Aralarında Azerbaycan ve Türkiye’nin de bulunduğu 12 İslam ülkesi Ramazan Bayramı arefesinde İran’ı kınamışlar. Allah’tan korkmuyorsanız bari İspanya’dan utanın!
Okan Bayülgen "Azeri dili" dedi, karşısındaki Azerin: "Azeri demeyin!" diye başlayıp enfes bir tarih dersi verdi. Okan Bayülgen ve stüdyodakiler donup kalıyor. Bu kadındaki tarih şuuru bizde yok maalesef. https://t.co/NAfAC55upH
🚨Türkiye bu röportajı konuşuyor: 12 saatte youtube trendlere girdi
🔴İsrail-İran Savaşı’nda bilinmeyen tehlike ne?
📌GZT Yayın Yönetmeni @dggezer ve Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, tehlikeleri harita üzerinden konuştu
🔗Videoyu izlemek için; https://t.co/gzopbKEY0o
BİLGİ ÇAĞINDA 22 YAŞINA KADAR EĞİTİM GEREKSİZ: SÜRE KISALTILMALI
Bilgi teknolojileri ve İnternet çağında, “12 yıllık zorunlu eğitim” ve 4 yıllık üniversite eğitimi süresi uzun ve gereksizdir.
Zorunlu eğitim süresi, çocukların 6 yaşından itibaren 18 yaşına kadar 3 kademeli eğitimden geçmelerini öngören; ilkokul, ortaokul ve lise aşamalarından oluşuyor.
4 yıllık üniversite eğitimini de eklerseniz toplam 16 yıl..
Hiç düşündük mü, neden bu kadar süre eğitim görüyoruz?
Zorunlu eğitim süresi neden 9 veya 10 yıl değil de, 12 yıl? Tercihimize bakılmaksızın 18 yaşına kadar eğitimden geçmemizi zorunlu kılan sebepler nelerdir?
Hayata atılmak için, üniversite de dahil olmak üzere neden 16 yıl eğitimden geçmek ve 22 yaşına kadar beklemek zorunda kalıyoruz?
İlkokuldan üniversite mezuniyetine kadar geçecek toplam eğitim-öğretim süresi, mesela 3 yıl kısaltılarak 16 yıl yerine 13 yıla indirilemez mi?
Böylelikle insanlara, hayata daha erken başlama ve geleceklerine yönelik daha iyi kariyer planı yapma fırsatı verilemez mi?
Bu soruları kimse sormuyor.
İlk olarak, gençlerimizi bu kadar uzun süre zorunlu eğitimden ve 4 yıllık üniversite eğitiminden geçmek zorunda bırakan politikanın temelindeki zihniyeti ve dayandığı kabulleri irdeleyelim:
Milli Eğitim Temel Kanunu, Türk milli eğitiminin amacını; “milli, ahlaki ve kültürel değerleri benimseyip geliştiren; hak ve sorumluluk bilinciyle topluma katkı sunan; dengeli, yaratıcı ve bilimsel düşünebilen bireyler yetiştirerek onları ilgi ve yeteneklerine uygun biçimde hayata ve mesleğe hazırlamak” şeklinde belirlemiştir.
Burada sorgulanması gereken temel nokta; bu amaçların gerçekleştirilmesi için, öğrencilerin zorunlu olarak 12 yıl, üniversite dönemiyle birlikte toplam 16 yıl eğitim süreci içinde tutulmalarına gerek olup olmadığıdır.
Türk eğitim sistemi, 20’inci yüzyıl sanayi toplumunun ihtiyaçlarına göre; merkeziyetçi, standartlaştırılmış ve uzun süreli eğitim sürecini gerektiren bir yapı olarak şekillendirilmiştir. Bu yapının temel işlevi; bireyleri ideolojik anlamda devletin değerleriyle donatmak, belirli kalıplar içinde mesleki rollerine hazırlamak ve temel bilgi aktarımını örgün yollarla gerçekleştirmektir. Ancak bu anlayış, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve küreselleşme dinamiklerinin etkisiyle işlevselliğini ve geçerliliğini büyük ölçüde kaybetmiştir.
