@ixbaran_43271 @HurAyse@yektantyilmaz@d_ragip Apoculuğun birinci taktiği budur kendine rakip bırakmaz hiçbir alanda iftira, yalan ya da suikastle işi bitirir , en yurtsever Kürt’e bile hiç çekinmeden utanmadan hain damgası vururlar , bunların çevresindeki müritleri ise bu propagandayı hiç sorgulama ihtiyacı duymadan yayar.
Apocular, Öcalan putuna tapmakla bir ahlaka ihtiyaçları olmadıklarını düşünüyorlar. Kendilerini eleştiren herkese iftira atıyor, itibar suikastı yapıyorlar. Son kurbanlar @HurAyse@yektantyilmaz ve @d_ragip.
Aynı iftiraya uğramış biri olarak söyleyeyim: Söyledikleri her şey yalan
@botannsy Oğlum bu nasıl bir eziklik bu ezikliğin kaçıncı boyutu, hangi seviye ?
Rojawa’yı teslim edenler senin taptığın apo ve ihanet şebekesi.Bayrak ne alaka Rojawa’da ölen her Kürd’ün katili sizsiniz.
O Bayrak senin sülalenin damarlarında akan o s*k*k kandan daha değerli ve şereflidir.
@EnforNews Ne oldu önderliğin yüce kudretli politik anlayışı/çizgisi ve bilgisi ters mi tepiyor?
Her şeyi bilen ve öngören Yüce Hz. Önderlik düşmandan dost olunmayacağını hesap edemedi mi?
@ALTUNGUVEN_ Senin gibi asimile olmuş Zaza’ların bizim safta zaten yeri yoktur geçmişini ecdadını inkar edenlerden bize hayır gelmez , sen Türk ol biz bir şey kaybetmeyiz ve istediğin kadar parala kendini Zaza’lar Kürt oğlu Kürt’tür.
Bugüne kadar Öcalan ve adamlarının hakkımda söylediklerine ve yazdıklarına cevap vermedim.
Ama Abdullah Öcalan’ın Fırat Haber Ajansı’nda yayınlanan avukat görüşmesinde benim hakkımda sarf ettiği şu sözlerden: ‘Aysel adında bir kadın vardı, Çürükkaya’nın eşiydi. Rezil bir kadındı.’ Sonra bana yapılan küfür ve hakaretlere cevap verme zorunluluğu hissettim.
Ben 1974 yıllarında Dersim’de öğretmen okulunda öğrenci iken Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’ne ilgi duydum.
1978 yılında evimi terk ederek profesyonel olarak Kürdistan’ın pek çok bölgesinde gençliği ve halkı örgütleme çalışmaları yaptım.
1979 Kasımında PKK-MK üyeleri Mazlum Doğan ve Yıldırım Merkit ile birlikte Mardin ve Urfa karayolu üzerinde bir arabanın içinde gözaltına alındım.
Soruşturmada hiçbir şeyi kabul etmediğim gibi, sahte kimliğimle gözaltından hapishaneye yollandım. Burada açık kimliğim ortaya çıkınca yeniden Deve Geçidi’ndeki, Kurt oğlu olarak bilinen soruşturma yerine zorla götürüldüm.
Hapishanedeki bütün arkadaşlarım bu durumu protesto etmek için açlık grevine yatarken, ben de ‘Evet, ben Aysel Çürükkaya’yım ama size hiçbir bilgi vermeyeceğim.’ diyerek sustum.
Bana yapılan işkence ve vahşetten dolayı tam altı ay yatalak olarak yaşadım. Ve gördüğüm o vahşetin izlerini hayatım boyunca taşıyacağım.
Diyarbakır Zindanı’ndaki vahşete, işkenceye, zulme, hayasızlığa karşı tarih ve o dönemdeki bütün tutuklular da bilirler ki boyun eğmedim. Ve bütün direnişlere birkaç arkadaşımla birlikte önderlik ettim.
Sayısını bilmediğim kadar açlık grevine girdim. İki kez ölüm orucunda bedenimi yatırdım. Ölümle aramda sadece bir gün kaldı.
Arkadaşlarım Orhan Keskin ve Cemal Arat’tan sonra ben gitmeye hazırlanıyorken şartlarımızın tümü kabul gördü. Ve biz, eyleme öncülük yapan arkadaşlar, Türk ordusuyla anlaşma yaparak eylemi sonlandırdık.
