Dün İzmit'ten Ankara'ya "hızlı" trenle geldim. İstanbul'dan gelen trenin İzmit'ten 19:43'te hareket etmesi bekleniyordu, yaklaşık 25 dakika gecikti. Ankara'ya sallana sallana 23:35'te ulaşabildik. İzmit'ten Ankara'ya bekleme dahil neredeyse 4 saatte varmış oldum. Tamam belki tam ekspres tren değildi ama sonuçta hızlı tren..
Bu devirde İstanbul-Ankara arasında gerçek anlamda bir hızlı tren olmamasını anlamak mümkün değil. Bana kaynak, bütçe vs demeyin. Bunu yapacak kaynak kesinlikle var.
Nerden mi çıktı şimdi bu? Trende OVP'yi inceliyordum. Kişi başı milli gelirin 2029 yılında 25 bin dolara çıkmasının beklendiğini gördüm. Sonra hızlı treni düşündüm. Öyle çıktı bu satırlar kalemimden..
İnsanların yaşam kalitesini medeni bir şekilde yükseltemediğimiz sürece kişi başı milli gelirin 25 bin dolara çıkmasının fazla bir önemi yok. Bazıları için olabilir, ama benim için yok.
İndirim marketlerde “ayakta kasiyerlik yaptırmak, Türkiye’ye özgü, zalimane bir şirket uygulaması…
Dünyada genel uygulama, kasiyerlerin işlerini oturarak yapmalarıdır.
“İndirim market” modelinin Avrupa’daki öncü ve en bilinen şirketi Aldi’de kasiyerler oturarak görev yaparlar. Lidl’de de öyle…
Japonya’da Kore’de de aynı şekilde…
Personeli sürekli ayakta tutmak; güya miskenleşmesinler, verimlilikleri düşmesin diye…
Ama, insanın dayanma gücünün de bir sınırı var.
Bu marketlerde kasiyerlerin sandalyesi olmaması, oturmanın yasak olması kadar geri zekalıca bir uygulama olamaz. Çok mu zor oraya bir yüksek döner ergonomik sandalye koymak? Oturmak niye yasak? Nasıl bir psikopatsınız siz?
🔴#SONDAKİKA | 12 ülke, Filistinlilerin yaşadığı bölgeleri gasp eden yasadışı İsrail yerleşimlerinde üretilen ürünlerin ticaretini YASAKLAYAN ortak bildiri yayınladı:
🇫🇷 Fransa
🇬🇧 Birleşik Krallık
🇨🇦 Kanada
🇩🇰 Danimarka
🇪🇸 İspanya
🇫🇮 Finlandiya
🇮🇪 İrlanda
🇮🇸 İzlanda
🇳🇴 Norveç
🇵🇱 Polonya
🇵🇹 Portekiz
🇸🇪 İsveç
🔴 Mehmet Şimşek'ten enflasyon yorumu:
"Bakın açık konuşalım burada. Samimi bir şekilde söylüyorum.
Bu zor coğrafyada, bu zor dönemde ekonominin şoklara karşı dayanıklılığında ciddi bir artış var. Bu rakamlara yansıyor.
Enflasyon bütün konjonktürlerde bırakın düşmeyi, kontrolden çıkabilirdi, çıkmadı. Evet, arzuladığımız noktada değiliz. Başlangıçta hedeflerimiz tabii ki iddialıydı. Biz ataleti muhtemelen düşük ölçtük.
2023'te deprem yaşandı, KKM'nin doğurduğu sonuçlar var, EYT var. Ciddi şoklarla karşı karşıya kaldık. Enflasyonun kontrolden çıkmaması önemliydi."
Biz “köprüler ya da yollar satılıyor” demedik. Tapusu zaten devlette. Peki madem öyle, neden 30 yıllığına özel şirketlere işletme hakkı veriliyor?
Zarar ediyorsa, bu şirketler enayi mi? Neden 30 yıllığına devralıyorlar?
Devletin kendisi “kâr ediyoruz” diyorsa, madem kâr ediyor; neden işletmesini özel şirkete bırakıyor? Üstelik bunun cefasını ve zamlı tarifelerini neden vatandaş 30 yıl boyunca çekmek zorunda?
Devlet olarak kendin bir fon kur, vatandaş da ortak olsun. Devletin malı yine milletin olsun, elde edilen kazanç da millete geri dönsün.
Bir kere de milletin cebinden almak yerine, millete kazandıran bir sistem kurulsa ne olur?
