Bir insan hakları savunucusu olarak yaptığım "LGBTİ+ hakları insan haklarıdır" paylaşımım gerekçe gösterilerek X hesabıma Türkiye'den erişim engeli getirildi.
Bundan sonra bu hesabımı kullanacağım.
Takip eder, paylaşarak duyurulmasına destek olursanız sevinirim.Dayanışmayla🌈
Çok güzel bir alıntı okudum bugün: “senin olmadığın masalarda adını koruyacak insanlarla dost ol” diye. Gerçekten çok doğru. Bazen sevgi sizin haberiniz bile yokken sırtınıza konulan bir el, arkanıza çekilen bir duvardır.
En yakın iki arkadaşını kaybetti, elleriyle toprağa verdi
Omuz omuza mücadele ettiği eski başkanı genel merkezi polisle bastı,ihanet etti
Belediye başkanları ,yol arkadaşları hukuksuzca tutuklandı 1.5 yıldır gece gündüz mücadele etti.
Bu adama tek kelime dahi edilemez
Ancak koşulsuz şartsız yanında durulur
Belediye başkanı seçiyorsun, tutuklanıyor. Üniversite tercih ediyorsun, kapatılıyor. Konsere bilet alıyorsun, iptal ediliyor. Bira içmeye gidiyorsun, mekan mühürleniyor. Ev tutuyorsun, depremde yıkılıyor. Attığın adım, aldığın nefes için cefa çektirmek üzerine programlanmışlar.
Çok güzel bir alıntı okudum az önce. “Kendine değer veren insanlar bir saygısızlık gördüklerinde oradan uzaklaşırlar. Diğerleri ise kalıp mücadele etmeye çalışırlar” diye. Bazen hiçbir açıklama ve drama yapmadan ördüğünüz duvar kendinize duyduğunuz saygının net göstergesidir.
Bir psikoterapist olarak paylaşmak istediğim basit bir anektod var; Yola devam etmek için ille de iyi hissetmek zorunda değiliz. Gerçekten. Bunu lütfen fark edin. Korksam da adım atabilirim, kaygılansam da deneyebilirim.. Hissettiklerimiz inanın bize ait cevherleri yok etmiyor..
Ne soruşturma açıldı, ne de özür dilediler!
Bedava Business bilet teklif ettiler.
@TurkishAirlines
"Kedimiz Tekila'yı 31 Ağustos 2025'te Türk Hava Yolları uçuşuna sağlıklı bir şekilde teslim ettik. Bir daha geri alamadık. Bize söylenen: 'Kediniz kaçmış. Kafes boş geldi.'"
Adalet arayan Esra Uzman'a destek ol, kampanyasını imzala, paylaş: https://t.co/r3w39y35Ap
Türkiye'de yıllık izin 14 gün ve ilk yıl izin yok.
Bu, dünyanın en az izinlerinden biri. Bu kadar düşük sayıda izin rekabet ettiğimiz ülkelerde bile yok.
Tuhafıma giden, bunun siyasetin konusu haline gelmemesi. Ne böyle bir talep var, ne de muhalif partiler bunu dile getiriyor...
Böyle olunca zaten iktidarın da kendiliğinden bunu getirmesi mümkün değil.
Özel sektörde maaşlı çalışanların bu ülkedeki konumu araştırmalara konu olmalı.
Hem üretim ve verimliliğin yükünü çekecek hem de bu kadar hakları kısıtlanmış bir sınıfın taleplerini yüksek sesle dile getirmemesinin nedenleri enteresan olmalı.
Kaldırabiliyorsun diye daha fazla yüke,
Tahammülün var diye daha fazla sabretmeye,
İyi geliyorsun diye daha fazla sana iyi gelmeyeni taşımaya gerek var mı, gerçekten?
Daha fazla yürüyüşe çık. Sebepsiz yere yürü. Bir sorunu çözmek için yürü. Stres atmak için yürü. Dışarı çıkmak için yürü. Dikkatini dağıtan şeylerden kaçmak için yürü. Sağlığını iyileştirmek için yürü. Düşünmek için yürü. Basit bir yürüyüş alışkanlığı hayatını tamamen değiştirebilir.
İnsan bazen hayatındaki en büyük değişimi sessizce yapar. Kimseye ilan etmez, uzun konuşmalar yapmaz, rest çekmez. Sadece içinden bir karar verir. Artık aynı şeye üzülmeyeceğim der. Artık kendimi aynı yerde küçültmeyeceğim der. O an dışarıdan hiçbir şey değişmemiş gibi görünür ama içeride bir kapı kapanır.
Çoğu kopuş gürültülü olmaz. İnsan bazı insanlardan, bazı ortamlardan, bazı alışkanlıklardan içten içe vazgeçer. Çünkü yorulmuştur. Sürekli açıklamaktan, sürekli tolere etmekten, sürekli anlamaya çalışmaktan. Ve bir noktada şunu anlar: Değişmesi gereken herkes değil, bazen sadece benim verdiğim izinlerdir.
Hayat bazen büyük adımlarla değil, küçük vazgeçişlerle yenilenir. Ve en güçlü kararlar, en az duyurulanlardır.