🔴 Egemenlik milletin, gelecek çocuklarındır!
#23Nisan, yalnızca bir bayram değil; çocukların eşit, özgür ve güvenli bir dünyada yaşama hakkının güçlü bir çağrısıdır.
‼️ Şiddetin, istismarın ve çocuk işçiliğinin olduğu bir yerde hiçbir kutlama tam değildir.
Çocukların yaşam hakkını korumak, aileye bırakılacak bir tercih değil; devletin ve toplumun açık sorumluluğudur.
🔺 Hiçbir çocuğun yoksullukla sınanmadığı, sağlığa ve eğitime eşit erişebildiği, zenginliğin adil paylaşıldığı bir dünya mümkün...
🔺 Çocukların çalışmak zorunda kalmadığı, istismara uğramadığı, çetelerin ve suç örgütlerinin gölgesine asla düşmediği bir gelecek mümkün...
👉 Güvenlik kameralarıyla, yasaklarla, göstermelik önlemlerle değil; çocukları gerçekten koruyan politikalarla bu gelecek kurulabilir.
Her bir çocuk, nerede doğarsa doğsun aynı değere sahiptir. Oyun oynayarak, öğrenerek, hayal kurarak büyümek onların en temel hakkıdır.
Eşitlik, güvenlik ve adalet çocuklar için kağıt üzerinde değil, hayatın içinde var olana kadar mücadelemiz sürecek;
Daha adil, daha eşit ve daha güvenli bir dünya kurma sorumluluğuyla, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.
#UlusalEgemenlik
Grafik Tasarım : Büşra İncir
Günün fotoğrafı yine madencilerden!
23 Nisan coşkusu en çok orada, madenciler aileleriyle beraber direnişin 4.gününe girdi. Madenci çocukları da "DÖNMEK YOK" diyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel de orada...
🟣 İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi (@istbarochm) tarafından hazırlanan, çocuk işçiliği ve MESEM uygulamalarını konu alan “23 Nisan Özel Yayını” yayımlandı.
Yayının basılı haline Çağlayan, Bakırköy ve Anadolu adliyelerinden ulaşabilirsiniz.
Yayının dijital hali 👇 https://t.co/fckGU2VvFF
A101 “Z kuşağı neden bizi tercih etmiyor” diye büyük bir araştırma yaptırmış. CarrefourSA’nın alımı da işte bu araştırmanın ürünüymüş. Satışın ve devrin kesinleşmesi aylar sürermiş. Carrefour’un yeni sahibi olan “muhafazakârlar” alkollü içkileri hemen raflardan indirmeyecekmiş. Yavaş yavaş kaybolacakmış o şaraplar; asıl belirleyici ise gelecek yıl olması beklenen seçimlermiş. Peki, neden? O seçimlerin sonucunda, Türkiye’de alkollü içkileri tüketmek için Dubai modeli mi getirilecek? Yani, özel ruhsatlı alanlarda daha çok turistlere hitap eden bir yaşam biçimi mi arzulanıyor? Madem hedef Z kuşağı, yasaklarla mı onları tavlayacaklar, muamma. Hadi bir tez daha öne süreyim: Carrefour’dan sonra alkollü içki satan o tek zincir market de bir gün başka bir üç harfli muhafazakâr şirkete satılır mı? Olmaz, demeyin.
Okuduğunuz çeyrek yüzyılın özeti aslında. AKP’nin yasak tarihi, küçük tavizlerle başlayıp büyük kayıplara dönüşen bir sürecin hikâyesi... İçki kadehinin ekranlarda flulaşmasından konser yasaklarına, heykel yıkımından sanatçıların kara listeye alınmasına kadar uzanan bir çizginin devamı olarak, artık günlük yaşam da dönüşecek. Farkında mısın?
Cumhuriyet’te, Arka Bahçe’de yazdım 👇🏼
https://t.co/N1yedHYZzC
🟣 “Yaşamak yalnızca hayatta kalmak mıdır, yoksa dünyada olup bitene kayıtsız kalmamak, düşünmek ve eylemek midir?
Fatmagül Berktay (@FBerktay), akademik üretimini yalnızca bilgi biriktirme ya da kuramsal bir faaliyet olarak değil, dünyaya karşı üstlenilmiş ahlaki ve politik bir sorumluluk olarak tanımlar.”
