SOLGUNLUK ÇAĞINDA CANLILIK
Bu solgunluk, bitkinlik çağında yeniden canlanabilmenin yolu beş kadim sığınaktan geçiyor: Sevmek, öğrenmek, çalışmak, inanmak ve oynamak. Bunlar tesadüfen seçilmiş kelimeler değil; insanı insan kılan, onu bir anlam ufkuna bağlayan o eski şifa kaynaklarıdır.
Sevmek, kendinden çıkıp bir başkasına uzanmaktır. Bitikliğin ilk ilacı başka bir kalbe değmektir. Bir ihtiyarın elini tutmak, bir çocuğun gözünün içine bakmak, kapı komşusunun halini hatırını sormak gibi küçük ama hakiki temaslar. Sevgi, verdikçe çoğalan tek hazinedir; insan başkasına su taşırken kendi içindeki kuyunun yeniden dolduğunu fark eder.
Öğrenmek, dünyayı bir çocuğun merakıyla yeniden keşfetmeye niyet etmektir. Solmak, çoğu zaman hayatın bizi şaşırtmayı bırakmasıdır; her şeyi bildiğimizi sandığımız anda renkler kaçar. Yeni bir dilin ilk kelimeleri, bir çiçeğin adı, gökyüzündeki bir yıldızın hikâyesi yani zihne açılan her küçük pencere, ruha taze bir hava üfler. Merak, içimizdeki çocuğu uyandıran o nazik dürtmedir, uyanan çocuk, yeniden oynamayı hatırlar.
Çalışmak, ellerimizin ürettiği şeyde kendimizi bulmaktır. Ama buradaki çalışma, bizi tüketen o aç gözlü tempo değil; emeğin kendisinden zevk alınan, sonunda bir eser bırakan, insanı dünyaya bağlayan anlamlı bir uğraştır. Bir bahçeyi sulamak, bir yemek pişirmek, bir şeyi tamir etmek : Niceliğe değil, niteliğe ve mânaya bağlanan iş, yorgunluğun değil, doygunluğun kaynağı olur. İnsan, faydalı olduğunu hissettiğinde dirilir.
İnanmak, kendimizden daha büyük, daha ulvi bir hakikate başımızı dayamaktır. Bitiklik, bir bakıma anlamın çekilip gittiği bir gelgittir; ruh, kendinden büyük bir gayeye bağlanmadığında soluverir. İnanç bize kendi küçük tasalarımızdan daha geniş bir ufuk açar. Secde eden, eğilen, şükreden insan, omuzlarındaki yükün bir kısmını kendinden büyük ellere bırakmanın hafifliğini tadar.
Ve oynamak, hayatı bir muvaffakiyet sınavı olmaktan çıkarıp yeniden bir armağan gibi karşılamaktır. Yetişkinlik, çoğu zaman oyunu küçümsemeyi öğrenmektir; oysa amaçsızca gülmek, anlamsızca koşmak, sırf zevk için bir şey yapmak ruhun en saf gıdasıdır. Oyun, sonucu önemsemeyen tek faaliyettir; tam da bu yüzden, her şeyi sonuca bağlayan bir çağda kıymetli bir isyandır.
"Hadis Rivayet ve Tenkidinde Yazılı Kayıtların Rolü" başlıklı doktora çalışmamı Rabbimin yardımıyla tamamladım. Kıymetli danışman hocam Bekir Kuzudişli'ye, değerli jüri üyesi hocalarıma ve bu süreçte desteklerini esirgemeyen dostlarıma teşekkürlerimi sunarım.
📕Ayşe Güler hocamız, Prof. Dr. Bekir Kuzudişli danışmanlığında hazırladığı “Hadis Rivayet ve Tenkidinde Yazılı Kayıtların Rolü” başlıklı doktora tezini başarıyla tamamlamıştır.
📚 Bu vesileyle hocamızı tebrik eder, ilmî yolculuğunda muvaffakiyetler dileriz.
The article I have been waiting to see published for a long time is finally out. In this study, I try to demonstrate how isnād-cum-matn analysis can be applied to single-strands through a hadith examined by G. H. A. Juynboll in his EOCH. https://t.co/v2OzhRcP9k
Macbook kullanıcıları için faydalı bir video oldu. Şamile'yi artık Macbook'ta da kullanabilirsiniz. @mustafakalfa__ hocamın akıcı uslübüyla Şamile rehberi serimizi takip edebilirsiniz.
#Çekiliş
📚İstanbul'un hafızasını sokak sokak kayda geçiren Cemaleddin Server Revnakoğlu'nun anıt eseri Revnakoğlu'nun İstanbul'u, çekilişle 5 okurumuza hediye!
Yapmanız gerekenler:
📌Ketebe’yi takip etmek
📌 Bu gönderiyi RT etmek
⌛️Son katılım: 31 Mart Salı, 23.59
📢Kazananlar 2 Nisan Perşembe açıklanacaktır.
❗️Yeni atölye ❗️
Dr. Ömer Said Güler yürütücülüğünde ashâb-ı kirâmın farklı disiplinlerde nasıl konu edildiği 8 hafta boyunca tartışılacak.
📅 Başlangıç: 11 Nisan 2026
⏰ Her cumartesi 13:30-15:30
📌 Sultantepe Özbekler Tekkesi
Başvuru için:
https://t.co/OOGYbyDm6h
Benim en büyük gücüm yüksek lisans, doktora öğrencilerim ve ekibimdir.
Her yıl 5–7 arası SCI kayıtlı makale bu öğrencilerimin tezlerinden oluşur.
En başta tezi iyi kurgular, özgün fikirle yola çıkarız.
Veri toplama 6–12 ay arası sürebilir.
Veri toplama ve analiz beraber ilerler.
Öğrenciye ve konuya göre değişmekle birlikte bir çalışmanın makaleye dönüşmesi; veri alımı, analizi ve yazımı 18–24 ay arası sürebilir.
İyi bir tez ise ve yayına dönüşmesi gerekiyorsa öğrencinin peşini yazıp bitirene kadar bırakmam; arar, sorar, teşvik ederim. Yine de %20–30 arası bir kayıp olur.
Ekip sürekli değişir, dönüşür. Öğrenci sayısının yine de 12’nin altına düşmemesi için gayret gösteririm.
Onlara eğitimleri boyunca destek sağlamak için proje yazar dururum. Bursla desteklemek için elimden geleni yaparım.
Ekibin kıdemlileri, yeni başlayanlara öğretir, yol gösterir.
Bir fabrika gibi işler, döner durur; ben kimin ne yaptığını, ne kadar yaptığını iyi takip ederim. Tıkandığı noktada yolu açmak için öğrenciyle birlikte çaba sarf ederim.
Baktığınızda “nasıl bu kadar yayın yapılabilir?”in arkasında büyük emek, destek, devamlılık, iyi öğrenci–iyi hoca birlikteliği, kurum desteği gibi birçok unsur vardır.
Bu ekibi kurmak ve devam ettirmek yıllarımı aldı; kişiler değişti ama çok şükür ekip ruhu hiç değişmedi.
Eski, yeni, emeği geçen tüm öğrencilerime bir kez daha gönülden teşekkür ederim.
Daha nice yıllar bu ekip ruhuyla çalışmak dileğiyle.