Bulgaristan'ın Ruse kenti yakınlarında suların çekilmesiyle nehir yatağında gezinen bir köy sakini, tesadüf eseri Buzul Çağı'ndan kalma genç bir yünlü mamutun kalıntılarıyla karşılaştı.
Yeni videom US VADİSİ YouTube kanalında yayında.
Son yıllarda din konuşmalarının dili iki uçta kilitlenmiş durumda: Bir tarafta ahlakı ikinci plana itmiş şekilci dindarlık, diğer tarafta hiç okumadan “aydın” pozuyla dini toptan reddeden bir cehalet… Bu videoda, bu iki uç tavrın aslında aynı zihinsel rahatlıktan beslendiğini; hakikati aramak yerine “kolay hüküm” üretmenin nasıl yaygın bir refleks hâline geldiğini ele alıyorum.
Videoda özellikle şu başlıklara değiniyorum:
● Ahlak bittiğinde şekil dindarlığının nasıl bir felakete dönüştüğü,
● Bilgisiz aydınlanma yanılgısı: Kaynağa inmeden, okumadan “kesin hüküm” vermenin ürettiği körlük,
● Ham yobazlık ve zihinsel konfor: İki uçtaki sertliğin aynı psikolojik zeminde buluşması,
● Cehl-i mürekkeb (katmerli cehalet): Bilmediğini bilmeyen özgüvenin nasıl saldırganlaştığı,
● Dunning–Kruger etkisinin din algısındaki yansımaları,
● Kerbelâ’dan günümüze uzanan hat üzerinden tarihsel örneklerle yobazlığın kökleri,
● En kritik ayrım olarak İslam–Müslümanlık farkı ve bunun neden hayati olduğu,
● “Önce bil, sonra teslim ol” ilkesinin bir slogan değil, bir ahlak zorunluluğu oluşu.
Bu video herhangi bir kişi ya da grubu hedef almak için değil; aklı, vicdanı ve ahlakı yeniden merkeze almak için hazırlandı. İzlemenizi tavsiye ederim; görüşlerinizi yorumlarda duymak isterim.
🎥 Video linki: https://t.co/1aYUxOOx7A
Etiketler:
#USVadisi #SabriAbdullah #HamYobazlık #AhlaksızDindarlık #BilgisizAydın #İslamVeAhlak #DinVeAkıl #CehliMürekkeb #DunningKruger #İslamVeMüslümanlık
@MagnusCarlsen: 14 yaşında bir çocuğun böylesi büyük bir sahnede yer almasının doğal olarak ciddi baskı yarattığını söylüyor. Sürecin zor ve yer yer adaletsiz olduğunu, bu baskıyı kendisinin bile hissettiğini vurguluyor.
_
#YağızKaanErdoğmuş#Chees#WorldRapidBlitz2025#ChessNews
@MagnusCarlsen: 14 yaşında bir çocuğun böylesi büyük bir sahnede yer almasının doğal olarak ciddi baskı yarattığını söylüyor. Sürecin zor ve yer yer adaletsiz olduğunu, bu baskıyı kendisinin bile hissettiğini vurguluyor.
_
#YağızKaanErdoğmuş#Chees#WorldRapidBlitz2025#ChessNews
Dünyada iki tür insan vardır;
biri dünyayı siyah-beyaz gören ve ara renklere hiç mi hiç tahammül etmeyen, diğeri ise hayatın asıl renginin tonlarda saklı olduğunu bilen...
#2NBülteni 📌 #Dijital_Vicdan
📰 NE OLDU?
Türk Dil Kurumu (TDK), 2025 yılının kelimesi/kavramı olarak “Dijital Vicdan”ı seçti. Seçim süreci, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi iş birliğiyle yürütüldü. Halktan gelen öneriler arasından belirlenen beş kavram, uzman değerlendirmesi ve halk oylamasıyla elendi ve sonuçta “dijital vicdan” öne çıktı. #TDK’nın açıklamasına göre dijital vicdan, bireylerin sosyal medya ortamlarında yaşanan insani, ahlaki ve toplumsal sorunlara beğeni, paylaşım, yorum gibi düşük maliyetli dijital tepkilerle katılım göstermesini; bu sembolik etkileşimlerin ise kişide “vicdani sorumluluğunu yerine getirmiş olma” hissi oluşturmasını ifade ediyor. Açıklamada özellikle küresel ölçekte yaşanan ağır insanlık dramları karşısında, dijital duyarlılığın gerçek eylemin ve somut sorumluluğun yerine geçebilme riskine dikkat çekiliyor. TDK, bu kavramla dijital çağda vicdanın görünür hâle geldiğini, ancak bu görünürlüğün her zaman gerçek bir ahlaki tutum ve davranışa dönüşmediğini vurguluyor.