✍️Hazırlayan: Sevgi Uçan Çubukçu
Birlikte Düşünmek
Fatmagül Berktay’a Armağan
📚 @Metiskitap
https://t.co/UXgEu4K9MF
AĞRI'da ilkokul müdürü iki öğretmeni taciz etmiş‼️
Bilin bakalım "soruşturmanın selameti" için okuldan uzaklaştırılanlar kim ⁉️
Tabi ki, tacize maruz kalan öğretmenler 🙈
Burası böyle bir ülke 🤬
https://t.co/tGUG6aAGPl #gazetesozcu@gazetesozcu aracılığıyla
🔴 1 Kasım 2025 tarihinde İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı tarafından düzenlenen "Şuça Sürüklenen Çocuklara Dair Güncel Tartışmalar” başlıklı çalıştayın sonuç bildirgesi yayınlandı.
👉 Çalıştay Sonuç Bildirgesi çocuk adalet sisteminde koruyucu, onarıcı ve hak temelli politikaların zorunluluğunu hatırlatıyor.
✍️Prof. Dr. Adem Sözüer - Dr. Öğr. Üyesi Mualla Buket Soygüt ve birçok #EşikGönüllüsü 'nün de katkı sunduğu bu güncel ve önemli rapora erişmek için link👇🏽
https://t.co/eNSgFwNwV2
“Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bildiriyi imzalayan aydınlar, hukukçular, akademisyenler ve kadın hakları savunucuları hakkında başlatılan soruşturma kapsamında, aralarında #EŞİK ve #EŞİTİZ Gönüllüsü Av. Hülya Gülbahar’ın da bulunduğu imzacılar ifadeye çağrıldı.
🔴 Laikliği savunmak suç değildir!
“Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bildiriyi imzalayan aydınlar, hukukçular, akademisyenler ve kadın hakları savunucuları hakkında başlatılan soruşturma kapsamında, aralarında #EŞİKGönüllüsü Av. Hülya Gülbahar’ın da (@hlyglbahar) bulunduğu imzacılar ifadeye çağrıldı.
⚠️ Bugün İstanbul Şişli Emniyet Müdürlüğü’nde verilen ifadeler, yalnızca bir bildirinin değil, ifade özgürlüğünün ve anayasal düzenin de tartışmaya açıldığını gösteriyor.
Soruşturmaya konu olan bildiri, Anayasa’nın değiştirilemez maddeleri arasında yer alan laiklik ilkesinin savunulmasından ibarettir. Laiklik; kadınların yaşam hakkının, çocukların korunmasının, eşit yurttaşlığın ve özgürlüklerin temel güvencesidir.
📌 Son dönemde #MedeniYasa ’da kadın aleyhine değişiklik taleplerinin artması, çocuk yaşta evliliklerin ve istismarın dini gerekçelerle meşrulaştırılmaya çalışılması, “Boş ol” gibi dini referanslı uygulamaların hukuk sistemi içine taşınma çabaları, nafaka hakkının sınırlandırılması, miras hakkının tartışmaya açılması gibi girişimler, doğrudan laik hukuk düzenini hedef almaktadır. Bu koşullarda laikliğin savunulması bir tercih değil, zorunluluktur.
👉 Anayasa’nın değiştirilemez ilkesini savunanların ifade vermeye çağrıldığı bir yerde, asıl sorgulanması gereken bu çağrının kendisidir.
Laiklik; eşitliğimizin temeli, özgürlüğümüzün güvencesi, ortak geleceğimizin vazgeçilmezidir.
#LaiklikVazgeçilmezimiz
#LaiklikGüvencemiz
👇
✒️ @BirGun_Gazetesi
https://t.co/TNtw1dAbOz
🌳Doğayı, suyu ve toprağı savunanlar susturulamaz!
Muğla Milas’ta, #İkizköy ’ün de aralarında bulunduğu 6 köy için acele kamulaştırma süreci işletilirken; köylülerin, zeytinliklerin, ormanın ve yaşam alanlarının yanında duran #EsraIşık gece yarısı evinden gözaltına alındı ve tutuklandı.
⚠️ Suç olan, yaşamı savunmak değil; bir avuç şirketin çıkarı uğruna ormanları, zeytinlikleri, suyu ve toprağı yok etmektir.
