MUAVENET’İ UNUTMADIK!
2 Ekim 1992’de, NATO tatbikatı sırasında Amerikan USS Saratoga’dan ateşlenen iki füzenin TCG Muavenet’i vurması sonucunda beş denizcimizi yitirdik, 22 denizcimiz yaralandı.
Muavenet’e isabet eden füzeler, “müttefiklik” masalını da parçaladı.
Türkiye’nin güvenliği Washington’un çıkarlarına ve NATO terörüne teslim edilemez. Güvenliğimizin yolu NATO’dan çıkmaktan, yabancı ��sleri kapatmaktan, bağımsız bir savunma ve dış politika kurmaktan geçmektedir.
Şehit denizcilerimizi saygıyla anıyoruz.
Osmaniye Farabi Anadolu Lisesinde görev yapan Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili’nin, okul bahçesinde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdiğini derin bir üzüntüyle öğrendik.
Bu saldırıyı en güçlü biçimde kınıyor; Mehmet Öğretmen’in ailesine, öğrencilerine, meslektaşlarına ve bütün eğitim camiasına başsağlığı diliyoruz.
Okullar, çocuklarımız ve eğitim emekçilerimiz için en güvenli kamusal alanlar olmalıdır. Öğretmene yönelen şiddeti, denetimsiz silahlanmayı ve okulları güvencesiz bırakan anlayışı kabul etmiyoruz.
Şiddet kader değildir.
Mafya-tarikat-rant düzeninde işçiyi köle sananlara cevap madenden geldi! Sırada gasp edilen tüm emeklerin hesabı var!Bu zafer, örgütlü mücadelenin, birlik olmanın ve baş eğmemenin zaferidir.
Kamulaştırma şart! Madende özel sektör olamaz! Yeraltındaki cevher de emek de kamunundur!
Bu engelleme kararı, Türkiye’nin NATO eliyle Amerika ve İsrail saldırganlığının ileri karakolu haline getirilmesine karşı çıkan partimizi ve siyasal güçleri hedef almaktadır.Bölücü yeni anayasa sürecine karşı duran SCP ve benzeri partilerin susturulmak istendiği açıktır.
Emekçi, devrimci, aydın cumhuriyetin en dik yürekli, başeğmez savaşçısıydı Yalçın Küçük.
Kemalist devrim mirasına sahip çıktı. Hapisle susturamadılar, yalnızlaştıramadılar, yıldıramadılar. Şimdi tarihe yazıldı.
Mücadelesi, eserleri halkımızın kalbinde, davası geleceğimizdedir.
İran İslam Cumhuriyeti'nin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in, ABD ve İsrail'in 28 Şubat 2026'da başlattığı hain saldırıda şehit edilmesi, emperyalizmin Ortadoğu'yu kan gölüne çevirme politikasının ve vahşetinin en son örneğidir.
ABD Başkanı Donald Trump'ın "yönetimi ele alın" sözleri ve İsrail Başbakanı Netanyahu'nun "Tahran'daki terör rejimini ortadan kaldırma" açıklamaları, bu saldırının gerçek yüzünü ortaya koymaktadır. Amaç, İran halkının bağımsızlık mücadelesini kırmak, ülkenin zenginliklerini talan etmek ve bölgeyi emperyalizmin kontrolu altına almaktır.
Hamaney'in yanı sıra Tuğamiral Ali Şemhani, Tümgeneral Muhammed Pakpur, Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi ve Savunma Bakanı Aziz Nasırzade gibi üst düzey isimlerin şehit edilmesi, saldırının planlı, hedefli bir "rejim değişikliği" gerekçesiyle işgal ve talan operasyonu olduğunu kanıtlamaktadır.
İran halkının emperyalizme karşı verdiği mücadele, tüm mazlum halkların ortak davasıdır. Ayetullah Hamaney'in şahsında, emperyalizme karşı 40 yıldır direnen bir halk hedef alınmıştır.
İran'ın başkenti Tahran başta olmak üzere ülke genelinde milyonların sokağa dökülerek, meydanlardan haykırdıkları "Amerika'ya ve İsrail'e ölüm" sloganları , İran halkının boyun eğmeyeceğini göstermiştir. Pakistan'ın Karaçi kentinde ABD Konsolosluğu'na yürüyen göstericiler vahşice katledilirken, Irak'ta halk Yeşil Bölge'yi işgal etti. Bölgede emperyalizme karşı duyulan öfke günbegün büyümektedir.
