📌Dinî cemaatlere operasyonlar Ak Partililerl rahatsız etti diyenler var.
📌Ak Partililer rahatsız değiller, tersine çok memnunlar çünkü dinî cemaatlere değil, dini kullanan suç örgütlerine operasyon olduğunun farkındalar. Kimse ucuz algı yapmasın.
📌 MİLLET 2.FETÖ’YÜ İSTEMİYOR!
Yeni yapılan yolu ve tünelleri kullanarak eskiden İstanbuldan 3 saate gelinen yolu 2 saatte gelmiş olduk.
Kış nüfusu 30-40 bin yaz nüfusu 300 bin ve fazlasına varan ARMUTLU
ve daha girişte hayal kırıklığı başladı.
Videoların devamı gelecek.
YOL MEDENİYETİR.
Yaparsa AK Parti yapar,
Yaparsa ERDOĞAN Yapar.
Değerli bir ağabeyimizin kullanmadığı yazlığında kalmak için bir kaç günlüğüne İSTANBUL dan YALOVA ARMUTLU ya gittik.
Ve Sayın CUMHURBAŞKANIMIZ @RTErdogan sayesinde eskiden bir saat ve daha fazla süren Çınarcık Armutlu arası yeni yolu kullandık.
Tam 7 km tüneller ve viyadüklerle resmen dağlar delinmiş ve yol yapılmış.
Teşekkürler Sayın Cumhurbaşkanım
Sayın @RTErdogan Ve dava arkadaşları.
❝Türkiye son 25 yılda savunma sanayisinde bir değişim değil, bir devrim yaşadı❞
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, AA’nın Global İletişim Ortağı olduğu, Milli Savunma Bakanlığı ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfının (T3 Vakfı) düzenlediği TEKNOFEST Mavi Vatan'ı ziyaret etti
TCG Anadolu'da açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz:
— Bağımsız bir dış politika için savunma sanayisi vazgeçilmez
— Havada, karada, denizde her yerde TEKNOFEST kuşağını görüyoruz
— Bilimi, teknolojiyi kullanan, hakim olan, yenilik üreten, girişimci, milletine, ülkesine bağlı bir gençlik, Türkiye Yüzyılı'nın da teminatıdır, en sağlam temelidir
— Bunun arkasına güçlü siyasi iradesini ve istikrarlı bir yönetim anlayışı getiren Cumhurbaşkanımız en büyük teşekkürü hak ediyor
— Donanmamıza, Türk Silahlı Kuvvetlerimize, Selçuk Bayraktar'a özellikle yürekten teşekkür ediyoruz
https://t.co/mKZMl9FGb0
"Savunma ihracatında dünyada 11. sıradayız, yakın zamanda da ilk 10'a gireceğiz"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Savunma sanayiinde gelinen nokta rastgele gelinmiş bir nokta değil; arkasında Cumhurbaşkanımızın güçlü siyasi iradesi, kararlılığı ve ülkemizin siyasi istikrarı var.
@mehmetakifcan79@HavvaMelikeee Akın Gürlek gibi bir Bakanımız 20 senedir yoktu. 20 senelik tecrübeniz ile alaakalı laf demiyorum. Sözünüzün gittiği yerin bir gerçekliği yok. Biz 28 Şubatta değiliz.
@mehmetakifcan79@HavvaMelikeee Hocam, benim üstünde durduğum nokta sizin zannınız. İlim ehlinin kızması da başgöz üstüne. Meseleye siz böyle bakarsanız, her cemaate operasyon gelecek algısı uyanır. Kara parayı aklama işine girmeyen, ajanlık işinde olmayan nice güzel cemaate dair bu yersiz zannı harlamayın.
KUYTUL YAPILANMASINDA “SİNDİRME VE İTİBARSIZLAŞTIRMA” BASKISI: İLK YOLA ÇIKTIĞI 25 YILLIK 'DAVA ARKADAŞI' TANIKLIK YAPTI
Adana Cumhuriyet Başsavcılığının “Alparslan Kuytul Suç Örgütü”ne yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında değerlendirilen müşteki Mürsel Güler’in ifadesinde, yapılanmanın iç işleyişine ilişkin dikkat çekici suçlamalar yer aldı. Yaklaşık 25 yıl yapı içerisinde bulunduğunu belirten Güler; Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul’un kendilerini eleştiren mensupları “hain” ve “ajan” ilan ederek hedef gösterdiklerini, aile ve namus üzerinden tehdit ve şantajda bulunduklarını, sosyal medyada binlerce paylaşım yaptırarak “psikolojik linç” uyguladıklarını ve mensupları eleştirmenlere karşı video çekmeye zorladıklarını söyledi. Güler, Kuytul’un taraftarlarına “2 gün herkes tweet atacak” şeklinde talimat verdiğini de beyan etti.
