Size bir soru soracağım ;
Bu Mustafa Öztürk, Dücane ve türevinden hiç Cürcani, Konevi, Kayseri, Molla Cami, Sühreverdi, Taftazani gibi felsefe tarihi kitaplarında isimleri geçmeyen metinleri ağır ama kurucu önemdeki kimseleri duyuyor musunuz ?
Yoksa varsa yoksa Farabi, Gazzali gibi felsefe tarihi kitaplarında özetleri bulunan kimselerden mi bahsediyorlar ?
Sebebi nedir biliyor musunuz ? Konu dil dahi değil. Söylemlerinin tamamı felsefe tarihi kitapları düzeyinde. O yüzden Gazzali, bilim vb konularında basit kültür tarihi ezberi basıp Ahmet Arslan'a filan saygı duyuyorlar.
Bunlar oryantalist gibi konuşuyorlar zira meseleyi felsefe tarihi metinlerinden biliyorlar zaten.
Hayatımda önemli bir değişim anına denk geldiğin için sanırım susmamı kendinden meziyet sandın. Ama şu an zamanlama hatası yapıp, yanlış anda kendini hatırlattın.
Yarın Öztürk videosunu çekerken seni de aradan çıkaracağım.
Talak 4 ayetinden buluğa bile ermemiş çocuklarla cinsel ilişki kurulabileceğini anlattığın ve hatta bu görüşü kabul etmeyenleri sapkın ilan ettiğini şöyle anlaşılır bir şekilde anlatalım bakalım.
Zira ''ehli sünnetin tamamı'' diye yalan söylediğin görüş senin sapkın görüşünden ibaret.
Senin konuşmalarından neye itiraz ettiğini teker teker gösterelim ve görüşlerini bizzat dinletelim ki sadece hedefine ulaşıp kendinden bahsettirmiş olma.
Senin gibi ruh hastalarını ifşa ettiğimiz bir suç duyurusu niteliği de taşısın.
Şu elemanı kaç aydır atıp duruyorlar önüme. Bugün yine atmışlar 2 dk izleyeyim dedim gözlerim kanadı gerçekten.
Gelin size konuyu anlatayım belki istifade eden olur.
Razi ve Cuveyni'ye nispet ettiği şey ''kıyasul gaib'' dediğimiz standart delildir. Basitçe dünyadan analoji ile Allah'a dair akıl yürütme yapamacağınız sözü. Zira orta terim değişir ve kıyas batıl olur.
Benim İbn Haldun'a atfettiğim görüş ise dünyada metafizik, mantık yöntemi ile bilgi üretmenin fayda üretmekte eksik kalacağı. Bu Francis Bacon videolarında anlattığım şey zaten.
Gazzali dahi Meşşai'lere onca eleştirisine rağmen Meşşai mantığın tasavvur bahislerini olduğu gibi anlatıyor. Sence Gazzali kıyasul gaib mi bilmiyor ? Yoksa hocası Cuveyni'yi mi tanımıyor ? Yoksa sen konuyu mu anlayamamışsın ?
Şimdi bu ikisi arasındaki fark nedir ? İkisi de tasavvura dairdir. Biraz bu meselelerde mahir olan birisi Sühreverdi'ye atıf yapmamdan aradaki farka uyanırdı.
Razi ve Cuveyni'ye atfettiği görüş zaten kelamın standart bilgisidir. Hatta onu bilmek için kelam okumak dahi gerekmez. İhlas suresinde ''huve'' tefsirinde anlattığım şeyin tasavvuru olmadığını söylemek. Zaten okuduğu ibarede ''zatı mahsusa'' da o anlamda.
Peki Sühreverdi ne diyor ? Tasavvurun sadece ''huve'' için mi geçersiz olduğunu söylüyor ? Hayır senin şu an müşahede alanındaki bilgilerinin de Meşşailerin anlattığı tasavvur şekliyle alınamayacağını ifade ediyor.
