Feryat etti yalvardı ama bu çirkin caniler ona acımadılar zulümlerine dayanamayıp teslim oldu. Son bakışını bile çok gördüler yetmedi kuyruğundan tutup yerden yere vurup yaktılar. Caniler saklanıldıkları delikten çıkartılıp gereken yapılacak. Bu kadar.
#YavruKediİçinHesapVakti
14 gün olmuş.
Şeytanın çocukları hâlâ bu milletin içinde bir yerlerdeler
@adalet_bakanlik
Devletten adalet isteyen Türk milleti bu korkunç olayı unutmayacak!
Unutturmayacak.
▪️Bunu yapanlar kim-kimler ?
#HayvanKatliamınaDurDe#HayvanKatilleriniBul
Size bunu yapanların vicdanını sorgulamayacağım. Çünkü vicdanı olan, kendini savunamayan bir canın gözlerindeki korkudan zevk almaz. Biriniz küçücük bir kediydiniz, biriniz sessizce kendi yolunda yürüyen bir kaplumbağa. İnsandan merhamet beklediniz, zulüm gördünüz.
Şimdi size sadece şunu söylemek istiyorum: İnsan olmayı beceremediğimiz için bizi affetmeyin. Umarım şimdi korkunun olmadığı, kimsenin elinin size zarar vermediği, kaçmak zorunda kalmadığınız bir yerdesiniz.
Sizin sesiniz çıkmadı belki ama biz susmayacağız. Çünkü bir hayvana yapılan zulüm yalnızca onun canını yakmaz; insanlığın ne kadarını kaybettiğimizi de gösterir.
Huzurla uyuyun küçük melekler… 🐾🐢 🐈 🤍 Bu dünya size iyi davranamadı.
Yavru bir kediyi akılalmaz işkencelerle öldüren iki canavarın gözaltına alındığı bilgisi paylaşıldı.
ABD’de buna benzer, son derece ağır bir vahşet yaşanmıştı. Oradaki hayvan hakkı savunucuları davanın peşini hiç bırakmamış ve fail 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
Biz de bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız.
İbretlik bir ceza şart! Mevcut kanunlarımız buna ne ölçüde imkan verir, bilemiyorum. Ancak öyle ya da böyle, bu mahluklar yaptıkları vahşetin sonucuyla yüzleşmek zorunda.
#HayvanHaklarıŞimdi
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
@MDervisogluTR@Yucel_Coskun@UGUR__POYRAZ@_hakanolgun@tugcenazmete@avgulsah_kazdal@OzgecansR
Haberin var mı? Sokaklarımızdan sessizce eksiliyorlar…
Çocukluğumuzda bilirdik ki; bir sokakta bir köpek havlıyorsa, hırsızı uğursuzu korkardı, gelmezdi. Güvendeydik…
Peki şimdi kasabın önündeki çomar, manavın köpeği, bakkalın karabaş nerede? Asırlardır, hayvanlarıyla birlikte yaşayan Anadolu halkını canlarına sahip çıkmalı. Ne hakkımız var Yaradan’ın yarattığına zulmetmeye. Allah’ın gücüne gitmez mi sandınız?
Belki bir avuç hayvansever kaldık. Ama eksilmedik, azalmadık, kalbimiz taşlaşmadı.
Söyle, bir canı kurtarmak için ne yaptın?
Il viendra un jour où les hommes connaîtront l'âme des animaux et tuer un animal sera considéré comme un crime, comme de tuer un être humain.
Ce jour-là, la civilisation aura avancé.
Léonard de Vinci
Bir toplumun vicdanı, en savunmasız olana nasıl davrandığıyla ölçülür.
“Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar.” (En’âm, 6:38)
Demek ki onlar bu dünyanın kenarında yaşayan fazlalıklar değil,bizimle birlikte var olan,bize emanet edilmiş canlar.Hayvanlara işkence edenler,kaplumbağa’yı ayaklar altında alan vicdansızlar.Bu bir üzücü haber değil,bir toplumun vicdan sınavıdır çünkü güçsüz olana nasıl davranıldığı, o toplumun gerçek yüzünü gösterir.