25 YILLIK DAVA ARKADAŞININ İFADESİ SORUŞTURMA DOSYASINDA
Adana Cumhuriyet Başsavcılığının Alparslan Kuytul Suç Örgütü’ne yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında, yapılanmanın eski mensuplarından Mürsel Güler’in müşteki sıfatıyla verdiği ifade de incelemeye alındı.
1998 yılında Furkan Vakfı ile tanıştığını ve yaklaşık 25 yıl boyunca yapı içerisinde aktif görev yaptığını anlatan Güler, yıllar içerisinde gördüğü yanlışları eleştirdiği için Alparslan Kuytul’un hedefi haline geldiğini söyledi.
Güler’in ifadesi; tehdit, şantaj, hakaret, sosyal medya üzerinden toplu hedef gösterme, psikolojik baskı, itibarsızlaştırma ve eleştiren mensupların yapıdan dışlanmasına yönelik sistematik uygulamalar bulunduğu beyanlarını içeriyor.
“ELEŞTİRDİĞİM İÇİN HER ZAMAN BANA KARŞI TAVIR ALDI”
Güler, yapıda bulunduğu dönem boyunca Alparslan Kuytul’un bazı karar ve uygulamalarına itiraz ettiğini belirterek, bu nedenle kendisine karşı tavır alındığını söyledi.
İfadesinde, Kuytul’un siyasi söylemlerinin zaman içerisinde sertleştiğini; hükümet yetkilileri, valiler, belediye başkanları, müftüler, cami görevlileri ve başka dini gruplar hakkında kullanılan dilin yapı üzerinde olumsuz etkileri bulunduğunu düşündüğünü anlattı.
Bu eleştirilerini doğrudan Kuytul’a da ilettiğini belirten Güler, bundan sonra kendisinin yapı içerisinde itibarsızlaştırılmaya başlandığını belirtti.
SEMRA KUYTUL’A “KAFA KESME” VE “YUMRUK” SUÇLAMASI
Mürsel Güler’in en dikkat çekici iddialarından biri Semra Kuytul’un yaptığı belirtilen toplantı ve yayınlara ilişkin oldu. Güler, Semra Kuytul’un bir toplantıda eleştirel isimlere yönelik olarak “Biz fitnecilerin ayağını kestik, Alparslan Hocam gelse kafalarını keser” şeklinde ifade kullandığını söyledi.
Başka bir konuşmada ise Alparslan Kuytul’un siyasi değerlendirmelerini eleştiren kişilerin “ağzının üstüne yumruk çakılması” yönünde sözler sarf edildiğini ifade etti. Güler, bu ifadelerin yapı içerisinde eleştiri getirenleri sindirmek ve mensupları söz konusu kişilere karşı harekete geçirmek amacı taşıdığını belirtti.
“KARAKTERSİZ, TERBİYESİZ, AJAN...”
Müşteki Güler, Semra Kuytul’un sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen bir yayında kendisini ismiyle hedef göstererek “karaktersiz”, “terbiyesiz”, “karakteri bozuk” ve “ajan” gibi ifadeler kullandığını söyledi.
Bunun yalnızca kişisel bir tartışma olmadığını savunan Güler, yapı içinde tanınan bir isim olması nedeniyle kendisinin itibarsızlaştırılmasının diğer mensuplara da mesaj niteliği taşıdığını ifade etti. Güler’e göre amaç, “eleştiren kişinin yapı içerisindeki saygınlığını ortadan kaldırmak ve başkalarının da aynı yolu izlemesini önlemekti.”
AİLENİN “ŞEREFİ” ÜZERİNDEN ŞANTAJ
İfadedeki en ağır suçlamalardan biri ise Güler ve ailesinin özel hayatına ilişkin tehditlerde bulunulduğu hususu oldu. Güler, Semra Kuytul’un kendisine yönelik olarak “Hocam senin ne sırlarını biliyor, hocam bir konuşursa görürsün” şeklinde sözler kullandığını söyledi.
