Bu yazımı günümüzü anlamak için okumanızı tavsiye ederim:
Jean Baudrillard’ın Simulacra and Simulation kitabı, günümüz dünyasını anlamak için hâlâ güçlü bir metindir. The Matrix filmini etkileyen kaynaklardan biri olarak da bilinir. Kitabın temel meselesi şudur: Modern dünyada gerçekliğin kendisinden çok, gerçeklik gibi dolaşan imgeler, işaretler, etiketler ve modeller belirleyici hale gelebilir. Bu çerçeve yalnızca medya ve tüketim kültürünü değil; AI, kripto, metaverse, startup kültürü, kişisel marka ve inovasyon anlatılarını anlamak için de kullanılabilir.
Bu düşüncede iki kavram özellikle önemlidir: simülakr ve simülasyon. Simülakr, bir gerçekliği temsil ediyor gibi görünen işaret, imge, model veya etikettir. Başlangıçta bir şeye referans verir; fakat zamanla o gerçekle bağını zayıflatabilir, hatta tamamen koparabilir. Simülasyon ise bu işaretlerin birlikte kurduğu düzendir. Gerçek ile temsil arasındaki farkın bulanıklaştığı, işaretlerin gerçekliğin yerine geçmeye başladığı alandır. Baudrillard’da simülasyon, basitçe gerçeğin taklidi değil; gerçeğin yerini alan işaretler sistemidir.
Baudrillard’a göre bir işaret önce gerçekliği yansıtır. Bu en masum aşamadır. İşaret, hâlâ arkasındaki gerçekliğe bağlıdır. “AI” deniyorsa, gerçekten çalışan bir model, kullanılan bir sistem, ölçülebilir bir fayda vardır. “Kripto” deniyorsa, gerçekten merkeziyetsiz transfer, yeni sahiplik modeli veya finansal altyapı fikri vardır. “Kişisel marka” deniyorsa, gerçekten üretilen bir bilgi, beceri, uzmanlık veya iş vardır. Bu aşamada temsil, gerçekliği görünür kılar.
İkinci aşamaya geçiş genellikle işaretin faydalı hale gelmesiyle olur. Bir kavram sadece gerçekliği anlatmakla kalmaz; dikkat, prestij, yatırım, müşteri ilgisi, medya görünürlüğü ve statü üretmeye başlar. O anda işaretin kendisi değer kazanmaya başlar. Böyle olunca temsil, gerçeği nötr biçimde göstermek yerine onu büyütür, parlatır ve pazarlanabilir hale getirir. Küçük bir AI özelliği “AI-powered platform” olur. Basit bir chatbot “agentic workflow” diye sunulur. Bir token “geleceğin finansal altyapısı”na dönüşür. Bir LinkedIn profili “kişisel marka ekosistemi” gibi davranmaya başlar. Burada ortada hâlâ gerçek bir şey vardır; ama işaret artık o gerçeği çarpıtarak dolaşıma sokar.
Üçüncü aşamaya geçiş, işaretin vaadi ile gerçek kapasite arasındaki fark büyüdüğünde olur. Başta yapılan abartı bir süre sonra beklenti yaratır. Şirket, ürün, kişi veya sektör bu beklentiyi karşılamak zorunda kalır. Fakat gerçeklik aynı hızda büyümez. AI anlatısı büyür ama veri altyapısı, ürün mimarisi veya karar alma süreçleri değişmemiştir. Web3 anlatısı büyür ama gerçek kullanıcı ihtiyacı zayıftır. Metaverse anlatısı büyür ama insanlar orada vakit geçirmek istemez. Kişisel marka büyür ama arkasındaki gerçek üretim sınırlıdır. Bu noktada işaret artık sadece gerçeği çarpıtmaz; gerçeğin eksikliğini kapatmaya başlar. “AI-first”, “community-driven”, “future of work”, “premium experience”, “innovation ecosystem” gibi kelimeler, çoğu zaman var olan dönüşümü anlatmaktan çok, olmayan dönüşümün üzerini örter.
Son aşamaya geçiş ise sistemin artık işareti gerçekliğe bakmadan ödüllendirmesiyle olur. Yatırımcı etiketi fiyatlar, medya etiketi büyütür, müşteri etikete dikkat eder, çalışan etikete göre kariyer pozisyonu alır, rakipler etikete göre kendini yeniden adlandırır. Böylece işaretin arkasındaki gerçekliğin güçlü olup olmaması ikincil hale gelir. “AI şirketi”, “Web3 projesi”, “metaverse platformu”, “kişisel marka”, “inovatif şehir” veya “premium deneyim” gibi etiketler artık açıklama olmaktan çıkar; kendi başlarına değer üretir. İşaret artık bir şeyi temsil etmez, doğrudan davranış üretir. Bu, saf simülakr aşamasıdır.
