I tweet, therefore I am. Pop culture enthusiast, runner+cyclist, lover of adventure, film, music, television. Crazy about gadgets. Tweets + RTs ≠ endorse
Previously Ankara - New York - Los Angeles. Now İstanbul
İstanbul Sarıyer'de rezerv alan ilan edilen bölgedeki tapular iptal edildi.
Hak sahipleri: Bir sabah kalktığımızda tapularımızın özel bir firmaya satıldığını öğrendik. Boğaz manzaralı 3+1 ev için 1,2 milyon TL gibi ödeme yapılıyor ve tapunuz alınıyor.
.@RonanFarrow and @AndrewMarantz interviewed more than a hundred people with firsthand knowledge of how Sam Altman, the head of OpenAI, conducts business. They also obtained closely guarded documents that have not been previously disclosed.
https://t.co/ZKsw6odyKw
This International Women’s Day, TasteAtlas is celebrating the women who preserve culinary traditions around the world!
Meet Meral Mıdık, a dedicated guardian of Anatolian culinary heritage. For today’s feature, she is preparing a traditional dish: Perde Pilavı.
Meral Mıdık is a chef who has made it her mission to preserve the deep-rooted flavors of Turkish cuisine. With years of experience, she carefully protects traditional recipes while passionately working to pass on the rich culinary culture of Anatolia to new generations. Her emphasis on natural ingredients, local products, and homemade flavors is one of the most distinctive characteristics of her kitchen.
For Meral, cooking is not only a profession but also a responsibility to preserve a cultural heritage. She aims to bring forgotten recipes of Turkish cuisine back to light and keep alive the spirit of unity and sharing around the table. With her sincerity, dedication, and strong commitment to traditional cuisine, she continues to preserve and promote the values of Turkish gastronomy.
#8M2026#FeministGeceYürüyüşü
Binlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN"
Taksim'e çıkan bütün sokaklar barikatlara kapatıldı. Metro kapatıldı.
Yasak tanımayan Kadınlar, 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü'ne başladı.
Taksim Sıraselviler'den Cihangir'e yürüyorlar.
👉 Boğaziçi'nde Erdoğan mesaisi: Kampüs yaşamı durma noktasına geldi, gözaltılar var
Boğaziçi Üniversitesi'nde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılacağı program nedeniyle kampüste hareketli bir gün yaşanıyor. Güney Kampüs'teki kız yurdunun boşaltılması istenirken, dolapların arama için açık bırakılması talimatı verildi.
Erdoğan'ın ziyaretini protesto etmek isteyen bazı öğrenciler kuzey kapısında gözaltına alındı.
Video: @kampushaberagi
https://t.co/QikZwqydCO
Devletin haber ajansı Anadolu Ajansı'nın 2026 konser yılı olacak diye duyurduğu konserler tek tek iptal ediliyor.
Kimine kostümler, kimine müzik türü, kimine de grubun ismi bahane ediliyor
Demek ki yeni dönem artık böyle, devlet, insan ilişkilerinden, dinlenecek müziğe kadar her şeye karışacak
https://t.co/DXxUf8uRQF
Tayfun’u bugün 1 saat cam ardından acı içinde gördüm!
Anayasa Mahkemesi kararı UYGULANMADIĞI İÇİN, masum yere hapiste olan eşim Tayfun Kahraman, sağlığını kalıcı biçimde etkileyecek çok ağır ve sancılı bir süreç yaşıyor.
Oysa 4 senedir kimseye bir zeval gelmeden, geri dönüşü olmayan bir hasar almadan bu haksızlık bitsin diye dua ediyordum…
Tayfun geçirdiği MS atağı nedeniyle dün bütün gün daracık havasız bir ring aracı içinde oradan oraya götürüldü.
Hastaneden koğuşuna geri götürüldüğünde ilaç dağıtım saati geçtiği için almak zorunda olduğu Neurotin adlı ilacı verilememiş! Tüm geceyi ağrı içinde bir başına geçirmiş!
Hastaneye tekrar sevki ve yatışı planlanıyor!
Ne yapalım biz? Kime anlatalım derdimizi?
Tayfun’un 4 senedir haksızca içinde barındırıldığı fiziksel ve psikolojik yaşam koşullarının hastalığının bugün geldiği seyre etkilerini hangi mahkeme değerlendirecek? Nereye başvuralım?