Daha sonra Alparslan Kuytul’un da kendisine ailesinin şerefiyle ilgili bildiği şeyler bulunduğu yönünde sözler söylediğini belirtti. Güler, bu söylemleri “şantaj ve susturma girişimi” olarak nitelendirirken, sonraki süreçte kendisi ve ailesi hakkında sosyal medya hesapları üzerinden namus ve özel hayatı hedef alan paylaşımlar yapıldığını savundu.
“BİZ HAYATTAYKEN HOCAMIZA SAYGISIZLIK YAPAMAZSINIZ”
Güler’in anlatımına göre Semra Kuytul, kendisinden Alparslan Kuytul’un bazı siyasi açıklamalarını açıkça desteklediğini söylemesini de istedi. Güler, bu talebi yerine getirmemesi halinde yapı içerisinde kabul görmeyeceğinin kendisine söylendiğini ve “Biz hayattayken kimse hocamıza saygısızlık yapamaz, yüzünüze tükürürüz” şeklinde tehdit edildiğini belirtti.
Aynı yöntemin siyasi konularda Alparslan Kuytul ile aynı fikirde olmayan diğer mensuplara da uygulandığını savunan Güler, kişilerin topluluk önünde “hizaya getirilmeye” çalışıldığını söyledi.
“2 GÜN HERKES TWEET ATACAK” TALİMATI İDDİASI
Güler’in ifadesinde sosyal medya faaliyetlerine ilişkin ayrıntılı iddialar da yer aldı. Kendisinin hedef gösterilmesinin ardından yüzlerce kişinin katıldığı toplantılar düzenlendiğini ileri süren Güler, Alparslan Kuytul’un taraftarlarına iki gün boyunca kendisi ve ailesi aleyhine paylaşım yapmaları yönünde talimat verdiğini söyledi.
Güler’in aktarımına göre Kuytul, “2 gün herkes tweet atacak, sonrasında bizim belirlediğimiz hesaplar tweet atacak” şeklinde talimat verdi. Güler, bu yöntemle kendisi ve ailesi hakkında binlerce hakaret ve tehdit içerikli paylaşım yapıldığını, bunun bir “psikolojik linç kampanyasına” dönüştüğünü söyledi.
8,5 SAATLİK “İKNA TOPLANTISI” YAPILDI
Güler, kendisinin itibarsızlaştırılması amacıyla Adana’da onlarca kişinin bir araya getirildiğini, farklı şehirlerde ve yurt dışında da takipçilerin belirli noktalarda toplandığını söyledi.
Bu kapsamda yaklaşık 8,5 saat süren bir yayın yapıldığını belirten Güler, bu toplantılarda kendisinin hedef gösterildiğini ve yapı mensuplarının kendisine karşı tavır almaya yönlendirildiğini beyan etti.
“ZORLA VİDEO ÇEKTİRİLDİ”
Mürsel Güler’in ifadesinde dikkat çeken bir başka başlık, yapılanmadan ayrılan veya Alparslan Kuytul ile sorun yaşayan kişilere karşı mensuplara video çektirildiği beyanı oldu. Güler, geçmişte Hasan Koyuncu hakkında manevi baskı altında video çekmeye zorlandığını söyledi.
Daha sonra bu davranışından pişman olduğunu ve Koyuncu’dan helallik istediğini belirten Güler, benzer yöntemin Koray Sarısaçlı konusunda da kullanıldığını ifade etti. Beyana göre yaklaşık 10 kişi bir binada toplanarak kendilerine ne söylemeleri gerektiği anlatıldı.
Güler, video çekmek istemeyen bir kişinin yapıdan uzaklaştırıldığını, mensupların görevlerini kaybetme ve cemaatten dışlanma korkusuyla video çekmek zorunda kaldığını beyan etti.
“KİMİN NE KONUŞACAĞINI DAHİ KUYTUL BELİRLİYORDU”
Güler, söz konusu itibarsızlaştırma videolarının doğrudan Alparslan Kuytul tarafından organize edildiğini söyledi. İfadesinde “Kimin ne konuşacağını, ne anlatacağını dahi Alparslan Kuytul belirlemektedir” diyen Güler, çekilen görüntülerin daha sonra yapıya ait sosyal medya hesaplarından yayıldığını, ardından diğer mensuplar tarafından geniş kitlelere ulaştırıldığını söyledi.
