oku oku bitmiyo ki amk biraz şapkayı önümüze koyalım bu kadar kitap okunması gereken ideoloji yayılmaz sadece doktorla çöpçü aynı maaşı mı alacak sorusunun cevabı için 3000 sayfa teori bilmek gerekiyor
Aldığım habere göre bu hesabın sahibi arkadaşımız bir kaza sonrası aramızdan bedence ayrılmış. En son sohbetimizde, çağımızın kanseri işsizlik üzerine konuşmuştuk. Devri daim olsun, yattığı yer incinmesin.
Mezhepçi mossad ajanları sabahtan beri yok Suriye'de katrilyon tane sünni öldürdü bilmem ne diye zırvalıyorlar. Hizbullah suriye'de israil ve ortaklarıyla savaşıyordu konu bu kadar basit. Şehit Nasrallah'a Allah'tan rahmet diliyorum
@EfeMertKK@VivaAvenger Ezbere bi tepki olmuş. Fransa'da faşistler korkak tavuk gibi saklanıyor, sokakta yoklar. Sandıkta kazanması imkansız değil solun.
AKP'giller'in Yemen'e asker gönderme planlarına Konya'da yapacağımız protesto eylemi ile HAYIR diyoruz.
Yemen'de, AB-D Emperyalistleri, İsrail ve
Yerli İşbirlikçileri İçin Dökülecek
Mehmetçik Kanı Yok!
#Yemen#Mehmetçik
Bugün 109 masum insanımızın canavarca, alçakça katledildiği Ankara Gar Katliamının 11'inci yıldönümü.
Bu katliamın sorumluları ABD-AB Emperyalistleri ve sağcısıyla, solcu kisvesine bürüneniyle Meclisteki tüm Amerikan uşaklarıdır.
#10Ekim#Ankara#10EkimAnkaraKatliamı
Önderimiz Nurullah Efe’nin Ankara Gar Katliamı’ndan bir gün sonra yaptığı değerlendirme için lütfen tıklayın:
https://t.co/ZFYPFVS31J
Ankara Garı’nda yapılan katliamın onbirinci yılında, Ortaçağcı Gericiler ve Emperyalistlerin el birliğiyle katledilen 109 insanımızı hatırlamaya, hatırlatmaya devam edeceğiz.
Katiller Halka Hesap Verecek
@ATlardonmedi_@grashusist Böyle bir şey yok Berat. Bu hadsizce bir söylem, siz önce silke silke 18 Mart 2026'da eyleme gelmek zorunda kalmanıza bakın. Aptal aptal söylemlerin alemi yok.
Kurtuluş Yolu Gazetemizin 215. sayısında, Gerçek Devrimci Nurullah Efe, “24 Milyar”değerindeki fon vurgununa ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor.
Yazının devamına ve Kurtuluş Yolu Gazetemizin 215. sayısının tamamına erişmek için bio kısmında bulunan linki ziyaret edebilirsiniz.
Türkiye’de yargıyı da adaleti de hukuku da kanunu da tümden yok eden Tayyip, yaptığının tam tersini savunuyor; aynen Muaviye-Yezid gibi. Çünkü bunlar da o zalimlerin devamcısıdır. Onların yolunu izlerler.
İstanbul’da “Uluslararası Adalet Zirvesi” tertiplemiş. Orada aynen insanları “Allah’la altattığı” gibi, bu borsa-fon gerizinin patlaması sonrasında iyice açığa çıkan adaletsizliğini gizlemek, maskelemek, peçelemek ve böylece de halkımızı aldatmak için “adalet ve hukuk” güzellemeleri yapıyor. Adaletin ne olduğundan, uluslararası hukukun ne kadar önemli olduğundan dem vuruyor.
Onun bu hallerine gülmek mi gerek, öfkelenmek mi gerek, yoksa her ikisi de mi gerek?..
Hey Hey Hey
Kaç Köroğlu birden göçtü
Kaç Dadaloğlu indi dağdan
Kaç ırmak durdu kaç yıldız aktı
Düştü yere kaç bin tüfek
Gün gelecek Gün gelecek
Bir köyde yağmur dinecek
Çocuklar güneşte sevinecek
Yolu açık Guevara'nın
***
Arif Damar
Milli mücadele tarihine dair bazı şeyler neden gizli-değil-ama-gizlidir? Bu yazı bunu cevaplamayacak. Ama örnekleyecek. Öncelikle 26 Nisan 1920 tarihinde Atatürk'ün SSCB'ye gönderdiği şu mektup ile başlayalım:
“Emperyalist hükümetler aleyhine harekâtı ve bunların tahakküm ve esareti altında bulunan mazlum insanların kurtuluşu gayesini hedefleyen Bolşeviklerle mesai ve harekat birliğini kabul ediyoruz. Evvela, milli topraklarımızı işgal altında bulunduran emperyalist kuvvetleri kovmak ve gelecekte emperyalizm aleyhine vuku bulacak ortak mücadelelerimiz için dahili kuvvetlerimizi şekillendirmek üzere, şimdilik ilk taksit olarak beş milyon altının ve kararlaştırılacak miktarda cephane ve diğer fenni harp vasıtaları ve sıhhi malzemenin ve yalnız Doğu’da harekât icra edecek olan kuvvetler için erzakın, Sovyetler Cumhuriyeti’nce temini rica olunur.”
