mustafa Süzer. Ama bildiğiniz gibi bir yandan da Süzer Plaza’nın kendisi zaten kaçak. Usulsüz birçok işlemle oraya dikildi ve yıkılamadı. Bedrettin Dalan’ın belediye başkanlığı döneminde ruhsat izni verilen inşaatın durdurulup yapılanların yıkımı için sonraki belediye başkanları Nurettin Sözen ve Recep Tayyip Erdoğan çok uğraştı. Ama dönemin ANAP iktidarında yıkımın engellenmesi için Şişli ve Beyoğlu ilçelerinin sınırları değiştirildi. ANAP’lı Şişli Belediyesi'nden gerekli izin ve onaylar alınarak projenin önü açıldı.
(Meraklısı, Gökkafes diye anılan Süzer Plazanın hikayesini şu linkten okuyabilir: https://t.co/QxRYpeKy4a)
Her ne kadar her şey kitabına uydurulmuş gibi görünse de bu konu Demokles’in kılıcı gibi Süzerler üzerinde sallanıyor. Türkiye’de geçerli rejimin bir tek kişinin dudakları arasındayken ve yargı da o dudaklardan dökülecek söze çok kıymet verdiğinden kimsenin ve hiçbir şeyin garantisi yok. Bir de oğul Süzer gözaltında iken Süzer Plaza’da Davut Yasin Bilen’in ev sahipliğinde milyonlarca doların çok sık konuşulduğu hayli hareketli günler yaşanmış. Bu hareketli günlerde Süzerlere ait Bebek’teki villalardan da konu açılmış ama nihayetinde ortalık sakinleştikten sonra Akın Gürlek Ritz Carlton’daki dairelerden birinde kiracı olmuş. Tapu kaydının Davut Yasin Bilen adına olduğu öne sürülen daire, yeni taşınacaklar için tadilat yapıldıktan sonra içi de dayanıp döşendikten sonra teslim edilmiş. Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve döşenmesi işlemleri de Süzerlere ait şirket tarafından gerçekleştirilmiş iddiaya göre. Dairenin kirasıysa 750 bin TL… Ritz Carltonda kiracı olan Gürleklerin üst kat komşusu uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan Baran Süzer, yan daire komşusu ise yine uyuşturucu soruşturması şüphelisi olan Ali Ulusoy. SPK’nin de içinde bulunması nedeniyle Elif Gülşah Gürlek, İstanbul’un trafik sorunuyla boğuşmadan evle işi arasındaki mesafeyi asansörle katediyor. Hatta yemeklerini de plazanın içindeki lüks restoranda yiyor.
Şimdi Akın Gürlek’e sorularımıza geçelim:
1-) Davut Yasin Bilen’in veya yakınlarından birinin Süzer Plaza’da dairesi var mıdır?
2-) Akın Gürlek ve eşi Elif Gülşah Gürlek bu dairede kiracı mıdır?
3-) Dairenin aylık 750 bin TL kira bedeli ödenmekte midir? Kim tarafından? Dekontlrı var mıdır?
4-) Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve dayanıp döşenmesi maliyeti kim tarafından karşılanmıştır?
5-) Tapuda evin sahibi olarak görünen Davut Yasin Bilen‘le ne tür bir ilişkiniz vardır?
6-) Aynı zamanda SPK’nin yönetiminde olan Elif Gülşah Gürlek’in plazada bulunan “Nobu” isimli restorandaki yediği yemeklerin aylık 250 bin TL’nin faturası kendisi mi Bakan bey mi yoksa Süzer holding mi ödemektedir?
Ey Erdoğan;
Hiç lafı eveleyip geveleme…
YAKALANDINIZ!
Benim savunduğum arkadaşlarımı didik didik ettiniz üzerlerinden 2 lira çıkmadı.
Ama senin yanındaki bakanın, genel başkan yardımcın milleti 2 milyar lira dolandırdı.
Bu dönen dolaplardan haberin var mıydı?
Haberin varsa sen bu tezgahın başındasın demektir.
Haberin yoksa devlet yönetme kabiliyetini kaybetmişsin demektir.
