Yıl 2018… Çözüm süreci, barış, Kürt sorunu kavramlarının hiç popüler olmadığı zamanlar…
Kadir Abi, yine bir çözüm ve barış konulu toplantıda saatlerce konuşulanları dinledikten sonra ayağa kalkıp karamsarları azarlayarak ümit dolu, kararlı bi konuşma yapıyor.
Bu 2013’den sonra onunla katıldığım sayısız salon toplantısından sadece biri.
Bazen otellerin penceresiz konferans salonlarındaki bu bitmeyen toplantılarda canım sıkıldıkça her zaman şık ve yakışıklı Kadir Abi’ye bakıp ‘bu yıldız buraya nasıl düştü’ diye düşünürdüm.
Katılımcıların toplam şöhretinden daha büyük bir şöhreti vardı.
Havalimanında birlikte uçağa binerken her adımda yolunu kesen hayranları bizi fotoğrafçı olarak kullanıyordu.
Siyasi bir kimliği yoktu, hiçbir beklentisi olmayacak kadar herşeye sahipti. Kürt de değildi.
Peki bu yaşta bu riski alıp, neden başını ağırtıyordu?
Hayranlarını kızdırmayı nasıl göze alıyordu?
Neden benzer yıldızlar gibi şöhretin keyfini sürmeyip, otel salonlarında vaktini harcıyordu?
Kadir İnanır’ın büyük bir hayranı değildim ama Kadir Abi’ye böyle hayran oldum.
Her karşılaşmamızda fazla şöhretli, kendine hayran maço bir Yeşilçam yıldızı önyargılarımı; birikimi, delikanlılığı ve idealizmiyle yıkıp geçti.
2 baskı yapmış, satmamış tarih kitabımın iki baskısı arasındaki fark üzerine dahi konuşabiliyordu ama lafın fazla uzatılmasına tahammülsüzdü.
2013’deki Akil İnsanlık görevini en çok o ciddiye almıştı.
Hep akil bir insan olarak kaldı.
Barışı neredeyse kişisel bir meseleye çevirmişti.
Bu iş olmaz diyenlere çok kızardı.
Çok şükür ki bu işin olmakta olduğunu gördü.
Onun tabiriyle ‘Büyük Barış’ ufukta görünüyor, bir yıldız bunun için ışığını kaybetmeyi göze aldı.
Ama böylece ışığı hep parlayacak.
Diğer yıldızlara örnek olsun…
Yanıkların büyük bölümü ev kazaları nedeniyle yaşanıyor.
Doğum günü balonları, lavabo açıcı kimyasallar, düdüklü tencereler ve mangal jeli ciddi yaralanmalara neden olabiliyor.
Peki, yanıklarda ilk müdahale nasıl olmalı?👇
https://t.co/IuBiqfVnpY
Nüfus azalması gibi gerçek güvenlik sorunlarımız olabilir ve elbette konuyla ilgili doğru önlemler alınmalı.
Çalışan anneleri düşündüğümüzde hem çocuğun anne ihtiyacı hem de kadına aşırı yük yüklenmesi problemler doğuruyor, bu da bir şekilde çözülmeli. 3 yaşında bebek sabahın 8’inde neden anne kucağından çıkıp kreşe bırakılsın…
Lakin bu sorunlarla mücadele etmenin yolu, kadın çalışmasın, hayvan bakmayın gibi aşırı arkaik yöntemler sunmak değildir.
Yaşadığımız döneme bir gelin artık, bu nesil ve hatta biz 40’larındaki nesilden hayata annelerimiz gibi bakmalarını bekleyemezsiniz.
Bu ülkede bu konuları dile getirecek sosyolog, psikolog, ülkesini seven devlet erkanı yok mudur?
Dahası, küfür, hakaret ve katliam dili kullanan, gelişmemiş, yamyam tıynetli, trol bile olamayacak, evlat olsa sevilmeyecek kaba saba tiplerin sağa sola “çocuk yap, feminist, FETÖ’cü, siyonist” şeklinde nefret söylemiyle saldırması birilerinin işine geliyor olabilir ancak yaşama aşırı stres yükleyip insanları delirtiyorlar. Bunlar, medeniyetten, insani diyalogdan anlamıyor, özetle bu hesapları, bireysel ve toplumsal huzur için susturun.