Masalarında Tayfun’un hastalığının ilerlediğine dair heyet raporu olmasına rağmen, AYM kararını uygulamayıp Tayfun’u tahliye etmeyenlerin ve hiç böyle bir şey olmamış gibi susanların hiç mi vicdanı yok, bu nasıl insanlık?
Resmi gazetede yayınlanmış AYM kararına göre dışarıda olması gereken Tayfun neden zırhlı araç içinde gün boyu şehirlerarası yolculuk yaparak tahlil, tetkik ve takip altında kalıyor?
Bizim daha ne yaşamamız gerekiyor?
Bu kadar zulüm, bu kadar gaddarlığı nasıl sineye çekelim?
Başımıza gelenlerin ve geleceklerin sorumluluğu kimde?
Kadın meslektaşlarımız için bir adım daha!
İstanbul Barosu olarak, İstanbul ve İstanbul Anadolu Adliyesi Baro Merkezlerimize kadın meslektaşlarımızın ihtiyaç anında kullanabilmeleri için ücretsiz ped dispanserleri yerleştirdik.
Kadın avukatların mesleki yaşamda her koşulda desteklenmesini, adliyelerde de rahat ve güvende hissetmesini önemsiyoruz. Bu uygulama Baromuzun toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın haklarına yönelik kararlılığının bir parçasıdır.
Nothing could prepare me for the feeling I had during last night’s show—the absolute pride and joy I felt singing for the people of Brazil. The sight of the crowd during my opening songs took my breath away. Your heart shines so bright, your culture is so vibrant and special, I hope you know how grateful I am to have shared this historical moment with you. An estimated 2.5 million people came to see me sing, the biggest crowd for any woman in history. I wish I could share this feeling with the whole world—I know I can’t, but I can say this—if you lose your way, you can find your way back if you believe in yourself and work hard. You can give yourself dignity by rehearsing your passion and your craft, pushing yourself to new heights— you can lift yourself up even if it takes some time. Thank you Rio for waiting for me to come back. Thank you little monsters all over the world. I love you. I will never forget this moment. Paws up little monsters. Obrigada. Love, Mother Monster.
istanbul'daki eylemde konuşan bir liseli öğrenci:
"bize diyorlar ki, siyasete karışmayın. sizin siyasetiniz öğretmenlerimizi görevden aldı. sizin siyasetiniz ders kitaplarını gericilikle doldurdu. sizin siyasetiniz bizden bir gelecek çaldı"
Şu anki konjonktür Türkiye siyasetinde nesiller boyu ilk kez CHP’nin 1977’deki rekorunu da geçebileceği, başkanlığın tüm yetkileriyle iktidarı devralabileceği bir momentuma işaret ediyor. Bu yalnızca bir yükseliş değil, bir eşik. Tam anlaşılmayabilir ama tarihsel boyutu devasa.
Dönüştürülmeyi, yeniden işlevlendirilmeyi hak eden, günümüz ülkesinde tükenmiş olan yarışma kültürünün 1960'lardaki örneklerinden biri, mimari tasarıma bütünleşik sanat işlerinin olduğu ve 20. yüzyılın önde gelen mimarları Doğan Tekeli, Sami Sisa ve Metin Hepgüler'in tasarımı.
GÜNAYDIN…
Öncelikle yeni uyandım. Sizlere iyi bir akşam diliyorum. Sosyal medyamı yeni açabildim. Çok fazla mesaj, tweet, yorum gördüm
Hepinize teşekkür ediyorum
Bildiğiniz üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin halk iradesini temsil eden bir üyesi olarak, dün akşam Adalet Bakanlığı önünde sessiz bir çığlık yükselttim
“Ne işe yaradı, ne değişti, şov mu yaptın?” diyenler olmuş
Keşke öyle bir ülkede yaşasaydık da; eylem bitmeden çocuklarımız serbest bırakılsaydı,Ekrem İmamoğlu özgür olsaydı. Ama biliyoruz ki bir hukuk devleti değiliz. Maalesef adaletin, hukukun işlemediği bir düzende yaşıyoruz
Benim amacım; toplumsal bir farkındalık yaratmaktı.
Adalet Bakanlığı’nın önünde durarak “Buradayız!” demekti.
Haksızlıkların, hukuksuzlukların takipçisi olduğumuzu; çocuklarımızın peşini asla bırakmayacağımızı göstermekti.