Haberin varsa istifa edeceksin, haberin yoksa sandığı getirip emaneti ehline teslim edeceksin.
Borsada vurgun yaptığı ortaya çıkan eski
AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın istifasının üzerinden 32 saat geçti.
Bu sabah da şafak vakti evi basılmadı, gözaltına alınmadı.
Fon soygununda Kaya çiftinin 2 milyar TL’lik vurguna imza attığı belirtiliyor ve hâlâ serbestler. Yurttaş komedyeni, gazetecisi, tweet atanı cezaevindeyken Kaya çifti nasıl elini kolunu sallayarak geziyor demez mi? Fon vurgunu daha çok su kaldırır...
Selahattin Demirtaş’tan Ekrem İmamoğlu’na dek siyasi iktidarın “düşmanlarının” yargı sopasıyla saf dışı edilmeye çalışmasında büyük emek harcayan Akın Gürlek, Şubat 2026’da Adalet Bakanı koltuğuna oturtuldu. Gürlek, savcılık döneminde siyasi davalardaki üstlendiği rol ve görev nedeniyle ortaya çıkan imajını düzeltmek için bir dizi hamle yaptı. Adalet Bakanlığı’na getirilmesi siyasi/toplumsal bir polarizasyona neden olan Gürlek, özellikle mal varlığına ilişkin tapu kayıtlarının tartışma konusu olmasından (Gürlek bu konuda delilsiz karalama, mal beyanlarının mevzuata uygun verildiği, yasal süreç başlatılacağı ve yargı görevi nedeniyle hedef alındığına dönük klasik savunmalar yaptı) sonra kurumsal siyasi meşruiyet inşası üzerinden imaj yenileme işlerini hızlandırdı.
En görünür imaj yatırımı çoğunluğu siyasi olmayan faili meçhul cinayetler oldu. Bakanlık bünyesinde birim kurduran Gürlek, yüzlerce eski dosyanın taranıp onlarca olayın aydınlatıldığını düzenli olarak açıklıyor. Bunlar içinde en önemli dosya Gülistan Doku soruşturmasıydı. Ancak Doku soruşturmasının geldiği aşamanın sahibi de Gürlek değil Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu’ydu. Doku’nun ölümünün aydınlatılmasına dönük Başsavcı Ebru Cansu’nun emeğinden rant elde etti desek abartı olmaz. Uyuşturucu ve organize suç, bahis, sosyal medyada lüks yaşam–kara para mizansenleri, dijital suç ve dezenformasyon gibi konularla ilgili başlatılan soruşturma/kovuşturma süreçleri hep Gürlek tarafından duyuruldu.
Gürlek’in ne kadar “çalışkan” ve “hakkaniyetli” bir Adalet Bakanı olduğu imajı geleneksel medya ve sosyal medya araçlarından gözümüze sokuluyor. Böylece Gürlek kendi tabanına görünürlük üretirken yeni bir kitleyi de kazanmaya çalıştı/çalışıyor. Türkiye gündemini kilitleyen fon soygunuyla ilgili hakkında çeşitli iddialar da dile getirilen Akın Gürlek, süregiden soruşturmayla ilgili açıklamaları yapan kişi olarak sahne aldı. Hakkındaki iddialara rağmen fon soygunu soruşturmasını kararlılıkla sürdüren bir adalet bakanı görüntüsüyle Gürlek üzerindeki düşen gölgeyi yumuşatmaya çalışıyor. Bu çalışma için hem iktidar yanlısı geleneksel medya hem de sosyal medyanın trol hesapları kullanılıyor.
