450 bin TL maaş alan çifte maaşlı vekiller rahat etsin diye,
18 bin TL’ye mahkûm emeklinin aylığı araştırılmasın diye
AKP–MHP HAYIR dedi.
Bu da tarihe not düşülsün.
#EmekliyiEzeniktidardır
Sera Kadıgil bu gün mecliste, başta Yusuf Tekin olmak üzere tüm Akp iktidarının canına okudu...
"Sn iktidar vekilleri siz burada, emeğiyle alınteriyle çalışarak yaşayan milyonların değil, onların sırtından zengin olan sırtlanları temsilen bulunuyorsunuz"
8000 tl seyyanen zam yaparak "emekli memur" sıkıntıya itildi. Aradan geçen 2 yılda ise ekonomik koşullar sebebiyle "yaşama kaygısı" çeker oldu emekli.
Şimdi, Ankara Ulus'tan gelen haberle 1 odada yaşamaya/hayatta kalmaya çalıştığı belirlenmiş oldu.
30 yılımı verdim. 6000'den fazla Hekim 60 dan fazla uzman hekim yetiştirmiş bir emekliyim ve eyt li de değilim. Kıdemli profesör emeklisinin aldığı maaşı bir araştırın ve ne kadar değersiz hissettiğimi.
Ya Babam? 33 yılını devlete vermiş bir memur emeklisi. 3 ayda bir aldığı para komik.
Emekli, bu toprakların çimentosu demişti bir yazar.
Dahası bu milletin hafızasıdır emekli. Şimdilerde siliniyor o hafıza.
Para baronlarının Ağa babalarının hegemonyasini görüyoruz çook uzun zamandır bu ülkede..
Adalet hani mülkün temeliydi?
Kişi başına düşen milli gelir artıyormuş da hani bunun emekliye payı?
Ekonomik sorunların sebebi Emekli değil. İhale her zaman emekliye kesilse de..
Ve artık gerçekten bıçak kemiğe dayandı.
Hedeflenen enflasyon değil gerçekleşmiş enflasyon oranı zam + yıllık büyüme oranı olan 3,7 kadar emekliye ve asgari ücretliye zam yapılmalıdır.
CB nin taşın altına elinizi koyun dediği patronlar, her
Taşın altında ezilen emeklinin ve asgari ücretlinin derdini anlamaz.
Tok açın halinden anlamaz..
Çocuklarına 1 kerede harçlık olarak daha fazlasını veren Patronlar, işçisine aylık verdiği paradan yakınır.
Sömürerek sırtında yükseldiği işçi ve emekliye günahını vermez.
Devlet isterse olayı çözer.
Bu iradeyi göstermesi gereken "devlet baba" dan başka kimsesi yoktur bu dünyada emeklinin ve asgari ücretlinin..
Ama Yaradan vardır. Zalimlere cezasını verecek olan da herkesin rızkını verecek olan da O'dur.
Mazlumların ahı arşı titretir..
"Mazlumun ahı indirir şâhı.."
Emin olun bu son şans..
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'ndan güzel bir analiz;
EĞER;
TIP okursan karşına insan DNAsının şempanze ile %98 aynı olduğu çıkar...
BİYOLOJİ okursan karşına evrim çıkar...
FİZİK okursan karşına BİG BANG çıkar...
KİMYA okursan karşına elementlerin kaynaşmasıyla İLK CANLILARIN nasıl oluştuğu çıkar...
TARİH okursan karşına dinlerin nasıl ortaya çıktığı çıkar...
JEOLOJİ okursan karşına dünyanın 4,5 milyar yıl yaşında olduğu çıkar...
ARKEOLOJİ okursan karşına tüm Ortadoğu dinlerinin temelini oluşturan SÜMER kültürü çıkar...
PALEONTOLOJİ okursan karşına dinozorlar çıkar. Din kitapları yazmaz bunu...
EMBRİYOLOJİ okursan karşına insanın balık atasından kalma solungaçları ve kuyruk çıkar...
Ama hiçbir şey okumazsan
sana ne söylenirse ona inanırsın.
Hep başkasının sana sunduğu hayatı yaşarsın,
başkalarının doğrularıyla yaşamak zorunda kalırsın,
seni herkes kandırır.
Ama sen bunların hiçbirisini fark etmezsin bile...
12 adaları 1912’de verdik.....
