🟠Bu çocuk için üzüldüm çünkü kimsenin bir şov için özgürlüğü elinden alınmamalıdır. Ama her nedense bir haftada ve bir anda parlatıldı. Elbette geçmişinde mizah ile yakınlığı var ama bir anda ünlü yapıldı ve oluşan mağduriyet ile bugün bir toplumun kendisini sahiplenmesi sağlanıyor.
İçeri gireceği zaten belliydi. Evet şovun adı Ölü Deniz idi ama o kafa hain anıttaki kesik Talat Paşa'nın kafası gibi duruyor be hoşuma gitmedi. Görünce kendisine değil koreograf veya yönetmen kimse merak ettim doğrusu.
Gördüğümüz üzere bir anda ünlü yapıldı ve oluşan mağduriyet ile bugün toplumun kendisini sahiplenmesi sağlanıyor. Bu delikanlı üzerinden yürütülen bu süreç, enteresan şekilde planlanmış bir yükseltme çalışmasından başka bir şey değil. İzlemek en kolayı. Biz gösterilenin arkasındaki şeyleri arıyoruz isteyen fesat diyebilir.
Medyada şişirilen bu tür figürler, gerçek yetenek ve liyakatten çok, belli bir siyasi iradenin yeni döneme hazırlık hamlesi olarak önümüze sürülüyor değilse kafamı keserim çünkü burası Türkiye. Güçlerin kapışma sahası. Eski milli figürlerin tasfiye edildiği AKP sonrası halk, medya ve hükümet düzeninde, yerlerine doldurulacak yeni isimler şimdiden yetiştiriliyor.
Abartı gelmesin. Zelensky de böyle ünlü yapılmış ve liderliğe taşınmıştı bu sebepten her önemsiz figürün arkasında böyle bir kukla oynatıcısı aramaya alıştık.
Kılık değiştirmiş AK-fetö terör örgütü eliyle millî kim varsa tasfiye edilen bu süreçte zannedersem gelecekte soros dostu sol-WOKE bir hükümete uyanacaksınız ve ona da figürler lazım.
Delikanlının içeri gireceği zaten belliydi. Demirtaş'ın da sıcak mesajını aldı zaten. Bu kadar suni ve hızlı bir çıkışın ardından düşüşün geleceği en başından beri belliydi.
Ama asıl amaç onun düşüşü değil, düşüşünün yarattığı mağduriyet üzerinden topluma yeni bir aidiyet duygusu aşılamak. Böylece Deniz, bir birey olmaktan çıkarılıp, yeni rejimin sembolik çocuğu haline getiriliyor. Milliyetçi Doğu Demirkol yerine Deniz. Soldaki aranan kan da böylece dolduruldu...
Bu deney yeni siyasi figürlerin nasıl sıfırdan inşa edileceğinin süper bir provasıdır. Önce parlat, sonra mağdur et, en sonunda da topluma kanaat önderi yap. Kendsi bile bilmiyordur bunu.
Topluma sahiplendirme operasyonları olarak görüyorum. Çünkü toplumun sahiplendiği hiçbir şeyi kimse elinden alamaz ve işte asıl iktidar da buradadır.
İçeri alınan yüzlerce gazeteci ve akademisyen konuşulmadan bunun bu kadar konuşulması beni rahatsız ediyor. Yoksa delikanlı için üzüntümü zaten başta beyan ettim ama bu süreç onun dahi haberinin olmadığı bir parlatma operasyonu ve gerizekalı AK domuzlar maalesef bu değirmene su taşıyor.
Ben ünlü isimlerin inşası ve basit yeteneklerin gereğinden fazla gösterilmesinden ve diğerlerine karartma uygulanmasından şüphelenen biriyim.