ABD emperyalizmi ve onun bölgedeki jandarması İsrail, Ortadoğu'yu kan gölüne çevirmekte, uluslararası hukuku ayaklar altına almaktadır. 27 ABD üssünü aynı anda vuran İran Devrim Muhafızları'nın misillemesi, emperyalizmin yenilmez olmadığını göstermiştir.
SCP olarak, dini liderliğin ideolojik çerçevesiyle aramızdaki farklılıkları biliyoruz. Ancak bugün, emperyalizmin Ortadoğu'yu parçalama, halkları birbirine düşürme ve kaynakları yağmalama projesi karşısında, tüm anti-emperyalist ve yurtsever güçlerin saf tutması gerekmektedir. Hamaney, kendi perspektifinden de olsa, bağımsızlık, egemenlik ve anti-emperyalizm mücadelesinin sembolüydü.
Emperyalist savaşın faturasını başta emekçiler ve mazlum halklar ödeyecektir.
Ortadoğu halkları, emperyalizmin "böl-yönet" oyununa gelmemeli ülkelerinin birliğini ve bağımsızlığını savunmalıdır.
İşçi sınıfı, emekçiler, aydınlar, tüm anti-emperyalist ve yurtsever güçler, İran halkının yanında saf tutmalıdır.
Ayetullah Ali Hamaney başta olmak üzere, bu hain saldırıda hayatını kaybeden tüm şehitlerin anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. İran halkının ve tüm mazlum milletlerin kurtuluşu yolunda mücadele devam edecektir.
Emperyalizme karşı boyun eğmeyerek canlarını feda edenler unutulmayacaktır.
İran'ın yanındayız.
Emperyalizm elbet mahv ve nabud olacaktır.
Sosyalist Cumhuriyet Partisi olarak, İran’ın yanında olduğumuzu, emperyalizmin bu alçak saldırısını en güçlü biçimde lanetlediğimizi ve tüm Ortadoğu halklarını ortak düşmana karşı birleşmeye çağırdığımızı ilan ediyoruz
İran’la Dayanışma Tüm Mazlum Halkların Ortak Davasıdır
Amerikan Emperyalizminin ve İsrail haydut devletinin, İran’a yönelik başlattığı “Aslan Kükremesi” adlı haydut saldırı, Ortadoğu’da emperyalizmin kanlı yüzünü bir kez daha göstermiştir. Bu saldırı bölgeyi yeniden şekillendirmek, ulus-devletleri parçalamak ve halkları emperyalist sermayeye teslim etmek isteyen sömürgeci savaşın yeni bir perdesidir.
Unutulmamalıdır ki emperyalizm, haydutluğuna her zaman “demokrasi”, “özgürlük” maskesi takarak meşruiyet kazandırmaya çalışır. Oysa bu operasyonun hedefi, İran’ın yarım yüzyılı aşkın süredir ambargolara rağmen koruduğu bağımsızlığını kırmak, direniş kapasitesini yok etmek ve bölgede ABD-İsrail hegemonyasını pekiştirmektir.
Emperyalizmin Ortadoğu’daki hedefi, İran önderliğindeki direniş hattını parçalamaktır. Emperyalizm için esas düşman, kendi çıkarlarına boyun eğmeyen bağımsız iradedir. Irak’ın işgali, Suriye’nin parçalanması, Libya’nın talanı ve şimdi de İran’a saldırı, aynı zincirin halkalarıdır.
Bu saldırı, ABD’nin bölgedeki askerî üslerinden, NATO’nun caydırıcılık şemsiyesinden ve İsrail’in bölgesel jandarmalık rolünden beslenmektedir. İran’a sıkılan her kurşun, aslında tüm bölge halklarının kalbine sıkılmaktadır.
Türkiye, NATO üyesi olarak emperyalizmin Ortadoğu’daki operasyonlarında aktif rol oynamıştır. AKP iktidarı, Libya’dan Suriye’ye, Irak’tan Kafkaslar’a kadar her krizde ABD-İsrail ekseninin yanında yer almış, emperyalist planların taşeronluğunu üstlenmiştir.
İran’a yönelik bu saldırı karşısında AKP iktidarının takınacağı tavır, emperyalizmle olan organik bağını bir kez daha gösterecektir. Şimdiden sessiz kalan, “endişe” söylemleriyle yetinen, emperyalist saldırıya karşı net bir duruş sergilemeyen iktidar, aslında bu kanlı operasyonun suç ortaklarından biridir.