Güler'e göre bu uygulama yalnızca kendisine değil, Kuytul ile sorun yaşayan başka eski mensuplara karşı da kullanıldı.
KORAY SARISAÇLI, HASAN KOYUNCU VE GALİP KIRAN ÖRNEKLERİNİ VERDİ
Güler, ifadesinde Galip Kıran, Hasan Koyuncu ve Koray Sarısaçlı'nın isimlerini de verdi. Bu kişilerin de geçmişte Alparslan ve Semra Kuytul ile yaşadıkları sorunların ardından itibarlarını hedef alan kampanyalarla karşı karşıya kaldıklarını belirtti.
Koray Sarısaçlı ve ailesine yönelik sosyal medya yayınlarında özel hayat ve namus üzerinden suçlamalarda bulunulduğunu savunan Güler, benzer yöntemin daha sonra kendi ailesine karşı da devreye sokulduğunu beyan etti. Güler, bunu “itibar suikastı” olarak nitelendirdi.
“CEMAATTEN AYRILANLARLA KONUŞMA YASAĞI”
Mürsel Güler'e göre yapılanmadan ayrılan veya liderliği eleştiren isimler yalnızca sosyal medyada hedef alınmıyor, aynı zamanda diğer mensuplarla temaslarının da kesilmesi sağlanıyordu. Güler, Alparslan Kuytul'un kendisini eleştirenlerin itibarsızlaştırılmasının ardından yapı mensuplarına bu kişilerle görüşmemeleri yönünde talimat verdiğini ifade etti.
Kendisinin de “hain” ilan edildiğini söyleyen Güler, ailesiyle görüşmeye devam eden mensupların dahi hedef gösterildiğini söyledi. İfadesine göre bir yayında bu kişiler için “Bunlarla görüşende cemaat kanı yoktur, bunlarla görüşen kansızdır” ifadeleri kullanıldı.
SOSYAL MEDYA HESAPLARI İÇİN “MERKEZDEN YÖNETİLİYOR” İDDİASI
Güler; “Furkan Duruşu”, “Furkan Harekatı Gündem” ve “Davet Meydanı” isimli sosyal medya hesaplarının da kendisi ve ailesine yönelik kampanyalarda kullanıldığını belirtti.
Bu hesaplardan aile şerefini ve özel hayatını hedef alan tehdit ve şantaj içerikli paylaşımlar yapıldığını savunan Güler, hesapların Alparslan Kuytul ve yakın çevresinin yönlendirmesiyle hareket ettiğini söyledi.
İfadesinde, sosyal medya üzerinden yürütülen kampanyaların yalnızca birkaç hesaptan ibaret olmadığını, binlerce paylaşım yapılarak konuların Türkiye gündemine taşınmaya çalışıldığını ifade etti.
“VİDEOLARI MANİPÜLE EDİN, ALGI OLUŞTURUN”
Güler ayrıca İsmail Ataş isimli bir yapı mensubunun, ayrılan kişiler hakkında mizahi ve aşağılayıcı videolar hazırlamakla görevlendirildiğini söyledi.
Dosyaya sunduğunu belirttiği bir mesajlaşmada ise teknik ekibe yönelik olarak cemaatten ayrılan kişiler hakkındaki videoların “manipüle edilmesi ve algı oluşturulması” amacıyla kullanıldığına ilişkin ifadeler bulunduğunu savundu.
GüLER: “BENİM VE AİLEMİN CAN GÜVENLİĞİNİ SAĞLAYIN”
Mürsel Güler, ifadesinin sonunda Alparslan Kuytul, Semra Kuytul ve isimlerini verdiği bazı yapı mensupları ile sosyal medya hesaplarından şikâyetçi olduğunu belirtti. Güler'in savcılığa ilettiği en dikkat çekici talep ise can güvenliğine ilişkin oldu.
