@BirGun_Gazetesi Kediler fareleri avlayacak ve hastalık önlenecek diyen tek bir salak yoktur. Ama kedilerin olduğu yerde farelerin cirit atamadığı da bir gerçek. Kedi-köpek popülasyonunun yok edilmeye çalışıldığı şu dönemde böyle bir yazı ancak hayvan düşmanlığı anlamı taşır.
Başta emeğiyle geçinen milyarlarca emekçinin olmak üzere, yurdumuzda giderek artan sömürü, peşkeş, hukuksuzluk ve gericilik karşısında mücadeleleriyle toplumumuza azim ve karar aşılayan tüm emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs, kutlu olsun!
Bugün, Vatanımız Emeğimiz ve Cumhuriyetimiz için 1 Mayıs Meydanlarındaydık.
Bağımsız, laik ve devrimci cumhuriyetin mücadele bayrağını alanlara taşıdık.
Yaşasın 1 Mayıs!
Yaşasın işçi sınıfının birlik, beraberlik ve mücadele günü!
#1mayısişçibayramı
Bu engelleme kararı, Türkiye’nin NATO eliyle Amerika ve İsrail saldırganlığının ileri karakolu haline getirilmesine karşı çıkan partimizi ve siyasal güçleri hedef almaktadır.Bölücü yeni anayasa sürecine karşı duran SCP ve benzeri partilerin susturulmak istendiği açıktır.
Emekçi, devrimci, aydın cumhuriyetin en dik yürekli, başeğmez savaşçısıydı Yalçın Küçük.
Kemalist devrim mirasına sahip çıktı. Hapisle susturamadılar, yalnızlaştıramadılar, yıldıramadılar. Şimdi tarihe yazıldı.
Mücadelesi, eserleri halkımızın kalbinde, davası geleceğimizdedir.
Nusaybin'de Türk bayrağına karşı yapılan saldırı bütün Türk ulusuna karşı yapılmış bir saldırı niteliği taşımaktadır. Ulusumuza yapılan bu saldırıyı kınamakla beraber Sosyalist Cumhuriyet Gençliği olarak herkesin hatırlaması gereken bir gerçekliği tekrar dile getirme ihtiyacı hissediyoruz. Türk bayrağı emperyalistlerin eliyle çizilmiş bir bayrak değil ulusumuzun kanıyla var olmuş bir bayraktır. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi, bir milletin bağımsızlık nişanesi olan bayrak asla yere serilemez ve çiğnenemez olduğu gibi, bayrağımızı çiğneyen kişiler Ulusumuza hesap vermek zorundadırlar!
@mamocan3462x@gazetesozcu Ne alaka? Patent almak başka, yerli üretim başka. Eğer Arçelik üretimini durdurup, işçi çıkartıyorsa bu ülke ekonomisinin hızla battığını gösterir. Saçma sapan yorumlarınızı kendinize saklayın.
EMPERYALİZM VE İŞBİRLİKÇİSİ AKP-MHP-DEM KOALİSYONUNA KARŞI HALK CEPHESİNİ ÖRELİM!
Türkiye, Cumhuriyet Devrimi'nin kazanımlarını tasfiye etmek ve ülkeyi tam bağımsızlıktan tam bağımlılığa sürüklemek isteyen emperyalizm ve onun işbirlikçisi AKP-MHP-DEM koalisyonu tarafından yönetilen tarihsel bir karşı-devrim sürecinin pençesindedir.
Bu koalisyon, devletin tüm aygıtlarını –yargı, ordu, medya– bir iç savaş aygıtına dönüştürmüş, Türkiye'yi bir polis devletine çevirmiştir.
Ancak, bu karşı-devrim saldırısı karşısında, ana muhalefet odakları da sınıfsal ve ideolojik sınırlılıkları nedeniyle etkisiz kalmakta, dahası sistemin "meşru muhalefet" kanadı olarak siyasal iktidar için araçsal bir işlev görmektedir.
İKTİDARIN STRATEJİSİ: CHP'Yİ TASFİYE ETMEK VE TABANINI SİSTEMİN İÇİNDE TUTMAK
AKP, mafya-tarikat düzeninin ve onun emperyalist efendilerinin çıkarlarının bekçiliğini yapmaktadır. Bu nedenle, Cumhuriyet'in; laik, ulusal, anti-emperyalist mirasını taşıyan ve kitleler nezdinde bir çekim merkezi olma potansiyeli barındıran CHP, bu düzen için bir tehdittir.