Anti-emperyalist mücadele, inanç, etnik köken veya siyasal rejim farkı gözetmeksizin, tüm mazlum halkların ortak davasıdır. İran’ın iç rejimi ne olursa olsun, bugün emperyalizmin hedefinde olan İran halkıdır. İran’ın yanında olmak, Siyonizm ve Emperyalizme karşı durmak, insanlık onurunu savunmaktır.
Sosyalist Cumhuriyet Partisi olarak, İran’ın yanında olduğumuzu, emperyalizmin bu alçak saldırısını en güçlü biçimde lanetlediğimizi ve tüm Ortadoğu halklarını ortak düşmana karşı birleşmeye çağırdığımızı ilan ediyoruz.
Genel Başkanımız Gürkan Koç öncülüğünde parti heyetimiz, Küba Cumhuriyeti Büyükelçiliğini ziyaret ederek Büyükelçilik Müsteşarı Sayın Oscar Redondo Ramos’a Venezuela’ya yönelik haydutça saldırıda şehit olan 32 Kübalı kahraman için taziyelerini ve son günlerde Küba üzerinde yoğunlaşan Amerikan barbarlığına karşı destek ve dayanışma duygularını iletmiştir.
Misafirperverlikleri için tüm Büyükelçilik personeline teşekkür eder, insanlığın öncü kalelerinden biri olarak gördüğümüz Küba Cumhuriyeti ile dayanışmanın bir devrimcilik görevi olduğu bilinciyle büyük Küba Devrimi’ni selamlarız.
@Embacuba_Turqui
VATAN – EMEK – CUMHURİYET
Bağımsızlık, devrim ve sosyalizm yolundayız.
Emekçilerin Meclis’te söz sahibi olduğu
bir Türkiye’yi kurmak için mücadelemizi büyütüyoruz.
Bu düzen yıkılacak.
Emekten, özgürlükten ve bağımsızlıktan yana
bir Türkiye’yi mutlaka kuracağız.
Gel, katıl bize.
Genel Başkanımız Gürkan Koç’un, Kurucu Genel Başkanımız Mehmet Bedri Gültekin için yaptığı konuşmadan:
“Mehmet Bedri aramızdan ayrıldı ama onun inşa ettiği kale hâlâ ayaktadır.
O kale; yoldaşlarının yüreğinde, yazdığı satırlarda, savunduğu ilkelerde yaşamaktadır.
Ama bu kale yalnızca geçmişin bir hatırası olarak kalamaz.
Bu kale, bugünün mücadelesinde yeniden örülmek, yükseltilmek ve güçlendirilmek zorundadır.
Onun yoluna selam vermek yetmez; o yolu sürmek gerekir.
Onun mirası anmak değil, yaşatmaktır.
Onun mücadelesi tekrar etmek değil; bugünün koşullarında yeniden yorumlamak, yeniden inşa etmektir.
Biz, Mehmet Bedri’nin açtığı yolda yürümeye;
onun içimizde ördüğü kaleyi kendi yüreğimizde yeniden kurmaya,
onun gibi geleceğin insanı olmaya var mıyız?
İşte asıl soru budur.
Bu soruya vereceğimiz cevap, onu gerçekten anıp anlamadığımızı ve onun yolunda olup olmadığımızı gösterecektir.
Yolumuz uzun, mücadelemiz zorlu.
Ama yalnız değiliz:
Pir Sultan Abdal bizimle,
Şeyh Bedrettin bizimle,
Mustafa Kemal bizimle,
Marx bizimle, Lenin bizimle, Mao bizimle,
68 kuşağı bizimle,
Bora Gözen bizimle,
Mehmet Çetin bizimle,
Halil Alkan bizimle,
Hasan Yalçın bizimle.”
Sosyalist Cumhuriyet Partisi Genel Başkanı Gürkan Koç:
“Biz, bunların karnını doyuramayız. Artık onların uyuşturucu paralarına, zevkü sefasına ve saltanatlarına daha fazla sponsor olamayız. Halkımızın alın teri ve kanı üzerinden yürütülen Amerikan politikalarına uşaklığa daha fazla izin veremeyiz. Türkiye, bunlara karşı mücadele edebilecek ve onları tepesinden atabilecek birikime ve tarihsel özgüvene sahiptir.”
Sosyalist Cumhuriyet Partisi Genel Başkanı Gürkan Koç:
“450 bin TL ile geçinemediğini söyleyen AKP’li vekil,
emekliye 20 bin TL’yi, asgarî ücretliye 28 bin TL’yi reva gören bu sömürü düzeninin temsilcisidir."
