@redur30@ArifKurt1 Adam beyinsiz mi her gel diyene gidecek fino köpeğimi erkekler. Ayrıca il başkanının ne zamandan beri atamalarda söz hakkı var, devlet devletlikten çıkmış
@ArifKurt1 Parti il başkanı nasıl devlet memurlarının görev yerini değiştirebiliyor bunu sorgulayın, kadın mı adam mı ahlaksız değil. Tuz bile koktu bu ülkede.
🔴#ÖNEMLİ | Türkiye'de yeni bir dolandırıcılık sistemi türedi. TÜM VATANDAŞLARIN VE İLGİLİ KURUMLARIN BİLGİSİNE SUNUYORUM.
Son 1 haftada 3 kişiden benzer ihbar aldım.
Sistem şu şekilde ilerliyor:
• WhatsApp'tan vatandaşların yakınlarına ait numaralardan “Borç para” isteniyor.
• Borç isteyen numara WhatsApp'ta daha önce konuştuğu yakınları yani farklı bir numara değil.
• “Zor durumdayım.” gibi mesajlar gönderiliyor ve mesajlarda daha önce konuşulan mesajlar da görünüyor ve o mesaja uygun bir dilde yazılıyor.
• Daha sonra ise IBAN gönderiyor. Vatandaş inanırsa dolandırıcıya para gönderiyor ancak para gönderdiği kişi arkadaşı değil, dolandırıcı.
• İşin en garip kısmıysa gerçekten o numaraya sahip olan ve adına para istenen kişi, “Kendi numarasından gönderilen mesajları göremiyor.” Yani hiçbir şeyden haberi olmuyor.
• Arkadaşının gönderdiği mesajı da göremiyor. Sadece o andan önceki mesajları görüyor.
META yetkilileri de dâhil, ilgili eksiklikleri olan her kim varsa bu konuda hesap vermeli.
Tüm vatandaşlara uyarım: Lütfen bunu çevrenizle paylaşın. Parayı isteyenlerin gönderdiği IBAN'daki isim her zaman farklı oluyor, arkadaşınıza ait olmayabiliyor. Her ne olursa olsun borç isteyen kişiyi bizzat arayın ya da yakınını arayıp teyit edin.
Şahsen böyle bir şey benim de başıma gelse dolandırılabilirim. Herkes dikkat etmeli.
@adalet_bakanlik@SiberayEGM@abakingurlek
“Öcalan’ı idam edilmemek şartıyla Amerikalılar verdi. Peki yakalandığında Öcalan’ı neden Mit sorgulamadı da Jandarma Albay olan, Perinçek ekibinden Atilla Uğur sorguladı?” diyor eski Mit’çi. Lafa değil icraata bakmayı akıl edebilenler için al sana Amerika’nın adamları..
Kaşif Kozinoğlu’nun öldüğü güne ait cezaevi kamera görüntülerinde; koğuşun yaklaşık 14 dakika karanlıkta kaldığı, Kozinoğlu’nun odasına giriş çıkışlar olduğu, Hasan Ataman Yıldırım’ın elinde beyaz bir nesneyle odadan çıktığı ve Kozinoğlu hastaneye götürüldükten sonra Hasan Atilla Uğur’un ona ait olduğu belirtilen kahve bardağını yıkadığı görülüyor.
Bu görüntüler soruşturmanın en önemli delilleri arasında değerlendiriliyor.
Peki 15 yıl neden beklendi?
2012’deki soruşturma dosyasında bu görüntüler de var mıydı?
Bugün kamuoyuna çıkan görüntülerle 2012’de incelenen görüntüler birebir aynı mıydı?
O gün olanlarla ilgili saklanan görüntüler de var mı?
Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin devletin elinde 2011’den beri ne vardı ve neden ancak şimdi medyaya servis ediliyor?
Hüseyin Gülerce, şu yorumumdan dolayı beni engellemiş.