Nerde mi?
Lozan şehrinin Ouchy semtinde.
Şu Lozanda adaları verdik diyip oku emrinden uzak güruhun meydanlarda Lozanda verdik deyip algı yaratması bundan!!
Araştırmayan halk da: “ulan savaşı kazandık- adaları verdik”e inandırıldı...
Osmanlı Devleti, bugün 12 Adalar olarak bilinen adaları İtalya'ya bırakıyor.
Sene 1912, “Uşi Anlaşması”dır bu gördüğünüz anlaşma. İtalya'ya bırakıyor fakat geçici olarak.
Anlaşma şartlarına uyulduğu takdirde adalar tekrar Osmanlı Devleti'ne geri verilecek.
Fakat şartlara uyum sağlanmıyor.
Bu yüzden 3 yıl sonra, yani 1915'te Londra'da bu konu gündeme geliyor ve Londra Paktı denilen anlaşmada bu adaların tamamı İtalya'ya bırakılıyor.
Bakınız itiraz eden hiçbir padişah yok. Hiç sultan yok.
Adaları İtalya'ya bırakmakla kalmıyorlar aynı sene bir de Çanakkale Boğazı'na dayanıyorlar ve Çanakkale Savaşı'nı yapıyoruz.
Yani 12 Adalar önce Uşi'de, sonra da 1915’de Londra'da İtalya'ya verilmiştir.
Osmanlı temsilcilerinden biri Rumbeyoğlu Fahreddin Bey'dir.
Bu adam kim mi?
Türk milleti bir milli mücadele verirken, Kuvayı Milliye'yi kurmuşken, bu adam Kuvayı Milliye'nin karşısına Damat Ferit'in kurduğu Kuvayı İnzibatiye ile çıkan adamdır ve Yunan ordusunun yanında olmuştur. Savaş kazanılınca sürgün edilenlerin arasında yer almıştır.
12 Adaları İtalya'ya bırakan heyetin içerisinde bu adam vardır.
Şimdi asıl olaya gelelim...
Uşi Anlaşması'nın ismini aldığı Uşi, Lozan şehrinin bir semtidir. Bu yüzden 1912'de imzalanmış olan Uşi Anlaşması, İtalyan tarihinde Lozan Anlaşması olarak geçer. Fakat bizim bildiğimiz yani 1923'te imzalanan Lozan Barışı ile bu anlaşma birbirine karıştırılmasın diye bu anlaşmaya Uşi denmiştir.
İşte arkadaşlar sahte kiralık tarihçiler, yani Kadir Mısıroğlu, Armağan ve çetesi, bu durumdan faydalanıyor ve
12 Adaların Lozan Anlaşması'nda gittiğini söylüyorlar.
Halbuki o Lozan başka, bu Lozan başka. Ne yazık ki bunu bütün millete yutturdular ve böylece milletimizi Lozan barışına düşman ettiler.
Bizim bildiğimiz Lozan Anlaşması'nda ise bilakis Ege'de birçok ada Türkiye'ye geçmiştir.
Türkiye'ye Lozan Anlaşması ile geçen bu adalar ise, son 10 yılda Yunanistan'a bırakılmıştır.
Bugün Yunan papazların mangal yaptığı Ege adaları, uluslararası anlaşmaya göre halen daha Türklerindir...
Umulur ki bol bol paylaşılır, gruplara atılır, milletimiz bilgilendirilir...
Prof.Dr. Yusuf HALAÇOĞLU
Kendi bürokratına bir gecede 30 bin TL seyyanen zam!
Emekliye “bütçe yok”, asgari ücretliye kuruş hesabı…
Bu iktidarın miadı doldu;
Bu düzen böyle gitmez, gitmeyecek!
#EmekliyiBitirdiAkp
Atatürk'ün Boyu 1.74,
Kilosu ise 75 civarıydı...
42 numara ayakkabı giyiyordu...
Ayakkabıları genelde siyah rugandı
Atatürk’ün TC kimlik numarası; 10000000146.
Aslında bu, birinci sıradaki TC kimlik numarası.
Sondaki 46, güvenlik amacıyla, sistem tarafından otomatik konulmuş.
Atatürk’ün en sevdiği yemek, etsiz kuru fasulye ile pilavdı. Kahveyi de çok seviyordu.
