Ozan Güven'i protesto eden vatandaş, olayın tamamını anlattı:
Dün gece gittiğim mekanda bir kadın arkadaşım bana gelip "Ozan Güven burada, ne yapalım?" diye sordu.
Ben önce Mehmet Aslantuğ ve bir kadın arkadaşıyla oturduğu masasına yeltendim ama tuvalete gitti.
Masasına geri dönüp Mehmet Aslantuğ'a fail Ozan Güven'i ve hatta onun arkadaşı olan kendisini de güvenli alanlarımızda istemediğimizi, oradaki şiddet mağduru kadınları varlığının tetiklediğini ve toplumsal olarak cezalandırmak istediğimizi söyledim.
Fakat bunun üzerine Mehmet Aslantuğ "Abartmayın çocuklar, tadımızı kaçırmayın" gibi son derece geçiştirmeye yönelik sözler sarf etti.
Kendilerinin bu çabasının nafile olduğunu, zaten apaçık bir faille aynı masayı paylaşmanın kendisinin sözünü tamamen değersiz kıldığını, eğer arkadaşını alıp gitmezse mekandan kovulacaklarını söyledim.
Bunun üzerine "Siz burada yetkili birisi misiniz?" dedi. Dedim ki sokaklarda gayet yetkiliyiz kadınlar olarak, mekanın da sahibiyiz, yanlarından ayrıldım.
Yeniden yanlarında gidip bu kez Ozan Güven ve yanındaki kadına mekanı terk etmemeleri halinde protesto edileceklerini söyledim.
Kendisi son derece özgüvenli bir halde önce rest çekti, sonra da "fotoşop hepsi" falan diye tuhaf şeyler geveledi.
Kendisine aynı zamanda avukat olduğumu, dosyaya da gayet hakim olduğumu ve bir yargı dosyası olmasa dahi inandığımız/gördüğümüz şeyin Heniz Bulutsuz'un hali ve beyanı olduğunu belirttim, çıkmaları için son kez uyardım.
En ufak bir hareketlilik olmayınca da mekandakilere seslenerek aramızda bir şiddet faili olduğunu ve onu burada barındıramayacağımızı söyledim.
Mekanda protesto alkışları ve sloganları yükselmeye başladı. Bu sırada mekan işletmesiyle de dışarı çıkarmaları yönünde konuştuk.
Çıkmayı reddettiğini, kapı kontrolünde bir şekilde gözden kaçtığını ve ona servis yapmayacaklarını iletti.
Yaklaşık 1 saatin sonunda kendileri sloganlarla dışarı çıkmak zorunda kaldı, fakat bu süreçte arkadaşı Mehmet Aslantuğ sık sık yanımıza gelerek "itidal" çağrısında bulundu ve "hukuken cezasını ödüyor" gibi şeyler söylemeye devam etti.
“Bu suça ortak olmayacağız!” diyerek imzacısı olduğu Barış Bildirisi nedeniyle, 7 Şubat 2017 tarihinde üniversitedeki görevinden hukuksuz biçimde uzaklaştırılan Prof. Dr. Cem Kaptanoğlu Hocamızın, yaklaşık on yıl sonra mahkeme kararıyla görevine dönmesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu olarak değerli Hocamıza ‘hoş geldiniz’ ziyaretinde bulunduk.
Uzun yıllar alan bu keyfi ve hukuka aykırı süreç, yalnızca kişisel hakların ihlâliyle sınırlı kalmamış, değerli bir akademisyenin ve hekimin kamu görevinden uzak tutulması kamu kaynaklarının israfına yol açmış, öğrencilerin, asistanların, genç akademisyenlerin eğitim hakkı ve sağlık hizmeti alan yurttaşların sağlık hakkı bakımından mağduriyet yaşamasına neden olmuştur.
Hukuka aykırı biçimde kamu görevinden uzaklaştırılan tüm akademisyenlere yaşatılan mağduriyete bir an önce son verilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Bilimin, emeğin değeri için, adalet, demokrasi ve barış için hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.
Birkac hikayeyi sırayla yaşıyoruz işte, hepimizin ilki. Birisi gelip çok özelsin kendini keşfet demek yerine aksini söylese keşke. Yani sen çok özelsin de konu o değil.
Sen haklısın da bu arada. Konsept farkı yani.
Mesela, yas/kayıp şöyle bir şeydir, öfke şuna benzer, acı şu kadar sürebilir, şunları kontrol edemeyiz, şunlar değitirebileceğimiz nadir şeylerdendir. Şuralarda zorlanıyorsun. Filan gibi baya bilale anlatir gibi. Gülmeyin olum, siz de bilmiyorsunuz