Geçen yıl bu kura çekimine bizzat katılmış, hem öncesinde hem de sonrasında basına çeşitli açıklamalarda bulunmuştum.
Şunu bir kez daha hatırlatmak isterim: Süper Lig fikstürü aslında tam anlamıyla bir kura ile belirlenmiyor. Süreç, çok sayıda kısıtlamanın tanımlandığı yarı otomatik bir sistemle yürütülüyor. Bu nedenle kura başlamadan önce takımların hangi takvim içerisinde maçlarını oynayacağı büyük ölçüde belirlenmiş oluyor.
Üstelik kullanılan yazılımın bağımsız bir denetimden geçip geçmediği konusunda kamuoyuna açık bir güvence de bulunmuyor. Sonuç olarak her yıl birbirine oldukça benzeyen fikstürlerle karşılaşıyoruz.
Bu nedenle sistemin iki yoldan biriyle ilerlemesi gerektiğine inanıyorum:
• Ya bu kadar fazla kısıtlama kaldırılmalı ve kura herkesin gözü önünde tamamen manuel şekilde çekilmeli,
• Ya da uluslararası standartlarda bağımsız olarak denetlenmiş bir yazılımla, hiçbir insan müdahalesi olmadan tamamen otomatik gerçekleştirilmeli.
Bugünkü haliyle, bu kadar yoğun kısıtlama içeren bir sistemin gerçek anlamda adil ve şeffaf bir kura oluşturduğunu söylemek mümkün değildir.
Göreceksiniz, bu sezon da Şampiyonlar Ligi’ne katılan takım ligin başında daha rahat bir fikstürle başlayacak; diğer takımlar ise ilk yarının ardından oluşan puan farkını kapatmaya çalışacaktır. Geçmiş yıllarda gördüğümüz tablo yine karşımıza çıkacaktır.
Federasyon, geçen yıl kulübümüze kullanılan sistemin bağımsız denetimi konusunda söz vermişti. Ancak bu denetimin gerçekten yapılıp yapılmadığını bilmiyorum. Bu konuyu mevcut yöneticilerimize de ilettim. Buradan bir kez daha hatırlatıyor ve kamuoyunun şeffaf şekilde bilgilendirilmesini bekliyorum.
Geçen sene Asensio, Ederson, Kerem transferleri pazarlıklar yüzünden geç gelmişti. O gün “2 3 kuruşun pazarlığını yaptığınız için CL’den elendik” diyenler, şimdi de Hakan Safi’ye pazarlık yapmadan yaptığı transferler yüzünden vuruyor. İşte bu şahısçılıktır.