♀️ #Akbelen ’de yıllardır süren mücadele bize bir kez daha gösterdi: Ekolojik yıkım ile kadınların yaşamına yönelik tahakküm aynı politikanın parçalarıdır. Çünkü doğa talanı en çok kadınların yaşamını etkiler; suya, toprağa, üretime, bakım emeğine ve yaşamın sürekliliğine yönelik saldırı, kadınların hayatına yönelmiş bir saldırıdır. Bu nedenle ekoloji mücadelesi aynı zamanda bir kadın mücadelesidir.
❗ Kadınların doğayı, köyünü, zeytinliğini, suyunu ve yaşam alanlarını savunması kriminalize edilemez. Esra Işık’ın tutuklanması yalnızca bir kişiye yönelik değildir; yaşamı savunan kadınlara, ekoloji mücadelesine ve anayasal haklara yönelik bir gözdağıdır.
⚖️ Anayasa’nın 56. maddesi açıktır: Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi korumak ve geliştirmek devletin ve yurttaşların görevidir. Esra Işık’ın yaptığı da tam olarak budur.
Tutuklanan yalnızca Esra Işık değil, hepimizin yaşam hakkıdır.
Yaşamı savunan kadınları susturamazsınız.
#EsraIşıkSerbestBırakılsın
🔴 Mücadele İyileştirir Dayanışma Yaşatır!
Kadın örgütleri, gençlik ve çevre örgütleri gibi pek çok muhalif Twitter / X hesabına Türkiye'den erişim engellendi.
#EŞİK 'in hesabı da engellenen hesaplar arasında yer alıyor (yeni hesabımız @esikplatformu).
İfade, haber alma ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik bu baskıcı ve sansürcü tutumu kabul etmiyoruz. Mücadelemizi dayanışmayla büyütmeye devam edeceğiz.
📍 Açılan yeni hesapları takibe alarak dayanışmayla sansürü hep birlikte yenelim: 👇
@esikplatformu@KirkyamaKadin2@ekmekvegul1
@kadinsavunmasi2
@OzgurGencKadin1@SolFeminist_@kazdagikoruma1@eylemselalann@KBGuclu@ydemokratkadin2
#sansürüYEN #vazgeçmiyoruz
1 şirket istedi diye tutuklandı Esra'mız!
Toprağını savunduğu için, köyüne sahip çıktığı için.
Tüm ülke kim haklı kim haksız, biliyor.
Herkesten ricamız, hep beraber yazalım:
#EsraIşıkYalnızDeğildir
Halkın 1 şirketten büyük olduğunu gösterelim.
🟣 Çocuk Bakımı Sadece Kadınların Sorumluluğunda Değildir!
#EŞİKbasınaçıklaması👇
https://t.co/DbTrON8Ynn
⚠️ Doğum izinlerinin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılmasına yönelik düzenleme Meclis gündeminde. İlk bakışta kadınlar lehine bir iyileştirme gibi sunulsa da bu yaklaşım kadınların gerçek ihtiyaçlarını gözeten eşitlikçi bir sosyal politika olmaktan uzaktır. Aksine, bakım sorumluluğunu toplumsallaştırmak yerine kadınların omuzlarına daha fazla yük bindiren, aileci ve ataerkil politikaların bir devamıdır.
👉 Çocuk bakımı ve doğumla ilgili sorumlulukların büyük ölçüde kadınlara bırakılması, kadınların istihdama katılımının ve istihdamda kalıcılığının önündeki en temel engellerden biridir.
📌 2024 verilerine göre 3 yaş altı çocuğu olan kadınların istihdama katılım oranı %26,9 iken erkeklerde bu oran %90,9’dur.
Bu tablo bakım yükünün kimde olduğunu açıkça göstermektedir.
📊 İstatistikler bu kadar açıkken doğum izninin yalnızca kadınlar için uzatılması; kadınların iş yaşamından daha uzun süre kopmasına, ekonomik bağımsızlıklarının zayıflamasına ve emek piyasasında daha kırılgan hale gelmesine yol açacaktır.
👉 Bu durum işverenlerin kadın istihdamına yönelik isteksizliğini artıracak; kadınları güvencesiz ve kayıt dışı çalışmaya daha fazla itecektir.