Ayrıca delikanlının Ermeni sempatisini de çözemedim. Ermenilerin sözde soykırım iddialarına inanmayanları ve reddedenlere "yalancı" demek, klasik bir Türk söylemi değil. Üç sihirli tuş var zaten onlardan birine basarsanız br el sizi yükseltir. LGBT, Ermenilerin sözde sotkırımı ve İsrail'in yaşam hakkı. Bu delikanlı da skeçlerinde Ermenilere soykırım yapıldığını iddia etmiş. Bunlar da espri ve sahne performansı ölçüsünde kabul edilebilir elbette ama bu yazıyı yazmamız için yeterli şüphe karinesi oluşturur.
Delikanlının Alevi kökenden gelmiş olması, eğer ki gerçekten Alevi kökenden geliyorsa başımızın üzerindedir. Bende mezhep yok. Konuyu buna çeken olursa boydan gireyim ayrıca. Sözde Ermeni soykırımı ile ilgili esprileri izlemenizi öneririm. Bu yükseltme bana fazlasıyla yapay geliyor.
Saygılarımla
Barrack: "Osmanlı modeli bölge için doğruydu, Türkiye o role dönmeli."
Erdoğan: "Osmanlı çınarı, 7 iklim, devlet-i ebed müddet."
Kılıçdaroğlu: "Türkiye Osmanlı coğrafyasına gitmek zorundadır. Küçülerek değil, büyüyerek."
Üçü aynı şeyi söylüyor. Ve üçünün aynı şeyi söylemesi bir tesadüf değil: İdeolojik bir hizalanma.
CHP'nin kurucu ideolojisi "yurtta sulh cihanda sulh":
Yayılmacılık karşıtı, sınırlar içinde kalkınma, komşularla barış.
Fakat Türkiye'nin şu an içinde bulunduğu rolle daha çatışmacı, ordusunu çatışmalarda kullanabilen, uluslararası hukuku takmayan işler yapabilen bir ülke olması lazım.
Kılıçdaroğlu "Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız. Osmanlı coğrafyasında Türkiye olmalı." diyerek bu ideolojiyle hizalanıp partinin kurucu doktrinini tek kalemde çöpe atıyor.
Atatürk'ün partisinin başında olmak isteyen adam Atatürk'ün dış politika doktrinini terk edip Erdoğan'ın neo-Osmanlıcılığını benimsediğini açıkça ilan edip "Sadece açtığınız kapıdan girmedim, dünya görüşününüzü de satın aldım" diyor.
Her şey acı verici derecede açık.
Bu aşamada doğru soru "CHP'yi nasıl geri alırım" değil, "bu enerjiyi sandığa nasıl taşırım" olmalı. İlk sorunun sorulduğu her gün, ikinci sorunun cevabı zorlaşacaktır...
Bosna Hersek'teki tüm arazilerini Bosna Hersek topraklarıyla birlikte Avusturya Macaristan'a "emlak bedeli" olarak 2,5 milyon İngiliz altını bedelle sattığı için mirasçılarının bugün Bosna'dan alacağı şeyi Twitter'a yazmam uygun olmaz.
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Bu memleket adamın tüm enerjisini götünden çeker alır işte böyle. Mesihim diye iddialı bir şekilde yola çıkıyorsun normalde hıyar Tezgah’ı kovalayan zabıta gelip müdahale ediyor hahshshssh. Adamı muhatap ettikleri seviyeye bak
bu ilginç. geleceğin en büyük yatırımı data center ve yapımında muazzam bir cografi risk alınmış gibi görünüyor..enerji ucuz diye buralarda cok büyük yatırım yapıldı..ama bakalim ne olacak?
Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasını sona erdi.
Nureddin Nebati döneminde uygulamaya sokulan KKM nedeniyle Türkiye’nin 60 milyar dolarlık zarara uğradığı belirtiliyor.
Bugün benim verdiğim oyla hasbelkader TBMM'ye girmiş, benim verdiğim vergiyle maaş alıyorsun. Bu cumhuriyeti korumak için yemin etmişsin. Yani senin de işin belediye başkanlarının ağız değnekçiliğini yapmak değil. Bugün varsın, yarın yine yüzüne kimsenin bakmadığı yüzlerce mebus eskisinden biri olacaksın.
Kısacası; İşine bak muhterem.