Halbuki çok derin insani dramları ona hatırlatmış, hazır hala telafi imkanı varken bastırdığı vicdanın kısık sesini gömdüğü bayırdan çıkartıp sözcüsü olmaya çalıştım
Onun bu derece savrulmuş görüntüsünün başlıca nedeni, bana göre bir zamanlar gazete ve TV’lerde birlikte program yaptığı Altan Kardeşler, Ahmet Turan Alkan, Mümtaz Türköne, Şahin Alpay gibi insanların ağır bedeller ödemesinden korkmuş olmasıdır, diye düşünüyorum.
Bundan dolayı kendisini rahatsız eden vicdanını bastırması, geri kalan hayatını yaşanılır kılmak için onun açısından zorunlu hâle geliyor.
Zira böylesi bir durumda başı yastık göremez. Kendisini kötü bir şey yapmadığına inandırması gerekiyor.
Tıpkı bugün, kimi iradesi zayıf, ürkek eski cemaat mensupları için olduğu gibi…
Birçok insanın işinden, eşinden, evladından ayrılmasına neden olan ifşaatlarından dolayı vicdanlarını söndürmeleri, onlar için hayatî bir mesele hâline gelmiştir.
Ve bu nedenle “affetmeye hazır olun” nasihatını çok önemsiyordum.
Ama
“Hüseyin Gülerce ve Latif Erdoğan gibi sadık yâr sandık ama münafık çıktılar, şimdi köşelerinde yazıyorlar.” 👇🏻denildiğini düşünün.
Bu sözleri söyleyenin sözlerini üzerine almamak için 50 yıllık asayişi temsil eden sözün sahibi Hocaefendi’yi şeytanlaştırmayacak da Ergenekon’u, JİTEM’i, milleti fakir yapacak kadar yolsuzluklara batmış hükümeti ve Reis’ini mi şeytanlaştırsın?
Cezaevinde reçetesiz ilaç olmaz. Vitamin bile revir tarafından teslim edilir. Reçeteler ve diğer talep üzere tedarikler dilekçeleri ile birlikte kayıtlıdır. Koğuşlar arasında ilaç transferi de mümkün değil. Soru basit: Hasan A. Uğur'daki dil altı hapının kaydı var mı, yok mu?
ÇOK ÖNEMLİ-LÜTFEN HERKESE DUYURALIM!
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 15-16 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirdiği 1569. toplantısında, Aralık 2026'da yapılacak olan 1577. insan hakları denetim toplantısının gündemini kabul etmiştir. Bu listede Türkiye başlığı altında, Yüksel Yalçınkaya ve Yasak/Türkiye kararları ilk kez yan yana ve aynı sırada yer almıştır. Yalçınkaya kararı daha önceki denetim süreçlerinde de gündeme gelmişken, 5 Mayıs 2026'da kesinleşen Yasak kararı ilk defa bu toplantıda ele alınacaktır. İki kararın aynı başlıkta birleştirilmesi, Komite'nin bu dosyaları ayrı olaylar olarak değil, benzer nitelikteki yapısal sorunların bir parçası olarak değerlendirdiğini göstermektedir.
AİHM, her iki kararda da bir kişinin silahlı terör örgütü üyeliğinden cezalandırılabilmesi için suçun maddi ve manevi unsurlarının bireyselleştirilerek ortaya konulması gerektiğine hükmetmiştir. ByLock kullanmak, Bank Asya'da hesap sahibi olmak ya da dernek ve sendikalara üye olmak vb. hususlar, kişinin somut olarak ne yaptığı ve hangi kastla hareket ettiği gösterilmeden tek başına mahkumiyete gerekçe yapılamaz. Aralık ayındaki toplantıda Komite, Türkiye'nin bu ihlalleri giderip gidermediğini ve benzer kararların tekrarını önleyecek adımları atıp atmadığını inceleyecektir.