Bizi tedavi eden doktor damarlarımızdan kan çekerken, kan yerine su aktığını görünce, ‘Siz tıbbı da iflas ettirdiniz.’ sözlerini mırıldanıp koğuşumuzu terk etti.
Ölüm orucundan sonra kadın arkadaşlarımla üç ay komada ve yatalak olarak yaşadım.
Ciğerlerimdeki ağır verem hastalığıyla 1986 tarihinde tahliye oldum. Ağır hastaydım. İki kez ameliyat oldum. Henüz yaralarım iyileşmeden dağa çıktım.
Altı yıl Kürdistan dağlarında kaldım. Bütün Kürdistan’ı adım adım, yaya olarak dolaştım. Köpeklerin bile soğuktan donduğu kışları atlattım. Kurtlarla boğuştum. Kaplumbağa ve yılan eti yiyerek yaşadım. Doğaya karşı savaştım. Ülkemizi işgal edenlere karşı direndim.
Allah da, Munzur Nehri de, Düzgün Bavo Dağı da, Bingöl ve Diyarbakır halkı da şahittir.
Yenilmedim, yenilmedik!
Boyun eğmedik, rezil olmadık. Başımız dik, alnımız açıktı.
1991 tarihinde senin yan��na geldim. Senin ne olduğunu ancak kendi gözlerimle gördükten çok sonraları anladım. Ve senin sapık tarikatını terk ettim.
Ben buyum!
Ya sen?
Ömrün boyunca hiçbir zorluğa katlanmadın. Hep onun bunun gölgesinde, ona buna ajanlık yaparak yaşadın. Ne dağların soğuğunda ne de ovaların sıcağında yandın. Açlığı ve susuzluğu hiç tanımadın. Bir elin yağda, bir elin balda yaşadın.
Ömrün boyunca tek bir kez Türk askeriyle karşılaştın. Süklüm püklüm, korkak duruşunu bütün dünya gördü.
‘Bana bir fırsat verilsin, devlete hizmet etmeye hazırım.’ sözünü bütün kulaklar duydu.
İkimiz de ortadayız.
Kim rezil ise vicdan sahipleri karar versin!”
Aysel Çürükkaya
AYHAN BİLGEN’DEN ŞOK İTİRAF:
“Konuşursam kendimi de yakarım, onlar da (DEM/HDP) siyaset yapamaz!”
Eski HDP milletvekili ve Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, katıldığı bir X sohbet odasında “Ben bu Roboski polemiğini yapmak istemiyorum. Ama mecbur kalırsam Roboski ile ilgili yani kendimi de yakarım, ama rezaleti de herkesin önünde anlatırım. Kongre süreçlerinde kimin kimin için ne kulisler yaptığını kamuoyuna açıklasam, kimse sokağa çıkıp kimsenin yüzüne bakamaz, siyaset yapamaz arkadaşlar.” diyerek şok bir itirafta bulundu.
Sosyal medya kullanıcıları, Ayhan Bilgen vicdanlı biriyse, bildiklerini kamuoyuna açıklamalıdır. Kürt halkı bunların kirli yüzlerini görmelidir.
התבוננו באצילותו של הנשיא ברזאני.
השנה היא 2005... ארה"ב לחצה על הנשיא ברזאני לשלב את הכורדים בעיראק ולפזר אותם
תשובתו של הנשיא ברזאני הייתה ברורה:
האדמות הללו נכבשו בדם הקדושים שלנו. עכשיו אני חוזר לכורדיסטן. שיבוא כל מי שיש לו את הכוח; שיבוא כל מי שיש לו את האומץ וישלב אותנו
PKK'deki onurlu Kürtlere sesleniyorum:
İmralı çizgisi, Kürt bağımsızlığını bizzat bir Siyonist-emperyalist-Barzani komplosu olarak gayrimeşru gösteriyor; bir Kürt devletini engellemeyi "vatani" bir hizmet olarak sunuyor ve siz bunu görüyorsunuz.
Neden bir şey demiyorsunuz?
.
Önce iyi kadroları yok etti.
