‼️ Alevilere Karşı Nefret Suçu‼️
Alevileri HEDEF GÖSTEREN Sözde “GAZETECİ”
El Cezire’nin İstanbul’da çalışan “GAZETECİSİ” Amal Zaamta,
Alevileri hedef gösteren, hakaret eden, nefret suçu işleyen bir video yayınladı!
Videoda HADDİNİ ve AKLINI AŞAN bir dizi yorumdan sonra hakaret eden hedef gösteren şu sözleri ekliyor:
“Alınan bilgiler ışığında Aleviler Hristiyanlığa mı yoksa İslam’a mı daha yakındır?
Bak, Aleviler İslam, Hristiyanlık, Mecusîlik, Yunan felsefesi ve hatta Zerdüştlük gibi bir karışımdır.
Öğrencileri önce şarap içmekle, sahabelere lanet okumakla ve Sünnilere kin duymakla başlar.
En sonunda Alevi tarikatının esaslarını inceler ve Ali’ye ibadet edenlerden olur.
Bu nedenle İbn Teymiyye onları tekfir etmiş ve onlarla savaşmayı vacip görmüştür.
Çünkü inançlarında İslam’ın şartlarına bağlılık yoktur, cami inşasına karşıdırlar.
Hatta birbirlerinin kadınlarıyla zina etmeyi mubah gördükleri de söylenir. Eğer inançları buysa, Sünnîler gibi bir İslam toplumunda varlıkları sorun oluşturabilir."
(NOT: Çeviri ana dili Arapça olan biri tarafından yapıldı)
@alevibektasi_f@AvrupaAleviKonf@psakd1988@TulayHatim@DemirFerit62@hsncml
@gunayaslan65
@ademkaracobann
@AgiAlevi
@turkiyealevifed@gulistankilick@nevsinmengu@Nesrinnas@necdetsarac@alevibektasibsk@evrenselgzt@akin_birdal@ihdgenelmerkez@KeskinEren1@AvaZe13
@avsevdahasar
@s_celikkaleli@yeniyasamnews@BirGun_Gazetesi@ttborgtr@DikenComTr@gazeteduvar@muratemirchp@SezaiTemelli@alimahir
Hakkari'de 11 yaşındaki bir kız çocuğu, köyündeki 3 kişinin TECAVÜZÜNE uğradı!
1- Esra’yı "sana acil bir şey söylememiz lazım, akşam ahıra gel" diyerek kandırıyorlar.
2- Esra akşam ahıra gittiğinde Esra’yı kaçırıp şiddet uygulayıp, tecavüz ediyorlar.
3- Tecavüzcüler, tecavüz ettikleri anları kayıt altına alıyor.
4- Esra’yı da birine söylerse kaydı yaymakla ve öldürmekle tehdit ediyorlar…
5- Tecavüzcüler, Esra’yı kayalıklardan aşağı atıyorlar. Oradan geçen arıcılar (biri kuzeni) Esra’yı bulup hastaneye götürüyor.
6- Esra olayı hastanede bir hemşireye anlatıyor, deliller toplanıyor. Bu 3 tecavüzcü tutuklanıyor.
Deliller:
- Esra’nın paramparça olmuş kıyafetleri
- Esra’yı sabah bulan arıcılar ve kuzeni
- Hastanede olayları anlattığı Ayşe hemşire
- HTS kayıtları (telefon sinyalleri)
- Baz istasyonu kayıtları (konum sinyalleri)
- Adli Tıp kontrolünde tecavüz ve meni bulgusu
- ESRA’NIN BEYANI
7- Tutuklanan 3 tecavüzcü 8 ay sonra adli tıp raporuyla “SERBEST” bırakılıyor.
Gerekçe:
- Adli Tıp Raporu’na göre tecavüz ve meni var fakat rapora “erkek DNA’sı kadın DNA’sına karıştığı için kimlik tespit edemiyoruz” yazılıyor ve serbest kalıyorlar.
8- Bunun üzerine zanlıların avukatının AKP il başkanı olduğu ortaya çıkıyor…
9- Esra artık aramızda değil, tecavüzcüler serbest bırakıldıktan 10 gün sonra intihar etti…
Tecavüzcülerin isimleri:
- Nihat Yılmaz
- Veysi Yılmaz
- Zahir Yılmaz
(Timur Soykan)
Sınav tek seçenek mi?
Liselere Giriş Sınavı sona erdi. Aileler şimdilik derin bir oh çekti. Sorular “En iyiler” için bile zordu. Özellikle de Türkçe ve Matematik soruları. Peki sınav adil miydi? Evet demek mümkün değil. Sınavdan başka bir çare yok mu? Aranırsa bulunur!
Peki o zaman neden farklı çözüm yolları aramıyoruz?
Örneğin okula başlayan her öğrencinin LGS ve YKS’ye girmesi gerekir mi?
Kontenjan yetersizliği nedeniyle tüm öğrencileri belli okullara almak zaten mümkün değil.
Liselere girişte adayların sadece yüz 10’u, üniversiteye girişte de üçte biri bile kazandığı okula sevinemezken herkese bu çileyi neden çektiriyoruz?
Çok daha önemlisi LGS ve YKS adil mi?
Evet demek mümkün değil.
Sınavları aynı gün, aynı saate yapıp, aynı soruları sorarak ve aynı süreyi vererek adaleti sağlayamayız.