Bu düzen, CHP'yi zayıflatmak ve tabanını teslim almak için çok yönlü bir operasyon yürütmektedir:
Halkın iradesiyle seçilmiş belediyelere kayyum atanması ve mali kaynakların kesilmesi, CHP'yi hizmet üretemez hale getirip kitleler nezdinde itibarsızlaştırma taktiğidir. Bu, bir iç işgal stratejisidir.
Parlamenter sistemlerin klasik bir taktiği olarak, düzen, CHP içindeki liberaller, statükocular ve dönekler üzerinden partiyi içeriden çökertmeye, onu iktidar hedefinden uzaklaştırıp kendi kontrollü muhalefetine dönüştürmeye çalışmaktadır.
AKP-MHP-DEM koalisyonun, "Terörsüz Türkiye" ve “barış” demagojisine ortak olarak, CHP'nin, “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" adı altında kurulan komisyona dahil olması, CHP yönetimini siyasal iktidarın baskı ve yasak politikalarının ortağı haline getirmiştir. Bu, CHP'yi anti-demokratik uygulamalara zincirleyerek, kitlesel muhalefet dinamiğini etkisizleştirmenin bir yoludur. CHP, bu komisyonda yer alarak suça ve suçluya ortak olmaktadır.
Özgür Özel'in mitinglerdeki söylemi ve İmamoğlu vurgusu, Erdoğan'ı "yıkmayı" değil, onunla "rekabet etmeyi" hedefleyen popülist bir stratejinin ürünüdür.
Bu yaklaşım, iktidarı hedefleyen bir halk hareketi yaratma iddiasından uzaktır. Aksine, CHP liderliği, kitleleri sistem içi, seçim odaklı, düzen sınırlarına hapsolmuş bir mücadeleye kanalize etmekte, böylece siyasal iktidarın ekmeğine yağ sürmektedir. Bu, bir strateji değil, reformist bir illüzyondur.
AKP ve yancıları, laik eğitim sistemini, bilimsel kurumları, laik hukuk düzenini ve milli kurumları tasfiye etmek için komisyon ile son bir hamle başlatmıştır.
CHP'nin bu saldırı karşısında Meclis'teki varlığı dışında somut, kitlesel, sokakları hareketlendiren bir tutumu yoktur. Bu sessizlik, tarihsel bir gaflettir.
#HalkCephesiniÖrelim
CUMHURİYETİMİZE,
BAĞIMSIZLIĞIMIZA,
EGEMENLİĞİMİZE
SAHİP ÇIKACAĞIZ!
Suriye'de BAAS rejiminin emperyalizmin desteğiyle çöketilmesinden ve Suriye'nin parçalanmaya başlamasından itibaren gerçekleşen yeni "çözülme süreci" ve "yeni anayasa" gündemleri dün terör örgütü PKK'nın "silah yakma" tiyatrosuyla yeni bir aşamaya geçmiştir.
Sol liberallerden liberallere, İslamcılardan bölücülere, sözde "milliyetçi" ve "vatanseverlere" kadar AKP ile iktidar ortaklığına giren tüm kesimler, Türkiye'nin ümmet sistemiyle yönetilmesi ve ülkemizin Suriye ile aynı kaderi paylaşması noktasında işbirliği yapmaktadır.
Nitekim, ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın Türkiye'ye "Osmanlı millet sistemini" dayatması sonrası Tayyip Erdoğan'ın "Arap-Türk-Kürt" birlikteliğine dönük söylemleri emperyalizm destekli yeni bir karşı-devrim saldırısının taraflarını net bir şekilde göstermektedir.
PKK'nın Cesene mağarasında yaktığı silahlarla Suriye'nin Kuzeyine yığınak yapılmaktadır. ABD'nin maşası Şara ile YPG arasında devam eden görüşmeler emperyalist pazarlığın görünen yüzüdür. AKP-MHP-DEM üçgeninde yürütülen yeni anayasa ve Osmanlı millet sistemi dayatmaları, kirli pazarlıkların ülkemize yansımalarıdır.
Türkiye'nin bağımsızlığını ve ulusun egemenliğini tehdit eden yeni Cumhur İttifakı dizilimi, emperyalizm destekli yeni Ortaçağ ittifakıdır.
Bağımsızlık ve Cumhuriyet düşmanı bu saldırıya destek olan, süreci alkışlayan veya orta yolcu tuzağına düşüp Cumhur İttifakına yedeklenen tüm kişi ve kurumlar, bu ihanet sürecinin parçasıdır.