Söz veremeyen,şikayet edemeyen,adalet isteyemeyen her canlı,insanın vicdanına bırakılmış bir emanettir.
Artık yeter!Susmayalım!!
Gördüğümüzü bildirelim,hesap soralım,sesi olmayanın sesi olalım. Çünkü bu topraklarda bir can daha,kimsenin duymadığı bir çığlıkla can vermesin.
Ve buradan anne babalara da büyük bir sorumluluk düşüyor.Çocuklarınıza yalnızca başarılı olmayı,güçlü olmayı, kendini korumayı öğretmeyin.Vicdanlı olmayı,merhamet etmeyi, kendinden güçsüz bir canlının yaşamına saygı duymayı da öğretin.
Çünkü vicdan doğuştan gelen bir duygu kadar, evde büyütülen bir değerdir.Bir hayvana atılan taşı görüp susmayan, yerdeki küçücük bir canlıyı ezmemek için yolunu değiştiren çocuklar yetiştirin.
Zeki çocuklar değil yalnızca vicdanı temiz, merhameti güçlü insanlar yetiştirin..
Artık sabrımda tahammülüm gerçekten kalmadı…Bir kedi belki yüzlerce kedi bir kaplumbağa size ne yapmış olabilir Aklım almıyor..
Allah’ım ne olur. Kendim için hiçbir şeyi senden böylesine istemedim. Ne olur duamızı kabul et,mucizeni göster,adaletini göster Ya Rabbi onları çok hızlı ve çok dermansız bir dehşete düşür. Lütfen Allah’ım. İçim yanıyor yanıyor yanıyor . Masumiyetle bezenmiş o patilerin ahında boğulun boğulun boğulun.
Yavru kedi için 1 günde 15 bin imza!
İşkence videosundaki canilerin tutuklanması ve ceza alması için Barış Vegan'ın başlattığı kampanya hızla büyüyor.
Barış, tüm vicdan sahibi insanları kampanyaya imza vermeye çağırıyor:
"Bu zalimliği görüp buna susacak mıyız?"
Destekliyorsan imzala ve paylaş: https://t.co/qnmZ8RMHrO
Saklanacak bir köşe arayan bir kedinin çaresizliği, aslında ona bakıp da sesini çıkarmayan herkesin suç ortaklığıdır.
Vicdan, sadece hissetmekle değil, sesini yükseltmekle var olur.Hayvan istismarı bir hassasiyet meselesi değil bir adalet meselesidir.Sokakta,apartmanda,kampüste savunmasız bir canlıya kötülük yapan her el, aslında toplumun bütününe meydan okur. Çünkü zayıfa nasıl davranıldığı, o toplumun gerçek karakterini gösterir.
Artık yeter!!!
Görmezden gelmek,ona ortak olmaktır. Şikayet etmek bir yük değil,bir sorumluluktur. Her kötü muameleyi bildirin, her sessiz kalan tanığı konuşturun ve ağır cezalar artık verin!!Bir canlının hakkı susmakla değil, sesini bulan vicdanlarla korunur.Bu şehirde bir can daha acı çekmesin diye, bugün susmayın.
📢 Bilim Yerine Sadakat Mi Atanıyor?
🔬 Akademik liyakat rafa mı kaldırıldı?
Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler’in yağmacı dergilerde tek yayınıyla rektör yapılması, üniversitelerde siyasi sadakatin bilimin önüne geçtiğini bir kez daha gösterdi.
📉 Fakültede ders yok, uluslararası yayın yok, ama rektörlük var!
📚 FETÖ övgülü kitap skandalı hâlâ tartışmalı...
🔍 Son 4 yılda atanan 73 rektörün hiçbirinin SCI/SSCI yayını yok.
🔔 Akademik camia alarmda: “Üniversiteler yoğun bakımda!”