@claid_st Senin aklının ben, senin şeyhin forex de işlem yapıyor ufaklık, sende yapıyor musun ? Kes sesini sosyal medya şeyhin saklandığı delikten çıksın.
Akşama ve tarihe not.
KÖPRÜLERİMİZ VE OTOYOLLARIMIZ MİLLÎ TASARRUFLARLA İŞLETİLSİN
Geçtiğimiz günlerde yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile bazı köprü ve otoyolların 30 yıl süreyle işletme hakkı devri, kiralama veya gelir ortaklığı gibi yöntemlerle özelleştirilmesinin önü açıldı.
Mülkiyetin devlette kalacak olması önemlidir.
Ancak 30 yıllık işletme hakkı devrinin de yalnızca ekonomik bir işlem olarak görülmemesi gerekir.
Çünkü köprüler ve otoyollar; ulaşımın devamlılığı, ekonomik güvenlik, olağanüstü durum yönetimi ve vatandaşların seyahat verileri bakımından stratejik altyapılardır.
Bu tesislerin doğrudan veya yerli ortaklık görüntüsü altında olsa dahi yabancı sermayenin kontrolüne geçmesi hâlinde; araç geçişlerinden güzergâh hareketliliğine, ödeme bilgilerinden trafik yoğunluğuna kadar çok önemli verilerin güvenliği tartışmalı hâle gelebilir.
Bu nedenle meseleye yalnızca “Ne kadar gelir elde edilecek?” sorusuyla değil, “Türkiye’nin stratejik altyapısı ve vatandaşlarımızın verileri kimlerin denetiminde olacak?” sorusuyla da yaklaşılmalıdır.
Çözüm, millî varlıklarımızı yabancı şirketlere veya kaynağı belirsiz yapılara bırakmak değildir.
Türkiye’nin kendi tasarruflarını harekete geçirecek, vatandaşlarımızı bu yatırımların doğrudan ortağı yapacak şeffaf bir model kurulmalıdır.
Örneğin çoğunluk payı ve yönetim kontrolü devlette kalacak şekilde “Türkiye Köprü ve Otoyol İşletmeleri AŞ” adıyla bir şirket kurulabilir. Bu şirketin belirli orandaki hisseleri yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, yerli emeklilik fonlarına ve millî sermayeli kurumlara arz edilebilir.
Böylece vatandaşlarımız köprü ve otoyolların gelirine ortak olurken yastık altındaki tasarruflar da ülkemizin stratejik altyapısına ve ekonomisine kazandırılmış olur.
Ancak bu model mutlaka güçlü güvencelere dayanmalıdır:
• Devletin yönetim kontrolü ve imtiyazlı hissesi korunmalıdır.
• Yabancıların doğrudan veya paravan şirketler üzerinden kontrol sağlaması engellenmelidir.
• Vatandaşların geçiş ve ödeme verileri Türkiye’de tutulmalı, üçüncü kişilere aktarılamamalıdır.
• Geçiş ücretleri keyfî biçimde artırılamamalı; kamu yararı esas alınmalıdır.
• Bağımsız değerleme yapılmalı, bütün gelir ve giderler kamuoyuna açıklanmalıdır.
• Sayıştay ve TBMM denetimi kesintisiz sürdürülmelidir.
• Hiçbir yatırımcıya gelir veya kâr garantisi verilmemelidir.
Türkiye’nin kaynakları da sermayesi de insan gücü de vardır. İhtiyacımız olan şey; vatandaşlarımızın birikimlerini güvenilir, şeffaf ve millî yatırımlarla buluşturacak doğru bir sistemdir.
Köprülerimiz ve otoyollarımız milletin ortak eseridir. Geliri de denetimi de geleceği de milletimizin elinde kalmalıdır.
Yabancı sermayeye mecbur değiliz. Gelin, kendi kaynaklarımızı harekete geçirelim; vatandaşımızı millî altyapımızın ortağı yapalım ve Türkiye üzerinde hesap yapanların planlarını birlikte bozalım.
Köprüler ve otoyollar satılmasın; milletimizle birlikte, milletimizin yararına işletilsin.
@jacobkurden Benzetmeye bak muhakeme yeteneğin yok. Seninle benim aramdaki fark ben kişilere bakmam söylemlere bakarım. Acm nin söylediğini babam söylese karşı çıkarım. Kim hadislere savaş açmışsa karşısındayım. Sosyal medya şeyhinin müridleri Bilal Erdoğan bir kez uyardı sizi son olmasın