1990 yılına kadar hediye amaçlı olsa da çalışan bir silahı Türkiye'ye getirmek mümkün değildi. Nato ülkelerinin çoğunda buna benzer yasak geçerli olduğu için silahı ya iade ediyorlar.Yada silahın silah özelliğini ortadan kaldırıyorlar.
Asıl sıkıntı Türkiye açısından ..
6136 sayılı kanuna göre diplomatik bir gezi sırasında verilen hediye silahı Türkiye'ye getirmek mümkün ama hiç bir kimsenin, hiç bir kimseye hediye amaçlı olsun yada olmasın bir silah vermesi eylem kanunda suç olarak tanımlandığı için mümkün değil.
Bu yüzden bir silahı yabancı bir konuğa hediye etmeye niyetlenmeden önce kendi iç hukukuna göre bu işlem yasaya uygun mu, ona bakılması gerekirdi.
Bu yetmez...
İkinci olarak hediye verdiğin kişinin bu silahı hediye olarak memleketine götürmesi mümkün mü ? ona bakılmalıydı.
@BGLSNR@YasinVeraEdiz@Kenancamurcu Erkek ve kadın evlilikte eşit olsaydı Nisa 34 de kadının nüşuzuna karşılık verilen cezaların aynısı Nisa 128'te erkeğin nüşuzunda da geçerli olurdu.
emirhan djalo udok bokbadou totalde 25 gelecek şekilde satılmalı ve üzerine 10-15 daha koyulup iki tane önde oynayabilecek stoper alınmalı. bu adamın oynatmaya çalıştığı top bunu gerektiriyor. aksi durumda ferrari toraman erhan güven'li tandemin shuster'e yaşattığından yaşanır
Saatlerdir bir grup avukat tarafından farklı numaralarla aranarak tehdit edildim defalarca kez.
Irkçılık yapmakla ve toplumu germekle suçlandım hukuki bedeller ödemekle tehdit edildim. Sebebi ise Yörükeli Hareketi'nin düzensiz kitlesel göçe olan tepkisinden dolayı.
Türk milliyetçileri devlet için bu devrin irticai kesimi olmuş, barışmayacağız.
Herkes ülkesine dönecek... @yorukelihareket
Ayetin lafzını modern kulağa hoş gelsin diye "koruyucu, kollayıcı" diye bükmek, Antik Samî dilleri filolojisini ve metnin kurumsal hiyerarşisini inkâr etmektir. Kavvâm kelimesini ne kadar şirinleştirirsen şirinleştir, bizzat Nisa Suresi 34. ayetin kendi iç metinsel bütünlüğü ve hukuki yaptırım mekanizması senin bu romantik "destekleyici" kurgunu yerle bir ediyor.
Ayet açıkça "Erkekler kadınlar üzerinde kavvâmdır" dedikten sonra gerekçesini koyar. "Çünkü Allah kimini kimine üstün (faddale) kılmıştır ve erkekler mallarından infak etmektedirler." Yani bu hiyerarşi, ekonomik mülkiyet ve sınıfsal üstünlük şartına bağlanmış. Koruyup kollayan eşit bir dost değil; bütçeyi elinde tuttuğu için otorite olan bir "yönetici/hükümdar" tanımı mevcut.
Eğer iddia ettiğin gibi kavvâm sadece bir "destekleyici" olsaydı, ayetin devamında kadının itaatsizliğinden (nüşûz) korkulduğunda erkeğe şu hiyerarşik yaptırım hakları verilmezdi: "Onlara öğüt verin, yataklarında yalnız bırakın ve (hâlâ yola gelmezlerse) onları dövün (vadribûhünne)."
Eşit haklara sahip bir evlilikte, bir "koruyucu/destekleyici", ortağının itaatsizliği karşısında onu yatakta cezalandırma ve fiziksel şiddet uygulama yetkisini kimden alır? Hukukta ceza kesme yetkisi sadece ve sadece "üsttekine", yani yönetici otoriteye aittir.