🧠 NE ANLAMAGELİYOR?
Bu tercih, TDK’nin yalnızca dilde olup biteni kayda geçmediğini, aynı zamanda çağın ahlaki kırılmalarını isimlendirme iddiası taşıdığını gösteriyor. “Dijital vicdan” kavramı, sosyal medyada artan duyarlılığın neden çoğu zaman eylemsiz kaldığı sorusunu doğrudan önümüze koyuyor: Beğenmek, paylaşmak ve gündem etmek gerçekten sorumluluk almak mı, yoksa vicdanı geçici olarak rahatlatan bir dijital ritüel mi? Kavram, dijital görünürlük ile gerçek ahlaki yükümlülük arasındaki mesafenin açıldığına işaret ediyor. Bu yönüyle bir teşhis koyuyor ama kesin bir hüküm vermiyor; topluma şu soruyu bırakıyor: Dijital alanda “iyi hissetmek” mi istiyoruz, yoksa bedeli olan bir sorumluluğu üstlenmek mi? TDK’nin 2025 kelimesi tercihi, tam olarak bu gerilimi görünür kılıyor.
🏷️ Etiketler
#DijitalVicdan #TDK2025 #YılınKelimesi #DilVeToplum #SosyalMedya #Vicdan #DijitalÇağ #ToplumsalSorumluluk #KavramAnalizi #ZamanınRuhu @acepfikir@usvadisi@TDK_govtr@ankarailahiyat
BİR DOZ BİLGİ
Cambridge Üniversitesi araştırmasına göre kritik dönüm noktaları 9, 32, 66 ve 83 yaşlarında. Ergenlik döneminin beyin yapısı 9-32 yaş arasında sürüyor, bölünmeler en verimli hale geliyor. 32'den sonra yetişkinlik sürüyoruz; en uzun ve stabil bir dönem!
#pazartesi
Kaos, düzenin henüz yazılmamış bir taslağı; rastgelelik ise istatistiksel bir kaderdir. #Galtonun_Bilyeleri aşağı süzülürken belirsizliğin içinden o kusursuz çan eğrisi doğar. #Pascal_Üçgeni'nin her basamağı, olasılığın vahşi doğasını terbiye eden birer kilit taşıdır. Fizik, savrulan gaz moleküllerinden titreyen kuantum alanlarına kadar her noktada aynı gerçeği fısıldar: "Hiçbir sapma başıboş değildir; her ihtimal, büyük bütünün o görünmez ve muazzam nizamına hizmet eden sadık birer neferdir."
#Georgia_State_Üniversitesi’nden yardımcı doçent #Andrew_Heiss, ödev değerlendirme sürecinde yapay zekâ tarafından uydurulan ve yaşayan akademisyenlerin isimlerini taklit eden sahte kaynakların profesyonel akademik literatüre sızdığını keşfetti. Tıpkı sahte hukuki emsaller kullanan avukat vakalarında olduğu gibi, öğrencilerin de var olmayan dergilere ve çalışmalara işaret eden ikna edici dipnotlara başvurduğunu fark eden Heiss, #Google_Akademik’te yer alan sahte atıfların, başka gerçek akademik makaleler tarafından kaynak gösterilerek adeta “aklandığını” ve bu yolla meşruiyet illüzyonunun güçlendiğini saptadı.
Bu sürecin, kütüphanecilerin mesailerinin yaklaşık %15’ini, gerçekte var olmayan akademik kayıtları araştırmakla geçirmelerine yol açtığı belirtiliyor. Psikolog ve bilişsel bilimci #Iris_van_Rooij, bu durumu “bilginin yok edilişi” olarak tanımlarken; yazılım mühendisi ve teknoloji uzmanı #Anthony_Moser, büyük dil modellerinin yapısal olarak gerçeğe kayıtsız olduğunu ve 2023 yılında öngördüğü risklerin artık somut biçimde gerçeğe dönüştüğünü vurguluyor. Bilimsel yayıncılıktaki bu “bataklığın” giderek büyüdüğüne dikkat çeken #California_Üniversitesi San Diego’dan felsefe profesörü ve Bilim Felsefesi Derneği Başkanı #Craig_Callender ise, yapay zekâ destekli arama ve özetleme araçlarının sahte yayınlara farkında olmadan meşruiyet kazandırarak akademik dezenformasyonu pekiştirdiğini ve araştırmacıların atıf zincirini geriye doğru izleme ve doğrulama kapasitesini ciddi biçimde zorladığını ifade ediyor.