Günde 10-15 fincan Türk kahvesi içiyordu.
Atatürk’ün tüm gömlekleri beyazdı. Takım elbiselerinin modelini kendisi çiziyordu.
Lacivert rengi sevmezdi.
Bu nedenle dolabında lacivertte yer yoktu.
Kılık kıyafet konusunda çok titiz ve zevk sahibiydi. Çocukları çok severdi.
Fikriye içinde unutamadığı en büyük aşk ve üzüntüsüydü. Onun ölümü onu çok üzmüştü.
Rumeli türkülerini çok sever, zaman zaman mırıldanırdı.
Selanik türküsü onu çok duygulandırırdı. Protokolü sevmez gizlice köşkten kaçıp halkın içine karışmayı çok severdi.
Yalakalar ve boş konuşanları hiç sevmez ve hemen uzaklaştırırdı.
Atatürk'ün “Foks” adında bir köpeği vardı.
Atatürk Foks’u Yalova kaplıcalarına gittiği bir gün, seyyar bir fotoğrafçıdan 50 liraya satın almış.
Foks öldükten sonra doldurulup mumyalanmış.
Halen de "Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi"nde sergileniyor.
Atatürk spor yapmayı çok severdi.
Düzenli ata biner, yüzer ve bilardo oynardı.
Mustafa Kemal, çok kitap okuyan biriydi. Yüzlerce kitabı vardı. Ancak en sevdiği kitap, Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu adlı romanıydı. Öyle ki, kitabı sürekli yanında taşırdı ve zaman zaman rastgele bir sayfa açıp okurdu.
Atatürk 44 sayfalık bir geometri kitabı yazdı. Bugün kullandığımız üçgen, dörtgen, çap, artı, eksi, bölü, oran gibi Türkçe kelimeleri Atatürk buldu. Atatürk’ün bu kitap dışında 13 kitabı daha var.
Mustafa Kemal; Medeni Bilgiler, Karlsbad Hatıraları, Bölüğün Muharebe Eğitimi gibi hem askeri hem de toplumsal konularda kitaplar yazdı.
Gecede 2-3 saat uyurdu. Uyumayı zaman kaybı olarak görürdü.
Atatürk isminde bir çiçek vardı. Rivayete göre, Atatürk çok seviyor diye bu ismi koymuşlar.
Bir başka iddiaya göre ise Meksika kökenli çiçeği Türkiye’de yetiştiren bitki bilimciler çiçeğe Atatürk ismini verdi.
Mustafa Kemal Atatürk, son söz olarak, “Aleykümselam” dedi. Anlatılanlara göre Atatürk, doktoruna dikkatle baktı ve “Aleykümselam” dedi. Ardından girdiği komada 30 saat kaldı.
10 Kasım günü ise maalesef hayatını kaybetti.
Atatürk'ü sevgiyle, saygıyla, minnetle anıyoruz...
“Türkçe dahil 8 dil biliyordu;
Almanca, Fransızca,
Farsça, Bulgarca,
Rusça, İngilizce, Arapça.
Düşün, sen şimdi "zamanım yok" diyorsun.
Adam 57 yıllık ömründe 11 savaşa katılıp, 10'dan fazla kitap yazıp, 4 bine yakın kitap okudu.
Edebiyattan anladı; şiir yazdı,
Müzikten anladı; şarkı soyledi, enstrümanlara isim verdi, sanatı destekledi.
Ata bindi,
yüzdü,
koştu..
Dans etti.
Kaç devlet adamı gördünüz dans ederken?
Vals de yaptı, Zeybek de oynadı.
Hayvanı da sevdi, ağacı da toprağı da..
Matematikten de anlıyordu, fenden de tarihten de.
24 madalya 7 nişan alırken matematiği yazdı, medeniyeti yazdı..
Sadece kendi ülkesinde degil bir zamanlar savaştıgı ülkelerde bile anıtı var.
Ve hatta düşmanını bile ölüm döşeğinden kaldırıp cenazesinde saygı duruşunda bulunduran bir adam.
O benim Ata'm.”
Yeliz Koray #10Kasim
This lady in Turkey 🇹🇷 knows exactly what's happening
We are all being subjected to these unlawful geoengineering programs that have nothing to do with saving the planet, quite the contrary.. these programs are killing the planet and slowly but surely all life!
#ReclaimOurSkies