@T_zaferi9 Videoda ahlak konusuna gelince dil sürçmesi ve dikkat problemi yaşıyor muhtemelen zihni bu çatışma ile yorulmuş ahlaki olmayan ne onu kendi bile kendine inandiramamis sanırım
@tunctataker Çalismalarda kullanılan teknik aşılamamis geçmişin bastirilmaya çalişilmasindan kaynaklı defektleri incelemektir, ilişkisel olarak bu güne etkisini ve bilinçdışı yapılanmasını kişiye farkettirmektir, söyleme dokulebilen duygular baskı yapmayı azaltabilir
@ahinGndz186336@xortonun_babasi Burada molla rejimine bir övgü yok bir ulusun faşizme ve siyonizme karşı samimi ve kararlı tutumu var ayrıca şiilik adamların inanışı seversin sevmezsin o kendi bilecegin bir şey, bunun dışında bu katil kan emici sistemlere karşı ödenen bedel ve kararlıliga saygı duyulması gereki
Erteleme davranışının bu huyundan yakınan kişinin genelde gündelik hayatında yaptığı en etkin, kontrollü davranış olması ama kişinin bunun farkında olmaması tipiktir. Tutar, bırakır. Bir vanayı sıkar, gevşetir. Ama tembel midir nedir, bir türlü yönetemez bu durumu. Bir işi bekletip son anda yapmak kadar daha ne kadar hakim olabiliriz? Musluğun başına oturmuş, vanayı çeviren birini düşünün. Ertelemekten şikayet eden, " iyi ama musluğun başındaki ben değilim" diye itiraz eder. Kendinden başka kimse? Erteleyen kişi, ertelediği kadar kontrolü ele alıp spor yapmaz, beslenmesine, uykusuna, kariyerine özen göstermez. Erteleme kadar duygularına hükmettiği durum pek nadirdir. Evet, bir musluk vanasına benzeyen ertelemenin işlevi, duyguları düzene koymaktır. Kişi son derece aktif bir biçimde, belli bir hedefe yönelik olarak duygusunu düzene koyar.
Birkaç basit örnek verebilirim; erteleme yoluyla mükemmellik fantezisini korur, erteleme yoluyla bireyleşmenin kaygı ve depresyonundan kaçınır, erteleme yoluyla karşıdakine istediğini vermeyerek dolaylı bir agresyon boşaltır. Musluğu sıktığında mahrum bırakarak öfkesini dolaylı yoldan belli eden birine tembel demek mantıklı değil mesela. Erteleyenler ne yaptıklarını farkettikçe, bu yaptıklarının iç dünyalarında ne işe yaradığını da anlamaya başlar. Dışarda işlevsiz görünen, kişinin duygu akışında son derece işlevsel bir yönetme stratejisidir. O yüzden internetten okunan üç beş fikirle çözülmüyor yani.
Borderline kişilik örüntüsünün, ayrılma ve bireyleşme karşısında girdiği depresyondan kendini korumak için bölünme savunmasına başvurduğunu hatırda tutalım. Borderline için bireyleşme bir kayıp depresyonu nedenidir. Bölünme savunması, bireyleşmeyi sabote etmek ve bilinçdışı kaybı önlemeye yönelik örgütlenir. Ayrılık acısını tatmak yerine bazen sanki gözü kör olmuş halde ilişkiye tutunur. Bu örüntünün çocukken neredeyse hiç farkedilmiyor olması sonradan oluşmasından değil. Çocukluğun doğal pozisyonu tutunmaya çalışmaktır, henüz ayrışma ve bireyleşme güdük olduğundan, sansasyonel ilişki hikayeleri olan borderline hastalarda dahi çocukluklarının sakin geçtiğini dinleriz. Hatta bir kısmı için belki fazla uslu. Çoğu vakada karşı cinsle ilişkilerin ısınmasıyla veya eğitim ve iş hayatında sorumluluk almayla beraber borderline örüntü kendini belli eder. Ayrılık kaygısı, kendini gerçekleştirme ve yeni bağlar kurma vakti gelince su üstüne çıkar. Narsizm de kayıp depresyonuna karşı verilen bir diğer yanıt olduğundan, narsistlerde de sorunlar yetişkin hayatına girdikçe ortaya çıkar. Ölüm ve kayıplar karşısında önceden yokken başlayan obsesif semptomlar, terfi, evlilik, taşınma durumlarında anlam verilemeyen şiddetli kaygı yahut depresif yakınmalar daha nadir olsa da borderline örüntünün ilk sinyalleri olabilir. Olabilir diyoruz çünkü bazen borderline semptomatoloji, savunmalar aktive olur ama kişide bir kendilik bozukluğu seviyesinde bir mesele olmayabilir. Borderline birey klinikte yardım arayacak noktaya geldiğinde bunların az biraz hepsinden bulunur. Borderline örüntüden şüphelenmek gereken tipik klinik görünüm, kişinin bir dönem obsesyonla uğraşıyorken ertesi yıl panik ataklarından muzdarip olması, ardından depresyona girip sonra ani iyilik dönemleri yaşayıp tekrar yeni bir obsesyon geliştirmesi...
