Meslek hayatımda birçok suç duyurusunda bulundum ama en anlamlısı buydu. Hem ülkedeki adaletsizliğe karşı elimden geldiği, gücümün yettiği kadarını yapabildim hem de edebi anlamda ilk kez biri hakkında akrostiş suç duyurusu yazabildim.
Açıklamalar kısmındaki beş paragrafın ilk harflerinde sizin için bir sürpriz duruyor :)
“Suç örgütüne üye olmak” iftirasıyla tutuklandım. Oysa benim üye olduğum tek örgüt, Türkiye Barolar Birliği ve İstanbul Barosu’dur. Yani bu ülkenin onurlu savunma geleneğidir. Ne bir suç yapısının, ne bir kumpas senaryosunun parçası oldum. Olmam.
Bu açık bir yargı kumpasıdır. Tek nedeni de herkesin bildiği üzere Ekrem İmamoğlu’nun avukatlığını yapmamdır. Amaçları korkutmak, susturmak, yalnızlaştırmaktır. Boşuna uğraşıyorlar. Çünkü biz avukatlar teslim olmayız.
İmamoğlu’na avukatlık yapmayı suç sayan bu çarpık zihniyete sesleniyorum: Eğer bu görevi “ateşten gömlek” ilan ediyorsanız, bilin ki biz o gömleği çoktan giydik, yanmayız. Ben giderim, yerime yüzlercesi gelir. Çünkü biz haklının yanındayız. Çünkü biz eğilmeyiz, susmayız, vazgeçmeyiz.
Çünkü bizim avukatlık pratiğimiz boyun eğmez.
Hepiniz ağlayarak özür dileyeceksiniz. O gün geldiğinde; affedeni, acıyanı, yargılamaktan vazgeçeni de unutmayacağız! Yok öyle “torunlarla emeklilik, hepimiz kardeşiz, kavga istemiyoruz” falan.Her şey yeni başlıyor. Bu ülkeye, insanına yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz!
Sevgili Sena,
Bize cevap verirken alıntıladığın baro paylaşımındaki fotoğrafta benim saydığım 15 ten fazla İzah üyesi meslektaşımız var. Biri de benim :)
Pek çoğumuz yanyana mücadele ettik. Gözaltı takibinde de sulh cezada da. Hem biliyorsun biz seninle aynı partide örgütlüydük.
Biz senin yargılandığın dosyada da birçok üyemizle yanındaydık, meslektaşlarımız gözaltına alındığında da.
Orada gönüllü gibi gelip özel müdafiilik almaya çalışan meslektaşımızı baroya şikayet eden de biziz gönüllülük ruhuna verdiği zarar için. Gönüllü müdafiiler varken cmk açıp gelen meslektaşlara tepki gösteren de biziz. Yanlış anlama bütün bunlar olması gereken zaten.
Bütün bunlar bilmediğiniz şeyler değil. Mesele burada bildiklerinize rağmen bizi incitme çabası.
Ama biz soru sorduk diye incinmeyiz. Bizden hesap soruluyor diye hiç incinmeyiz. Avukatız, sorgulayacağız soracağız. Bugüne değin böyleydi bundan sonra da böyle olacak.
GENÇ AVUKATLAR İZAH DİYOR!
19 Nisan 2025 tarihinde gerçekleştirilen İzmir Barosu Genç Avukatlar Meclisi seçimleri tamamlandı. İzmir Avukat Hareketi olarak aday gösterdiğimiz 21 meslektaşımızdan 19’unun seçilmesiyle, gençliğin ortak iradesi meclise güçlü bir şekilde yansıdı.
Bu süreçte emeği geçen tüm meslektaşlarımıza teşekkür ediyor, aynı zamanda mecliste bizimle birlikte görev alacak olan ve farklı aday listesinden seçilen iki meslektaşımızı da gönülden kutluyoruz. Genç Avukatlar Meclisi’nde birlikte çalışacak olmaktan memnuniyet duyuyoruz.
Yine bizlerle beraber geç saatlere kadar kalarak, seçimin tamamlanması için emek veren baro personeline de şükranlarımızı iletiyoruz.
Ne yazık ki seçim süreci, baro yönetiminin organizasyon eksikliği ve aceleyle değiştirilen yönerge nedeniyle ciddi aksaklıklarla geçti.