Fake olmanın arkasına saklanan bu tür, hedef gösterme ve katliam çağrıları nedeniyle yarın yargılanacak ancak o günler gelmeden, asgari huzur için topluma saldığınız bu sosyal mikropları temizleyin.
Böbrek taşı küçük görünse de böbrek yetmezliğine bile yol açabilen önemli bir hastalık.
Ağrısı doğum sancısına benzetiliyor, bir kez oluştuğunda tekrar etme riski artıyor.
Uzmanlara göre, böbrek taşını önlemenin en etkili yolu ise bol su tüketmek.👇
https://t.co/vgRlmk0lnU
💉Zayıflama iğneleri mucize değil, doğru hastada etkili bir tedavi.
Uzmanlar, bilinçsiz kullanımın riskli olduğunu, kalıcı kilo kaybı için egzersiz ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının şart olduğunu söylüyor.
Peki bu iğneler herkes için uygun mu? 👇
https://t.co/S292U6VrHY
Venezuela ve İran diasporasının yabancı asker postalı ve bomba sesi duyunca heyecanlanması midemi bulandırıyor
her halka elin oğlundan medet uman ev cini değil, kendi ülkesinde uğruna inandıkları için gerekirse ölümü bile göze alıp mücadele verenlerden olmak onuru nasip olur inş
Açık söylüyorum bu saç traşını olan çocuklar çip takıp takip edilmeli bağlantıları araştırılmalı, ayrıca bu saç traşı ülke genelinde yasaklanmalı buna rağmen yaptıran varsa gereği yapılmalı (yasaklayan ülkeler var bu arada)
“İhsan Süreyya Sırma, 82 yaşında Türkiye’nin yaşayan en ünlü İlahiyatçılarından. 70’li yıllardan beri İslami çevrelerde herkesin bildiği ve saygı duyduğu bir isim.
Ama galiba Kürtçe konuşabildiğini pek çok insan ilk kez üç gün önce duydu.
Şırnak Üniversitesi tarafından Cizre’de düzenlenen 4. Uluslararası Melaye Ciziri Sempozyumu’nun açılışında konuştu Sırma.
Hani günlerdir Mesut Barzani’nin üniformalı Peşmerge korumalarıyla tartışılan sempozyum.
Devlet yönetiminde kötü niyetli olmayan bir amatörlüğün demode bir Barzani/aşiret takıntısını tetiklemesi sürpriz değildi.
Ama bir AK Partilinin o sempozyuma bakınca ilk gözüne batacak olan üniformalı koruma değil, Türkiye’nin Kürt meselesinde aldığı mesafe olmalıydı.
YÖK’e bağlı bir üniversitede Melaya Ciziri üzerine dördüncüsü yapılan Kürtçe sempozyumu Barzani ve İçişleri Bakan Yardımcısı açarken; CHP yeni parti programında anadilin öğrenilmesinin önünü açmayı vaad ediyordu.
İhsan Süreyya Hoca, ancak 82 yaşında gördüğü bugünü o yüzden bayram ilan etmişti.”
https://t.co/EZ21iWYcce
Sabah Şırnak Üniv. Rektörüne dair bir itibar suikastı haberi vardı, haber yalanmış, itibar suikastı da üniversiteye Barzani davet edildiği içinmiş.
Bari mert dövüşün diyeceğim ama nerde o karakter seviyesi…
Diğer konular neyse ama İmralı’ya gidiş çok sembolik bir nitelik taşıyordu.
Öcalan ile görüşmek, “Ben sürece ucundan kıyısından katılmıyorum, çözüm için yeterince kararlılık ve cesarete sahibim” demekti.
Pozitif anlamda retçi zihniyet ve onunla gelen statükodan anlamlı bir kopuşu sağlayacak bu eylem gerçekleştiğinde, yani en sembolik perde yırtıldığında, artık sözün ve atılabilecek adımların önünde hiçbir engel kalmamış olacaktı.
Bu bariyeri aşmak, “komisyonun faaliyetlerinden bir faaliyet”ten çok daha fazlasıydı. Tabanı ve potansiyel ulusalcı seçmen “Öcalan ile görüştünüz!” diyecekti. Ama çözüm için yolun güçlüklerine katlanmaya hazır olan açısından cevap “evet”ten ibareti.
