Mustafa Malo Serbest Bırakılsın!
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyetinde “Emrolunduğun Gibi Dosdoğru Ol!” ayetinin yazılı olduğu pankartı açmasıyla gündeme gelen Mustafa Malo, geçmişte yaptığı sosyal medya paylaşımları bahane edilerek, mesnetsiz iddialar eşliğinde “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklandı.
#MustafaSerbestBırakılsın
Hizb-ut Tahrir Danimarka, okulların açılmasına kısa bir zaman kala yayımladığı İslami fikirleri içeren video ve mektup ile Danimarka'da gündem oldu.
"Sevgili Müslüman genç!
Kim olduğunu unutma..."
Bir kadın, Ebu Bekir (r.a)’e 'Allah’ın bize cahiliyeden sonra gönderdiği emru’s-sâlih üzere kalabilmemiz yani İslam üzere bir varlık gösterebilmemiz neye bağlıdır?' diye sordu.
Ebu Bekir (r.a); 'liderlerinizin istikametine bağlıdır' dedi. [Buhari]
Bugün bizim İslam üzere varlık gösterebilmemiz yöneticilerin istikameti ile mümkün olacakken; yöneticiler kendilerine istikameti tavsiye edenleri tutukluyorlar.
"Ne kadar kötü (ne yanlış) hüküm veriyorlar!" [Ankebut 4]
#MustafaSerbestBırakılsın
Yeditepe Üniversitesi mezuniyet töreninde ayeti kerime yazılı bu pankartı açtığı için kendisine müdahale edilen Mustafa Malo isimli öğrenciye tüm kamuoyu sahip çıkmıştı.
Ancak Mustafa'yı 2021 ve 2023'de attığı twetlerinden dolayı Cumhurbaşkanı'na hakaretten tutuklamışlar.
Hem de bu hafta düğünü varken.
Yapmayın, yazıktır günahtır.
Şimdi o gün Mustafa'nın açtığı pankarta sahip çıkanlar için emrolundukları gibi dosdoğru olma zamanıdır.
Bakalım kimler sözünün arkasında durup ilahi emrin gereğini yapacak?
Avurtlarını şişire şişire "Devletten büyük güç yoktur" diye höykürüp İslami camialara ayar çekmeye çalışanlar, Suriye'de hava üssünü vurup bu mesaj Türkiye'ye diye açıkça meydan okuyan katil Netanyahu'ya da güç göstersenize...
Neden izzeti haremlerinizi ayaklar altına alan işgalci "İsrail'e" karşı devletin büyüklüğünü göstermek aklınıza gelmiyor?
Güç ancak kendi cinsinden olana gösterilirse anlam kazanır.
Buyrun inceldiği yerden kopsun diyerek, hadi hepimizi kurtarın bu zilletten!
Biz hiç kimseyi, hiç bir cemaati Allah adına tezkiye edecek değiliz. Ancak şu kimsenin inkar edemeyeceği bir hakikat ki CB Bürokratı dün tehdit etti bugün Furkan Cemaatine operasyon yapıldı. Demek ki yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı sadece bir şehir efsanesi imiş.
Türkiye bu hukuk sistemi ile nereye gidebilir?
Müslümanları Kim Temsil Edecek?
Müslümanların kendilerine ait bir siyasi iradesinin olması gerekir ve bugünkü siyasi irade bizi temsil etmemektedir. Siyasi irade; kendine ait, kendi akidesinden beslenen dinamiklere sahip bir devletin olması demektir.
1970'de kurulan Milli Nizam'dan bugüne Türkiye'de İslâmî mücadele kasıtlı olarak sistem içine çekildi.
O dönem oy vermeyi cihadi bir anlayış gibi görenler, zamanla nasıl evrildiklerini bugün kendileri itiraf ediyorlar.
Bugün bu yola tevessül edenlerin elinde sadece kocaman bir hiç yoktur, avuçlarında büyük bir vebalde bulunmaktadır.
Birileri çürük demokrasi ipliğine hülyalar dizdirdiler. Bu hülyalar gerçekleşmese de göreceli bazı menfaat ve kazanımlar elde edilmiştir. Ama kaybedilen şuur, direnç ve hedefe bakınca bunların hiçbir kıymeti yoktur.
Oy vererek sistemi değiştirmeye çıkan zihniyet, bugün laik demokratik kemalist sistemin havarisi konumundadır.
Örneğin; önceden oy verirken yasama hakkı verdikleri vekillerin; faizi, zinayı ve alkolü yasaklayamayacaklarını bildikleri halde veriyorlardı, şimdi bu çağda bunlar olur mu diyerek vermektedirler.
Amerika, İngiltere veya cümle Batı; bu mücadelenin demokratik bir zeminde, sistem içinde verilmesini neden istemektedir? Peki onların istediği hatta dayattığı bu yolu dosdoğru yol kabul etmek serap değil midir?
Ne diyordu Süleyman Demirel: "hangi partiye olursa olsun mutlaka sandığa gidin."
Hep bir ağızdan sandığa giderseniz demokrasi kazanacak diyorlardı. Hatta insanlar sandığa gitsin diye oy vermemeyi suç kabul edip idari para cezası getirmişlerdi. Ayrıca partilere hazineden yapılan yardımın hikmeti de neydi? Neden demokrat olmamız konusunda bu kadar ısrarcı idiler?