Yaklaşık 750 oyun sayımı, gece saat 02.30’a kadar sürdü. Tarafsız olması gereken divan, yönerge gereği baro yönetim kurulu üyelerinden teşkil etmiştir ve görevli yönetim kurulu üyeleri seçim günü taraf olduklarını belli eden renkler kuşanmaktan çekinmemişlerdir. Bu durum, adil ve şeffaf seçim ilkelerine gölge düşürmüş, yönetimin her zaman eleştirdiği kişi ve kuruluşlarla benzer zihniyette hareket ettiğini bir kere daha gözler önüne sermiştir.
Seçimlere yalnızca 40 gün kala, Genç Avukatlar Meclisi Yönergesi’nde yapılan değişikliklerle meclisi etkisizleştirmeye dönük girişimlere rağmen, genç meslektaşlarımızın iradesi bu müdahaleleri boşa çıkarmıştır. İzmir Barosu yönetiminin, "biz istedik öyle oldu" tavrına genç avukatlar sandıkta cevap vermişlerdir. Gençliğin sesi susturulamamıştır.
Şimdi, tüm genç meslektaşlarımızla birlikte, daha katılımcı, daha üretken ve daha güçlü bir meclis inşa etme zamanı. Gençliğin dayanışmasını büyütmek, ortak sorunlarımıza çözüm üretmek ve mesleğimizi birlikte daha ileri taşımak için buradayız. Aynı hassasiyetin Baro Yönetimi tarafından gösterileceğine olan inancımızı da hala koruyoruz.
İzmir Avukat Hareketi
Selçuk Kozağaçlı özgür. Soma’da katledilen işçilerin avukatıydı.
Sıra Aladağ ve Çorlu’da katledilenlerin avukatı Can Atalay’da. Sıra diğer tüm devrimci avukatlarda, siyasi tutsaklarda.
GAZETECİLİK MESLEĞİ SUÇ DEĞİLDİR!
Türkiye’de basın özgürlüğü bir kez daha ağır bir darbe aldı. Son olarak BirGün gazetesi yazarı Timur Soykan ve gazeteci Murat Ağırel sabaha karşı evlerine yapılan baskınlarla gözaltına alınmıştır.
Bu olay, yalnızca bir hukuki mesele değil; doğrudan doğruya demokrasinin temel direği olan basın özgürlüğüne yöneltilmiş bir tehdittir. İktidarın rahatsız olduğu haberlerin ardından gelen hukuksuz gözaltı işlemleri, halkın gerçekleri öğrenme hakkına yapılan açık bir saldırı olduğu gibi gerçeği ortaya çıkarmaya çalışan gazetecilere de adeta bir gözdağı niteliği taşımaktadır.
Timur Soykan ve Murat Ağırel’in yanında olduğumuzu, yalnız olmadıklarını bir kez daha vurguluyoruz. Ülkedeki gerçekleri ortaya çıkaran tüm onurlu gazetecilerin her daim yanlarında olduğumuzu bildiriyoruz.
Timur Soykan’ın da dediği gibi “Çeteler kaybedecek halk kazanacak!”
Bugün, 5 Nisan Avukatlar Günü'nü kutlarken, meslektaşlarımızın karşılaştığı ağır zorlukları ve adaletin savunucuları olarak yaşadıkları sıkıntıları bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Avukatlık mesleği, toplumsal düzenin ve hukukun teminatıdır. Ancak, hukukun savunucuları olarak bizler, yıllardır ekonomik, fiziksel ve psikolojik anlamda ciddi zorluklarla karşı karşıyayız.
Adaletin herkese eşit erişilebilir olması gerektiğini savunuyoruz, ancak bu amacımıza ulaşmak için verdiğimiz mücadelenin karşılığında yeterli ekonomik güvenceye sahip olamıyoruz. Yüksek mahkeme harçları, dava masrafları ve adli süreçlerin uzaması, avukatları maddi açıdan sıkıntıya sokmakta, birçoğumuzun geçim sıkıntısı çekmesine neden olmaktadır.
Bununla birlikte, bizler mesleğimizi icra ederken bazen müvekkillerimizden bazen davanın karşı tarafından bazense bizzat iktidar tarafından tehditlere maruz kalıyor ve hatta şiddet görüp öldürülüyoruz. Avukatlara yönelik şiddet, yalnızca bir meslek grubuna yapılan bir saldırı değil, aynı zamanda hukukun kendisine yapılan bir saldırıdır. Avukatlar, adaletin ve hukukun işleyişinin teminatıdır ve onların susturulmaya çalışılması, tüm adalet sistemine yönelik bir tehdit anlamına gelir.