Bu mektup, Atatürk'ün vefatına kadar devam edecek bir SSCB-Türkiye ittifakının da başlangıcıdır. Bunun üzerine karşılıklı görüşmeler yapıldı. Bizden 11 Mayıs 1920 günü Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey başkanlığında bir heyet Moskova’ya gönderildi. Onlardan 4 Ekim 1920 tarihinde Y.Y. Umpal-Angarskiy’in başkanlığında diplomat heyeti geldi. Derken 21'de dostluk anlaşması imzalandı.
Milli Savunma Bakanlığı Harekât Şube Başkanı S. İ. Aralov, SSCB tarafından Türkiye'nin bağımsızlık savaşına desteği koordine etmek üzere Lenin tarafından şu sözlerle görevlendirildi:
“Mustafa Kemal Paşa tabii ki sosyalist değildir. Ama görülüyor ki iyi bir teşkilatçı. Kabiliyetli bir lider, milli burjuva ihtilalini idare ediyor. İlerici, akıllı bir devlet adamı. Bizim sosyalist inkılabımızın önemini anlamış olup, Sovyet Rusya’ya karşı olumlu davranıyor. O, istilacılara karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. Emperyalistlerin gururunu kıracağına, padişahı da yardakçılarıyla birlikte silip süpüreceğine inanıyorum. Halkın ona inandığını söylüyorlar. Ona, yani Türk halkına yardım etmemiz gerekiyor. İşte sizin işiniz budur. Türk hükümetine, Türk halkına saygı gösteriniz. Büyüklük taslamayınız. Onların işlerine karışmayınız.”
1921’de imzalanan Moskova Antlaşması ile Sovyet Rusya, Türkiye’nin Misak-ı Milli sınırlarını tanıdı ve Kurtuluş Savaşı’na önemli askeri ve mali destek sağladı. Bu yardımlar arasında:
•39.000 tüfek
•327 makineli tüfek
•54 top
•63 milyon fişek
•147.000 top mermisi
•2 torpido botu
•10 milyon altın ruble (yaklaşık 7 milyon Osmanlı altını) mali yardım yer alıyordu.
Bu destekler, Türk ordusunun Sakarya ve Büyük Taarruz gibi kritik muharebelerde başarı kazanmasında büyük rol oynadı. Daha da önemlisi Doğu sınırları güven altına alındı. Erzurum ve Sivas kongresi, Bolşevik devrimi sonrasında Ruslar Türklerle savaştan çekildiği için oralarda yapıldı.
Cumhuriyet’in ilanından sonra devlet öncülüğünde sanayileşme ve toplumsal dönüşüm hamleleri başlatıldı. Aşağıdaki fabrikaların hepsi sscb desteği ile kuruldu:
Ankara Fişek Fabrikası (1924)
Gölcük Tersanesi (1924)
Sakir Zümre Fabrikası (1924)
Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925)
Alpullu Şeker Fabrikası (1926)
Uşak Şeker Fabrikası (1926)
Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926)
Bünyan Dokuma Fabrikası (1927)
Eskişehir Kiremit Fabrikası (1927)
Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1928)
Ankara Çimento Fabrikası (1929)
Ankara Havagazı Fabrikası (1929)
İstanbul Otomobil Montaj Fabrikası (1929)
Kayaş Kapsül Fabrikası (1930)
Nuri Killigil Tabanca, Havan ve Mühimmat Fabrikası (1930)
Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1931)
Basma Sanayii Müessesesi Adana Fabrikası (1933)
Beykoz Deri ve Kundura İşletmesi (1933)
Van Ayakkabı İşletmesi (1933)
Sarıkamış Ayakkabı İşletmesi (1933)
Eskişehir Şeker Fabrikası (1934)
Turhal Şeker Fabrikaları (1934)
Konya Ereğli Bez Fabrikası (1934)
Bakırköy Bez Fabrikası (1934)
Bursa Süt Fabrikası (1934)
İzmit Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası (1934)
Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası (1934)
İzmir Kağıt ve Karton Fabrikası (1934)
Isparta Gülyağı Fabrikası (1934)
Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1934)
Sümer Kayseri Bez Fabrikası (1934)
Bakırköy Pamuklu Sanayii Müessesesi (1934)
Basma Sanayii Müessesesi Denizli İplik Fabrikası (1934)
Çanakkale Suni Deri İşletmesi (1934)
Nazilli Basma Sanayii Müessesesi (1935)
Bursa Merinos Fabrikası (1935)
Gemlik Suni İpek Fabrikası (1935)
Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935)
Zonguldak Taş Kömürü Fabrikası (1935)
Eskişehir Tayyare Fabrikası (1935)
Bursa Süt ve Süt Tozu Fabrikası (1935)
Malatya Sigara Fabrikası (1936)
Zonguldak Çelbor Fabrikası (1936)
İzmir Klor Fabrikası (1936)
Sivas Çimento Fabrikası (1936)
Yünlü Sanayii Müessesesi Defterdar Fabrikası (1935)
Yünlü Sanayii Müessesesi (1935)
Erzincan Pamuklu Sanayii İşletmesi (1935)
Diyarbakır Halı Sanayii İşletmesi (1936)
Adıyaman Pamuklu Sanayii İşletmesi (1936)
Malatya Pamuklu Sanayii İşletmesi (1936)
Yünlü Sanayii Müessesesi Bünyan Fabrikası (1936)
Yünlü Sanayii Müessesesi Isparta Fabrikası (1936)
Yünlü Sanayii Müessesesi Hereke Fabrikası (1936)
Bursa Sagem (1937)
İzmir Basma Sanayii İşletmesi (1937)
Bakırköy Konfeksiyon Sanayii İşletmesi (1937)
Ereğli Pamuklu Sanayii Müessesesi (1937)
Adana Pamuklu Sanayii Müessesesi (1937)
Kendir Sanayii Müessesesi (1937)
Bartın Ateş Tuğla Sanayii Müessesesi (1937)
Kütahya Seramik Sanayii Müessesesi (1937)
Alım ve Satım Müessesesi Genel Müdürlüğü (1938)
Bergama Pamuk İpliği ve Dokuma Sanayii Müessesesi (1938)
Antalya Pamuklu Dokuma Sanayii Müessesesi (1938)
Bolu Suni Tahta Sanayii Müessesesi (1938)
Atatürk'ün ölümünün ardından, Türkiye'nin Batı ittifakına duhul süreci ile birlikte, bütün bu tarih silindi. Bu tarih yok gibi davranılıyor. "Irkımıza çağlar boyu zulüm eden Ruslar" söylemi, soğuk savaş kokan bir antikomünizmi ekmek için kullanılıyor. Şayet ki Rus'un böyle kronik bir problemi varsa, ki yani yok değil, SSCB bunu aşmaya en yakın oldukları dönemdir. En azından fark edip çözmeye çalışmışlar. Demek ki Rus'tan bile insan çıkarabilmeye en çok yaklaşabilen ideoloji komünizmdir. Bundan çıkaracağın asıl ders budur.
Sözlerimi bitirirken, "Peki ya Kırım Tatarları" diye gelecek arkadaşıma şunu söylemek istiyorum: Evet Kırım Tatarları. Evet o da tarih. Onu sana anlatan çok. Bunu anlatan yok. Bu da tarih. Belgeleri falan duruyor Google'dan yarım saatte hepsini doğrularsın. Ama ASSSSSSSSLA VE KAT'A anlatılmaz. Bunun az çok farkında olan bile tam olarak bilmez çünkü o bile hayatında sayılı kere bu bilgiyi görür. Yayıncılar internette söylemez, ("solcular" dahil) sosyal medyada anılmaz, okullarda falan zaten ZİNHAR okutulmaz.
Neden? Bunlar gerçekten olmuş olaylar. Senden bu kadar neyi gizlemeye çalışıyorlar?
Tayyip, durup dinlenmeksizin ihanetlerini sürdürüyor. Şimdi de ne yaptı?
Gitti, kimsenin içeriğini bilmediği "Mekke Antlaşması" adlı bir ittifak anlaşması yaptı.
Kimlerle?
Türkiye’nin Ortadoğu’da İsrail’den sonraki en azılı, en azgın düşmanı Suudi Arabistan’la ve Pakistan’la. Bunlardan birine karşı bir saldırı olursa, hepsine karşı yapılmış sayılacakmış. Her türlü askeri işbirliği yapılacakmış bu üç ülke arasında.
İşte şimdi de ne yapıyorlar?
Yemen'deki İsrail düşmanı, Amerika düşmanı Husilere karşı asker göndermeye kalkıyor, askeri mühimmat göndermeye kalkıyor Tayyip.