Bu kapsamda ortaya çıkan değişim gereğinin sonuçlarını şu şekilde sıralayabiliriz:
-Artık kabul etsek de etmesek de günümüzde insanlar, milli sınırlar içinde tanımlanmış bir statü çerçevesinde ulus devletin “vatandaşları” oldukları kadar, aynı zamanda küresel bilgi toplumunun üyesi ve sınırsız “İnternet evreninin” de “serbest yurttaşları” durumundadırlar.
-Ülkelerin büyük ölçüde dışarıya kapalı olduğu sanayi toplumu döneminde eğitim; merkeziyetçi, örgütlü, sistematik ve kitlesel nitelikteydi. Bu nedenle ister istemez devlet tekeli altında yürütülüyordu. Oysa teknolojinin geliştiği, bilgiye erişimin kolaylaştığı, öğrenme araçlarının çeşitlendiği ve bireyselleştiği “bilgi çağında;” merkeziyetsiz, serbest, esnek, parçalı ve farklı kaynak ve oluşumlar eliyle yürütülebilir bir nitelik kazandı.
-Geçmişte örgün eğitim ve “okul” sistemi, bireylerin kendilerini geliştirmeleri, meslek veya uzmanlık sahibi olmaları için gerekli bilgilere erişmelerinin vazgeçilmez, en büyük ve belki “tek” aracı idi. Oysa çoklu eğitim kaynaklarının yaygın olduğu günümüzde örgün eğitim, bilgiye erişimde tekel niteliğini kaybetmiş; kullanılan farklı kaynak ve yöntemlerden biri konumuna gelmiştir.
Geçmişin bilgiye erişimde güçlük çeken çocuklarıyla karşılaştırıldığında, bugünün çocukları ve gençleri internete, dijital platformlara, açık kaynaklara, sosyal medyaya, çevrimiçi eğitim sistemlerine ve yapay zekâ destekli araçlara sınırsızca ulaşabiliyor.
…
(DEVAMI aşağıdaki linkte)
https://t.co/bW0uPopx2B
| Ulvi Saran
Karar
BİLGİ 5 harflidir. 4/5 "İLGİ" dir. Tuzlu denizin ortasında ki adadan tatlı su çıkartan Allah nelere muktedir değil, Allah var, Gam yok. Birbirimize yapabileceğimiz en büyük iyilik DUA’dır. Ramazan-ı Şerifi hakkıyla geçirebilmek dileğiyle. Tebessüm sevgi ve samimiyetle.
#Ramadan
“İnanmak”, bütün “zafer”lerin anahtarıdır.
İnanmış bir milletin istiklal ve istikbal mücadelesinin 101. şeref yılı ve 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere varlığını bu cennet vatana adayan tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyoruz.
#30AğustosZaferBayramı
Son yıllarda Türkiye’de alanının önemli temsilcileri ile işbirliği sonucunda açtığımız meslek liseleri, en başarılı öğrencilerin tercihi olmayı sürdürüyor. 2019 yılından bu yana listede olan kurumlarımızın yanında 2023 yılında Özdemir Bayraktar Havacılık ve Uzay Teknolojileri MTAL, Baykar Milli Teknoloji MTAL, Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği MTAL ve Cezeri Yeşil Teknoloji MTAL nin listeye eklenmesi memnuniyet vericidir. Mesleki eğitimde yaşanan dönüşümün açık göstergesi olan kurumlarımızın başarılarının devamı dileğiyle…
“Vatan bir bütündür, parçalanamaz.” şuuru ile Millî Mücadele yolunda en önemli adımlardan biri olan ve Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı #ErzurumKongresi’nin 104’üncü yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere tüm kahramanlarımızı rahmet ve şükranla anıyoruz.
Bizlere miras bıraktıkları "vatan", ebedî emanetimizdir.