Borderline tanısı çok önemli, aksi halde semptomatolojinin peşinde boş yere koşturan bir tedaviye dönüşür. Tüm kişilik bozukluğu tanıları, hasta/ danışanın terapistle kurduğu bağda ne yaptığına bakılarak koyulur. Yani gelip anlattığından çok anlattığı kişiyle kurduğu bağda teşhis güvenilirdir. İnternetten semptom listelerine bakarak kişinin kendi kendine koyduğu teşhisler veya bu teşhis bana uymuyor yargıları genelde havada kalır, özellikle borderline için bu tipiktir. İnternetteki ve DSM'deki borderline tanı kriterleri bir borderline karikatürü gibi, özellikle bizim kültürümüzdeki borderline bireylerin çoğunluğu o semptomatoloji madde madde arandığında ıskalanır.
Artık canı sıkılan çocuk yok, psikiyatri tarafından hastalığı teşhis edilememiş çocuk var.. psikiyatri Uzay çağının en sarsıcı bilimsel ilerlemesini kaydetti. Depresyondadır, değilse ADHD, o da değilse nörodivert dir. Hiçbiri olmadı OKB dir.
Adnan Kahveci’nin İlâhiyat Profesörü kuzeni Niyazi Kahveci'den harika tespitler.
- Bu ülkede en çok satılan, en çok satın alınan fakat hiç kullanılmayan tek şey dindir. Bunu satın alan halk problemlidir! Halkın zihin yapısı problemlidir! Bu problemlerin faturasını millet olarak birlikte ödüyoruz..
* Bu kafa birini büyütüyor, sonra da gidip kendini ona öldürtüyor.
* Bu kafa, hastalıklı bir kafadır!
* Bu kafa, anakronik (çağ dışı) bir kafadır!
* Bu kafa, şizofrenik bir kafadır!
- On bin yıl öncesinin anlayışıyla bugünü yaşamaya çalışan bir kafadır!
- Kiralık kapitalle kapitalizm, kiralık felsefeyle bağımsızlık olmaz!..
En zor iş, çağdışı insan malzemesiyle çağdaş işler yapmaya kalkışmaktır.
Otuz yıl sonra ya teknolojik insan olacaksınız, ya da gereksiz insan. Mesele bu kadar basit.
- Batı'daki dinî mezhepler teolojiktir ve zihinseldir!
Bizdekiler ise siyasaldır!.. Meşrulaştırmak için teolojisi arkadan gelir.
- Sünnilikte düşünmenin “d”si yoktur! Adı üstünde teamülcü!
Allah'tan, uygulamacı olan elin oğlu, bize teknoloji satıyor da, onu alıp kullanıyoruz.. Satmasa ne yapacağız?
- 150 milyar dolar ihracatımız var ama, 300 milyar dolara yakın da ithalatımız var!..
Bunun anlamı şudur!.
Bir liralık mal satıp, iki lirayla geçineceksiniz.
- Yeraltı kaynaklarımızı sattık! Yer üstündekileri de sattık!
Şimdi havayı betonla doldurup onunla geçinmeye çalışıyoruz.
Gelin görün ki, bunu dert edinen kimse yok.
- Şeyhlik, şıhlık kavramı, 5000 yıl önceki totemizm kavramının insana dönüşmüş halidir.
Bu toplumda şeyh, şıh çok, fakat tek filozofumuz yok!
O nedenle olguyu okuyamıyoruz.
- Biyolojik yönden aklı bozuk insanların evliyadır diye peşlerinden koşup, “Benim hâlim ne olacak?” diye soranlarımız var!
- Batılıları sömürgeci diye eleştiriyoruz!
Fakat onlar kendi insanlarını sömürmüyorlar.
Biz ise dışarda değil, içerde sömürgeciyiz.
Kendi insanımızı sömürüyoruz.
Buna “ ekonomik ensest ilişki” deniyor.
Bana göre en büyük vatan hainliği budur.
- Adam ilâhiyat profesörü olmuş, yaptığı iş;
VİP cenaze namazı kıldırmak,
VİP umre ziyareti düzenlemek.
Anlayış olarak hâlâ Farabi'yi aşamamış.
4000 yıl önce yaşayan Sümerler'in kafasına sahip.
- Bilimin, tarihin ve sosyal bilimlerin bir felsefesi vardır!
O nedenledir ki, ülkemizde bir felsefe üniversitesi açılması şarttır. Buna teoloji felsefesi de dahildir.
- Kur'an üzerinde bütünsel bir çalışma yapmadığımız, daha açık bir ifadeyle, Kur'an'ın hedefi nedir, karakteri nedir sorularına cevap bulmadığımız sürece, 1500 yıl öncesine takılır kalırız.
