Telaffuz edilen rakam üzerinden yürüyecek bir pazarlık, yedi toplu sözleşme döneminde ne sonuç alındıysa aynı sonucu doğuracaktır. Asıl önemli soru şu bundan sonra yetkili konfederasyon nasıl bir aksiyon alacaktır.
#ZAManımızKalmadı
Yardımcı hizmetler sınıfı… Yıllardır kamu binalarının görünmeyen yükünü taşıyan, en ağır işleri yapan ama en az kıymet gören çalışanlar.
#YardımcıHizmetlerSınıfı’nın kaldırılması, çalışanların daha adil, daha eşit bir statüye kavuşması anlamına geliyor. Peki, bu adaletin önünde kim duruyor? Ne gariptir ki "çalışanların sesi" olduğunu iddia eden bazı sarı sendikalar.
Sarı sendikalar, adeta bir gölge tiyatrosunun başrolünde: Görünürde memur temsilcisi, gerçekte ise hükümetin kulislerinden düşmeyen figürler.
Yardımcı hizmetler sınıfının kaldırılmasına neden karşılar, ya da neden dilsizleşirler bu konuda? Çünkü bu sınıfın kaldırılmasıyla değişecek olan tek şey sadece personelin statüsü değil, sarı sendikaların konfor alanlarıdır.
Gerçek bir sendika mücadele eder, ses çıkarır, üyelerinin hakları için meydanlara iner. Sarı sendika ise masa başında sessizce çayını yudumlar, sonra da “mücadele ettik ama olmadı” diye nutuk çeker.
Yardımcı hizmetler sınıfı kalkarsa, maaşlar yükselecek, insanlar özlük haklarında eşitlenecek… E peki ya sendikanın farkı ne olacak? Üyeler neden hala onlara inansın? İşte asıl korku burada saklı.
Bazen en büyük sessizlik, en büyük ihanettir. Sarı sendikalar da bu sessizlikle adeta “Statükoyu bozmayalım, yeter ki koltuğumuz sarsılmasın” diyor. Yardımcı hizmetler sınıfı ezilmeye devam ederken, onların temsilcileri koltuklarından kalkmaya bile zahmet etmiyor.
Bir sendika, susuyorsa; bilin ki ya korkuyordur ya da memurdan değil, işverenden yanadır.
Ve ikisi de affedilmez.