Bu yüzden mesele yalnızca şirketlerin bazı kavramları abartması değildir. Daha derin mesele, bütün sistemin bu işaretlere göre davranmaya başlamasıdır. AI’ın gerçekten ne yaptığı sorusundan önce “AI anlatısı var mı?” sorusu önem kazanır. Kriptonun gerçekten hangi problemi çözdüğü sorusundan önce “geleceğin finansı” anlatısı dolaşıma girer. Kişisel markanın gerçekten ne ürettiği sorusundan önce görünürlük, imaj ve algı değer kazanır.
Baudrillard’ın rahatsız edici tarafı burada ortaya çıkar: Simülasyon düzeninde “gerçek mi, sahte mi?” sorusu bazen yetersiz kalır. Çünkü bir işaret yeterince dikkat, sermaye, statü, korku, beklenti ve davranış üretiyorsa, fiilen gerçeklik gibi çalışmaya başlar.
Bugünkü teknolojik gelişmeleri anlamak için yalnızca “ne icat edildi?” sorusu yeterli değildir. Daha önemli soru şudur: Bu teknoloji gerçekten neyi değiştiriyor, neyi sadece temsil ediyor, hangi eksikliği gizliyor ve hangi noktada kendi başına bir inanç sistemine dönüşüyor?
@vahsiminimalizm Dostum tamamen senin gibi düşünüyorum ama.
Ama.
Sen de fomo etkisi geçtikten sonra ortaya çıkan veriler ile hareket ediyorsun. Oysa...
Çoğu konuda haklısın ama demekten alamıyorum kendimi.
@wojakdeveloper Öncelikle hayırlı olsun. Gönlünce olsun. Ama. Ama; bir kale daha düştü. Yüzyıllardir bildiğimiz, dereyi geçene kadar ayı-dayı hikayesi yine devam etti ya. Üzüntüm ona. oysa, organize etmeye çalıştığın o yolda kötü de olsa bir imaj, bir soru işareti oluşturmuş idin. şimdi...
@cummbaba@murattolga Yapım şirketi gözünden bakınca, 40 40 iki ayrı iş alsa, kasaya giren, cpp, zart zurt. Dert para kazanmak olsa başka. Kolay kazanmak olunca... Amaaan.
@ozgeonlinetr@furkanbytekin Yoo :))
Kar-zarar dengesi yapılmış. Biri ile devam edildiğinde ai'ya yaptırmak, diğeri ile devam edildiğinde ise... :)
Güzel, güzel. Ai öldürmemiş hala bazı yerleri.
Ama biz de öldürmeyelim. Arada kasları çalı...
Tembellik iyi, hakkımız. Atalet değil :)
@burakdonertas Zor iş, belirttiğiniz gibi zaman ve uğraş alan bir süreç.
Ama biraz @wojakdeveloper gibi davranalım.
Gpt-2 sonrası Claude ile comboyla bunu da öldürdük bence.
Ama öldürmek iyidir, değeri hatırlatır (işte Türkiye).
Bir dinazor abimiz olarak, bu ölüm/yeniden dirilişe odun..
@denizirgin Mevzu kullandığımız araçlar vs ile kurduğumuz ilişki günün sonunda gibi duruyor böyle olunca. Araç değişiyor, bizler de gelişiyoruz. Ama ara süreçler hep aynı. Hep aynı. Üretim aşamasında kullandığımız malzemeler değişiyor sadece.
Evet yani, adapte olmalı.
@denizirgin 'ama elle kod yazıp, kendinin kan, ter ve gözyasiyla... ' kısmına ek olarak;
Ai ile tanıştığımdan beri (yaklaşık iki senedir) bu dediğini onunla beraber çalışıp, çıkardığım ürünlerde hissediyorum.
Ama merak işte; ikisi de aynı yere çıkıyor iken; üretim.
Dopamin atakları...
@EnesOkullu Ne güzel; araya girerek;
ama; zeka ölçüm aşamasında karakterin bulunduğu durum düşünülmeden testler yapıldığı düşüncesindeyim. Ya da o aşamada önemsizleştigi... Karakterin 'o anda' bulunduğu (çözülmesi gerekilen başka bir durum) durum sorulara verdiği cevabı etkiliyorken...