Sosyalist Cumhuriyet Partisi olarak, sürecin başından itibaren Cumhuriyetimizden, bağımsızlığımızdan ve egemenliğimizden taviz vermeyeceğimizi, emperyalizm destekli bu karşı-devrim saldırısına karşı topyekun mücadele edeceğimizi bildiriyoruz.
Tüm halkımızı bu mücadeleye ortak olmaya, Cumhuriyetimize, bağımsızlığımıza ve egemenliğimize sahip çıkmaya davet ediyoruz.
Vietnam'da napalm bulutları göğü kaplarken, Paris'te barikatlarda kaldırım taşlarından kaleler yükselirken, Anadolu bozkırında bildik bir ses yükseldi: "Tam Bağımsız Türkiye! "
Ellerinde, Bedrettin'den, Resneli'den, Mustafa Kemal'den aldıkları meşaleleri, karanlığın üzerine yalın kılıç yürüdüler.
Onlar bugün Fırtına Dağı'nın doruklarında esen rüzgarda, köylünün alınterinde, işçinin emeğinde, gençliğin yüreğindeki ateşte, "o çadırda tüten duman" dalar...
Onlar idam sehpasında can verdi ama "Tam Bağımsız Türkiye!" haykırışları Toroslar'dan Munzur'lara yankılanmaktadır.
Bu toprakların, yiğit evlatlarına sözü olsun: bir gün o kızıl şafak yeniden doğacak, emekçi halkımız yine emperyalizmin ve uşaklarının mezarını kazacak.
Son sözleri, ilk sözümüz olacak:
Yaşasın Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye!
Kuzey Irak’ta şehit düşen kahraman Mehmetçiğimiz Erinç Canerik’in acı haberini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Parti dostumuz Hüseyin Canerik’in oğlu olan şehidimizin ailesine, sevenlerine ve milletimize başsağlığı diliyoruz.
Kahrolsun ABD!
İşbirlikçi PKK!
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in laiklik anlayışımıza yönelik söylemlerini şiddetle kınıyoruz. Bakanın, laikliği çarpıtarak camilerin kapatılması ve Kur’an öğreniminin yasaklanması gibi asılsız iddialarla açıklama yapması, Atatürk devrimleri ve cumhuriyetin değerleriyle açıkça çelişmektedir. Laiklik, sadece din ile dünya işlerinin ayrılması değil, toplumun aydınlanması ve özgürlüğünün teminatıdır.
Eğitim politikalarının tarikat ve cemaatlerin etkisine bırakılması, laiklik ve cumhuriyetin geleceğini tehdit etmektedir. Bu nedenle, cumhuriyet ve laiklik karşıtı adımlar atan Milli Eğitim Bakanı’nın derhal istifa etmelidir. Sosyalist Cumhuriyet Partisi, Atatürk’ün devrimlerini ve laik cumhuriyeti korumak için mücadelesine kararlılıkla devam edecektir.
#YusufTekinİstifa
Mehmet Bedri Gültekin 1. Olağan İnşa Kongresi devam ediyor.
Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim....
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...
Nazım Hikmet
*Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür teğmenlerimizin yanındayız!*
Dünya ve ülke tarihinde bir ilk olan; üç kadın subayımızın Harp Okulları'nı birincilikle bitirmesi bizlere övünç kaynağı olmuştur.
Subaylarımızın, Harp Okulları mezuniyet töreninde kılıç kaldırarak, "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganı da ayrı bir övünç kaynağıdır.
Subaylarımızın bu tavrı, emperyalist işgal koşullarında, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde kurulan, zaferler kazanan bu ordunun, şanlı ve devrimci tarihinden kopmadığının bir göstergesidir.
Türk askerinin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını anması soruşturma kapsamına alınamaz.
Teğmenlerimize açılan soruşturma derhal durdurulmalıdır.
SCP iktidarında sokak hayvanları belediyeler tarafından koruma altında olacak, tedavileri ve düzenli olarak beslenmeleri sağlanacak, yaşam hakları korunacaktır. Hayvanlara şiddet uygulayanlara ve öldürenlere cezai yaptırım uygulanacaktır.
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
Kamuda tasarruf paketi göz boyamadır.
Asıl “tasarrufu” işçiye, memura emekliye yaptıracaklar bu paketle tepkiyi yumuşatmaya çalışıyorlar.
“Kamuda tasarruf” dedikleri, kamu harcamalarını ve hizmetlerini kısmak, kamuya yeni çalışan almamak, yeni kadro açmamak, memura ve emekliye zam vermemektir.
Diğerleri işin makyajıdır.