Lafı eğip bükmeye gerek yok,dümdüz söyleyelim.
Bilal Erdoğan'a yapılan tüm saldırıların arkasında fetö ve aparatları var.
Sebebi:
1)Erdoğan'ın oğlu olması.(Ki en büyük suçu)
2)İslâmî ahlâkla yetişmiş olması(Bu da Erdoğan'ın oğlu olmasından daha küçük suç sayılmaz)
Galatasaray'a kıyak için derbi tarihinin 25 Ekim yerine 26 Ekim'e alınmasını size şöyle anlatayım...
ŞL'de 8 maç var.
son hafta bütün maçlar aynı saatte.
kalan 7 maçın 6'sında GS, FB'den önce oynuyor.
fikstür öyle denk geldi.
sadece 1 kez FB, GS'den önce oynuyor.
20 Ekim FB - Slavia, 21 Ekim Lille - GS.
o da FB'nin şanssızlığına 1 hafta arayla maç oynanan fikstür.
14 Ekim Aston Villa - FB
17 Ekim FB - Alanya
20 Ekim FB - Slavia
yani FB için bu defa GS'den sonra oynamak daha iyi olacakken şanssızlığına öncesi denk geldi.
ama bunun bir yandan da şöyle ufak bir avantajı oldu.
25 Ekim Pazar günü GS - FB derbisi oynanacaktı.
FB, 20 Ekim'de İstanbul'da ŞL maçı oynayıp, 25 Ekim derbisine çok rahat hazırlanacaktı.
GS ise 21 Ekim'de Lille deplasmanına gidip. 22 Ekim'de dönüp yenileme idmanı yapıp. 2 tane idmanla derbiye çıkacaktı.
hooop, buna da çözüm buldular!
derbiyi 26 Ekim Pazartesi gününe aldılar!
GS için EN UFAK BİR DEZAVANTAJA BİLE müsaade etmiyorlar!
Yaklaşık bir hafta süren Doğu Türkistan seyahatimiz sona erdi.
Gulca, Kaşgar ve Urumçi’de pek çok yeri gezme ve görme imkanı bulduk. Tamamen kendi imkanlarımızla gerçekleştirdiğimiz bu geziye dair notlar ise şu şekilde ++
@Clemence_Guette Türkiye çok iyi bir şey yapıyor. Çocuklarımızı ve geleceğimizi tehdit etmenize, sapkın düşüncelerinizi halka empoze etmenize geçit yok. Şimdi defol git buraları daha fazla kirletme.
Saha içi analiz mi istiyorsunuz? Alın size Fenerbahçe’nin saha içi analizi:
Fenerbahçe Avrupa’da 7 maç oynadı.
Górnik Zabrze, Polonya Ligi’nin lideri.
Roma, İtalya Ligi’nin lideri.
Lyon namağlup, liderin yalnızca 2 puan gerisinde.
Sturm Graz, ligde 6 maç oynadı; tek mağlubiyeti var.
Fenerbahçe bu rakiplerin olduğu Avrupa serüveninde 7 maçtır yenilmedi, 3 eleme geçti.
Lyon’u deplasmanda iyi futbolla yenip Şampiyonlar Ligi’ne kaldı.
İtalya’da 4’te 4 yapan, ligin lideri Roma’yı Kadıköy’de elinden kaçırdı. O gece oynanan futbolla hepimiz gurur duyduk.
Hee, bir de yere göğe sığdıramadığınız Galatasaray var…
Avrupa’ya çıktı, daha ilk maçında Sporting’den 3 yedi, geldi.
Bu tabloda hiç mi gariplik görmüyorsunuz?
Ulan senelerdir anlatıyoruz:
Fenerbahçe’ye yokuş yukarı, rakibine yokuş aşağı lig oynatılıyor.
Fenerbahçe yıllardır sahada dayak yiyor. Oyuncusunun başına gelmeyen kalmıyor. Verilmeyen penaltılar, gösterilmeyen kartlar, rakibine gösterilen başka, sana gösterilen başka muamele…
Siz hâlâ:
“Saha içi analiz…”
Kusursuz, hata yapmayan takım arıyorsanız futbolu bilmiyorsunuz.