Herkese aynı eğitimi verebiliyor muyuz, aynı hazırlık sürecini, aynı takviye eğitimi sunabiliyor muyuz ki hepsine aynı soruları soruyoruz?..
Şu anda yapılan “umut tacirliği” değil de ne?
Sınavlar tıpkı vizelerin kaldırılması gibi bir şey.
Tüm ülkeler herkes için vizeleri tümden kaldırsa cebinde beş parası olmayanlara mı seyahat özgürlüğü sağlamı�� oluruz yoksa parası olana mı?
Sınavlar milyonluk kolejlerde, fen liselerde ve MEB’in deyimiyle “nitelikli” okullarda okuyan öğrenciler için mi daha avantajlı yoksa her türlü altyapıdan yoksun öğrenciler için mi?..
Yıllarca özel ders alıp, dershaneye gidenler mi bu çetrefilli soruları çözebilir yoksa sadece okulda aldığı eğitimle yetinenler mi?
Onlarca Hocanın günler boyu hazırladığı ve defalarca kontrolden geçirdiği, üzerinde saatlerce kafa yorduğu soruları, öğrencilerden 80, 90 saniye de çözmelerini istemek mi doğru olan?..
MEB, LGS ve YKS’de sorulan sorular çerçevesinde bir eğitim mi veriyor mu ki, sınavlarda böylesi zor sorularla öğrencileri seçmeye çalışıyor.
Lise türleri çok farklı.
Örneğin Anadolu liseleri ve kolejler,
örneğin fen liseleri ve sosyal bilimler liseleri,
örneğin meslek liseleri ve imam hatipler,
örneğin güzel sanatlar liseleri ve spor liseleri ve diğer liseler…
Hepsi aynı tip öğrenci mi istiyor ki aynı seçme sınavı uygulanıyor?
Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde okula başlayan her öğrenci akademik liselere ve üniversite yönlendirilmiyor, sınavlara girmek zorunda bırakılmıyor!
Kaldı ki yine dünyanın hiçbir ülkesinde doğan her çocuğun ya da her ebeveynin ille de üniversite okuyacağız diye bir iddiası yok.
Erken yönlendirme sistemi ile ülkelerin insan gücü ve istihdam politikaları çerçevesinde öğrencilerin 65-75’i mesleki okullara, kalanı da akademik liselere yönlendirilir, üniversiteye girişte de meslek yelpazesi olabildiğince geniş tutularak, aynı mesleklerde yığılmaya neden olacak durumlardan kaçınılır…
Çok daha önemlisi onca yıllık okul içi eğitim göz ardı edip çocuklarımızın geleceğini birkaç saatlik sınavlarla belirlemek ne kadar doğru?
Sağlıklı bir ölçme değerlendirme sistemi kuramıyorsak, hormonlu notaların önüne geçemiyorsak, hak edenler değil torpilli olanlar iyi okullara girer endişesi taşıyorsak, öğretmenlerimizin verdiği notlara ve yönlendirmeye güvenmiyorsak zaten tuz kokmuş demektir. Bütün bunları düzeltmenin yolu da sınavlar değil sistemi disipline etmektir!..
Sınavlara harcanan emek, zaman, para ve en önemlisi de yitirilen hayallerin ve dibe vuran morallerin keşke sağlıklı bir bilançosu çıkartılsa da herkes neyin doğru, neyin yanlış olduğunu çok daha iyi anlasa!..
Silivri’de başucumda, hat sanatçısı Muhammet Mağ’ın zarif ellerinden çıkan bir eser var:
“Bu da geçer Mahir”…
Zor zamanlarda anlam dolu cümleler teselli oluyor. Hele ki bir dostun elinden çıktıysa…
Kıymetli sanatına ve gönlüne sağlık Muhammet Mağ. Teşekkür ederim.
Yorgun...
Bitkin...
Güçsüz...
Yaralı...
Aç ...
Soykırım var...
Kıyım var ...
Açlık var...
Girişler kapalı un bile yok...
Fırınlar da kapalı artık 😢...
Ama yine de göçe zorlanıyor çünkü bir tek alacakları canı kalmış 🥺😥...
Duyalım ‼️
Duyuralım ‼️
#NoFlourinGaza
Mahir Polat gözü doymayanlara karşı karnı doymayanların yanında bu ülkenin ihtiyacı olan bir yöneticiydi. Karnı doymayanların gönül gözünü açıp onu dinlemesini dilerim.
Mahir Polat gözü doymayanlara karşı karnı doymayanların yanında bu ülkenin ihtiyacı olan bir yöneticiydi. Karnı doymayanların gönül gözünü açıp onu dinlemesini dilerim.
Haksız ve mesnetsiz suçlamalarla karşı karşıya bırakıldığımız bu süreçte, bizler doğruluktan, adaletten ve halkımıza hizmet etme sorumluluğumuzdan asla vazgeçmeyeceğiz.
Ekrem Başkanımızla omuz omuza, alnımız ak, vicdanımız rahat bir şekilde dimdik duruyoruz. Bu kara propagandaya, iftiralara ve adaletsizliğe karşı hep birlikte mücadele edeceğiz.
Biliyoruz ki hakikat er ya da geç ortaya çıkacak, adalet mutlaka tecelli edecektir.
Güzel günler çok yakında…