🏷️ Etiketler
#YapayZeka #AkademikEtik #BilimselYayıncılık #AkademikDezenformasyon #AIveBilim #BilgiGüvenliği #BilimEtiği #YapayZekaRiskleri #AkademikDürüstlük #DijitalDezenformasyon
🧠 TÜBİTAK 2204-A Araştırma Projesi | Eğitimde Yapay Zekâ
“Lise Ekosisteminde Üretken Yapay Zekâ ve Antropomorfik Güven” başlıklı araştırmamızda, lise öğrencileri ve öğretmenlerin üretken yapay zekâ araçlarına yönelik algılarını; bu araçlara atfedilen insan benzeri güven, rehberlik ve otorite beklileri bağlamında incelemekteyiz.
Bu çalışma, yapay zekânın yalnızca bir “araç” olarak mı yoksa bir “özne” gibi mi algılandığı sorusuna, saha verileri üzerinden cevap aramaktadır.
📌 Anketlerde hiçbir kişisel bilgi talep edilmemektedir.
📌 Tüm veriler tamamen anonim ve yalnızca bilimsel amaçlarla kullanılacaktır.
📌 Katılım gönüllülük esasına dayanmaktadır.
⏱️ Anketlerin doldurulması yaklaşık 1–2 dakika sürmektedir.
Araştırmanın sağlıklı ve anlamlı sonuçlara ulaşabilmesi için hem öğretmenlerin katılımı hem de öğrenci anketinin sınıflarla paylaşılması büyük önem taşımaktadır.
🔗 Öğrenci Anketi:
https://t.co/OTq7pR5Wh7
🔗 Öğretmen Anketi:
https://t.co/LKdM4b87sS
Katkı sunan tüm meslektaşlarıma ve eğitim paydaşlarına teşekkür ederim.
#YapayZekâ #ÜretkenYapayZekâ #EğitimdeYapayZekâ #TÜBİTAK #AIveEğitim #DijitalEtik
Büyükanne ve büyükbabalarıyla düzenli ve anlamlı ilişkiler sürdüren çocukların, duygusal sağlık ve psikolojik dayanıklılık açısından daha güçlü bir gelişim gösterdiği giderek daha net biçimde ortaya konmaktadır. Bu bağ, yalnızca aile içi bir yakınlık değil; çocuğun dünyayı güvenli ve öngörülebilir bir yer olarak algılamasını sağlayan temel bir duygusal zemin işlevi görmektedir.
Harvard Üniversitesi Çocuk Gelişimi Merkezi tarafından vurgulanan araştırmalar, çocukluk döneminde kurulan destekleyici ve istikrarlı ilişkilerin, erken yaşta maruz kalınan stres faktörlerine karşı güçlü bir tampon mekanizması oluşturduğunu göstermektedir. Özellikle süreklilik taşıyan şefkatli bağlar, çocuğun stres düzenleme sistemlerini dengelerken, sinir sisteminin sağlıklı biçimde olgunlaşmasına da katkı sunmaktadır. Bu noktada büyükanne ve büyükbabalar, çoğu zaman ebeveynliğin gündelik baskılarından bağımsız, daha sakin, daha sabırlı ve koşulsuz bir duygusal varlık sunabilen eşsiz figürler olarak öne çıkmaktadır.
Nörogelişimsel açıdan bakıldığında, bu tür ilişkiler çocuğun otonom sinir sistemi üzerinde düzenleyici bir etki yaratır. Güvende olma hissi, kortizol gibi stres hormonlarının daha dengeli salınmasını sağlarken, duygusal tepkilerin daha sakin ve kontrollü biçimde ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Bu da yalnızca anlık bir rahatlama değil, uzun vadeli bir duygusal esneklik ve içsel dayanıklılık inşası anlamına gelir.