Mesele Fenerbahçe’nin hata yapması değil; Fenerbahçe hata yaptığında bedelini sonuna kadar öderken rakibinin hatalarının aynı bedelle karşılaşıp karşılaşmadığıdır.
Bunu görmeden yaptığınız her “saha içi analiz”, asıl meseleyi örtmekten başka bir i��e yaramıyor.
Samimi söylüyorum:
Fenerbahçe size fazla.Çok fazla hem de….
Bu kulübün yıllardır nelerle mücadele ettiğini görmeyip her puan kaybında hocasını, futbolcusunu, takımını çöpe atacaksanız gerçekten yazık Fenerbahçe’ye.
Hak etmiyorsunuz bu takımı.
Çok “saha içi analiz” istiyorsanız açın A Spor’u, açın SAÇ’ı sabahtan akşama kadar dinleyin.
Benim sizin analizinize söyleyeceğim ise çok daha kısa:
Saha içi analiziniz ile BSG…….
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan'ın liderliğinde; üreticimizin emeğini, vatandaşımızın bütçesini ve piyasanın adil işleyişini korurken, fiyatları manipüle ederek haksız kazanç sağlayan ve ekonomik düzeni bozan suçlarla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
Bu çerçevede İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturmada, “tarladan markete fiyat yolculuğu” mercek altına alındı. Ticaret Bakanlığımızdan Hal Kayıt Sistemi, Tarım ve Orman Bakanlığımızdan Çiftçi Kayıt Sistemi verileri temin edildi; Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca kapsamlı rapor hazırlandı. Yaklaşık 1.029 çiftçinin beyanına başvurularak ürünlerin üreticiden hangi bedelle çıktığı ve tedarikçilere hangi şartlarda ulaştığı incelendi.
Yapılan incelemelerde, hallerin büyük tedarikçileri konumundaki bazı firmaların piyasadaki hâkimiyetlerini kullanarak ürün arzını olduğundan düşük, maliyetleri ise gerçeğinden yüksek gösterdikleri; sahte müstahsil makbuzları düzenleyerek gerçeğe aykırı maliyet oluşturdukları ve bu yöntemlerle yaş sebze ve meyve piyasasında fiyatları yukarı yönlü manipüle ederek haksız kazanç sağladıkları yönünde tespitlere ulaşıldı.
Bu kapsamda; fiyatları etkileme, Vergi Usul Kanunu’na muhalefet, belgede sahtecilik ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları yönünden yürütülen soruşturmada, 41 büyük dağıtıcı firmanın 41 şüpheli yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildi; 22 ilde toplam 109 iş yeri ve ikamette eş zamanlı arama başlatıldı.
Soruşturmayı büyük bir titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, operasyonları gerçekleştiren İstanbul İl Emniyet Müdürlüğümüze; soruşturmaya veri, analiz ve raporlarıyla katkı sunan Hazine ve Maliye Bakanlığımıza, Tarım ve Orman Bakanlığımıza ve Ticaret Bakanlığımıza teşekkür ediyoruz.
Tarladan sofraya uzanan zincirin hiçbir aşamasının üreticimizin emeği ve vatandaşımızın bütçesi üzerinden haksız kazanç kapısına dönüştürülmesine müsaade edilmeyecektir!
GENÇLERİMİZE UZANAN SUÇ AĞLARINI TEK TEK DAĞITIYORUZ!
Yeni Eğitim-Öğretim Yılı’nın öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz, ailelerimiz ve eğitim camiamız için hayırlı olmasını diliyorum.
Yeni eğitim-öğretim yılında da tedbirlerimizi güçlendiriyoruz. 7 bakanlığımızın ortak protokolü, 31 bin bahçe görevlimiz, risk esaslı planlamalarımız ve artıracağımız okul çevresi ile servis denetimlerimizle evlatlarımız için sahadayız.
“Güvenli Okul” kapsamında bugün iki büyük operasyon gerçekleştirdik.
48 ilimizde bin 8 şüpheliye yönelik ilk operasyonumuzda; özellikle siber âlem üzerinden suç şebekelerine eleman devşirmeye çalışan yapıları hedef aldık.