Yani sen karşındaki ''şu ağacı''yı Meşşai'lerin anlattığı tasavvur bahislerindeki gibi bilmiyorsun. Önce bir ''ağaçlık'' küllisini öğrenerek gitmiyorsun. Onun ağaç olduğuna, diğerinin ağaç olmadığına böyle tümdengelim ile de gidemiyorsun. Hatta İbn Sina dahi buradaki zorluklara Şifa'da işaret ediyor.
Sühreverdi bununla senin dünyadaki müşahedeye dair bilgileri keşfen aldığına çıkıyor. İbn Haldun'un okuduğum pasajdaki eleştirisi muhtemelen dünyaya ait bilgiyedir. Zaten Mukaddime ''huve'' gibi metafizik ve zatı ilahinin anlatıldığı bir kitap değil.
Tüm bunları neden anlayamıyorsun biliyor musun ? Çünkü konuyu bilmiyorsun. Sanıyorsun ki kıyasu'l gaib'i bilmeyen bir Allah kulu var. Sokaktaki ateist dahi biliyor bunu ki ''madem dünya güzel o halde onu yaratan da güzeldir'' akıl yürütmesine karşı çıkıyor.
6 yıldır ateist cevaplıyoruz bir bu mapte. Kötülük problemi kitabımın tamamı bunun üzerine kurulu zaten benim. Kafan çalışsa sadece oradan anlarsın.
Kıyasul gaib gibi bir konuyu bilmediğimizi söylemek için böyle yırtınman da Ali Şeriati öfkenden kaynaklanıyor. Zira hocanın ahlakı sana sinmiş ki müslümanlardan gayrına nefret edemiyorsun.
Aktardığı rivayet esasen bu söz efendimiz söylemiş gibi uydurulmuştur. Bu yüzden hadis uleması bunun uydurma olduğunu her seferinde beyan etmiştir.
Fakat Hz.Ömer'e nispeti zaten meşhur değil ve orada inceleme bu kadar detaylı yapılmıyor. Zaten rivayet sahabelerin rivayetlerini aktarmakla meşhur musanneflere girmemiştir.
Bulabildiğim kadarıyla bu söz Hz.Ömer'e sadece İbn Cad'da geçiyor. İbn Ca'd daki senette hem kopuktur, hem de zayıf raviler vardır. Bu yüzden Sehavi, Münavi, İbn Adi ve Elbani Hz.Ömer'den yapılan nakle de uydurma demiştir.
Hz.Ömer'in kadınların görüşleri ile görüşünü değiştirdiği sahih olarak vakidir. Böyle mesnetsiz rivayetler onlara mukabele edemez.
Hakeza İbn Cad'daki rivayetin senedinde İbn Ömer vardır ki, o sürekli Hz. Aişe'ye fetva sordurmaya birilerini göndermesi ile meşhurdur.
Zaten kimse zayıf demeseydi bu gerekçeyle uydurma denilirdi.
Bunun gibi Türkçe konuşan oryantalistler ve rafiziler dışında kimse böyle rivayetlere itibar etmez.
İş Hz.Ömer hakkında kılçık atıp suizan oluşturmaya gelince, demir bilyayı çiğnemeye çalışan dişini kırar. Allah sana müstehakını versin. Vallahi verecektir de.
Kur'ana göre gözünün ''Kur'an açısından dolma kalem videosu araması'' sonradan geleneğe girmiş bir şeydir. Sokratik diyaloglardaki gibi sorgulamaya dayanan bir anlamda değil çünkü ontoloji.
Ne tarihselcisi yahu ? Hangi külli kaideye göre neyin tarihselciliği ? Max gidebildiği yer ''Allah böyle şey der mi uaaa'' olan adamın bir ekolü olmaz. Düz sokaktaki adamdan daha dakik hiçbir akıl yürütmesi yok.
Bunun külliye gidecek bir felsefi donanımı da zihni kabiliyeti de yok. Felsefe kelimesini ''sorgulamak'' anlamında kullanan birine burada civciv muamelesi yapılır.