Ayet tam senin kaçış boşluklarını kapatacak şekilde şu kurumsal cümleyle biter. "Eğer size itaat ederlerse (eta'nekum), artık onların aleyhine bir yol aramayın." Metin açıkça "itaat" şartı koşmuş. İtaat, "koruyucu ve destekleyiciye" değil; emir ve komuta yetkisi olan yönetici hiyerarşiye (kavvâm) gösterilir.
Masa başında oturup 7. asır Hicaz kabile toplumunun ataerkil aile hukukunu modern liberal aile danışmanlığı masallarına çeviremezsin. Metni etrafını kazarak okumayı bilmeyenler, ayetin sonundaki "dövün ve itaat ettirin" emirlerini gördüklerinde kelime bükücülüğün piksellerinde boğulmaya mahkumdur. Şimdi bu ceza hiyerarşisini ve itaat şartını filolojiyle açıkla, görelim!
Dinler Tarihçisi Bülent Şahin Erdeğer'in, Kur'an'ın değişmediğine delil olarak gösterdiği kaya yazıtı elinde patladı.
1.Vâkıa Suresi 28. ayette, günümüzdeki Kur'an'da ayet فِي (fî) harf-i ceri ile başlıyor; ancak kaya yazıtında bu kısım bulunmuyor.
2. 33. ayette kelime farklıdır. Yazıtta ممنعوهه (Memnû'ahûhâ) yazarken, günümüzdeki Kur'an'da مَمْنُوعَةٍ (Memnû'atün) yazmaktadır.
3.Yazıtta 39. ayette yer alan kelime, 27. ayete taşınmıştır.
Halife Abdülmecid Efendi'nin Vahdettin'in düşmanlarla işbirliği yaparak Müslümanların arasına fesat soktuğunu, bu hareketin sonunda ecnebi himayesine sığınıp hilâfet merkezinden kaçtığını belirten ifadeleri.
polis lojmanında öldürülen yeşim akbaş'ın cinayetinde delil karartma davası 22 ekim perşembe saat 11.00'a ertelenmiş.
22 ekim perşembe günü MANİSA Demirci adliyesinde olacagiz lütfen gelebilme ihtimali olan herses ayarlamaya çalışsın ne kadar çok kişi o kadar iyi
İslamcılar sonunda Osmanlıyı kurdular. Aynı Osmanlı'da olduğu gibi dışarıda halk aç, bunlar saraylarda halkın parasını çar çur ederek keyif çatıyorlar.
@konusuzbagyan@ayrancholic7@seymadiyokii Hiç pişman kimseyi görmedim. Hayatımda yaptığım en güzel şey bana göre islamdan kurtulmak. Yeniden doğuyor insan, hayata her şeye bakışı değişiyor, anlatılmaz güzel bir his.
ya allah askına hangi mekanda girince alkol ismi verip icer misiniz diyolar siz delirdiniz mi. max kahvemiz yok demislerdir. ickinin adını söylemeyecek kadar hassassan alkol satılan mekandan alısveris yapmanın da haram olduğunu bil bi zahmet. ülke sizin hala mağdursunuz ya
Facebook'tan geliyorum. Orada II. Abdülhamid İrlanda'da IRA'yı kurmuş, Kıbrıs'ı istihbarat toplamak için bilerek İngilizlere bırakmış, İngiliz elçisi falan tokatlıyor. Resmen Kanuni devrini yaşıyoruz, büyüklere masallar...
Gazetecilere dağıtılan çantada Stanley termos falan var, Kütahya porselen bardak, parfüm, kolonya, fındık fıstık.
Alman gazeteci "benim bunları maliyeye bildirmem gerekecek" diyor.
Siz kimin parasını böyle çar çur ediyorsunuz diye hesap soracağız da artık tebaayız sanırım.
"Dosdoğru" AKP seçmenleri bu konuyla ilgilenmez malum.
Muhafazakar milliyetçiler tabanca hediyesini görünce zaten orgazmın eşiğine geldiler.
Cumhuriyete inanan insanlar için bundan daha karanlık bir tabloyu ben ömrü hayatımda hatırlamıyorum.