78 noktada 2 bin 447 şüpheliye yönelik ikinci operasyonumuzda ise yeni nesil suç şebekeleri ve sokak çetelerinin üzerine gittik.
Bu operasyonlar; okullarımızın ve üniversitelerimizin güvenliğini daha da güçlendirmek, gençlerimizi suç şebekelerinin kirli ağlarından korumak için aldığımız tedbirlerin önemli bir parçasıdır.
Gençlerimizi suçun içine çekmeye çalışanlara, sokaklarımızda çeteleşmeye heveslenenlere, siber alemi eleman devşirme alanı görenlere fırsat vermeyeceğiz.
Adalet Bakanlığımız, Valiliklerimiz, Cumhuriyet Başsavcılıklarımız, Emniyet Genel Müdürlüğümüz ve Jandarma Genel Komutanlığımızın koordinasyonunda bu yapıların üzerine kararlılıkla gitmeye devam edeceğiz.
Okullarımızı da üniversitelerimizi de gençlerimizin geleceğini de suç şebekelerine bırakmayacağız.
Kahraman polislerimizi, jandarmamızı ve operasyonlarda emeği geçen tüm birimlerimizi tebrik ediyorum.
@TC_icisleri@EmniyetGM@jandarma
"Sizi gözü gibi koruyan, sizin için tüm gücünü kullanan büyük bir devletiniz var.
Biz; hangi görüşe, kökene, gelir grubuna ait olursa olsun, hiçbir evladımızı sokakta bulmadık, sokakların insafına da terk etmeyiz.”
@RTErdogan
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan'ın liderliğinde; İçişleri Bakanlığımızla koordinasyon içerisinde milletimizin huzurunu, şehirlerimizin güvenliğini ve çocuklarımızın geleceğini tehdit eden sokak çetelerine karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
Bugün, milyonlarca evladımızın yeni eğitim öğretim yılı için okullarına döndüğü 14 Eylül sabahında, çocuklarımızın geleceğine göz diken sokak çetelerine ve yeni nesil suç örgütlerine karşı ülke genelinde "SOKAKLAR GÜVENDE" operasyonlarını başlattık.
Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüzün koordinasyonunda, 78 Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yürütülen soruşturmalar kapsamında 2 bin 447 şüpheli hakkında adli işlem gerçekleştirildi; jandarma ve polis teşkilatlarımızla 148 eş zamanlı operasyon yapıldı.
Uyuşturucudan yağmaya, silah ticaretinden şantaja, kara para aklamadan yasa dışı bahse kadar geniş bir suç yelpazesinde faaliyet gösteren bu suç yapılarına karşı mücadelemiz yalnızca suçluları yakalamakla sınırlı değildir.
Hedefimiz; suç örgütlerinin insan kaynağını, finansmanını, ağlarını, lojistik imkânlarını ve suç üretme kapasitelerini ortadan kaldırmaktır. Gençlerimizi sosyal medya üzerinden etkisi altına almaya çalışan, suçu bir güç ve statü unsuru gibi gösteren yapıları yok etmektir.
Bu kapsamlı operasyonların başarıyla yürütülmesinde büyük bir özveriyle görev yapan 78 Cumhuriyet Başsavcımıza, Emniyet ve Jandarma teşkilatlarımızın fedakâr mensuplarına teşekkür ediyorum.
Sokaklarımız suç örgütlerine bırakılmayacaktır!
Çocuklarımız ve gençlerimiz suç örgütlerinin insan kaynağı olmayacaktır!
Suçtan elde edilen güç ve kazanç korunamayacaktır!
Cumhuriyet Başsavcılıklarımız, polis ve jandarma teşkilatlarımız ve ilgili tüm kurumlarımızla birlikte mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Mesele Bilal Erdoğan Değil, Sen Hala Anlamadın mı?
Batı beslemesi ahlaksız bir güruh sabah akşam Bilal Erdoğan'a saldırıyor.
Neymiş efendim, resmi sıfatı yokmuş. Niye orada burada karşılanıyormuş.
Meselenin Bilal Erdoğan'ın resmi bir sıfatının olup olmamasıyla alakası yok.
Mesele Tayyip Erdoğan'a saldırmak için yeni bir bahane bulmak.
Adım adım gidelim.