Sosyal medyadaki trol mekanizması, Fahrettin Altun’un yönettiği dönemde İletişim Başkanlığı tarafından kurulan bir ağla daha organize bir hale getirilmişti. Altun döneminde İletişim Başkanlığı kadrosunda olan Furkan Torlak orada edindiği tecrübeyi Adalet bakanlığına taşıyarak Akın Gürlek’in vazgeçilmezi oldu. Torlak muhalif toplumsal tabanın en çok ses çıkardığı yer olan en kalabalık sosyal medya uygulaması X’in “ünlü”, “çok takipçili” trol hesaplarının yanı sıra çeşitli medya organlarının bilinen iktidar yanlısı olmayan kimi isimlerinin de dahil edildiği bir sistem kurdu. Bir telefon hattı üzerinden whatsapp uygulamasıyla kurulan iletişimle kurulan ağla Akın Gürlek’in açıklamaları vs iletiliyor ki bunda sorun yok. Ama kamuoyunun bildiği isimlerin ya da dikkatlerin yoğunlaştığı kimi soruşturmalarla ilgili şüpheli haklarını ihlal eden bilge, belge, fotoğraf ve görüntüler ile doğrulanmamış dedikodu mahiyetindeki haberler de bu sistemle servis ediliyor. Aşağıdaki görsellerde bazı örnekler bulunuyor.
Sistem ilkin, Özgür Özel’in genel başkanlığı sırasında CHP’li belediyeleri ve kimi isimleri hedef alan Tamar Tanrıyar üzerinden işletilmeye başlamıştı. Ancak Tanrıyar’la ilgili açılan soruşturmayla yöntem değiştirildi ve bu yeni sistem devreye sokuldu.
Bu uzun girişten sonra Adalet bakanı Akın Gürlek’e sorularımıza geçelim:
1-) Adalet Bakanlığı kadrosunda Mehmet Kap siminde bir kişi çalışmakta mıdır?
2-) Mehmet Kap ismi gerçek midir yoksa sahte bir kimlik mi yaratılmıştır.
3-) Kurulan sisteme dahil edilen trol hesap sahipleri ile medya mensupları ile +905070317XXX nolu telefon hattı ile whatsapp üzerinden Mehmet Kap adıyla kamuoyu yönlendirilmesi için iletişim kuran kişi Furkan Torlak mıdır?
4-) +905070317XXX nolu telefon hattı Suriye uyruklu bir kişi adına mı kayıtlıdır?
5-) +905070317XXX nolu telefon hattı ile Furkan Torlak’ın kullanımında olan şahsi telefonlarının sinyal baz kayıtları aynı sürekli aynı konumlarla örtüşmekte midir?
6-) Söz konusu telefonların nereden sinyal verdiği, hangi baz istasyonlarına bağlandığı ve bu kayıtların Furkan Torlak’ın hareketleriyle örtüşüp örtüşmediğine dair bir teknik inceleme yaptırılacak mıdır?
7-) İletişimde olunan trol ve medya ağına dahil kişilere yürütülen soruşturmalara dair şüpheli haklarını ihlal eden biçimde bilgi, belge, fotoğraf, görüntüler ile Akın Gürlek’i koruma ve reklamı amacıyla hazırlandığı iddia edilen toplu şablon paylaşımlar, ağın yaydığı dezenformasyon faaliyetlerine ilişkin çekirdek veriler servis edilmekte midir?
8-) Telefon görüşmeleri, mesajlaşmalar, hesap giriş kayıtları, IP bilgileri, baz istasyonu verileri ve sosyal medya hareketlerine dair bir inceleme başlatarak Mehmet Kap kimliğinin arkasındaki yapının ortaya çıkarılması için bir girişiminiz olacak mı?
9-) Şüpheli haklarını ihlal eden bu yasadışı fillerden Adalet Bakanı olan sizin bilginiz var mıdır?
Fatma Betül Sayan Kaya şu anda milletvekili değil, dolayısıyla dokunulmazlığı da yok. Keza eşi de aynı şekilde.
Niye soruşturmayı yürüten ilgili savcı arkadaşlar soruşturma başlatmıyor, gözaltı ve mal varlıklarını dondurma yoluna gitmiyorlar, merak içindeyim.
Bu durum şu anda bir muhalifle ilgili olsaydı muhtemelen Özel Harekât, Mali Şube, KOM, Narkotik, JÖH, Bordo Bereliler, SAT, SAS… Hepsi birlikte operasyon yapıyorlardı.
Herkese adalet neden aynı şekilde işlemiyor?🤦♂️