📍 Babalık izninin sınırlı artışı ise eşitlikten uzaktır. Erkekler bakımın “yardımcısı” değil, eşit sorumlusudur. Zorunlu, devredilemez ve uzun süreli ebeveyn izinleri olmadan bakımın adil paylaşımı mümkün değildir.
Bakım yalnızca aile içinde çözülemez. Kamu ve özel sektör sorumluluk almalıdır.
➡️ Kreş yükümlülüklerinin uygulanmaması ve 150 kadın çalışan şartı, bu sorumluluğu fiilen ortadan kaldırmaktadır. Bu kriter acilen değiştirilmeli; kadın-erkek tüm çalışanları kapsayan bir düzenleme yapılmalıdır.
📌 Bakım krizi bu kadar derinken belediyelerin açtığı kreşlerin engellenmesi kabul edilemez. Toplumun %87’si işyerinde kreş talep etmektedir.
📌 Eşit yurttaşlığa dayalı sosyal devlet; kadınları eve gönderen değil, her mahallede ücretsiz ve nitelikli kreşler açan devlettir. Bakım hizmeti kamusal bir haktır.
📌 “Aileyi güçlendirme” adı altında sunulan politikalar, kadınları birey olarak değil, yalnızca bakım veren olarak tanımlamaktadır. Bu yaklaşımı kabul etmiyoruz.
♀️ Taleplerimiz nettir:
* Ücretsiz ve nitelikli kamusal kreşler yaygınlaştırılsın
* Bakım emeği toplumsallaştırılsın
* Ebeveyn izinleri eşit ve devredilemez hale getirilsin
* Kadınların güvenceli istihdama eşit katılımı sağlansın
Kadınları eve kapatan değil, yaşamın her alanında eşit ve özgür kılan politikalar hayata geçirilmelidir.
#MorYeşilKamucuEkonomiPolitikaları
#YasalaraDokunmaUygula
EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu
#EŞİTİZ ekibinden ve #EŞİK Gönüllüsü Av. Hülya Gülbahar,
laikliğe ve Medeni Kanun’a süregiden saldırıları, kadına karşı şiddetin yapısal nedenlerini ve Mor-Yeşil-Kamucu ekonomi modelini
Plan Program TV’de Irmak Akman’a anlattı.
🟣 #EŞİKGönüllüsü Av. Hülya Gülbahar (@hlyglbahar),
laikliğe ve Medeni Kanun’a yönelen saldırıları, kadına karşı şiddetin yapısal nedenlerini ve mor-yeşil kamucu ekonomi modelini @planprogramtv’de Irmak Akman’a (@lightcapsule) anlattı.
Gülbahar ayrıca, hızlı boşanma, aile arabuluculuğu ve yoksulluk nafakasını süreye bağlama girişimlerine karşı 5. Yargı Paketi’nden bu yana yürütülen mücadeleyi değerlendirdi.
📺 Programın tamamı:
https://t.co/kKzuoBrjgc
New York’taki #BM Genel Merkezi’nin karşısında,
#KSK70’in ilk haftasında ABD Dışişleri Bakanlığı binasının önünde,
bir kadın
kadınlar
emperyalist savaşlar ve soykırımlarla eşzamanlı olarak kadınlara ve LGBTI+ haklarına yönelik saldırılar sürerken,
protesto için orada.
Across from the #UN Headquarters in NY,
in front of the US Department of State building during the first week of #CSW70
while attacks on women & LGBTI rights are carried out alongside imperial wars & genocides,
a woman stands in protest.
We stand in #solidarity
🟣 Kadıköy Kent Konseyi Kadın Meclisi ile Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Kadıköy Şubesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Caddebostan Kültür Merkezi’nde (CKM) bir panel düzenledi.
Panele insan ve kadın hakları aktivisti #EŞİKGönüllüsü Av. @hlyglbahar ile Bahçeşehir Üniversitesi öğretim görevlisi Başak Ovacık konuşmacı olarak katıldı. Panelin moderatörlüğünü ise Suna Schulz üstlendi.
✒️ Deniz Şimal Taşan
https://t.co/AqNcQCTjTm
EŞİTİZ'den Avukat Hülya Gülbahar @hlyglbahar:
"Örgütlü bir toplumu ve hayalleri geniş bir toplumu yaratmak hepimizin elinde. Bunun için mücadele etmek hayatın anlamı aslında. Herkesi bu anlamı bu 8 Mart'ta bir kez daha düşünmeye davet ediyorum."