Bilal Erdoğan üzerinden Tayyip Erdoğan'ı hedef gösteren bu ahlaksız güruh aynısını Berat Albayrak bakanken de yaptı.
Bu batı beslemeleri Trump'ın damadı Jared Kushner danışman sıfatıyla devleti yönetirken hiç tepki göstermediler. Ama Berat Albayrak'a her fırsatta 'damat' diye saldırdılar.
Öyle ki en sonunda Tayyip Erdoğan hay 'damat kadar başınıza taş düşsün' dedi.
Ama dikkat edin. Ivanka Trump ve damat Kushner bu batı beslemelerini hiç rahatsız etmedi. Aksine övgüler düzdüler.
Aynı ahlaksız saldırıları Selçuk Bayraktar'a da yaptılar. Rahmetli Özdemir Bayraktar'ın açtığı yoldan giden ve Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde büyük işler yapan Selçuk Bayraktar hep hedefe kondu.
Çünkü Selçuk Bayraktar da Tayyip Erdoğan'a saldırmanın bir bahanesiydi. Halen öyle.
Bu batı beslemeleri o kadar ahlaksız ve iki yüzlüdür ki İngiliz Kraliçesi öldüğünde hüzünlenir yeni kralın seçilme törenlerini coşkuyla takip ederler.
Ama Osmanlı Saltanatının anılması dahi onları müthiş derecede rahatsız eder.
İngiliz Hanedanlığı onlar için çok "cool"dur. Ama Osmanlı aşağılanması gereken kara bir lekedir.
Çünkü dertleri demokrasi ya da saltanat değildir. Millî ve dini değer düşmanlığıdır.
İngiliz ve Fransız okullarına çocuklarını göndermek için birbirlerinin üstüne basmaktan da geri durmazlar.
Çocuklarına ne idüğü belirsiz isimler koyarak kompleksli birer batı beslemesi olduklarını ilan ederler.
Mesela Prenses Diana'ya döktükleri göz yaşını darbecilerin katlettiği Adnan Menderes'e dökmezler. Hatta Menderes onlar için suçludur.
Bu örnekler uzar gider.
Gezi vandallığında söyledikleri gibi "mesele ağaç değil, sen hala anlamadın mı?"
Mesele Bilal Erdoğan değil. Sen hala anlamadın mı?
MASAK'TAN "AİLEM GÜVENDE" OPERASYONU.
SINIRLARI AŞAN FON VE İLİŞKİ AĞI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleşen "Ailem Güvende" operasyonlarında 15 ilde 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletme hakkında işlem yapıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2026/143015 sayılı soruşturması kapsamında hazırlanan MASAK verileri, soruşturmanın mali boyutunu somutlaştıran önemli bir tablo ortaya koyuyor. HAK, Lambda İstanbul, LISTAG, Pozitif Yaşam, Pozitif İz ve SPoD olmak üzere altı derneğin toplam dış kaynaklı transfer tutarı yaklaşık 150 MİLYON TL seviyesinde.
En yüksek para hareketi SPoD'da görülüyor. MASAK kayıtlarında SPoD için yaklaşık 76 MİLYON TL tutarında transfer yer alıyor. Listenin içinde ABD Dışişleri Bakanlığı bağlantılı GFS kayıtları, ILGA-Europe, European Endowment for Democracy, Rainbow Railroad, Women Win, German Marshall Fund, Freedom House, OutRight, RFSL, TGEU, Almanya, Hollanda, Fransa ve çeşitli Avrupa kuruluşları bulunuyor. SPoD, aynı zamanda ILGA-Europe'nin Türkiye üyeleri arasında yer alıyor; HAK, Lambda İstanbul ve LISTAG da aynı uluslararası ağın Türkiye üyeleri arasında bulunuyor.
İkinci büyük kalem Pozitif Yaşam. MASAK verisinde yaklaşık 25 MİLYON TL dış kaynaklı hareket bulunuyor. Burada Gilead Sciences, Alman Marshall Fund, European Commission, UNDP, European AIDS Treatment Group ve çeşitli uluslararası sağlık kuruluşları öne çıkıyor. Pozitif İz'de ise yaklaşık 4.5 MİLYON TL tutarında hareket görülüyor. Bu kayıtlarda ABD Dışişleri Bakanlığı, International AIDS Society, Fransa Büyükelçiliği ve Türkiye Avrupa Vakfı gibi isimler bulunuyor. Gilead'ın kendi yayımladığı destek listelerinde de Pozitif Yaşam ve Pozitif İz projeleri ile LISTAG'a verilen destekler belgelenmiş durumda.