Sahaları, bölgeleri, orduyu, cepheyi, Ulusal Maclis’i, parlamentoyu, legal alanları, diasporayı yok etti.
Egenekon ile birlikte savaş başlatarak hendeklere atılan gençleri yok etti. Rojava’yı yok etti.
Şimdi bütün Kürtleri yok etmek istiyor.
Yıllarca saklanan 1.500 ölüm… İçlerinde 12–15 yaşlarında çocuklar var. Kemikleri yok, mezarları yok,ailelere teslim edilmiş bir cenaze yok. Şimdi isimleri şehir şehir açıklayıp taziye çadırları kuruyor, “şehitlerimiz” diyerek hamaset üretiyorlar ama aralarında biri de çıkıp bu çocukları kim götürdü, ölümlerini yıllarca neden gizledi ve en önemlisi çocuklarımızın kemikleri yok, kemikleri nerede? diye sormuyor.
Kürtlerin adının veya atalarının geçtiği en eski tarih kayıtları, antik Mezopotamya ve Yunan kaynaklarında görülür.
Kar-da / Kurti gibi isimler (Sümer ve Akad tabletleri) – MÖ 3000 yıl
☀️Mezopotamya çivi yazılı tabletlerinde “Kar-da”, “Qurti / Kurti” gibi isimler geçer.
⛰️Bu halkın Zagros Dağları’nda yaşayan dağ kabileleri olduğu yazılır.
👨🏫Bazı tarihçiler bu isimleri Kürt kelimesinin erken biçimleri ile ilişkilendirir.
Örnek tarihçi ; Vladimir Minorsky
⚜️Rus asıllı ünlü İranolog ve Kürt tarihçisi.
📚Kürt tarihi üzerine birçok makalesinde Karduchi / Kurti gibi isimlerin Kürtlerle bağlantılı olduğunu söylemiştir.
🗺️Dîroka xwe baş bizanin.
ما يجري في حلب نتيجة مباشرة لاستفزازات فصائل الحكومة المؤقتة ومحاولاتها التوغل بالدبابات
تتناقل بعض الوسائل الإعلامية مزاعم باطلة تفيد بأن قوات سوريا الديمقراطية استهدفت حواجز تابعة لمسلحي حكومة دمشق في محيط حيي الأشرفية والشيخ مقصود في مدينة حلب.
نؤكد بشكل قاطع أن هذه الادعاءات غير صحيحة إطلاقاً، فـ قواتنا لا وجود لها في المنطقة منذ انسحابها بموجب تفاهم 1 نيسان.
ما يحدث في حيي الأشرفية والشيخ مقصود هو نتيجة سلسلة من الهجمات المتكررة التي تقوم بها فصائل حكومة دمشق ضد السكان المدنيين، حيث فرضت حصاراً أمنياً وإنسانياً خانقاً، وقطعت الإغاثة والمواد الطبية، واختطفت العديد من الأهالي، وواصلت الاستفزاز اليومي للسكان على الحواجز وفي محيط الحيين، ومؤخراً قامت برفع السواتر الترابية في محيط الحيين وفرض الحصار.
وفي تصعيد خطير، تحاول تلك الفصائل التوغل بالدبابات والمدرعات وتستهدف الأحياء السكنية بقذائف الهاون والطيران المسيّر، ما أدى إلى سقوط ضحايا بين المدنيين وأضرار جسيمة بالممتلكات.
تلك الممارسات أدت إلى استفزاز الأهالي ودفعهم للدفاع عن أنفسهم، إلى جانب قوى الأمن الداخلي في الحيين، التي تقوم بواجبها في حماية المدنيين وحفظ الأمن والاستقرار.
نحمّل حكومة دمشق المسؤولية الكاملة والمباشرة عن استمرار الحصار الخانق والانتهاكات الممنهجة بحق المدنيين، وعن التصعيد الخطير الأخير الذي يفاقم معاناة السكان ويهدد الاستقرار في المنطقة، وتكشف استخفافها المتعمد بحياة الناس وكرامتهم.
وندعو المنظمات الدولية والإنسانية إلى التحرك العاجل والفعّال لإنهاء هذا الحصار الجائر، ووقف الهجمات والاستفزازات الممنهجة ضد المدنيين.
المركز الإعلامي لقوات سوريا الديمقراطية
6 تشرين الأول 2025