Kendisinin veya ailesinin başına herhangi bir olay gelmesi halinde sorumluluğun Alparslan Kuytul'da aranmasını istediğini belirten Güler, kendisinin ve ailesinin can güvenliğinin sağlanmasını talep etti.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığının Alparslan Kuytul Suç Örgütü'ne yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında söz konusu beyanlar ve Güler'in delil olarak sunduğunu belirttiği sosyal medya kayıtları ile diğer materyaller adli makamlarca değerlendiriliyor.
TÜRKİYE'DE SERT MUHALİF, ALMANYA'DA ILIMLI MÜSLÜMAN. FURKAN VAKFI VE ALPARSLAN KUYTUL'UN ALMAN İSTİHBARAT RAPORLARI.
Bu sabah Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Furkan Vakfı'na yönelik düzenlenen operasyon, Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul'un da aralarında bulunduğu 32 kişinin gözaltına alınmasıyla sonuçlandı.
Adana merkezli 6 ilde 49 adrese eş zamanlı operasyon yapıldığı, soruşturma kapsamında 5 şirkete yönetim kayyumu atandığı ve 349 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli kararı verildiği açıklandı.
Soruşturmanın suç örgütü kurma ve yönetme, örgüt üyeliği, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve Vergi Usul Kanunu'na muhalefet iddiaları üzerinden yürütüldüğü bildirildi.
Bugünkü operasyon, Furkan hareketinin yalnızca Türkiye'deki faaliyetleri üzerinden değil, Almanya'daki yapılanması üzerinden de yeniden incelenmesini gerekli kılıyor.
Alman güvenlik ve istihbarat kayıtlarına göre hareket, 2010'lu yılların başından itibaren Almanya'da örgütlenmeye başladı; 2015'ten itibaren Dortmund ve Hamburg'da kurumsal dernekler oluşturdu ve 2016'dan itibaren Alman Anayasayı Koruma makamlarının radarına girdi.
Hamburg Anayasayı Koruma Teşkilatı, Furkan'ı daha 2016'da "yeni İslamcı hareketlerden biri" olarak değerlendirdi. Hamburg'daki Furkan Bildungs-und Kulturverein'in 2015’te kurulduğu, Türkiye'deki Furkan yapılanmasıyla bağlantılı olduğu ve gençlere yönelik dini eğitim faaliyetleri yürüttüğü raporlandı. Aynı yıl Alparslan Kuytul'un Hamburg'daki toplantısına yaklaşık 400 kişinin katılması Alman makamlarının dikkatini çekti.
2018'de Kuytul'un Türkiye'de tutuklanmasının ardından Almanya'daki Furkan yapılanması açık biçimde harekete geçti. Hamburg ve Münih başta olmak üzere çeşitli kentlerde "Alparslan Kuytul'a özgürlük" gösterileri düzenlendi. Bavyera Anayasayı Koruma Raporu, Münih'teki Furkan grubunun Hamburg'daki gösteriye katıldığını ve Kuytul'un tutukluluğunu faaliyetlerinin önemli gündemlerinden biri haline getirdiğini kaydetti.
2019'da Alman Federal Hükümeti Bundestag'a verdiği resmi cevapta Furkan'ı İslamcı bir hareket olarak tanımladı. Raporda hareketin demokrasi anlayışını reddettiği, uzun vadede Kur'an ve Sünnet esaslı bir toplum ve devlet düzenini hedeflediği ve Hasan el-Benna ile Seyyid Kutub gibi Müslüman Kardeşler düşünürlerinden etkilendiği belirtildi. Aynı belgede Kuytul'un Erdoğan ve AK Parti hükümetine karşı olduğu, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrası uygulamaları ve Türkiye'nin Suriye operasyonlarını eleştirdiği de açıkça kayda geçirildi.
Dolayısıyla Alman devleti aynı anda iki ayrı tespit yapmış durumdaydı. Kuytul Erdoğan karşıtıydı; fakat demokratik bir muhalif olarak değil, demokrasiye ve laik düzene eleştirel yaklaşan İslamcı bir hareketin lideri olarak değerlendiriliyordu.
Almanya buna rağmen Furkan'ı yasaklamadı. Bunun yerine hareketi Anayasayı Koruma teşkilatlarının gözetimi altında tuttu. Dortmund, Hamburg, Berlin, Münih ve daha sonraki yıllarda Frankfurt ve Lübeck gibi merkezlerde faaliyetler devam etti. Alman makamları dernekleri, toplantıları, sosyal medya faaliyetlerini ve özellikle gençlik çalışmalarını izledi. 2024 Nordrhein-Westfalen raporunda "Muslim Students NRW" yapılanmasının üniversite öğrencileri arasında Furkan'a yeni taraftar kazandırmaya çalıştığı ayrıca belirtildi.