HAK açısından MASAK toplamı yaklaşık 37 MİLYON TL. Burada ILGA-Europe yaklaşık 4.8 MİLYON TL, European Endowment for Democracy yaklaşık 8.8 MİLYON TL, Wellspring yaklaşık 9.5 MİLYON TL, Fransa Büyükelçiliği yaklaşık 400 BİN TL ve Norveç bağlantılı kuruluşlar yaklaşık 1.2 MİLYON TL seviyesinde görünüyor. Lambda İstanbul'da yaklaşık 4.5 MİLYON TL, LISTAG'da ise yaklaşık 15 MİLYON TL dış kaynaklı hareket bulunuyor. LISTAG kayıtlarında ILGA-Europe, German Marshall Fund, Almanya Federal Cumhuriyeti, Hollanda Dışişleri ve Hollanda Krallığı Büyükelçiliği ile EED dikkat çekiyor.
Buradaki uluslararası mimarinin en önemli özelliklerinden biri, fonların yalnızca "ABD'den Türkiye'ye" şeklinde doğrudan ilerlememesi. Daha karmaşık bir yapı var. ABD ve Avrupa'daki kamu/vakıf kaynakları, önce uluslararası fon mekanizması veya ara kuruluşlara aktarılıyor, ardından bu fon Türkiye'deki dernek, proje yöneticileri ve aktivistler'e ulaştırılıyor ve buradan da Türkiye'deki başka kuruluşlara, üniversitelere, belediyelere veya BM kuruluşlarına ulaştırılıyor.
ABD bağlantısının en önemli düğümlerinden biri Global Equality Fund. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın belgelerine göre GEF; ABD, Kanada, Fransa, Almanya, Hollanda, Norveç ve diğer ülkelerin hükümetleriyle özel sektör ve vakıfların oluşturduğu kamu-özel ortaklığı niteliğinde. Fon, dünya genelinde LGBTQI kuruluşlarına küçük hibelerden uzun vadeli kapasite geliştirme desteğine kadar çeşitli mekanizmalar kullanıyor.
Avrupa ayağında ise ILGA-Europe ve EED öne çıkıyor. ILGA-Europe'nin resmi üyelik listesinde HAK, Lambdaistanbul, LISTAG ve SPoD'un yanında Kaos GL, Pembe Hayat, Mayıs 17, ÜniKuir ve başka Türkiye kuruluşları da bulunuyor. EED'nin Türkiye çalışmalarında ise Hevi ve ÜniKuir gibi kuruluşlara destek verildiği görülüyor.
Sivil Düşün ve Etkiniz ise bu ağın AB ayağındaki başka ara mekanizmalar. Sivil Düşün kapsamında Pembe Hayat ve Kaos GL'nin de yer aldığı Rainbow Coalition Against Discrimination projesi yürütüldü. SPoD, Lambda İstanbul, Pembe Hayat, Kaos GL ve başka kuruluşlar Sivil Düşün'ün LGBTİ+ ağ çalışmalarında aynı platformlarda yer aldı. Etkiniz de 2019'dan itibaren LGBTİ+ hakları alanında izleme ve savunuculuk faaliyetlerine destek verdi.
Bu ilişki ağında Marsel Tuğkan Gündoğdu önemli bir bağlantı noktası olarak karşımıza çıkıyor. Gündoğdu; Sivil Düşün program görevlisi, 2019'dan itibaren ILGA-Europe Türkiye danışmanı ve SPoD gönüllüsü olarak yer alıyor. Ayrıca Global Grassroots Support Network, Kampanya+ ve Stiftung Mercator'un Turkey Europe Future Forum programıyla bağlantıları bulunuyor. Bu nedenle burada ortaya çıkan zincir yalnızca "fon-dernek" bağlantısı değil; uluslararası kuruluşlar, Türkiye programları, aracı şahıslar ve farklı sivil toplum kuruluşları şeklinde de ilerliyor.
