Bugün Ankara’da, TBMM’ye sunulan Mekke Anlaşması’na karşı sokağa çıktık.
Çocuklarımızı ABD ve İsrail’in emperyalist çıkarları uğruna ölüme göndermeyecek, Suudi Arabistan’ın askeri olmayacağız.
Ankara’dan ilan ediyoruz: Ülkemizi savaşa sürüklemenize izin vermeyeceğiz!
#TKP #Ankara #savasahayir #MekkeAnlasmasınaHayır
İsrail askeri olmayacağız!
ABD askeri olmayacağız!
Polisin engelleme çabasına rağmen yürüyüşümüz başladı. Ankara'dan uyarıyoruz: Ülkeyi sürükleyeceğiniz Yemen macerası en büyük suçunuz olarak tarihe yazılmasın.
@AnkaraTKP
Meclise sunulan Mekke Anlaşması üzerine milletvekillerine açık mektup:
Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında imzalanan Mekke Anlaşması, ülkemizi bir askeri çatışmanın eşiğine getirmiştir. ABD ve İsrail’in başta İran’a karşı olmak üzere bölgedeki saldırganlığının en büyük destekçisi olan Suudi Arabistan Krallığı, bu anlaşma nedeniyle Yemen’de sürdürdüğü savaşa ülkemizi de dahil etmek üzere.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan anlaşmayı Meclis gündemine getireceklerini belirterek, bağlantılı bir askeri tezkerenin çıkarılması için gerekli hazırlıkları tamamladıklarını geçtiğimiz günlerde duyurmuştu. Bakan’ın anlaşmayı başından bu yana “saldırı değil savunma iş birliği” olarak sunmaya çalışması, Türkiye’nin olası bir çatışmaya dahil olmasına halkımızın hiçbir şekilde onay vermeyeceğini bilmesinden kaynaklanıyor.
İsrail ve ABD çıkarları uğruna, petrol kaynaklarının üstüne oturan bir krallığa koltuk değnekliği hiçbir biçimde halkımızın çıkarına değildir.
Meclis şimdi Türkiye’nin haksız bir savaşa sokulmasını onaylamaya zorlanmaktadır. Halkımızın güvenliği ve ülkemizin geleceği açısından kritik bir oylamanın eşiğindeyken oturduğunuz koltukların üzerinize yüklediği sorumluluğu siz milletvekillerine hatırlatmak istiyoruz.
Önünüze gelecek anlaşmayı onayladığınız takdirde Türkiye’nin bu onaya istinaden Yemen’de sürdürülen savaşa açıktan dahil olması sadece ahlaki nedenlerle değil, tarihsel olarak da peşinizi bırakmayacaktır. Bilin ki bu durum ülke tarihine en büyük ihanetlerden biri olarak geçecek ve bunun elbette sonuçları olacak.
Uyarıyoruz. Savaş heveslisi olmayın. Aksi takdirde tıpkı Kore Savaşı’nda olduğu gibi, bu kez de Yemen'de, ülkemizin çıkarları için değil emperyalistlerin hesapları uğruna vatan evlatlarının can vermesinin sorumlusu olacaksınız.
Ülkenin emekçileri yoksullukla boğuşuyor. Hırsızlık, yolsuzluk, uyuşturucu, ekonomik kriz ülkeyi kasıp kavururken ülkeyi sürükleyeceğiniz Yemen macerası en büyük suçunuz olarak tarihe yazılmasın.
İradenizi Mekke Anlaşması’ndan çıkılması doğrultusunda kullanın. AKP hükümeti ülkeyi ateşe atıyor, bu suça ortak olmayın.
Yeni Osmanlıcı hayaller ve emperyalizmin bölgesel planları doğrultusunda ülkemizi her an savaşa sürükleyebilecek Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın Meclis’te aklanmasına izin vermeyeceğiz. İktidarın ülkemize biçtiği bu kaderin karşısına dikilmek, ABD ve İsrail’in çıkarları için halkımızın kanının dökülmesine engel olmak ve geleceğimize sahip çıkmak için tüm Ankara halkını birlikte sesimizi yükseltmeye çağırıyoruz.
🗓 21 Ekim Çarşamba
🕣 19.30
📍 Sakarya Meydanı
Bu akşam #KomünistBakış'ta TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan Avrupa'ya yayılan eylemleri değerlendiriyor:
Avrupa'yı kim karıştırdı?
📌Halk neden ayakta?📌Yoksulların öfkesi dünya siyasetini nasıl etkiler?📌Bahçeli ne demek istedi?
Saat 21.30'da soLTV Youtube kanalında buluşalım.
Bugün Batıkent Pazar Yeri ve Batıkent metroda Ortaklaşa Ekim sayısını Batıkentliler'e ulaştırıp Batıkentliler'i Tkp'ye katılmaya davet ettik.
Sen de bir gün daha bekleme, Tkp'ye katıl!👇🏻
https://t.co/RUBhMJqPv2
Partimizin güncel çalışmalarını, haberlerini ve açıklamalarını Bluesky ve TikTok hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.
https://t.co/M96NiV6Fdt
https://t.co/rTjC96JTV8
Bu akşam #KomünistBakış'ın yeni bölümünde:
Cemil Tugay AKP’ye Göçtü: İzmir ne olacak?
Genel Sekreterimiz Kemal Okuyan'ın gündemdeki başlıkları ele alacağı program için saat 21.30'da @soLTVkanal Youtube'da buluşalım.
Savaşa Hayır
Mekke Anlaşması’nın kimin çıkarlarını savunmak üzere hayata geçirildiği kısa sürede ortaya çıktı. ABD’ye rağmen değil, ABD’nin öncelikleri doğrultusunda emperyalizmin bölge tasarımının başarıya ulaşması için kendisine rol biçen ve biçilen bu ittifak, ülkemizin başındaki tehlikeli bir beladır.
Milli Savunma Bakanlığı’nın basına yansıyan son açıklamaları, bu tehlikeye nasıl kontrolsüzce ve halkın iradesi yok sayılarak sürüklendiğimizin açık bir kanıtıdır.
Savaş savaştır. Bugün Türkiye istihbaratıyla, teçhizatıyla veya bizzat silahlı kuvvetleriyle başka bir ülkeyi hedef alır; yarın biz hedef haline geliriz.
Bu yönde karar verenler ya sonuçlarını görmelerini engelleyen bir sınıfsal hırs, kibir ve körlük içindeler ya da ülkemiz, bilerek ve sistematik biçimde kendi varlığını tehlikeye atacak bir kontrolsüzlüğün içine itiliyor. Üçüncü bir seçenek yok. Bu dünya ve bu ülke, yüz yılı aşkın süredir bu gerçeği en ağır biçimlerde deneyimledi.
Halkı, boşuna dini duygularını istismar ederek bu maceraya ikna etmeye çalışmasınlar.
Milyonlarcamız yoksullukla boğuşurken ülkenin kaynaklarının Suudi Arabistan’ın çıkarları doğrultusunda kullanılmasına ikna olmayacağız.
Ancak meselenin dar anlamıyla bundan ibaret olmadığının da görülmesi gerek. NATO’nun bölgesel tercihlerinden Türkiye sermaye sınıfının Yeni-Osmanlıcı planlarına kadar birden fazla boyutu olan ve bu nedenle de kontrolden çıkma ihtimali çok daha yüksek bir tehlikeyle karşı karşıyayız.
Ülkemizin sürüklendiği Yemen macerasına karşı yükselteceğimiz güçlü itiraz, önümüzdeki büyük yıkımı engellemenin yegane yolu olacak.
Mekke Anlaşması’ndan çıkılsın.
NATO’dan çıkılsın.
Savaşa ve iktidarın savaşı meşrulaştırma çabalarına hayır.
Fatma Betül Sayan Kaya hakkında suç duyurusunda bulunduk.
Bir aya yakın süredir ülke gündemini işgal eden, onbinlerce yurttaşımızın mağdur duruma düşmesine sebep olan, kamuoyunda “fon krizi” adlandırması ile anılan büyük bir soygun ve yağma tablosu ile karşı karşıyayız.
Piyasa düzeni büyük bir ahlaksızlık, sömürü ve soygun düzenidir. Yaşanan bu büyük soygunun hesabının sorulması piyasa düzenine ve sermaye egemenliğine karşı mücadelenin yükseltilmesi ile mümkündür. AKP hükümeti bu sömürü ve yağma düzeninin yürütücüsü olarak sorumlu ve suçludur.
Türkiye Komünist Partisi bu sömürü ve yağma düzenine karşı mücadelesini büyütürken onun sonucu olarak ortaya çıkan haksız kazanç ve yolsuzluk suçlarının sorumlularından hesap sorulması için de siyasi ve hukuki olarak mücadele etmektedir. Bu doğrultuda iktidar partisi üyesi ve eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın etkin soruşturulması amacıyla bugün bir suç duyurusunda bulunduk.
