@AdamuGittu@hakikatbombasi En beğendiğiniz yemekler hangileri oldu ? Seneye erasmus yapmayı düşünüyorum fikirlerinizin sebeplerini merak ettim belki deneyimlerim.
@SigarayiB1rak Araştırmayı ve algıların arkasındaki gerçekleri öğrenmeyi bir alışkanlık haline getiren insanları gördükçe seviniyorum. Teşekkür ederiz. Yalnız değilsiniz.
@doakozmetik Bu konuda size katılmıyorum. Zamanında okuduğum kitaplardan ve yaptığım detaylı bir akademik araştırmadan yola çıkarak glutenin bazı insanların immün sistemini kötü etkileyerek alerjik tepkimelere yol açtığı açıkça görülüyor. En doğrusu, insanların kendilerini denemesidir.
Şehidimiz Kani Obi’nin yakın dostu: "Devrem bir yerde paylaşırız diye fazla resim çekilmezdi. Eğer şehit olursa her yerde paylaşılsın diye vasiyet bırakmıştı."
Her şeyi olduğundan çok daha kötü yapan iki şey var. 12 bin yıllık dinamiklerin bozulduğunu düşünüyorum. Diğer her şeye katlanabiliriz ama bunlar olmaz.
Arkeologlar yeryüzünü kazıyorlar. Kazdıklarında bulduklarını tarihlere işliyorlar. Bu tarihlere bakarsanız; biyolojide insanın bilinç kazandığı zaman ile mezar taşlarının icat olduğu zaman denk düşüyor.
Bilinç kazanmak insana şunu sordurmuş; ölünce ne olacağız. Ve neden insanlığın yerleşik düzene geçtiği merak konusudur; cevap mezarlar. Sevdiklerini gömen insanlar, onların çevresinde olmak istediler.
Ve bir gün öldüğümüzde mezarımızın saygı göreceğini biliriz. Herkes mezarlara saygı gösterir. Herkesin tek tesellisi, ölüsüne saygı duyulacak olmasıdır.
Bugün mezarları eşeleyen sokak köpekleri haberleri var. Diğer her şeyi bozabiliriz ama bu olmaz. Bu haberlerin sonu kötü. Bu onbinlerce yıllık içgüdüye saldırı. İnsanlar bununla yaşayamaz. Bunun durması gerekiyor.
İkinci konu benzer.
Yerleşik düzene geçiş, tarımın icadı; insanın ömrünü uzatmış. Artık avlanamayacak yaşa geldiğinde de hayatta kalabilir olmuş. Yaşlılığın icadı. 12 bin yıl önce, insanlık hiçbir işlevi kalmadan da hayatta kalabilir olmuş.
Binlerce yıl yaşlıları hayatta tutan çocuklarıydı. Pek çok toplumsal norm böyle evrildi. Genler evlenip aile kuran ve çocukları kendisine bakanlardan devam etti.
Çağ çok hızlı değişti ve çocukların yerini devlet aldı. Artık yaşlansanız ve çocuğunuz olmasa bile sigorta, emeklilik, marketler, hastaneler vs. yoluyla hayatta kalabilirdiniz.
Yaşlılık, milyonlarca yıl atalarımızın hiç görmediği, bu dünyaya uyumsuz bir süreçtir. Bilinciniz yerindedir, tecrübeniz daha çoktur; ama bedeniniz yorgundur.
Kendi başınıza hayatta kalmanız gerekmiyorsa çok da sıkıntı yoktur. Yaşlılık tatlı bir dinlenme yılları da olabilir. Ama gerekiyorsa; sıkıntı büyüktür.
Normalde çağ, gençlere göre ayarlanmıştır. Yaşlılara ise sistem göz kulak olur. Gençler istediğinde hem kendisine hem yaşlılara bakabilir. Diledikleri jestlerde bulunabilir. Çağ gencin çağıdır.