Araştırmalar, büyükanne ve büyükbabalarıyla düzenli temas hâlinde olan çocuklarda depresif belirtilerin daha düşük düzeylerde seyrettiğini, stres karşısında verilen tepkilerin daha ölçülü olduğunu ve empati becerilerinin daha gelişmiş olduğunu göstermektedir. Bu çocuklar, başkalarının duygularını anlamaya daha açık, ilişkilerinde daha güvenli ve duygusal zorluklar karşısında daha dirençli bireyler olma eğilimi taşımaktadır.
Sonuç olarak, kuşaklar arası bağ yalnızca geçmişle kurulan bir hatıra köprüsü değil; çocuğun ruhsal geleceğini şekillendiren sessiz ama derin bir destektir. Büyükanne ve büyükbabaların sunduğu bu istikrarlı sevgi, çocuğun iç dünyasında kalıcı bir güven duygusu inşa eder ve hayatın kaçınılmaz dalgalanmaları karşısında tutunabileceği sağlam bir iç dayanak oluşturur.
#AileBağları #ÇocukGelişimi #DuygusalDayanıklılık #RuhSağlığı #KuşaklararasıBağ #Empati #GüvenliBağlanma #Psikoloji #Ebeveynlik #İnsanGelişimi #Güllü #cumartesi
GRACIÁN DEFTERLERİ ▌AKILLI YAŞAMA SANATI
✦︎ 1. AFORİZMA: “Doruk Noktası Kuralı”
“İnsanın kendine yön verme sanatı ancak hayatın her katmanında doruğu hedeflediğinde anlam kazanır. Zaman değiştikçe çıta yükseldi. Artık tek bir bilge yetiştirmek için eskiden yedi bilgeyi büyütmeye yeten emeğin bile fazlası gerekir. Bugün tek bir insanı olgunlaştırmak, dün bir milleti adam etmekten daha çetin bir iştir. Dünya genişledikçe insan küçülmüyor. Sorumluluk ağırlaştıkça ruhun taşıdığı yük derinleşiyor.”
━━━━━━━ ✦ ━━━━━━━━
SATIR ARASI:
Bu çağda karakter, özenle taşınması gereken bir yapı haline geldi. İnsan büyüdükçe yükü de biçim değiştiriyor. Her adım yeni bir dikkat, her yükseliş yeni bir sorumluluk istiyor. Doruğa yaklaşmak bir üstünlük değil. Daha çok, insanın kendi derinliğini sınadığı sessiz bir yolculuk.
#GraciánDefterleri #AkıllıYaşamaSanatı #AklınTörpüsü #AforizmaSerisi #KarakterMimarisi
Bir caninin içindeki vicdanın nasıl harekete geçtiğini anlamak için büyük sözlere ihtiyaç yok. İnsan ruhunun en karanlık yerinde bile bazen görünmez bir çatlak durur.
Bu videoda o çatlağı açan şey ne aklın uyarısı ne de gücün tehdididir. Yüzünü gizleyip içeri giren adam öfkesini kusarken, küçük kız sahneyi yetişkinlerin diliyle değil, kendi küçük evreninin basit kurgusuyla okuyor. Ona göre çekişme paylaşarak biter. Kavga bir şekerle durur. Bu yüzden elindeki küçücük şekeri şiddetin ortasına uzatıyor. Farkında olmadan dünyanın en saf teklifini sunuyor.
Yetişkin adam o an kendi karanlığının aynasına çarpıyor. Çocuğun o hesapsız hareketi, yıllardır gömülmüş olan vicdanını bir anda yüzeye itiyor. Çünkü bazen insan kötülüğü kendi içinden değil, bir başkasının masumiyetinden görür. Karanlığın tam ortasında duran o küçük el, adamın ruhuna tarihin bütün ahlak kitaplarından daha derin bir cümle fısıldıyor.
Paylaşmayı bilmeyen el, vurmayı hak etmez. İşte o anda adam duruyor, çözülüyor, geri adım atıyor. Vicdan, kendisini uyandıracak en beklenmedik sesi bulduğunda insanın içindeki karanlık bile şaşkınlığa kapılıyor. Bu sahne bize insan ruhunun gerçeğini hatırlatıyor.
En sert kalpler bile bazen hesapsız bir masumiyetin tek dokunuşuyla kendi karanlığından utanabilir.