#LiyakatYoksaBilimYok #AkademikÇöküş #RektörAtamaları #BilimYerineSadakat #ÜniversitelerSessizÇöküyor
https://t.co/5TD9wGQCxV
Kuş halkalama çalışmaları bana artık çağ dışı geliyor. Özellikle en son bir halkalama alanında hoparlörle sabahtan akşama kuş sesi çalındığını gördüğümde bunu kesin düşündüm. Yıllardır on binlerce kuşu ağlara takıp ciddi bir fiziksel strese sokuyoruz, ancak karşılığında elde ettiğimiz bilimsel çıktı bu eziyete değiyor mu?
Bilimsel literatürde bir kuşu ağla yakalayıp elde tutmak, doğrudan bir "Stres Modeli" (Capture Stress Protocol) olarak tanımlanır. Kuş ağa takıldığı an HPA ekseni aktive olur ve ana stres hormonu olan kortikosteron kanda hızla tavan yapar. Bu stresin bedeli oldukça ağır. Avian endokrinolojisinde (örn. J.C. Wingfield'in çalışmaları) kanıtlandığı üzere; akut kortikosteron artışı, hayvanı "acil hayatta kalma" moduna sokar ve üreme hormonlarını (GnRH, LH, FSH) anında baskılar. Yani, özellikle üreme döneminde ağa takılan bir kuşun hormonal dengesi alt üst olur; çiftleşme isteğini kaybedebilir, yavrularını beslemeyi bırakabilir veya yuvasını tamamen terk edebilir (nest abandonment).
Peki bu kadar riske neden giriyoruz? Avrupa'da bu veriler iklim değişikliği veya popülasyon dinamikleri üzerine yüksek etki faktörlü makalelere dönüşürken, Türkiye'de durum maalesef bir "veri çöplüğüne" dönmüş durumda. Ülkemizde on binlerce kuş halkalanıyor ama uluslararası literatüre katkı sağlayacak derinlikte ekolojik makale çıktısı yok denecek kadar az. Toplanan veriler çoğunlukla "bu yıl şu kadar kuş halkaladık" seviyesindeki basit faaliyet raporlarının ötesine geçemiyor.
Ortada genetik araştırma veya kan paraziti incelemesi gibi spesifik bir akademik hipotez yoksa, sırf "halkalamış olmak" veya ham veri biriktirmek için kuşlara bu stresi yaşatmak modern yaban hayatı etiğiyle örtüşmüyor. GPS/GSM vericileri ve Motus sistemleri gibi kuşu daha az yoran, çok daha nitelikli veri sağlayan modern teknolojiler varken, eski alışkanlıklarımızı ve "bilim" adına sürdürdüğümüz bu rutinleri artık sorgulama vaktimiz geldi.
@cumhuriyetgzt Her Türk evinin çatısında birkaç leylek ve kumru, kapının önündeyse bir köpek devamlı vardır ve hepsi de gönlü gibi eli de açık olan ev sahibinden beslenmektedir. İlhan Pınar, Hacılar, Seyyahlar, Misyonerler ve İzmir: Yabancıların Gözüyle Osmanlı Döneminde İzmir (1608-1918),s298
@cumhuriyetgzt Türkler hayırseverliklerini hayvanlara karşı bile gösterirler. Üsküdar'da bir kedi hastanesi bulursun, Beyazıt Camii’nin avlusunda da güvercinler için bir bakım yeri vardır.”Moltke'nin Türkiye Mektupları. Remzi Kitabevi, s. 81 Biz böyle bir milletiz. Özümüzü unutmayalım.
@cumhuriyetgzt Hiç başka bir derdi yok ülkenin değilmi?
Yapay gündemlerle
Köpek, kedi katliamlarıyla açlığı ve yoksulluğu
derinleşen fakirliği örtemezsiniz!!
Sizde insana merhamet yokki
sokaktaki canlara merhametiniz olsun!
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil