4 yıllık hukuk fakültesi serüvenimin özeti;
"Hak arama mekanizmalarına ulaşım sağlananamaktadır, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz."
tabi, ölmez de sağ kalırsanız.
HUKUKÇU TERÖRE KARŞI SUSAMAZ
NEDEN BU AÇIKLAMADA İSTANBUL BAROSUNUN İMZASI YOK?
Millet iradesinin çatısı altında
hükümlü bir terör örgütü elebaşının lehine atılan sloganlar, sadece toplumsal vicdanı değil, hukuk devletini de hedef almıştır.
Bu tür eylemler, ifade özgürlüğü kisvesi altında terörün övülmesidir ve mazur görülemez.
Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli olan hukuk; terörü ve insan yaşamına kasteden her türlü odağın lanetlenmesini ve onunla mücadeleyi zorunlu kılar.
Toplumsal barışın devamı, siyasetin hukukun önüne geçmemesi ile mümkündür.
Hukukun üstünlüğünü savunmak, terörü ve şiddeti açıkça reddetmeyi gerektirir.
Terörün karşısında yekvücut olunmasının gereği tartışmasızken;
Başta İstanbul Barosunun sessizliği, tarafsızlık değil, ilkesizliktir.
Avukat Hakları Grubu olarak duyururuz:
Teröre karşı susmak, demokrasi, hukuk devleti ve Cumhuriyet değerlerimizin inkarıdır.
Biz susmuyor; terörü ve onun diliyle konuşanları lanetliyoruz.
4 yıllık kıdemime rağmen mesleğimi hangi yöne doğru şekillendireceğime dair bir açmaza sürüklenme aşamasına gelmiş bir avukatım. Fazlaca daralmış ve bunalmış hissediyorum.
Bu vesileyle derdimizi dile döken tüm meslektaşlara (Hakim/Savcı/Avukat) müteşekkirim. Saygılarımla.
Sn. Köse'ye şahsen, tüm içtenliğimle teşekkür ederim. Sonunda bir Yargıç da hem avukatların "sefalete sürüklenmek üzere" olduğunu dile getirdi hem en güzel şekilde meseleyi değerlendirdi. Örneğin bağlı avukatlara kıdemine bakmaksızın asgari ücret teklif edildiğinden bahsedilmiyor
Bir yargıç olarak son derece sorunlu olan bu kıyaslamaya katılmıyorum. Elmalar ve armutlar toplanmaz. Üstelik tüm elmalar kırmızı değil. Avukatların çoğunluğu sefalete sürüklenmek üzere. Bağımsız yargı yalnızca yargıcı ekonomik güvenceye kavuşturarak olmaz.
Yahut, bugün bir ofis açmanın maliyetinden ve ilk birkaç yılı sürdürebilmenin neredeyse olanaksız hale gelişinden veya oldukça zor oluşundan da bahsedilmiyor. Üstelik mezkur 144.000 TL ücretin de aşağı yukarı 5 yılı bulacak bir iş takibi için alındığı da sıkça göz ardı ediliyor.
Hakimler ve savcılara aylık 500.000 TL maaş verecekler ancak bozulan her dosyanız için maaşınızın %10'u kesilecek. Yani bozulan 11. dosyada cebinizden 50.000 TL vereceksiniz.. Kabul eder misiniz ?
Böylelikle '' İstinaf bir baksın avukat bey/hanım :) '' diyerek gülücük de atmamış olursunuz, hem de hak kayıplarının önüne geçilmiş olur
Köy enstitülerinin ders programlarını incelemiştim doktora tezim sırasında. Mandolin çalmaya indirgenmesinin tamamen safsata olmasını geçiyorum, kalkınma tam da yoksul köy çocuğunun mandolin çalmayı da öğrenmesiyle gerçekleşir.
Kaçan Kral Konstantin ve idam edilen Hacıanesti bile daha vicdanlı. Esir alınan General Trikopis daha saygılı.
Yalan, iftira, kul hakkı yemek ancak FETÖ’nün özelliğidir.
Murat Ağırel’den Özlem Çerçioğlu’na:
“Halka anlatacaksın, 'Kocamın şirketi batıyordu, şirketi kurtarmak için AKP'ye geçtim' diyeceksin!
'18 tane davadan yargılandığım için korktum, onun için AKP'ye geçtim' diyeceksin!
Bunları anlatmak yerine hala aba altından sopa gösteriyor.”
Malumun ilânı…
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin,
“Soruları bizim imam hatip…” diyerek başladı, sonra düzeltti:
“Soruları bizim okullarımızdaki öğretmenlerimiz hazırlıyor.”
Sevr vs Lozan:
Sevr hazırlanırken Türk temsilcilere söz hakkı verilmedi.
Lozan hazırlanırken Türk temsilciler eşit düzeyde muamele gördü.
Sevr, işgalcilerin topraklarında imzalandı.
Lozan, tarafsız bir ülkede imzalandı.
Sevr'de Trakya sınırı Çatalca'dan geçer.
Lozan'da sınırlar Meriç-Karaağaç'a kadar uzanır.
Sevr'de İzmir çevresi Yunanlara, Antalya ve Konya civarı İtalyanlara, Çukurova ile Malatya-Mardin civarı Fransızlara bırakılır.
Lozan'da bu bölgelerin tamamı Türklerindir.
Sevr'de doğu Anadolu Büyük Ermenistan'a bırakılır.
Lozan'da doğu Anadolu Türklerindir.
Sevr'de Kürtlerin özerklik hakkı bulunur.
Lozan'da özerklik yoktur.
Sevr'de boğazlar silahlı güce sahip bağımsız uluslararası komisyon tarafından idare edilir.
Lozan'da boğazlar Türkiye'nin liderliğindeki komisyon tarafından idare edilir.
Sevr'de İstanbul yoktur. Constantinople vardır ve başkent olmak zorundadır. Osmanlı uslu durmazsa şehir Türklerin egemenliğinden alınabilecektir.
Lozan'da İstanbul vardır. Tüm egemenliği Türkiye'ye aittir.
Sevr'e göre Osmanlı ordusu en fazla 50 bin kişiden oluşabilir. Ordu, yabancılar tarafından denetlenecektir. Orduda uçak bulundurulması yasaklanmıştır.
Lozan'da ordudaki asker sayısı ve silah kısıtlamaları tamamen kaldırılmıştır.
Sevr'de kapitülasyonlar vardır.
Lozan'da kapitülasyonlar kaldırılmıştır.
Sevr'de savaş tazminatı vardır.
Lozan'da savaş tazminatı kaldırılmıştır.
Sevr'de kabotaj hakkı yoktur.
Lozan'da kabotaj hakkı vardır.
🔴 Özgür Özel: Kırmızı bülteni de çıkartacağız, getirteceğiz de. Teker teker hesap soracağız
➡️ “Bir yandan millete ahlak dersi vereceksiniz, bir yandan paçanızdan pislik akacak. Kolay. ‘Yol belli. İş o raddeye gelince öncekinin kaçtığı delikten kaçarım yurtdışına.’ Öncekinin kaçtığı delikten kaçarsın. Onları getirmezler. Çünkü geldiğinde onlar suçu birlikte işlediler. Elbette Zekeriya Öz gelmez. Gelirse, bir konuşursa bugün Türkiye’de birçok görevde olan adamın ne pislikleri olduğu ortaya çıkar, eski yaptıkları ortaya çıkar. Biz iktidardayken yurt dışına kaçmış olanların buraya gelmesinden niye çekinelim? Kırmızı bülteni de çıkartacağız, getirteceğiz de. Teker teker hesap soracağız. "