Herkes kendi 2025 yılı listesini yayınlıyor. Bu da #BarışAkademisyenleri'nin 2016-2025 listesi: Yaklaşık 400 akademisyen barış bildirisini imzaladığı için ihraç edildi. Aradan geçen 10 yılda sadece 4 akademisyenin iade kararı kesinleşti. SADECE 4 (DÖRT)! Bu hukuksuzluğu durdurun!
yalova'da karşımıza çıkan selefi terörü, leman'ın önünde toplanıp "o bina yanacak" diye slogan atanlardan birinin bile gözaltına alınmaması, ancak o kalabalığa tek başına tepki gösteren aslı aydemir'in 6 aydır tutuklu olmasını hatırlattı.
🟣 #EŞİK ’ten kadınlara uyarı: Binlerce şiddet faili tahliye edilecek
📍Platform, devletin mağdurları bilgilendirme ve koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini vurguladı. https://t.co/MFNA3PIPcL @bianet_org
ÇatlakZemin'e yazılarıyla katkı sunan arkadaşımız Aslı Aydemir yılan hikâyesine döndürülen hukuki süreç nedeniyle yargılanmadan cezalandırıldı!
Tam 166 gün oldu!
Aslı Aydemir Derhal Serbest Bırakılmalı!
#AslıAydemirSerbestBırakılmalı
📢 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nde Eşit, Özgür, Güvenli Bir Yaşam İçin Sokaklardayız!
🗓 25 Kasım 2025/ Salı
🕖 19.00
📍 Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı Önü
Ankara’da katliamın 10. yılında 10 Ekim anması:
Yüzlerce kişi Ankara Gar’ına yürüyor
📢: “Gün gelecek devran dönecek, katiller halka hesap verecek!”
#10Ekim10yıl
https://t.co/12yGTPML5j
Eğitim reformu girişimi: "Tüm eksiklerine rağmen, okulun, çocuk korumada önemli bir işlevi olduğu; eğitim hakkı bütüncül biçimde ele alınmadığında en çok zararı çocukların göreceği unutulmamalıdır."
📣Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, zorunlu eğitimin süresinin kısaltılmasına yönelik çeşitli modellerin yakında Kabine’ye sunulacağını açıkladı.
📌Tüm eksiklerine rağmen, okulun, çocuk korumada önemli bir işlevi olduğu; eğitim hakkı bütüncül biçimde ele alınmadığında en çok zararı çocukların göreceği unutulmamalıdır.
‼️GÖZALTINA ALINDIK‼️
Akbelen’de tüm tepeler jandarmalar tarafından kuşatılmış durumda. Zeytinlerin kesildiği alana ulaştık. Bu katliam bitene kadar gitmeyeceğimizi söyledik, gözaltındayız.
TÜM TÜRKİYE'YE ÇAĞRIMIZDIR!
Köyümüz, zeytinlerimiz yeniden ablukada. Ağaçlarımız üzerlerinde meyveleriyle sökülüyor. Bu ülkenin geleceğini 1 şirketin çıkarına satıyorlar!
Buna izin veremeyiz, buna asla izin vermeyeceğiz!
Tüm herkesi dayanışmaya çağırıyoruz!
#ZeytinimeDokunma
Silivri’den herkese merhaba,
Öncelikle paylaştığım videoyu yeniden izlemenizi ricaediyorum.
Videoda, 13 Haziran 2013 tarihinde Ankara’da, dönemin Başbakanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle katıldığım heyetin, hükümet yetkilileriyle yaptığı 3.5 saatlik toplantı sonrasında, Başbakanlık konutunun merdivenlerinde yaptığım konuşmam yer alıyor.
O halimi düşünüyorum. TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı gencecik bir Tayfun. Hükümet davetiyle görev bilmiş kendine orada olmayı ve bu açıklamayı yapmayı.
Bu açıklamanın üzerinden kocaman bir 9 yıl geçti ve bir andasuçlu ilan edildik. Aklımızın hala almadığı bir karar.
Bugün, haksız yere tutukluluğumuzun 1000. gününü geride bıraktık.
1000 günlük anormallik yaşıyoruz.
1000 gündür demir parmaklıklar arkasındayız.
1000 gündür sevdiklerimize hasretiz.
1000 gün hayatımızdan geçti, gitti.
1000 gün dile kolay…
1’den 1000’e kadar saymaya başlasa insan usanır, bir yerde saymayı bırakır.