Burada Almanya'nın geçmişi de önem taşıyor. Cemalettin Kaplan'ın Köln merkezli Kalifatsstaat yapılanması Almanya'dan Türkiye'deki laik rejimin değiştirilmesini hedeflemiş ve 2001'de Alman devleti tarafından yasaklanmıştı. Bu nedenle Türkiye merkezli radikal İslamcı hareketlerin Almanya'da örgütlenmesi Alman güvenlik makamları açısından yeni bir olay değil.
Furkan Vakfı'nın faaliyetlerinde asıl dikkat çekici nokta ise Alman devleti ve güvenlik servisleri Furkan'ın ideolojisini, Kuytul'un Türkiye'deki siyasi çizgisini ve Erdoğan karşıtlığını bilmesine rağmen Almanya'daki örgütlenmeyi tamamen ortadan kaldırmamış; derneklerin ve faaliyetlerin hukuki alan içerisinde devam etmesine izin vermiş ve hareketi esas olarak istihbarat gözetimi altında tutmuştur.
Alman devletinin Furkan'ı hem "İslamcı ve demokrasi karşıtı" bir yapı olarak izlemesi hem de Türkiye'de Erdoğan'a karşı sert muhalefet yapan Kuytul'un Almanya'daki faaliyet alanını tamamen kapatmaması, Türkiye-Almanya ilişkileri açısından dikkat çekici bir güvenlik ve siyaset konusu haline getiriyor.
Özellikle 2019 Bundestag dosyasında Furkan–Hizb-ut Tahrir bağlantısına ilişkin bazı bilgilerin istihbarat yöntemleri gerekçesiyle kamuoyuna açıklanmaması, Alman makamlarının Furkan hakkında kamuya açıklanmayan güvenlik bilgilerinin bulunduğunu gösteriyor.
Bu tabloya 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrasındaki Almanya-Türkiye güvenlik ve siyaset ilişkileri de eklendiğinde, Furkan operasyonunun yalnızca Adana merkezli bir adli soruşturma olarak okunması eksik kalacaktır. Almanya, 15 Temmuz sonrasında başta Adil Öksüz olmak üzere Türkiye'den farklı biçimde FETÖ yapılanmasına mensup kişi ve çevrelerin önemli bölümünün faaliyet alanı bulduğu ülkelerden biri olurken, aynı dönemde Almanya'daki Süleymancı yapılanmanın lideri Alihan Kuriş ve çevresinin Avrupa'daki faaliyetlerini hız vererek sürdürdüğü bir merkez olarak da öne çıktı. Bu nedenle bugün Kuytul ve Furkan yapılanmasına yönelen operasyon, yalnızca bir örgüt soruşturması değil, Ankara'nın, Almanya'da faaliyet gösteren ve Türkiye'de siyasi-dini etki üreten yapılara yönelik güvenlik yaklaşımında yeni bir aşamaya geçtiği mesajı da taşımaktadır.
Kuytul'un Türkiye'de sert İslamcı ve AK Parti karşıtı, Almanya'da ise daha kontrollü, daha ılımlı ve legalist bir çizgide faaliyet göstermesi; Süleymancıların ise Almanya'da daha kurumsal ve ılımlı bir İslam modeliyle varlık göstermesi, iki farklı yapılanmanın Almanya'nın güvenlik alanında nasıl konumlandığı sorusunu gündeme getirmektedir.
Bu nedenle Alihan Kuriş ve Alparslan Kuytul'a yönelik operasyonun Almanya'ya verilen stratejik mesajı, "Türkiye sınırları dışında kurulan dini-siyasi ağların Türkiye'deki faaliyetleri artık Almanya merkezli Avrupa'daki konumlarından bağımsız değerlendirilmeyecektir" şeklinde okunabilir.
Başka bir ifadeyle Ankara, Almanya merkezli dini yapılanmaların Türkiye siyaseti üzerindeki nüfuzunu ve olası dış bağlantılarını doğrudan güvenlik meselesi olarak ele almaya başladığını göstermektedir.