Lakin günümüzde çağ gençlerin çağı değil. Gençler kendilerine bakamıyorlar. Etrafa saçacakları jestler yok. Yaşlıların düştükleri durumun aynısı içindeler. Hiçbir şey onlara uygun değil. Gençler, gençlik yaşında yaşlıların hayatını yaşıyorlar.
Daha kötüsü; herkes yaşlılığında birinin ya da sistemin kendisine bakacağını umarak yaşar. Yoksa yaşlılık felakettir. Çalışmanız çok zordur, hastalıklar, yorgunluklar içinde her şey büyük sıkıntıdır. Dünya üzerindeki en zor durumlara yaşlılıkta düşülebilir. Çoğu fikri uygulamak bile imkansız olur.
Gençler bugünlerde çok vahim bir his yaşıyor. Hem emeklilerin ne halde olduğunu görüyor. Ne düzgün yaşayabiliyorlar, ne mutlular, ne dinleniyorlar. Haberlerde 80 yaşındaki işçilerle ilgili bir şeyler okuyorlar.
Hem de kendileri yaşlandığında bunun olacağını görüyorlar. Üstelik, büyük kısmının çocukları da yok. Daha vahimi olsa da fark etmez.
Zaten bugün rahat yaşamadığınızı ama gittikçe yaşlandığınızı ve yaşlanmanızın da felaketiniz olacağını düşündüğünüz hissini düşünün. 12 bin yıldır insanlık "yaşlılığında rahat etmek için" bir ömür çabalıyordu. Sanayi Devrimi ile önceki çağ arasında bile her şey değiştiği halde bu değişmemişti. Modern toplum bile yaşlılara sahip çıkmıştı.
Yaşlıların perişanlığı gençleri mahvediyor. Torununa harçlık veren dede/nine kalmadı. Yaşlılar günü zor kurtarıyor. Onların bu hali ve gelecekte kendilerinin de o hale düşeceğini gören gençler de çok kötü hissediyor.
Antrpolojik iki gündem psikolojimizin temellerini oluşturan içgüdüleri şekillendirmiş. Hepimiz yaşlandığımızda ve öldüğümüzde iyi şeyler olacağı varsayımı ve umudu ile bugüne katlanmaya evrildik. Ama her gün bu iki durumun da vahim olduğunu düşünmek oldukça zor.
Bugünlerde eğitim, ekonomi, savaş ve binbir gündemimiz var. Ama kıyamet kopsa bile ölülerimizin ve yaşlılarımızın önceliği olmalı. Çünkü çağlar boyu hiçbir şey değişmese bile, tüm ülkelerin tüm sınırları içinde, milyarlarca insan arasında görünmez bir sözleşmedir; yaşlıların rahat ettirilmesi ve ölülerin huzur bulması.
Mezarlardan köpekleri çekiniz ve yaşlıların çalışmadan rahat ettiği bir sistem kurunuz. İlla maaş olmak zorunda değil.
@alcatraz_8@kimchupikka@fevkalbeserrr İngilizce iletişimin içine okuduğun, yazdığın, konuştuğun ve düşündüğün her şeyin İngilizce olması girer. Kendi kendine düşünürken bile İngilizce düşünmeye çalışırsan bir müddet sonra rüyalarını dahi ingilizce görürsün. Bunu belli bir süre zarfında uygularsan başarılı olursun.
@alcatraz_8@kimchupikka@fevkalbeserrr Bir dil en iyi maruz kalarak öğrenilir. İnsanların yabancı ülkelerde kaldığında çok hızlı öğrenmesinin nedeni buna mecbur olmalarıdır. Karantina yöntemiyle beynini hayatta kalmak için bunu öğrenmek zorunda olduğuna ikna etmelisin. Bir gün sadece İngilizce iletişim kurmalısın
@doakozmetik Doa bunlar hep kronik sorunlara anlık, geçici çözümlermiş gibi geliyor. Bu mayayı oluşturan veya çoğalmasını sağlayan kalıcı etkenleri nasıl değiştirebiliriz, hangi sebeplerden kaynaklanır bizi aydınlatabilir misiniz ? Doktorlar bu konuda birçok farklı ve zıt fikire sahip sanırım