Halbuki Anayasa Madde 92 açık. Böyle bir anlaşma Mecliste onaylanmamış. Bu anlaşmanın ne olduğunu kimse bilmiyor. Yurtdışına asker gönderilmesi ve yabancı bir ülke askerinin ülke topraklarına sokulması Meclisin onayına bağlı. Bu Tayyip, Meclisi filan da takmıyor. Kaldı ki Meclis de kendi kuklalarından oluşuyor ama ona bile tenezzül etmiyor.
BOP’un Suriye ayağının uygulanması için Tayyip, on küsur yıl meydanlarda “Zalim Esed, zalim Esed” diye kükredi. Sonunda halkın %84'ünün oyunu alarak seçilmiş meşru Cumhurbaşkanı Beşşar Esad ve BAAS iktidarı çöktü, yıkıldı.
Kim kazandı?
El-Kaide, El-Nusra ve onun döküntüsü HTŞ kazandı. Kelle kesen Colani adlı namussuz kazandı. İsrail kazandı, Amerika kazandı ve ABD’nin bölgedeki “yerel müttefikim, ortağım” dediği Amerikancı Burjuva Kürt Hareketi PKK’nin Kuzeydoğu Suriye’deki devleti kazandı. PYD, YPG’si kazandı. Onlara hizmet etti bu satılmış.
Şimdi de İran’ın dostu olan Husilere karşı İsrail’in ve Amerika’nın safında yer alıyor. Husilere karşı savaşacakmış Suudi ile birlikte.
Ne olacak ondan sonra?
Babülmendep Boğazı’ndan İsrail gemileri de, Amerikan gemileri de rahatça geçecekler, ticaretlerini sürdürecekler, silah sevkiyatlarını yapacaklar. Ve Suudi Arabistan, İran’a karşı hainliğini sürdürecek, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ile beraber oralardaki Amerikan üslerinden İran’ı vuracak. Böylesine hain, böylesine satılmış bunlar.
Ve bu anlaşmayı yaptıklarında ilk önce kim kutladı?
Amerikan Temsilciler Meclisinde İsrail’in en militan dostu Joe Wilson kutladı. “Bu, Ortadoğu'da yeni bir Müslüman NATO’dur”, dedi. “Kutlarız, bu çok başarılı olacak, çok iyi hizmetler verecek bize”, dedi.
Ve yeni bir haber, başka kim kutluyor?
Geçmişte Thomas Barrack’ın, bu sapık, pedofilin yaptığı görevin aynısını yapan Amerikan uşaklarından James Jeffrey. O da alkışlıyor; “Çok başarılı bir anlaşmadır bu, bu çok faydalı olacak bizim için”, diyor. “Çok iyi işler yapacak”, diyor.
İşte bunlar böylesine hain kere hain. Ve biz boşuna demiyoruz; bunlar Amerikan kuklası, Amerikan hizmetkârı, satılmış bunlar diye...
🇮🇱 Berlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
▶️ Üç partinin açıklamasında, BDS (Boykot, Yatırımların Geri Çekilmesi, Yaptırımlar) hareketi açıkça reddedildi
📌 Beyandaki ilkeleri ihlal eden üyeler için disiplin cezalarından parlamento grubundan ihraç edilmeye kadar uzanan mekanizmalar kurulacak
🚨 Kırmızı-kırmızı-yeşil koalisyonunun ilk kurbanı, “Devletlerin var olma hakkı yoktur" diyen Sol Partili vekil Vanessa Emde olabilir
Detaylar🔗 https://t.co/U7n0cAcfMc
Dünya Halklarının Kahraman Gerillası Ernesto Che Guevara Yoldaş Ölümsüzdür!
Ömrünü, kendi ifadesiyle "insan soyunun başdüşmanı" olan ABD Emperyalist Haydut Devletine ve dünyanın dört bir tarafındaki yerel kuklalarına karşı mücadeleye adayan, bu uğurda Bolivya dağlarında kahramanca savaşırken 59 yıl önce bugün, 9 Ekim 1967'de ABD Emperyalistlerinin emrindeki hain Kontrgerilla ordusu tarafından alçakça katledilen Ernesto Che Guevara Yoldaş'ı tüm devrimci inancımız, kararlılığımız ve mücadele azmimizle bir kez daha saygıyla anıyoruz.
Tıpkı Che Yoldaş gibi, bizim de "her eylemimiz, emperyalizme karşı bir savaş çağrısı ve insan soyunun en büyük düşmanına karşı halkların birliği için bir savaş marşıdır."
Eninde sonunda ABD-AB Emperyalistleri yenilecek, zafer direnen mazlum dünya halklarının olacaktır.
Kahrolsun ABD-AB Emperyalistleri ve Kuklaları!
Yaşasın Halkların Antiemperyalist Devrimci Savaşı!