Görüşmemek güvenli bir pozisyondu. Yarın “Öcalan’la görüşmüş CHP” olmayacak, “ben girip bir arkadaşa bakmıştım” türünden bir gerekçeye sığınabilecekti.
Ani bir duruma verilen reflekslerde olduğu gibi özüne döndü belki.
Ama muhtemelen bu böyle devam etmeyecek. Eskisi gibi militarizmden medet ummanın imkanları olmadığı ölçüde CHP de yeniden siyasetin gerçek dünyası ile karşı karşıya olduğunu anlayarak, onun içinde bir çözüm arayacak.
Çünkü başkanlık sistemi, iktidar olmak istiyorsa kimlik ve sınıf açısından daha geniş bir koalisyonu tabanda gerçekleştirmeye mecbur ediyor.
Başkanlık sisteminin, mevcut haliyle kuvvetler ayrılığı açısından düzeltilmesi gereken sorunlu tarafları olsa da bu süreçte CHP’ye kendisini dönüştürmesi için bir fırsat sunuyor.
Geriye CHP’nin bu fırsatı değerlendirip değerlendiremeyeceği kalıyor.
Başkanlık sistemi CHP’yi çözüme zorluyor https://t.co/vKsZmIsONJ @serbestiyetweb aracılığıyla
Taha Elgazi, yıllardır Türkiye’de Suriyelilerin hakları için çalışan, herkesle diyalog içinde olan değerli bir isimdir. Bir an önce bu hatadan dönülmeli
Ahlaki üstünlüğü bozuk para gibi harcamış arkadaş.
Ama bu 40 yaş sendromu gibi nükseden ergenliğinden kaynaklı değil.
Bunca yıldır iktidardan uzak olmasına rağmen Türkiye’nin laikleri, iktidara gelmek için toplumu ikna etmek, kapsayıcı olmak zorunda olduklarını gururlarına yediremiyor.
Çünkü tarihsel, sosyal, kültürel hatta doğuştan haklı olduklarına inanıyorlar, diğerlerinin bir gün uyanıp bu haklılığı teslim edeceği günü bekliyorlar.
Hayali 100 kişiyi ikna edip, gücü ele geçirmek değil, bir gün 10 kişiyle haklı çıkıp, diğer 90 kişiye haddini bildirmek olan bi fikir iktidar olamaz.
İmamoğlu, yeni CHP bunu anladı buna göre siyaset yapmaya çalışıyor ama kamuoyu yapıcıları bu stratejiyi kabul edemiyor ve böyle arada sinir krizleri geçirirken de içleri dışlarına çıkıyor.
Biraz kalabalık görüp, güçlü hissedince biz-siz tasnifine, kalenin duvarlarından kızgın yağ dökmeye başlıyorlar.
Halbuki tam da o güçlü, kalabalık olduğun anda çoğunluk motivasyonuyla daha kalabalık olma şansın var.
Ama o ahlaki üstünlüğü, havuç değil sopa olarak kullanınca bunu yapamıyorsun.
Ama artık sadece laik kesim böyle değil.
Uzun süredir iktidar ve çevresi de kapsayıcılığı bırakıp tasfiyecilikle adam eksiltmenin heyecanına kapılmış halde
Çünkü ancak alttan gelenler, güçsüzler ikna ile kapsayıcılıkla ilgilenir, milletin ağız kokusunu, nazını çeker, tuzukurular, kudretli hissedenler böyle zahmetlere girmez, şımarıkça adam eksiltebilir.
Bakalım bu sefer kim kapsayıcı, kim tasfiyeci olacak?
Yangın, deprem, kaza… Sağlık personeli her koşulda gece gündüz demeden görev başında.
TRT Haber, #14MartTıpBayramı’nda mesleklerini büyük fedakarlıkla yapan sağlık personeline mikrofon uzattı:
📌”Dünyaya tekrar gelsem yine hekim olurum.”
Yaşı küçük ama mücadelesi büyük.
Antalya'da 1 buçuk yıldır kalp yetmezliği ile mücadele eden Elifsu için annesinin sosyal medyadan yaptığı organ bağışı çağrısı binlerce kişiye ulaştı. Nakil olacağı günü bekleyen Elifsu, arkadaşlarına ve kardeşlerine kavuşmanın hayalini kuruyor.