İstedim ki bu ülkede herkes, içindeki umudu söndürmesin.
Ben bir milletvekiliyim. Dokunulmazlık hakkı bana ayrıcalık olarak değil, halkın hakkını savunmam için verilmiştir.
Bu bir lütuf değil; Anayasa’nın bana yüklediği bir sorumluluktur.
Bugün susarsam, yarın bu ülkenin çocuklarına hesap veremem.
Sosyal medyada bazıları beni cumhurbaşkanı adayı, bazıları genel başkan adayı olarak lanse etmiş. Hepsini yeni okuyabiliyorum.
Samimiyetle söylüyorum:
Bizim tek bir cumhurbaşkanı adayımız vardır, o da önümüzdeki seçimde Cumhurbaşkanı olacağı için cezaevine atılan Sayın Ekrem İmamoğlu’dur.
Bizim tek bir genel başkanımız vardır, o da kurultayda rekor oyla seçilen Sayın Özgür Özel’dir.
Ayrıca bazı eleştiriler de oldu: “Diğer vekiller nerede, neden destek olmadılar?” diye…
Siyasi partiler bir örgüttür. Örgütte herkesin farklı sorumlulukları vardır.
Ben yıllardır eylemlerin içinden gelen bir milletvekiliyim.
Beni yeni tanıyanlar olabilir, ama eskiler bilir:
Nerede haksızlık varsa, orada oldum.
Şanlıurfa’daki elektrik kesintileri için Enerji Bakanlığı önünde sabahladım.
Atanamayan öğretmenler için Milli Eğitim Bakanlığı önünde gece boyunca oturma eylemi yaptım.
Ve bilin ki bu eylemlerin tamamı Sayın Genel Başkanımızın ve Genel Merkezimizin bilgisi ve istişaresiyle gerçekleşti.
Diğer vekillerimizin de yerine getirdiği başka görevler var.
Hepimiz aynı anda, aynı yöntemle hareket edersek etkili sonuç alamayız
Ancak bilin ki hepimiz, sizler için, hak, hukuk ve adalet için var gücümüzle çalışıyoruz
Bizim gündemimiz makamlar değil.
Bizim gündemimiz içeride tutulan gençlerimiz
Ekrem İmamoğlu’na reva görülen adaletsizlik
adalete ulaşamayan yurttaşlarımız
yoksullukla mücadele eden milyonlar
yerle bir edilen hukuk düzenidir
Hukuk güvenliği yoksa, yargı siyasallaşmışsa, Anayasa çiğneniyorsa; başka hiçbir tartışma meşru değildir.
Yolumuzu aydınlatmadan, geleceğimizi konuşamayız.
Makamlar, mevkiler teferruattır.
Esas olan, bu ülkenin çocuklarına huzurlu bir gelecek bırakmaktır
Bu arada, araya birkaç “Adalet Bakanlığı sana yakışır” mesajı da sıkışmış
Hoşuma gitmedi desem yalan olur
Ama ben bir hayalin peşindeyim.
İktidara talip bir parti olarak Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bana bu görev layık görülürse, işte o gün hayallerim tamamlanmış olur
Çünkü ben Şanlıurfa’da fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim
Atatürk Cumhuriyeti sayesinde okudum, öğretmenlerimin emeğiyle hukukçu oldum, bu milletin vergileriyle açılmış devlet okullarında okuyarak avukat ve milletvekili oldum
Bu halka borçluyum.
Ve bugün tek bir hayalim var:
Bu ülkede adaleti yeniden tesis etmek
Ama makamların değil, hizmetin peşindeyim.
Bu parti bana çöpçülük görevini verse yine yaparım.
Bunu süslü söz olsun diye söylemiyorum
Beni tanıyanlar bilir, hiçbir görevi reddetmedim, küçümsemedim.
Bu halkın verdiği her görevi şerefle taşıdım
VELHASIL KELAM:
Bu eylem ne ilkti, ne de son olacak.
Umarım son olur, umarım bir daha haksızlık yaşanmaz.
Ama bilin ki
Nerede adaletsizlik varsa, orada olacağım.
Çünkü benim tek amacım var:
Bu ülke aydınlık olsun, adil olsun, refah içinde olsun
İnsanlar birbirine gülen gözlerle bakabilsin
Bu yolda yürümeye devam edeceğim.