Hukukun teminatı olan avukatlık mesleğimize yönelik şiddetin, toplumsal düzeni ve güveni sarsıcı bir etkisi olduğunu da yadsınamaz bir gerçektir.
Bizler, her gün mesleğimiz için mücadele ediyor, adaletin savunuculuğunu yapıyor ama karşılığında aldığımız ücretler, yalnızca geçimimizi sağlamakla kalmıyor, adeta bir hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor. Ödenmeyen ücretler, dava masraflarının karşılanamaması, müvekkillerin haklarına ulaşabilmesi için yapılan çabaların değersizleştirilmesi, bizlerin yalnızca işlerini değil, yaşamlarını da zorlaştırıyor.
Bugün, Avukatlar Günü’nde, yalnızca mesleğimizin onurlandırılması gerektiğini değil, aynı zamanda karşılaştığımız bu zorlukların giderilmesi gerektiğini de vurguluyoruz. Adaletin sağlanması sadece mahkemelerdeki kararlara bağlı değildir; aynı zamanda avukatların adil, güvenli ve insanca bir ortamda çalışmalarına da bağlıdır. Bu nedenle, tüm bu zorlukları görmezden gelmemek ve adaletin savunucularına gereken değeri vermek, toplumun ortak sorumluluğudur.
Öldürülmediğimiz, şiddet görmediğimiz, emeğimizin karşılığını aldığımız güzel günlerin umuduyla...
5 Nisan Avukatlar Günümüz kutlu olsun.
Aynı toprağın insanı olmaktan gurur duyacağınız biridir Volkan abi.
Karadeniz insanının inadının, devrim tutkusunun, direnişinin adıdır bizim için.
Sesin hep kulağımızda, öğütlerin hep kalbimizde kalacak.
“ Kuzey’in çocukları Kuzey’in oğlunu unutmaz “
Birlikte şarkılar söyediğin Kazım'a, uğruna ağıtlar yaktığın Ali İsmail'e, aynı dereden yıkandığın Özkan Sümer'e, Erkan Ocaklı'ya uğurladık bugün seni...
Cezaevinde olan İmamoğlu'nun, Murat Çalık'ın ve daha nice dostun ve kardeşinin yerine yanındaydık.
Sen hep var olacaksın!
Volkan Konak'ı sevmeyen gurur duymayan Trabzonluya Trabzonlu demem sadece yobaz derim.
Şahsi görüşümdür.
Onun kadar cesur olmak bize mirastır.
Sil ve engelle hadi koçum.
İzmir Avukat Hareketi olarak siyasi tutuklu bulunan vatandaşlarımızla bayram ziyareti gerçekleştirdik. Menemen Cezaevinde bulunan tüm vatandaşlarla tek tek görüşmeler yaparak onlara yalnız olmadıklarını dile getirdik.
Anonim olarak paylaştığımız mektup tutuklu olarak bulunan ve paylaşım konusunda açık rıza aldığımız tutuklu öğrencilerden sadece bir tanesi. Ancak hepsinin yaşadıkları sorunlar aynı.
Siyasi tutuklu olmaları nedeniyle kötü muameleye maruz kalıyorlar. Siyasi tutuklular oldukları ve insanlık onuruna yakışmayan durumlara karşı çıktıkları için kaba dayak ve hakaret gibi kötü muamelelere maruz kaldıklarını belirtiliyorlar.
Ayrı koğuşlara zorla dağıtılarak aynı odada kalmak istemelerine rağmen, 10-15 yataklı odalara bölünerek ayrı koğuşlara tek tek dağıtılmışlar.
Yatak yetersizliği sebebiyle herkes yerde yatmak zorunda kalıyor çünkü yeterli sayıda yatak yok.
Revir ve sağlık hizmetlerine erişim haklarının engellendiğini söylüyorlar.
Ailelerine dilekçe yazmalarına rağmen aileleriyle görüşme hakları verilmiyor.
Geceleri yatak olmadığı için vardiyalı olarak uyunuyor.Tutuklu gençler Gündüz başkasının yatağını kullanmak zorunda kalıyorlar.
Dilekçe verilmesine rağmen kantin ihtiyaçları keyfi şekilde bir haftadır karşılanmıyor.
Diş fırçası, diş macunu hatta su bardakları bile yok. Bu ihtiyaçlar başka arkadaşlardan rica edilerek karşılanıyor.
301 gencimiz bayramı cezaevinde geçiriyor. Tutsaklıklarının en kısa sürede sona erdirilmesi en temel talebimizdir. Yalnız değilsiniz arkadaşlar bizler yanınızdayız.