Kendi kafasındaki muhayyel haşevi-fideist bir islam hayalinin münkiri sadece. Yeni-ateist ortalamasının bir tık ötesinde dahi külliye gidemiyor.
Sadece felsefe tarihi türevi kitaplardan kulağına çalınan kavramları deli saçması gibi ortaya atıyor. Ortalama forum ateistinin arapça bileni.
Bu yüzden de lafız ibare cımbızlayıp laf salatası yapmaktan gayrı bir delil biçimi bilmiyor. Ya da çer çöp sayılacak tarih kitaplarındaki rivayetleri cımbızıyla dedikodu peşinde koşuyor.
Ehli sünnete gelince onu senden öğrenecek değilim abiciğim. Zira ehli sünnetin ekserisine muhalefet etmek ehli sünnetten kişiyi çıkartmaz. Zaten ''ekseri'' kelimesinin kendisi dahi ''ekseri olmayan'' kısmın ehli sünnet olmasını gerektirir.
Şimdi bunların felsefi kabiliyetini biraz gösterelim ki cilaları bir dökülsün. Millet ''tarihselcilik'' adı altında gerçek bir fikir var sanıyor. Çekeriz bir video.
Sultan II. Mahmud, emirlerini yerine getirmeyen memurları nazikçe (!) uyarıyor :)
"Ancak bunlar kendilerinin haklarında ne vechle muamele edeceğimi düşünmüyorlar mı? Sonra kendilerine yazık ederler. Pişmanlık fayda etmez!"
Rüzgar sıcak esti mi buzdan dağ olsa dayanmaz. Rahmeti ilahi esiyor. Şu buzlar rahmet ile su olacak, sonra buhar olup kendileri de rahmet olacak biiznillah.
Haddi aşıp sert dalaşmamak lazım. Bugün dalaştıklarımız, yarın can kardeşlerimiz olacak inşallah.
-Al Capone
"Çocukken her akşam yatmadan önce bilimin bana bir bisiklet vermesi için deney yapardım. Bir gün bilimin çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün gittim Fatih Altaylı'nın programında bilim için bağış topladım.''
noldu lan hani tarikatlare cemaatlere laf sayıyordunuz. o cemaatler hatay'da erzak dağıtımı, çadırlar, aşevleri harıl harıl çalışırken, "ihh ne abi, haluk levent yaaa" diye iyilik meleği yaptığınız adam kumarda sizin parayı çatır çatır ezmiş. hiç sesiniz çıkmıyor konuşsanıza.
İsmet Özel'in 1980 yılında yayımlanan "İnanmış Aydının Problemleri" başlıklı bir kitap için verdiği röportaj tam bu ifadelerini tamamlar nitelikte:
"Soruyorsunuz: İslam düsüncesi bir kalkınma ideolojisi olabilir mi? Soruyorsunuz; İslam düşüncesi anti-emperyalist bir mücadele programında temel unsur haline gelebilir mi?
Soruyorsunuz: İslam düsüncesi komünizme karşı bir silah olarak kullanabilir mi?
Bunların hepsi yirminci yüzyılda yapılmıştır ve yapılmaktadır. Ama bütün bu olup bitenin, devam etmekte olanların kelime-i tevhid ile müspet manada bir ilgisi olduğunu sanmıyorum. İslam'ı bir araç olarak görmek İslam'dan daha üstün hedeflerin bulunduğunu kabul etmek anlamına gelir. Eğer İslam'dan, yani Allah'a teslimiyetten daha üstün değerler varsa Müslüman olmaya ne gerek var?"
Şu dinin gözünü seveyim.
Namaz kılan adama en azından kerat cetveli düzeyinde matematiği rekat, tesbihat sayısı filan hesaplatırken öğretir. Matematiğe kızdığı için cuma kılmayı bırakanlar...
Namazı fiziksel dinçlik için kılmak tartışması off matematik öğrenmek için kılmak on