Oysa ben hiç bırakmadım, eşim Meriç bırakmadı, kızım Vera bırakmadı. Annem ve babam bırakmadı. Meslektaşlarım bırakmadı. Öğrencilerim bırakmadı.
Hayatı bir yerde durdurma isteği geliyor, yalan değil. Çünkü anılar hep dışarıda. O anların fototğrafıyla avunuluyor burada ancak.
1000 gündür bir bu anılara yenileri eklenir mi diye düşünüyorum.
Videodaki gencecik Tayfun bir daha düşüyor hatrıma.
Defalarca şiddetsiz ve demokratik tepki gösterilmesini, yasalara saygıyı hatırlatan ben değil miydim? Bütün TV kanalları bunlarıyayınlamadı mı?
Şimdi neden hiç parçası olmadığım ve karşı çıktığım şiddet eylemlerinin faili sayılıyorum?
Bu soruyu 1000 gündür soruyoruz.
Mahkemede de sorduk. Tanıkları dinleyin dedik. Bütün ulusal kanallara çıkan görüntüleri verdik. Bakın bu masumiyetin kanıtıdedik. Kabul etmediler. Peşin hükümle, siyasi inatla verilen 18 yıllık bir ceza ile tüm hayatımız altüst edildi. Yine de sormaya devam ettik. 1000 günde en az 1000 kere sorduk.
Sorsak, belki Silivri’nin soğuk duvarı bile dile gelir konuşurdu, bir cevap verirdi. Olayın birebir tanıkları ise susuyor. Hapishane duvarından bile daha soğuk olmak mümkün mü? Mümkünmüş.
Çok basit, çok temel bir sorular soruyoruz: Benim suçum ne? Bu suçun kanıtı ne? Bu cezanın gerekçesi ne? Haykırıyoruz. Ailem haykırıyor, ufacık kızım Vera haykırıyor, aynı soruları, çevirip çevirip soruyoruz. Cevap yok.
Adalet hepimiz için ne önemli bir kelime. Değil 1000 gün bir ömür geçse de bugün olduğu gibi gür haykıracağız: Adalet, hemen şimdi.
Biliyorum sıkılıyor canınız. Biliyorum adaletin geciktiği her gün bir kâğıt kesiği gibi acıtıyor canımızı.
Ama vazgeçmiyoruz umut etmekten. Ne olur hiç vazgeçmeyelim umuda tutunmaktan.
Dostlarım, haksız tutsaklığımızın 1000. gününde özgür ve güzel günlerimizin yakın olduğu umudu ile hepinizi Silivri’den hasretle selamlıyorum.
Sevgilerimle;
Tayfun Kahraman / Silivri K. C. İ. K. A/42
Doçent unvanı alabilmek için yayın yapmak yetmiyor sözlü sınavda o yayınları savunmak da gerekiyordu. 2018'de bu şart kaldırıldı ve jüri incelemesi tamamiyle belge üzerinden yapılmaya başlandı.
Sözlü sınavın kaldırılmasını kim istediyse bu yolsuzluğun faturası ona da gitmeli?
TUNCAY YILMAZ yazdı: Bir Eurofighter kaç yangın söndürme uçağı eder?
"40 savaş uçağı için 6 milyar $ ayıran AKP-MHP iktidarı, yanan ormanlar, can veren insanlar, yetersiz müdahale kapasitesine rağmen afetlere değil savaşa yatırım yapıyor."
https://t.co/XiXZr1qU2b
Osman Kavala’nın 1975 yılında birlikte mezun olduğu Robert Kolej’den sınıf arkadaşları, 50. mezuniyet yıldönümü törenleri sırasında onu unutmadı ve Silivri’ye giderek “50. yılda yanındayız, aramızdasın” yazılı bir pankartın önünde basın açıklaması yaptı.
https://t.co/RioQG3u7W8
#MeteorolojikUyarı Valilerin işi uyarı yayınlamak mı!
Ellerinde yetki var, neden resmi tatil Ilan etmiyorlar! Veya çalışma saatleri yeniden düzenlenebilir.
Belli bir derecenin üzerinde özellikle açık havada bedenen çalışmak, ölüme davetiye çıkartmak.
Tekrar anlatmak lazım. “Suça sürüklenen çocuk” kavramı, daha az ceza vermek için değil. Daha yoğun ilgilenmeyi, daha yakından izlemeyi ve değişimi sağlamak için daha fazla çaba sarf etmeyi içeriyor. Bunlar yapılmıyorsa kavramın kabahati yok, eksiğin nerede olduğuna bakmak gerek…