Ancak uygulamada bu kararların gereğinin yerine getirilmediği görülmektedir. Zira yeniden yargılama taleplerinden bazıları reddedilmekte, kabul edilen dosyalarda ise aynı deliller ve şablon gerekçelerle yine mahkumiyet kararları verildiği gözlenmektedir. Yalçınkaya kararından sonra açılan yeni davalarda da aranan bireyselleştirme şartı gözetilmeden hüküm kurulmaya devam edilmekte; Yasak kararında özellikle vurgulanan suçun kanuni unsurları ve manevi unsur hiç araştırılmadan insanlar hakkında dava açılıp ceza verilmektedir. AİHM kararlarının icrasını denetleyen bu mekanizmaya sahadaki durumu aktarabilmek için genel değerlendirmeler yerine mahkeme kararlarına ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu amaçla, elinizde Yüksel Yalçınkaya ve Yasak kararlarıyla çelişen güncel yargı kararları bulunuyorsa bunları bizimle paylaşmanızı istiyoruz. Sadece AİHM'in ihlal kararları sonucu başlayan yeniden yargılama süreçlerine ilişkin kararları değil; Yalçınkaya ve Yasak kararlarıyla uyumsuz ve bu kararlara aykırı olan tüm kararlarını talep ediyoruz. Özellikle yeniden yargılama taleplerinin reddine dair kararlar, kabul edilip yine mahkumiyetle sonuçlanan dosyalar, Yalçınkaya sonrasında verilen ilk derece, istinaf ve Yargıtay onama kararları ile Anayasa Mahkemesi kararları inceleme sürecine katkı sağlayacaktır. Gönderim yaparken, ilgili kararların ilk derece, istinaf, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi aşamalarını kapsayacak şekilde bir bütün halinde ve tek bir e-posta ile gönderilmesi rica olunur. Eğer kararlar Yargıtay ve AYM incelemesinden geçmediyse ve örneğin Yargıtay'daysa, ağır ceza mahkemesi ve istinaf kararlarını gönderebilirsiniz. Ayrıca gönderim yaparken kişisel verilerinizi ve kimlik bilgilerinizi karartabilirsiniz. Burada önemli olan husus; kişisel bilgiler değil, mahkemelerin gerekçelerdir. Bu kararları [email protected] adresine iletebilirsiniz.
Toplanan bu kararlar, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi İçtüzüğü’nün 9/2. maddesi kapsamında resmi bir bildirim olarak sunulacaktır. Bu bildirimin yapılması çok önemlidir. Çünkü denetim süreci olağan akışında yalnızca devletlerin sunduğu resmi eylem planları ve raporlar üzerinden ilerlemektedir. Somut mahkeme kararları iletilmediğinde, Komite resmi rapor ve beyanlara göre hareket etmekte ve dolayısıyla uygulamadaki ihlallerin devam ettiği ortaya konulamamaktadır. Derlenecek bu karar örnekleri, Aralık toplantısında meselenin münferit bir aksaklık olmadığını ve süregelen yapısal bir sorunu ortaya koyacaktır.
Ayrıca, AİHM'den ihlal kararı almasına rağmen yeniden yargılama talebi reddedilen veya yeniden yargılama sonucunda aynı cezayla yeniden mahkum edilen kişiler, Bakanlar Komitesi İçtüzüğü'nün 9/1. maddesi kapsamında mutlaka bildirimde bulunmalıdırlar. Bu konuya ilişkin ayrıntılı bilgiye aşağıdaki linkten ulaşılabilir ve bu zamana kadar 39 kişi bu bildirimde bulunmuştur. Link: https://t.co/8GRXFtq3A5
Yaklaşık 4 yıl cezaevinde kalan Eczacı Fadime Kaplan,
tahliye olduktan sonra eşine kavuşmanın umudunu taşıdı.
Eşinin cezaevinden tahliye olmasıyla yıllar sonra düğün yapabildiler.
Sadece 4 ay evli kalan Fadime Kaplan 4 aylık hamileyken eşi ani bir kalp kriziyle vefat etti.
Cezaevindeyken de babasını kalp krizi sonucu kaybeden Fadime Kaplan ikinci büyük yıkımı yaşadı.