- Aklımızın çapını genişletmeden, mevcudun dışına çıkamayız!.. Biz de, (Türkçe) akıl nedir ve nasıl çalışır diye bir kitap yok!..
Oysa Batı'da binlerce var!
- Şunu kafamıza iyice yerleştirelim. 21. yüzyılda dinsel düşünme diye bir şey yoktur, olamaz..
Çağımız, akılcı ve bilimsel düşünme çağıdır..
Bu çağda olduğu gibi, bundan sonraki çağlarda da dindar olunabilir.
Fakat dindar olmanın yolu, akılcılıktan ve bilimsel düşünmekten geçmelidir.
~~~
Prof. Dr. Niyazi Kahveci,
İlahiyatçı, yazar, araştırmacı,
@hizlisayar Randevuyu alan kişi 24 saat önce haber vererek iptal edebilir tabi çerçevenin nasıl konuşulduğu önemli bir konu,bunun dışında kimse kimseyi bu hizmet için zorlamıyor bu yüzden herkes sorumluluğunu ustlenmeli
Bu haberimizden sonra çok sayıda veli mesaj attı. Tahmin edeceğiniz üzere çocuğunu devlet okuluna gönderen AKP yöneticisi, eski bakan yok gibi.
Hepsinin de geçmişte imam hatiplere dair açıklaması var. O zaman çocuğunuzu niye yollamıyorsunuz? Halkı böyle kandırıyorlar işte…
Normal Nedir, Kim İçin?
Toplum, tıp ve psikoloji tarih boyunca “normal”i yeniden tanımladı.
Bir ölçüt mü, beklenti mi, yoksa bir iktidar biçimi mi?
Bu kitaplar, normallik fikrini farklı yönleriyle sorguluyor.
@irenekitap@okuyanus@kolektifkitap
https://t.co/tMdmuot4D8
Bir düşünün: Sadece mezhebiniz (Alevi) farklı olduğu için kaçırıldığınızı, tehditler ve şiddetle susturulduğunuzu… Ailenizin canıyla tehdit edilerek size tecavüz edildiğini… Ve sonunda, size bu korkunçları yaşatan kişiyle evlenmeye zorlandığınızı… Böyle bir hayat size dayatılsaydı, ne hissederdiniz?
Kaçırılma öyküsü aynen öyleydi: Mira Celal Sabit, 20 yaşında. Humus’un Talkhalak Mukhtabiya köyünden, ailenin tek çocuğu. El-Dablan’daki Eğitim Enstitüsü’nde öğretmenlik eğitimi alıyordu.
Enstitü müdürü, annesine mesaj göndererek Mira’nın mutlaka sınavlara girmesi gerektiğini, aksi takdirde mezun olamayacağını ve okuldan atılacağını bildirdi. Israrlı çağrılar üzerine Mira, babasıyla birlikte sınav günü okula gitti. Babası onu okulun kapısında bekledi; ancak Mira bir daha okuldan çıkmadı. O günden bu yana kendisinden haber alınamıyordu.
Joulani rejimi tarafından haftalar önce kaçırılan Mira, bir cihatçı militan tarafından seks kölesi haline getirildi. Mira, zorla bu kişiyle evlendirildi ve nikah giymeye mecbur bırakıldı. Bu olay, Avrupa Birliği’nin dolaylı olarak desteklediği “yeni Suriye”de, her gün onlarca Alevi kızının maruz kaldığı insanlık dışı uygulamalardan yalnızca biri.
@UN@UNHumanRights@UNGeneva@UN_Spokesperson@ICC_CPI@OHCHR@China@UNGeneva@XiJinpingNews@FranceONU@EmmanuelMacron@RussiaUN@KremlinRussia_E@UKUN_NewYork@RishiSunak@USUN@POTUS@amnesty@hrw@GenocideWatch1@RefugeesIntl@crisisgroup @GeirPedersenUN @UNCoISyria@Volker_Turk@antonioguterres@EU_Commission@NATO @ArabLeagueGS @OIC_OCI@IsraelMFA@netanyahu@GreeceMFA
Anlık, Suriye'deki katliamlara karşı Samandağ halkının eylemleri sürüyor. Bugün de Deniz sitesi Ekrem İmamoğlu parkında toplanıp cihatçı zulmü kınandı..
Mass Execution of Men
Ronahî TV visited Al-Mukhtariyah, a village in Latakia where HTS militants massacred 170 Alawite civilians. Survivors shared the horrifying details of the attack. One witness recounted how the militants gathered all the men under the pretense of questioning while locking the women inside their homes. Within minutes, every man in the village was executed, and the militants left.
Total Annihilation: Families Wiped Out
Another woman tearfully described how HTS terrorists murdered her two brothers, two nephews, and her sister’s five children. The massacre in Al-Mukhtariyah stands as one of the deadliest sectarian attacks in Latakia, once again highlighting the ongoing persecution of Alawite civilians.
#StopAlawiteGenocideInSyria
@tvronahi