"Örgütlü ve hayalleri geniş bir toplumu yaratmak hepimizin elinde. Bunun için mücadele etmek hayatın anlamı."
@esikplatformu gönüllüsü, avukat Hülya Gülbahar:
"Çok zor bir dönemden geçiyoruz. Bütün dünya zor bir dönemden geçiyor. Uluslararası sularda bir gemi bombalanabiliyor uyarı yapılmadan ve ölebiliyor insanlar.
Uluslararası hukukun, evrensel insan hakları standartlarının, hukukun evrensel ilkelerinin, buna savaş hukuku dahil, yok sayıldığı, kadınlar, LGBT'ler ve toplumun tüm dışlanmaya çalışılan, ötekileştirilen kesimlerinin eşit yurttaşlık hakkının elinden alınmaya çalışıldığı, sosyal devlet başta olmak üzere, bağımsız yargı, laik sistemler başta olmak üzere, bütün kazanılmış hakların tüm dünyada saldırı altında olduğu bir dönemden geçiyoruz.
Burada çok büyük acılar yaşanıyor. Çok büyük acılar yaşanacak. Tam 8 Mart öncesi Irak'ta feminist aktivist Yanar Muhammed'in bir suikastle öldürülmesi gerçekten bir işaret fişeği. Bir feministin politik bir cinayete maruz bırakılması ve hayatını kaybetmesi. Bizler için de çok uyarıcı oldu. Evet çok acılı, zor bir dönemden geçiyoruz. Geçeceğiz. Ama dayanışmayı, umudu hiç kaybetmemek ve irademizi asla bir avuç marjinal kesime teslim etmemek gerekiyor.
Bütün dünyada çoğunluğu zoraki politikalarla, algı operasyonlarıyla, manipülasyonlarla ve hukuk dışı oy hırsızlığı dahil ya da seçim bölgesi oyunları dahil (ABD'de olduğu gibi) iktidarlara el koyan ya da iktidarları kuşatan sağ otoriter yükselişe karşı daha bilinçli daha örgütlü ama mutlaka hayallerimizden de vazgeçmeden ufkumuzu geniş tutarak mücadele etmemiz gerekiyor.
Bakın bugün dünyada ABD ve İsrail'in bu kadar hukuk dışı İran saldırısına karşı ve Gazze'de soykırıma varan, çocuk cinayetleriyle başlayan ve çocuk cinayetleriyle fütursuzca devam eden olguya karşı İspanya'dan yükselen itiraz herkes için çok öğretici olmalı. Müslümanlara yönelik yapılan bu saldırıları şu an için (İran ya da Filistin fark etmiyor) bir Müslüman lider bile çıkıp bu netlikte eleştiremedi. Bu netlikte karşı koyamadı. Buradan almamız gereken çok büyük bir ders var: Evrensel hukukun, temel insan haklarının hepimizin ortak değeri olduğunda birleşmemiz gerekiyor. Bizi birleştirecek olan nokta bu. Bunu kaçırdığımız zaman dini kimliklerin içerisine ya da sağ politik kimliklerin içine gömüldüğümüzde toplumlara bir şey vaat edemiyoruz.
Umut İspanya'nın çıkışında. Umut bu çıkışı kendi ülkesinde örgütleyebilecek kesimlerde. Bunu yapabiliriz. %1'in iktidarına karşı %99 olarak daha güçlü ve örgütlü ve daha cesaretli... Korkacak hiçbir şey yok. Yaşanacaklar zaten yaşanacak. Özgürlük ve demokrasinin ve eşitliğin bedeli var. Bu bedel ödenecek. Ve bu yüzyıl, halkların tekrar bedel ödeme yüzyılı.
Burada ufkumuzu ve dayanışmamızı çok geniş tutmamız lazım. Geçmişten daha örgütlü olmamız gerekiyor. Örgütlülüğün bin tane biçimi var. İlle gidip bir partiye üye olmak değil. Örgütlü bir toplumu ve hayalleri geniş bir toplumu yaratmak hepimizin elinde. Bunun için mücadele etmek hayatın anlamı aslında. Herkesi bu anlamı bu 8 Mart'ta bir kez daha düşünmeye davet ediyorum."
@hlyglbahar