Mutluluğu aylar süren Fadime Kaplan, dünyaya gelecek bebeğine tutunarak ayakta kalmaya çalışacak.
Kaplan, akrabaları ve toplum tarafından nasıl dışlandıklarını, cezaevi şartlarını ve "hesaplaşmayı ahirete bıraktığını" gözyaşları içinde paylaşıyor.
Adaletsizliğin, toplumsal ötekileştirmenin ve bir annenin direnişinin en çarpıcı örneklerinden biri olan bu özel röportaj Patreon sayfanda yayında.
Serbest ve bağımsız gazeteciliğe destek olmak için Patreon sayfamı ziyaret edebilirsiniz.
🔽🔽🔽
https://t.co/fFI2JRuulg
BU ZULMÜ YAPANLAR İNSAN OLAMAZ!!
Müberra Boşcu, eşi ve kendisine yapılan işkenceleri anlattı:
- Elektrikli işkence yapılan eşim yüzüme bakamadı: ‘Artık çocuğum olmaz’ dedi
- Çırılçıplak soyunmanız isteniyor, sonra 'otur kalk, otur kalk'
İşkenceVar HukukYok
#Eylül#AkınGürlek
Genç kadınlar bana neler neler anlattı. “Aman yarabbi!” dedim.
Ya bırak suçlu suçsuz muhabbetini! Bir kadın olarak erkek polislerin yanında cezaevine giderken, aman yarabbi, nelere uğruyorsunuz!
“Eyvah!” dedim. Ya bu ülkede kadın olmak da büyük bir suçmuş!
Yazıklar olsun ya! Şu hâle bakın!
Hulusi Akar’ın yakın koruması Abdullah Erdoğan Dedi ki:
“Ben kıdemli başçavuşum ve Hulusi Akar’ın yakın korumasıydım. O gece kamera görüntülerine de giren kişilerden biri benim. Hani Hulusi Akar kepini istiyor ya, hani güya esir gibi görünüyor ama adam kepini istiyor. Biz koşturup ona hemen ‘Buyurun efendim, kepiniz.’ diyoruz. Oradaki o kepi uzatan kişi benim.
Hiç de Hulusi Akar esir mesir değildi. Başkomutan edasıyla sağa sola emirler yağdırıyordu. Ben de korumasıydım. Biz de böyle önümüzü iliklemişiz, ‘Tabii efendim, olur.’ diye onun emirlerini yerine getiriyorduk.”
Darbeye karşı aslanlar gibi çarpışan Hulusi Akar hakkında yakın koruması bunu anlatıyor arkadaşlar!
@hulusiakarmedya
Ben Ömer Faruh. Çin’in zulmü yüzünden ailesi paramparça edilmiş binlerce Uygur Türkünden sadece biriyim.
Abilerim hapiste. Annemden ve ablalarımdan haber alamıyorum. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan kızlarım ise Çin tarafından alıkonuldu.
Acısına rağmen koruduğu nezakete, vakara bakın… Kaç kez izledim bilmiyorum. “İnsanların”fotoğraf çektirme merasiminin bitmesini sessizce bekliyor. Bir insanın evladının ardından sesini duyurmak için bile bu kadar ölçülü, bu kadar sabırlı olmak zorunda kalması… İşte bu, bu dünyanın cehennemidir.
#RojiniçinAdalet
Bakınız ne buldum.
Bir vatandaş, Hakan Fidan’a Savunma sanayi fuarına katılan İsrail’in en büyük silah tedarikçisi Bae Systems'in fuarda ne işi var diye sormak istedi.
Cevabı, korumaların verdiği ve
engellediği o görüntü tekrar gündemde⤵️
🔹Gülen Hareketi mensuplarına sistematik işkence yapılıyor.
🔹Tecavüze uğruyorlar, tırnakları sökülüyor.
🔹 18 kişi intihar etti. Savcılar, polis müdürleri, kaymakamlar
🔹 Barolar işkenceyi önle(ye)miyor.
İşkenceVar HukukYok