Çünkü kendilerine benzememizi istiyorlardı. Maalesef öyle de oldu... Bugün sokağa, televizyona ve sosyal medyaya bakınca herkesin gördüğü şey bu değil mi? Herkesin eleştirdiği şey bu çukur değil mi?
Türkiye'de hiçbir lider veya siyasi parti Erdoğan ve AK Parti'nin ulaştığı güce bir daha ulaşamaz. Ama bu dönem aynı zamanda fısk, zulüm ve küfrün belki de en çok işlendiği dönemdir. Hâl böyle iken, yola çıkarken konulan hedeften bu kadar sapılmış iken hâlâ bu sistemi şerrin ehveni görmenin izahı asla İslâm fıkhı olamaz.
Fakat konforlu ve steril ortamlarda mücadele kolaycılığı olabilir.
"Oy vermezsek alternatifi nedir?" sorusuna cevap verememeleri olabilir.
İslâm'ı hayata hakim kılma hedefinden uzaklaşmış olmaları ve bunu nasıl yapacaklarını bilmemeleri olabilir.
Ezcümle; İslâm fıkhını vs. bir kenara bırakın. Gelin salt akıl ile düşünelim. Sizce sömürgeci Amerika ve Avrupa'nın, kurucu irade olan CHP'nin, İslâma karşı düşmanlığı bilinen cümle zevatın yıllardır ısrarla yapmamızı istediği şey bizler için hayırlı olabilir mi?
Diyanet Akademisi Başkanı Enver Osman Kaan, Doğu Türkistan'a yaptığı ziyarette açıklamalar yapmış:
- Doğu Türkistan yok "Şincan" var!
- Tecrit, işgal, zulüm ve soykırım yok, farklı din mensuplarının "güven ve uyum" içinde yaşamı var!
- Sorun Çin rejimi değil "aşırı" dinci ve etnik gruplar!
Türkiye'den Doğu Türkistan'a giden gazeteci, siyasetçi, akademisyen kim olursa olsun hepsi "hiçbir sorun yok, bugüne kadar anlatılanlar yalanmış." diyorlar.
Kime inanalım? Yıllardır Çin zulmü altında inim inim inleyen, annesi, babası, evladı ve kardeşlerinden mahrum kalma pahasına yurdunu terk edip uzun meşakkatli yolları geçerek başka memleketlere göç eden Müslüman Uygurlara mı inanalım yoksa bir İslami belde olan Doğu Türkistan'a Şincan deyip Çin toprağı olarak görenlere mi?
Kime inanalım? Evladı elinden alınan gözü yaşlı annelere, evini Çinli erkeklerle paylaşmaya zorlanan Uygur ailelere mi inanalım yoksa "yollar, binalar belediye hizmetleri çok güzel, farklı toplumlar birlikte huzur içinde yaşıyorlar." diyerek "dinler arası diyalog" düşüncesini süsleyenlere mi?
Kime inanalım? işgalci Çin'in katlettiği milyonlarca Uygur'un sözüne mi yoksa kafir Batı'nın "İslami terörizm" ve "aşırıcılık" adı altında yürüttüğü kirli propagandaya hizmet edenlere mi?
Posso farvi una richiesta? Per favore, non smettete di parlare della Palestina. Lasciate un punto per influenzare l'algoritmo. 💔🇵🇸 Mi seguireste per sostenere?
Mehmet Şimşek: "Kişi başına düşen milli gelirimizi 3 bin 616 dolardan, 18 bin 40 dolara yükselttik."
Tam bir komedi!
Zenginler daha zengin fakirler daha fakir olmaya devam ettiği müddetçe kişi başı düşen milli gelir 100 bin dolara çıksa ne olur?
Sadece gelir dağılımınadaki makas açılır, uçurum derinleşir.
Dolayısıyla bu rakamlar övünülecek rakamlar değildir.
Kapitalist sistemin aldatmacaları işte böyledir.
Size Yalan Söylediler!
Gazze Ölmeye Devam Ediyor...
Dünyanın gözü önünde sözde "Trump Planı" adı altında bir barış tiyatrosu sahnelenirken, Gazze’de bomba sesleri, feryatlar ve açlık bir an olsun dinmedi.
İsrail'in koruyuculuğunu üstlenen garantör devletlerin algı operasyonlarıyla üzeri örtülmeye ve unutturulmaya çalışılan Gazze soykırımını konuşmak, gerçekleri ortaya çıkarmak ve Gazze'nin sesi olmak için sizleri sohbet odamıza bekliyoruz.
⭕️Trump planı adı altında sözde barış tiyatrosundan sonra Gazze'de yaşananlar
⭕️"İsrail"'in güvenliğini garanti eden Garantörler
⭕️Gazze'de devam eden açlık ve İnsani yardımların durumu
⭕️Müslümanların gündeminden Gazze neden çıkarıldı?
⭕️Yahudi varlığı ile normalleşme söylemleri
⭕️Batı Şeria'da yaşanan son gelişmeler
🗓️ 28 Temmuz Salı
🕘 21.30
#SizeYalanSöylediler