Cem Öztürk de benzer biçimde SPoD'un proje ve kaynak geliştirme çalışmalarında görev almış, ILGA-Europe faaliyetlerinde yer almış ve Pembe Hayat, ÜniKuir ile İstanbul'daki çeşitli yerel konsey yapılarıyla faaliyet yürüten bir isim.
Hollanda ve Almanya bağlantıları da ayrı bir hat oluşturuyor. MASAK raporunda Hollanda Konsolosluğu ve Hollanda Dışişleri kaynaklı transferler Lambda, LISTAG ve SPoD kayıtlarında görülürken, 17 Mayıs Derneği'nin Hollanda Büyükelçiliği İnsan Hakları Fonu desteğiyle yürüttüğü çalışmalar da belgelenmiş durumda. Almanya tarafında ise German Marshall Fund ve Almanya Federal Cumhuriyeti kaynakları LISTAG, Pozitif Yaşam ve SPoD kayıtlarında karşımıza çıkıyor. Norveç ve Fransa bağlantıları da HAK, SPoD ve Pozitif İz kayıtlarında mevcut.
Rainbow Railroad ise ağın göç ve yeniden yerleştirme boyutunu gösteriyor. Kuruluş, Kanada ve ABD hükümetleriyle doğrudan ortaklıklar geliştirdiğini; 2024'te Kanada'nın Government-Assisted Refugee programıyla operasyonel işbirliğine geçtiğini açıklıyor. Türkiye'de yaşayan bir sığınmacının Kanada'ya yerleştirilmesine ilişkin vaka da kuruluşun kendi yayınında yer alıyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, "hangi derneğe ne kadar para geldi?" sorunun peşinde değil. Bu zaten tespit edilmiş durumda. Bu aşamadan sonra savcılık, "Para nereden çıktı, hangi uluslararası mekanizmadan geçti, Türkiye'de hangi kuruluşa ulaştı, hangi kişi tarafından hangi projede kullanıldı ve o kişi üzerinden hangi başka dernek, üniversite, belediye veya BM kuruluşuna bağlandı?" sorularının cevaplarını arayacak.
Şimdi sıra baronlarda demiştik…
Sözümüzün arkasındayız. Uyuşturucu baronlarının ve kurdukları uluslararası suç ağlarının peşindeyiz.
Daha iki gün önce İstanbul’da, 2017’den bu yana firari olan uluslararası uyuşturucu ticareti yapan suç örgütünün lideri İslam Yakut’u yakalamıştık. Bugün de Mersin’de, Güney Amerika’dan deniz yoluyla getirilen kokainin sevkiyatını planlayan bir uyuşturucu ağına darbe vurduk.
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığımızın talimatıyla yürütülen soruşturma kapsamında Mersin İl Emniyet Müdürlüğümüzle yürütülen çalışmalarla uyuşturucunun geminin su altındaki gövdesine gizlenerek dalgıçlar marifetiyle çıkarılması ve batı illerimize sevk edilmesi planını deşifre ettik.
Brezilya’dan hareket ederek Mersin Limanı’na yanaşan CSPC PISCES isimli gemide yapılan aramada, gövdenin alt kısmındaki motor soğutma suyu bölümüne zulalanmış yaklaşık 350 kilogram kokain ile dalış ekipmanları ve su altı deniz scooteri ele geçirdik.
Piyasa değeri yaklaşık 1,5 milyar lira olan uyuşturucuya el konuldu, teknik ve fiziki takiple tespit edilen 9 şüpheli yakalandı. Şüpheliler hakkında “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” suçundan adli işlem başlatıldı.
Operasyonu başarıyla yürüten Mersin Cumhuriyet Başsavcılığımızı, Mersin İl Emniyet Müdürlüğümüzü ve süreçte emeği geçen tüm kamu görevlilerimizi canı gönülden tebrik ediyorum.
Gençlerimizi ve geleceğimizi hedef alan uyuşturucu suçlarıyla mücadelemizi kaynağından dağıtım ağına, finansöründen baronuna kadar kararlılıkla sürdüreceğiz.
Zehir tacirlerine müsamaha yok. Baronlara geçit yok!