Suç duyurusunda da vurguladık:
“Siyasi makamları işgal eden failler, o fonların bu hisseyi satın alacağını, alım talimatlarının kimler tarafından verileceğini ve bu paranın nihayetinde fonlara para yatıran öğretmenin, işçinin, emeklinin cebinden çıkacağını milimetrik olarak biliyorlardı.
Dolayısıyla burada bir 'sezgi' değil, doğrudan 'neticeyi bilme ve bunu hedefleme' söz konusudur. Karşımızda tesadüfi bir zenginleşme değil, adımları milimetrik olarak planlanmış ve nihai sonucu en başından itibaren kasıtlanmış organize bir etkinlik vardır.
…Sistem, siyasi nüfuz sahiplerinin haksız kazançlarını dokunulmaz kılmak ve on binlerce yurttaşın birikimini bu fütursuzlukla transfer etmek üzere kurgulanmıştır.
Dolayısıyla denetleyici kurumlar bu suç düzeninin edilgen birer izleyicisi değil; eylemsizlikleri, sessizlikleri ve iradi körlükleriyle bu organizasyonun önünü açan yapısal ortaklarıdır. TCK m. 158/1-d bağlamında, kamu kurumlarının suçun işlenmesinde araç olarak kullanılması ifadesi tam olarak bu kurumsal felci işaret etmektedir:
Kamusal güç, halkın esenliğini, iradesini, birikimlerini korumak için değil, halkı yoksullaştıran bu soygun mekanizmasının hukuki aracı ve zırhı haline getirilerek suçun merkezine yerleştirilmiştir.”
Bu organize suçun üzerine gidilmeli ve hesap sorulmalıdır.
TOMMY HILFIGER VERDİĞİN SÖZÜ TUT;
HAKKIMIZI ÖDE!
🔴 İzmir, İstanbul ve Ankara'da Tommy Hilfiger şubeleri önünde toplanıyoruz.
Biz sözümüzün arkasındayız, hakkımızı alacağız!
Manisa’nın Soma ilçesinde, İmbat Madencilik tarafından işletilen madende meydana gelen göçükte göçük altında kalan 3 işçinin daha cansız bedenine ulaşılmış, hayatını kaybeden işçi sayısı 5’e yükselmiştir. Başta hayatını kaybeden madencilerin aileleri olmak üzere tüm işçi sınıfımızın başı sağ olsun.
Holdinglerin ve patronların egemen olduğu bu sömürü düzeninde emekçilerin güvenli bir yaşam sürmesi mümkün değildir. Sermaye sınıfı kârını ve zenginliğini sürekli artırırken; bu ülkenin tüm değerlerini yaratan emekçiler iş yerlerinde, iş cinayetlerinde yaşamını yitirmektedir. Bu kader değil, bu şirketlerin kârları için işçilerin ölüme sürüklenmesidir.
Kimse bu tabloyu “kader” veya “fıtrat” diyerek geçiştirmeye, sorumluluktan kaçmaya kalkışmasın. Bu, göz göre göre gelen bir katliamdır. İşçiler, yoğun üretim baskısı altında ve gerekli hiçbir hayati önlem alınmadan madene sokulmuş, göçük yaşanmıştır.
Soma’da hayatını kaybeden madencilerin katili; madeni işleten İmbat Madencilik ve onun sahipleridir. Bu katliamın hesabı en başta maden sahiplerinden sorulmalıdır.
Bu madende yaşanan ilk iş cinayeti bu değildir. Daha önce de onlarca madenci aynı madende hayatını kaybetti. Yüzlerce madenci yaralandı, meslek hastalıklarına yakalandı. Ancak İmbat Madencilik, işçilerin canı pahasına kâr elde etmeye devam etti.
Madeni işleten şirkete derhal el konulmalı, İmbat Madencilik patronları yargılanmalıdır!
Ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını yağmalayan, işçileri insafsızca sömüren bu sermaye düzeninden kurtulmak zorundayız.
Soma’da kaybettiğimiz madencilerin ve iş cinayetlerinde katledilen tüm işçilerin hesabını mutlaka soracağız!
📢Batıkent Semt Evimizde film gösterimleri başlıyor!
🚩1 Ekim Perşembe günü saat 20.00'de Persepolis filmini hep birlikte izleyip sohbet etmeye bütün dostlarımız davetlidir.
Ankara'da emekliler "Ekmeğimiz ve onurumuz için paranın saltanatını yıkacağız" diyor.
Türkiye AKP'nin dayattığı yoksulluğa ve sefalete boyun eğmeyecek! @AnkaraTkp
Çocuklarımıza sahip çıkmak için Milli Eğitim Bakanlığına yürüyen öğretmenlerin yanındaydık.
Çocukların aydınlık geleceği için, şiddeti normalleştiren, insan hayatını değerlesizleştiren, baştan aşağı çürümüş bu toplumsal düzeni değiştireceğiz.
Okullar açılırken söyledik: Çocukların yüzünün güldüğü; karnının tok, geleceğinin güvence altında olduğu; korkunun, endişenin ve yoksulluğun çocuklardan uzak olduğu bir ülke istiyoruz.
Bugün Manisa Turgutlu’da bir okulun önünde silah sesleri duyuldu, hayati tehlikesi de olan yaralı öğrenciler var.
Yaralanan öğrencilerin bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyoruz.
Saldırının arkasında yatan neden henüz bilinmemekle birlikte artan okul saldırıları dar anlamıyla “güvenlik sorunu” olarak ele alınamayacak çok boyutlu bir soruna işaret ediyor. Bu gerçek görmezden gelinirse çocuklarımıza yönelen şiddetin nedenleri doğru şekilde tespit edilemez ve çözüm yalnızca güvenlik önlemlerini sıkılaştırmakta aranır. Yaşananlar dolayısıyla milyonlarca veli ve öğrencinin güvenlik kaygıları artarken bu haklı endişenin güvenlikçi bir yaklaşımla istismar edilmesi karşı karşıya olduğumuz soruna çözüm olmayacaktır.
Yoksulluğun, eşitsizliğin, geleceksizliğin ve toplumsal çürümenin derinleştiği bir ülkede çocukları şiddetten korumak, onları yalnızca silahlardan değil, şiddeti besleyen bu toplumsal koşullardan da korumayı gerektirir.
Dizileriyle şiddeti normalleştiren, bireysel silahlanmanın artmasına olanak sağlayan ve insan hayatını değersizleştiren bu toplumsal düzeni ülkemizin bugünü ve geleceği için hep birlikte değiştirmek durumundayız.
Çürümeyi, hırsızlığı ve ahlaksızlığı içine sindiremeyenlere çağrı!
Evinde yapılan aramada 29 kilo altın, 1,2 milyon dolar nakit bulunmuştu.
“80 bin lira maaşla 11 ev, 5 işyeri, 2 arazi, 29 kilo altın, 82 milyon nakiti nereden buldu” diye soruldu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin (DHMİ) İşletme Dairesi Başkanıydı adı geçen kişi.
Düzenin yarattığı çürümenin, yolsuzluk ve rüşvet ağının giderek “sıradanlaşan” öykülerinden sadece biriydi onunkisi.
Düzenek ortaya çıkınca "mecbur" tutuklanıverdi.
Üstüne “Bakın AKP kimsenin gözünün yaşına bakmıyor” denildi.
Ancak tutuklanalı daha bir yıl olmadan sessiz sedasız serbest bırakıldı. Bu karar ortaya çıkıp büyük tepkilere konu olunca yine “mecburen” tutuklandı.
Aradan kısa bir süre geçti ve “tutuklulukta geçirdiği süre yeterli” denilerek bugün yeniden serbest bırakıldı.
Komedyenlerin, gazetecilerin ve yazarların sırf iktidarı, düzeni eleştirdiği için tutuklandığı ülkemizde, halkın parasını çalanların tutuklanması olacak şey değildi.
Tam da bu yüzden kimse bugün herkesin dilinde olan 900 milyar liralık fon vurgununun faillerinin tutuklanmasını, cezalandırılmasını beklemesin.
Olsa olsa AKP içi kavganın bir uzantısı olarak devre dışı kalacak birkaç isim göreceğiz, hepsi bu.
Parayı çalanlar, halkın parasının üstüne çökenler keyiflerine bakmaya, sefahat sürmeye devam edecekler.
Bu düzen onların, vurguncu patronların düzeni çünkü!
TKP’nin çağrısı, çağrımız tam da bununla ilgili.
Baştan aşağı çürümüş, her yanından dökülen bu düzenin iflah olma şansı yok.
Hırsızların düzeni son bulsun isteyen, bu adaletsizliğe isyan eden, mutlu yarınların düşünü kuran tüm yurttaşlara TKP saflarına katılma, bu düzeni birlikte alt etme çağrısı yapıyoruz.
Gelin TKP Gönüllüsü olun, bu adaletsizliğe, çürümeye hep birlikte son verelim. https://t.co/s9wJUxBQQd