Sakarya’da 10 genç arkadaşımız, üyelik formlarını doldurarak parti saflarına katıldı! Rozetlerini Genel Başkanımız Gürkan Koç taktı. Kemalist devrimi tamamlayacak, devrimci cumhuriyeti kuracak kadrolarımız partimizin saflarına katılmaya devam ediyor. Sosyalist Cumhuriyet Partisi, tarihinden aldığı mirastan sapmadan halkımız için örgütleniyor. Mehmet Bedri Gültekin ve Kamil Dede’nin devrimci mirası her geçen gün büyüyor.
İMRALI TRENİNİN RAYLARINI EMPERYALİZM DÖŞEMİŞTİR!
BU TRENE TÜRKİYE HALKINI BİNDİRMEYECEĞİZ!
İmralı yolunun raylarını emperyalizm döşemiştir.
Bu, 1950'lerden beri ülkemizi kuşatan, çürüten; karşı-devrimci, işbirlikçi sömürü düzeninin en açık ifadesidir, sonucudur.
Bugün “YENİ ANAYASA” adı altında dayatılan senaryo, Büyük Ortadoğu Projesi'nin (BOP) Türkiye ayağıdır.
Bu projenin temel hedefleri:
Ulus-devletleri parçalamak,
Etnik ve dinsel temelli çatışmalar ve yapay sınırlar oluşturmak,
Bölge halklarını emperyalizm karşısında teslim almak ve sömürüye karşı savunmasız hale getirmektir.
Abdullah Öcalan’ın “kurucu önder” olduğu bu “yeni anayasa”nın sonuçları açıktır:
Cumhuriyet tasfiye edilecek,
Üniter yapı yerine etnik-mezhepsel federasyon getirilecek,
Rusya’ya, İran’a karşı NATO jandarması olunacak, bağımsızlık sona erecektir.
AKP bu trenin motoru, MHP makinisti, DEM ise biletçisidir.
CHP ise komisyonda yer alarak "yolcu" koltuğuna oturmaktadır.
Sosyalist Cumhuriyet Partisi olarak:
Bu emperyalist projeye karşı halkımızı uyarıyoruz!
Kendi bağımsız yolumuzu inşa ediyoruz!
Tüm yurtseverleri bu mücadeleye çağırıyoruz!
Türkiye halkını, emperyalizmin raylarında ilerleyen bu trene bindirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.
Cumhuriyet Devrimi'nin tam bağımsızlıkçı, laik, devrimci, halkçı ve emekçi yolu, Türkiye için kurtuluşun yoludur.
Atatürk'ü Anlamak, Devrimi Tamamlamaktır!
Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca bir devlet kurucusu değil; emperyalist-kapitalizme ve Ortaçağ karanlığına karşı ulusal kurtuluş savaşımızın, Cumhuriyet Devrimimizin lideridir.
10 Kasım, bir matem günü değil; bu büyük devrimcinin bizlere emanet ettiği ve karşı-devrimci güçlerce tasfiye edilmeye çalışılan Cumhuriyet Devrimini tamamlama sözünü tazelediğimiz gündür!
Bugünkü görevimiz, bu mirası düzeysiz bir nostaljinin nesnesi haline getirmek değil; onun tam bağımsızlıkçı, halkçı, devrimci iradesini, emperyalizme ve mafya-tarikat odaklarına karşı bir kılavuz olarak sahiplenmek ve ileri taşımaktır.
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" şiarını benimseyerek, bilimin yol göstericiliğinde, vatanın ve emeğin kurtuluşu yolunda mücadelemizi sürdüreceğiz.
#10Kasım
Ekim Devrimi'nin 108. yıldönümü kutlu olsun!
Kurtuluş Savaşımızın ve Cumhuriyet Devrimimizin büyük müttefiki Ekim Devrim'nin yarattığı fikirler ve ortaya koyduğu seçenek, sermayenin değil emeğin iktidarını hedefleyen mücadelelerde yaşamaya devam ediyor.
Ekim Devrimi ile birlikte Cumhuriyet Devrimimiz; emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı krizlerden, sömürü ve savaş sarmalından bir çıkış yolu olduğunu tüm dünyaya kanıtlamıştır. Bu tarihsel ittifak; sınıfsız, sömürüsüz bir dünya mücadelesinin güncelliğini ve gerekliliğini hatırlamak için de bir fırsattır.