Kendinde çok emeğin var. Bunu kimse görmese bile sen biliyorsun. Nelerden geçtiğini, nerelerde sabrettiğini, kaç kez kendini toparladığını…
Bunlar kolay şeyler değil.
Ama insan bazen en çok da kendi emeğini küçümsüyor. “Abartıyorum”, “herkes yapıyor”, “o kadar da zor değildi” diyerek kendine haksızlık ediyor. Oysa kimse senin verdiğin mücadeleyi
birebir yaşamadı.
O yüzden bir yerde durup şunu hatırlamak gerekiyor:Sen kolay gelmedin buraya.
Ve bu, kendine daha iyi davranman için yeterince büyük bir sebep.
Kimi çocukluğunu, kimi gençliğini yaşamadan kınalı elleriyle vatana kurban gittiler. Aziz ecdadımıza minnettarız. Saygı ve rahmetle… #Çanakkalegeçilmez
Kendi tarzı olan insanlara bayılıyorum. Tarz ama her şeyiyle. Konuşmasıyla, giyimiyle, duruşuyla. Herkes gibi değil ama herkes gibi olmayayım çabası kaygısı da yok. O öyle ve içinden geldiği gibi giyiniyor, konuşuyor, yaşıyor. Sen ona denk geldiğinde özgünlüğünü farkediyorsun
"En çok vakit geçirdiğin 5 insanın ortalamasısın"cılık.
"Sana ... yapanı hayatından çıkar" diyen egoist kişisel gelişim buyrukçuluğu.
"5 adımda kendinin en iyi versiyonu ol"culuk.
Canım kendimcilik.
Hayatın böylesi bir matematiği yok. Yaşamın estetiği, olağan dışılığı, saçmalığı var.
Bazen en yüksek bilgeliği bir kalp sızısı öğretir.
Bazen bir aşk acısından ruhunuz hür bir gökyüzünde kanat çırpmaya cesaret eder.
Bazen en olmadık insandan, yıllarca aradığınız o cevabı duyarsınız.
Bazen ruhunuz acır, o acıdan sanat doğar.
Bazen rezil bir dibe vuruş anından, büyük bir hatadan şahsiyetinizin inşası başlar.
Yaşamın estetiği, yaşamın bilgeliği formüle edilemez çünkü.
Yaşama hedef/performans/başarı odaklı bakan tipler Steve Jobs tarzı "yaşamın estetiği"ni ıslalayan tipleri hatırlatıyor.
Zamanı, kendini, potansiyelini en verimli şekilde kullanmak elbette mühim. Ama hayat bazen saçmadır. Hayat bazen yenilgidir.
Çünkü hayat böyle muhteşemdir.