Herkesin kendi normali vardır ve bu oldukça özneldir. Mutlak bir ‘normal’ yoktur; çünkü norm dediğimiz şey, bireyin kendi anlam evreninde geçerlilik kazanan bir kurgudan ibarettir.
Zeki insan zeki insanı sever, ister ve arzular; ama günümüzde zekanın tanımı değişti, kafası muzurluğa, şeytanlığa ve laf cambazlığına çalışan hokkabazlara zeki der olduk; gerçek zeka sadedir, zeki insan eleştireldir, kabullenmez ve kendisini ön planda tutmaz; şovdan muaftır.
İnsan bilgi ağlarının tarihi, bir ilerleme yürüyüşü olmaktan ziyade gerçekleri düzenle dengelemeye çalışan bir çeşit ip cambazlığıdır.
Yuval Noah Harari, Neksus s.72
İnsan ağları nesilden nesile güçlense de aynı oranda bilgeleşemediler. Bir ağ, düzeni gerçeğe tercih ettiğinde çok güçlenir ana bunu akıllıca kullanacağının garantisi yoktur.
Kamusal alanlar o kadar daraldıki ya insanları kafelere esir hale getirdiler. Çer çöp millet bahçeleri dışında yaptıkları bir şey yok. Bu arada parti ayırt etmeksizin ülkenin her yeri bu konuda içler acısı. Vizyonsuzluk ülkesiyiz. Kamusal alanda keşke Almanya biraz örnek alınsa.
Bir bardak kahveye 300 TL vermek normalleştiği için memleketin her tarafı cafe oldu. Sahipleri deli gibi para kazanıyor müşteriler de yanık çekirdekli kötü kahveler eşliğinde arkadaşları ile 2-3 saat muhabbet edebiliyor
Soruyu sormak, cevap beklemek, soru sorulmak, cevap bulmaya çabalamak; değişimi yaratan budur. Özetle: İnsan sabit bir varlık değil, zaman ve ilişkiler içinde sürekli oluşan bir varlıktır.
Zygmunt Bauman, Akışkan Aşk-İnsan İlişkilerinin Dayanıksızlığı 📖
Akıp giden zaman, soruyu soran ile cevap verenin, cevabın geldiği anda, saatin ayarlandığı vakitteki varlıklar olarak, yani soruyu soran ile soru sorulan varlıklar olarak kalmalarını sağlayacak kadar kısa değildir asla.
Franz Rosenzweig’in de diği gibi, “Cevabı veren ister istemez soru sorulandan başka biridir; keza cevap, soruyu sorduğundan beri değişmiş olan birine verilmiştir. Değişimin ne kadar derin olduğunu ise asla bilemeyiz.”
“İnsanlık onuru, sizin başınıza gelene değil, başkasının başına gelen ‘bir şeye’ karşı, sizin nasıl tavır aldığınızdır.”#İoannaKuçuradi
İyi ki bu topraklarda yaşadınız. Felsefeniz, felsefemizdir. Devriniz daim olsun 🖤
Aşkı tanımlayabiliriz, yalnızlık üzerine kitaplar yazabiliriz, ölümü felsefi olarak açıklamaya çalışabiliriz; ama yaşanan deneyimin tamamını kelimelere dökemeyiz.
Bir düşünce ne kadar büyük görünürse görünsün, insan deneyiminin büyük cömertliğini asla yeterince kapsayamaz. İnsan hayatı, herhangi bir teoriye ya da düşünce sistemine sığmayacak kadar zengin ve karmaşıktır.