MANYETİK HARİTANIN EFENDİSİ: "Arı Şahininin Kıtalar Arası Yolculuğu"
Güney Afrika’nın Özgür Devlet eyaletindeki Reitz kasabasından 20 Nisan 2021’de havalanan dişi Avrupa arı şahini (Pernis apivorus), 42 günde 10.000 kilometreden fazla uçarak 2 Haziran’da Finlandiya’daki yuva bölgesine ulaştı. GPS verileri rotanın iskeletini açık ediyor: Güney Afrika savanlarından itibaren kuzeye uzanan bir “enerji koridoru”, Sudan’da Nil havzasına yaslanan bir omurga, ardından Doğu Akdeniz’i aşan ve Baltık’a yükselen bir hat. Bu hızın sırrı kaba kuvvet değil; termiklerin (yükselen sıcak hava sütunlarının) seri kullanımı, rüzgâr desteği ve araziyi “okuma” becerisi. Rota tercihinde rüzgârın sağladığı itki payı, uzun dönemli GPS çalışmalarında da doğrulanmış durumda: kuş, jeografyayı ve hava akımlarını birleştirerek minimum güç harcayan bir uçuş hesabı yapıyor gibi davranıyor.
Bu navigasyon yalnızca rüzgâr işi değil; biyofizik işidir. Retinada bulunan kriptokrom proteinleriyle ilişkilendirilen manyetik algı, gökyüzü pusulasını görsel sahneye bindirir; Güneş’in konumu ve yıldız desenleri ise zaman–yön düzeltmesini sağlar. Böylece 3–4 kg’lık bir yırtıcı, yakıtını yağ metabolizmasından çekerken su kaybını ve kas yorgunluğunu yönetir; gün başına ortalama ~230 km’lik ilerleme “mucize” olmaktan çıkıp akıllı enerji ekonomisine dönüşür. Finlandiya kaynaklı uzun erimli izleme projeleri—Movebank’te yayımlanan veri kümeleri ve eşlik eden çalışmalar—arı şahinlerinin Nil vadisi gibi makro-jeomorfolojik koridorları neden ve nasıl kullandığını istatistiksel olarak sergiliyor: rüzgâr, topografya ve deneyim birlikte, haritayı neredeyse cetvelle çizilmiş gibi sıkılaştırıyor. Kısacası, bu kuşun uçuşu romantik bir efsane değil; mükemmel hesap hatalarıyla ilerleyen bir mühendislik: atmosfer fiziği, nörosensörler ve metabolizmanın ortak senfonisi.
●●●
#GöçmenKuşlar #ArıŞahini #DoğanınZekâsı #ManyetikNavigasyon #BiliminBüyüsü #TaşacakBuDeniz #KızılcıkŞerbeti
KONUŞARAK KAYBOLANLAR
•••
Zannettiğiniz gibi sustukça değil, konuştukça siliniyorsunuz. Her kelime, benliğinizin taşına vuran bir damla gibi sizi yavaşça aşındırıyor. Çünkü siz, içsel sessizliğin gücünü değil, kelimelerin geçici yankısını seçtiniz. Oysa insan, acısını konuşarak değil, susarak olgunlaştırır. Her anlatış, bir yarayı yeniden açmaktır; her yakınış, zihnin sükûnetini biraz daha eksiltir. Dertlerinizi paylaşarak hafiflediğinizi sanıyorsunuz ama aslında onları kimliğinizin bir parçası hâline getiriyorsunuz. Psikolojide buna “katarsis tuzağı” denir: insan, anlatmanın verdiği kısa rahatlamaya alışır, fakat bu rahatlama çözüm değildir; yalnızca alışkanlığa dönüşmüş bir kaçıştır.
Dinî bakımdan da kelimenin sorumluluğu büyüktür. Kur’an, “İnsanoğlu, ağzından çıkan her sözü yanında hazır bir gözetleyici bulur” der (Kaf, 50/18). Bu, her sözün bir iz, her iz’in bir muhasebe olduğunu hatırlatır. Dil, insana yaratıcı bir kudret gibi verilmiştir; insan, kelimeyle ya inşa eder ya da kendini yıkar. Bu yüzden sustuğunda eksilmez, derinleşir.
Gerçek bilgelik, söze değil sessizliğe hâkim olmaktır; çünkü sessizlik, düşüncenin mabedidir. Dışa vurulan her kelime bir parça enerjiyi dışarı taşır; ama içeride saklanan kelimeler, bilince dönüşür. Konuşmanın sesi dışarıdadır, fakat değişimin sesi içeridedir. Ve bazen, en güçlü cümle, hiç söylenmemiş olandır.
{Etiket}
#Susmak #Farkındalık #Düşünce #KendiniYenile #İçselSessizlik #onsaltın #deprem #sallandık #çarşamba